“Sonunda kendimi inceledim ve içimde neler oluyor diye kendime baktım. Ölmeye ve dirilmeye dair yüzlerce olay hatırladım. Gördüm ki, ben yalnızca Allah'a inandığımda yaşıyordum. Allah'ı düşünmem yetiyordu, o zaman hemen diriliyordum. O'nu unuttuğum, O'na inanmadığım zamanlarda ise, yaşam da yok oluyordu.”
Kitapta üç bölüm var. İlk bölüm hadislerden oluşuyor. Çoğu hadisin kaynağı da belirtilmiş hatta. Bazıları gerçekten çok güzeldi.
İkinci bölüm eşi Müslüman olup kendisi Hristiyan olan bir kadınla olan mektuplaşmasından oluşuyor. Kadın Tolstoy'a çocuklarının Müslüman olmak istediğini fakat toplumda karşılaşabileceği sorunları dile getirerek Tolstoy'dan onu yönlendirmesi adına yardım istiyor. Tolstoy, kadının bu mektuplarına çok güzel ve duyarlı bir şekilde cevap veriyor. Bu mektuplar şuan bir müzede sergilenmeye devam ediyor.
Üçüncü bölüm en sevdiğim bölüm oldu. Tolstoy’un kendi itiraflarından oluşuyor ve kendini bulma arayışı yolunda tüm dinleri nasıl araştırdığını sonunda nasıl İslamiyet’i tercih ettiğini detaylıca anlatıyor. Bu sırada ne aşamalardan geçtiğini, tüm düşüncelerini de aktarıyor. Ayrıca yine bu bölümde biraz felsefeye de değinmiş. İlk olarak kendine klasik soruları sorarak başlamış. “Ben kimim? Ne için yaşıyorum?” gibi.
Tolstoy kendisiyle birlikte etrafındaki birçok arkadaşının da Müslüman olmasına vesile olmuş, bu çok güzel bir şey. Kitaba gelince eksik ve yetersiz bulduğum kısımlar olmadı değil.. Yine de okuyup fikir edinmenizi isterim. Özellikle itiraflar bölümü beni çok etkiledi.