Bir bahar günü çilek kokuları içerisinde tanışan ve birbirlerinden ilk görüşte etkilenen Mira ve Yağız için aşkın büyüsüne kapılmak çok zor olmamıştı. Diğer taraftan, aralarına bir kara kedi gibi giren Yağızın tehlikelerle örülmüş geçmişi, mutluluklarının uzun sürmesine izin vermemişti. Hızlı ve tutkuyla başlayan bir aşkın özneleriyken kendilerini birdenbire hoyrat bir ayrılığın içinde bulan Yağız ve Miranın günlerine özlemin ıssızlığı sinmişti.
Günün birinde geçmişinin karmaşasını, sırlarını çözüp bir daha gitmemek üzere geri gelen Yağız, ardında bırakıp gittiği mutlu, tasasız, cıvıl cıvıl kadını aynı bulabilecek miydi? Derinden yaraladığı Miraya kendisini affettirebilecek miydi? Daha da önemlisi Yağız, Miraya yaşadıklarını unutturabilecek miydi?
"Ne olacağını bilmiyorum..." dedi onun bakışlarındaki tedirginliği yok etmek ister gibi, "Ama öğrenmek istiyorum Mira. Hayatımdaki tüm kaosa, tüm belirsizliğe rağmen bunu seninle yaşamayı istiyorum." diye fısıldadı ve ardından ekledi, "Çünkü seni incitebilme ihtimalime rağmen, seni istemekten vazgeçemiyorum."
Burcu Büyükyıldız, 1987 yılında İstanbul’da doğdu. Yıldız Teknik Üniversitesi İşletme Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Mezuniyetinden bu yana özel sektördeki profesyonel kariyerine devam etmekte olan genç yazar, 2011 yılında evlendi. Eğitim hayatından beri kurgulamaya devam ettiği hikâyelerini ilk kâğıda döküşü ve sosyal medyada yayınlayışı 2012 yılında AŞK HER ŞEYİ AFFEDER Mİ? adlı kitabıyla başlamıştır.
Yazarın basılı ve basılması planlanan eserleri;
SONSUZA KADAR SERİSİ
AŞK HER ŞEYİ AFFEDER Mİ? (Sonsuza Kadar #1) Yazım ve sosyal medyada yayınlanma tarihi: 2012 Basım tarihi: Kasım 2015 (Ephesus Yayınları)
YALANCININ MUMU (Sonsuza Kadar #2) 2012 tarihinde başka bir isimle yazılıp tamamlandı ve sosyal medyada yayınlandı. İlerleyen dönemlerde düzenlemeleriyle basılması planlanıyor.
***
AŞKIN RENKLERİ SERİSİ
ÇİLEK MEVSİMİ (Aşkın Renkleri #1) Yazım ve sosyal medyada yayınlanma tarihi: 2013 Basım tarihi: Ağustos 2014 (Müptela Yayınları) Basım Tarihi: Eylül 2016 (Ephesus Yayınları)
BİR GÜNAH GİBİ (Aşkın Renkleri #2) Yazım ve sosyal medyada yayınlanma tarihi: 2013 Basım tarihi: Nisan 2015 (Ephesus Yayınları)
CEZAYİR MENEKŞESİ (Aşkın Renkleri #3) Yazım ve sosyal medyada yayınlanma tarihi: 2014 Basım tarihi: Şubat 2017 (Ephesus Yayınları)
ÇİFTE BELA (Aşkın Renkleri #4) 2014 yılında tanıtımı yayınlandı, henüz yazım aşamasında.
PAPATYA FALI (Aşkın Renkleri #5) 2014 yılında tanıtımı yayınlandı, henüz yazım aşamasında.
OYUNBOZAN (Aşkın Renkleri #6) Henüz yazım aşamasında.
***
KOR SERİSİ
ARHAVİLİ (Kor Serisi 1) Bir Günah Gibi'den tanıdığımız Arhavili'nin hikâyesi. Henüz yazım aşamasında.
KUZGUN (Kor Serisi 2) Çilek Mevsimi'nden tanıdığımız Kuzgun'un hikâyesi. 2016 yılında tanıtımı yayınlandı. Henüz yazım aşamasında.
BARUT (Kor Serisi 3) Cezayir Menekşesi'nden tanıdığımız Barut'un hikâyesi. 2016 yılında tanıtımı yayınlandı. Henüz yazım aşamasında.
**** Yazarın GIYBET YUVASI isimli hikâyesi, Wattpad'de yayınlanmaya devam ediyor. Ayrıca SONSUZA KADAR SERİSİ'nin AŞK HER ŞEYİ AFFEDER Mİ? de dahil 9 hikayesinin tümü, 2012 yılında yazılıp sosyal medyada yayınlanmıştır.
Öncelikle Queen B, bu şahane hikaye için çok teşekkürler. Seni sevgiyle kucaklıyorum canım. :)
Sonrasında ise artık kimi daha çok seviyorum karar veremiyorum… Sarp mı, Demir mi yoksa Yağız mı? Okuduğum her kitapla beni benden alan bu erkeklerin arasında kaldım resmen. Burcu Büyükyıldız, beni çok zor bir duruma soktuğunun farkında mısın acaba? <3
Kitaba dönersem eğer, Çilek Mevsimi benim okuduğum 3. Burcu Büyükyıldız kitabı idi. Belki sizler ilk baskıyı okumuş olabilirsiniz ya da öncesinde Wattpad’den bile takip etmiş olabilirsiniz ancak ben yeniden düzenlenen ve son baskısı yapılan bu kitabı okumayı özellikle bekledim. Zira inanın aylarca beklediğime de gerçekten değdi. Bir kere ciltli kitapları çok seviyorum. Kaldı ki gerek kitabın kendisi, kağıt kalitesi, bölüm başlarındaki detaylar, son sayfalardaki sürprizler vs bunlar cidden çok detaylı düşünülmüş, üzerine çok fena kafa patlatılmış. :) Ayrıca kitaptaki mektup detayına da bayıldım. Kitabı okurken eminim ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. <3 Ah bir de kitabın kapağı PEMBE!!!! En sevdiğim renklerdendir, şeker gibi yaaa. Al kitabı, duvara as. Saatlerce seyret, o derece güzel yani. :D [image error]
Ayrıca şunu belirtmem lazım. Benim daha önceden okuduğum kitapları takip ettiyseniz eğer çoğunlukla İngilizce okuduğumu görmüşsünüzdür. Bunun başlıca sebeplerinden biri bizde çevirisi yapılan kitaplardaki hatalar, seçilen enteresan kelimeler vs yüzünden o kitabı okurken hikayeye olan ilgimi azaltıyor. Ancak orj. dilde kitap okumamın bir diğer ve aslında en önemli sebebi ise ülkemizde okuduğum türde bana hitap eden yazarları bulamayışımdır… Çok şükür şu ana kadar kalemine güvendiğim, alış veriş listesi yazsın onu bile okurum dediğim 2 tane kıymetli yazarım var. Biri Burcu Büyükyıldız, diğeri ise Selvi Atıcı’dır. O yüzden bu iki muhteşem kadının hikayelerine, yarattıkları o harika adamlara bayılıyorum. Ama en çokta Burcu Büyükyıldız'ın kitaplarındaki o inanılmaz duygu yoğunluğunu çok seviyorum. öhöm öhöm anladınız siz... :)
Ah bu arada, lütfen şuna da bir açıklık getirelim arkadaşlar. Bir romance kitabı okuyorsanız eğer ayy çok fazla +18'lik bölüm var dırdırdırdırdırdır demeyin lütfen. Bizi leylekler getirmedi, şunu bir kabullenin olur mu? :) Bu türde bir kitap okuyorsam eğer içinde öpüşme, sevişme olacak arkadaşım yaaa. :D O özel anların üstü kapalı yazılıp, geçiştirilmesinden nefret ediyorum. :D O yüzden Burcu’nun anlatımını sevmemim en önemli sebebi bana her satırda karakterlerin yaşadıkları duyguları hissettirmesidir ve sağ olsun tıpkı diğer kitaplarında olduğu gibi bu hikaye’de de beni hayal kırıklığına uğratmadı. Yağız ve Mira arasındaki kıvılcımı hatta şöyle desem daha doğru olur, o alev topunu resmen vücudumun en güzel yerlerinde hissettim diyebilirim ve o ateşli dakikalar için de hiiiiiiiç pişman değilim. :P
Neyse özetlemem gerekirse eğer sevdiği kadını taparcasına seven bir adam ile tanışmak isterseniz hemen zaman kaybetmeden bu kitabı alın ve okuyun efendim. Eminim Yağız İlhanlı tıpkı bende olduğu gibi sizin de içinizi titretecektir. :D
Not: Ve şimdi sırada yeni yayınlanacak olan kitap, Cezayir Menekşe’si ile Kuzey Bey var. Ah eminim ona da hemen şıp diye aşık olacağım. Heyecanla Kuzey ile tanışmayı bekliyorum. <3
Çilek Mevsimi en başından beri ciddi anlamda tutkunu olduğum bir kitap. Wattpad'deyken kısa bir süre okumaya fırsat bulmuştum ve ilk baskıyı elime aldığımda oldukça heyecanlıydım. Bu kitap bana Burcu ablayı tanıma fırsatı sağladı. Ve ben bu yüzden çok mutluyum...
Yağız İlhanlı çok farklı bir adam. Sevgisi, aşkı, kıskançlığı ve benim ölüp bittiğim korumacılığıyla mükemmel bir karakter. Sadece Mira'yı korumak için Mira'dan vazgeçmesiyle bile zaten gönlüme taht kurdu bir güzel de oraya yerleşti. Ve ben şimdiden Yağız Ağa'yı çok ama çok özledim. Ve Mira.. Ah Mira, canım Mira... Acısını, yalnızlığını öyle içimde hissettim ki sanki Mira'yla bir bütündüm ben. Tek başına göğüs germek zorunda kaldığı şeyler öyle zordu ki... Mira çok güçlü, inatçı bir karakter. Her şeye rağmen dimdik duruşuyla idol olmaya çok yakın bence. Hep söylediğim gibi güçlü kadın karakterleri okumaktan çok hoşlanıyorum. Ve Mira okuduklarım arasında en güçlülerden biri. Eee ne de olsa anasına bak kızını al derler ;)) Ve tabiki gönlümün bir diğer efendisi Erim Paşa.. Okurken sürekli gülümsememi ve o boğum boğum kolları ısırmayı hayal etmemi sağlayan şimdilerin kazanovası... Onun minik hallerini okumak öyle güzeldi ki.. Ve Erva... O en sondaki çilekli tart bölümünde bolca kahkahayı bastım. Çok güzeldi.
İlk baskıyla yeni baskı arasında gerçekten büyük farklar vardı. Yazım dili, işleyiş.. Bu yeni hali tek kelimeyle MUHTEŞEM!!!!!! Ne diyeyim ben şimdiden Yağız'ı, Mira'yı, Erim Paşa'yı ve güzeller güzeli Erva'yı çok özledim.
Ellerine ve emeğine sağlık Burcu ablacığım. <3<3<3
Ders çalışma teşviki olarak başlanılan kitap elden düşmeyip biterse ne olur? Yağız İlhanlı gibi bir uranüs gezegenimizde gerçekten yaşıyor mu? @Füsun bile tatile girmişken Kübra ne zaman tatil yapacak?
Tüm sorular ve değerlendirmem yarın inşallah. Ben şimdi Yağızlı rüyalara gidiyorum. Üzerine kâbus olarak konuşma sınavını görmim, amin.
Çilek Mevsimi benim Wattpad'de ilk okuduğum hikayelerden biriydi ve okuduğum zaman bu kitap olmalı demiştim. Resmen aşık olmuştum bu çilek kokulu hikayeye ve sonrasında bu güzel hikaye çilek kokulu sayfalarla kitap oldu.
Birazcık hikayeden bahsedeyim. Yağız geçmişinden saklanmaya çalışan ve kimseyi sevmeye niyeti olmayan yakışıklı mı yakışıklı bir mimar :)Mira ise duygularını yaşayan ve buna çekinmeyen bir kız. Mira ve Yağız çiftimiz ilk görüşte etkilenirler birbirlerinden ve sonrasında aşık olurlar, evlenirler fakat Yağız'ın geçmişinden gelen sorunlar Yağız'ın peşini bırakmaz. Töre yüzünden karısına zarar gelmesinden korkan Yağız Mira'yı ona bir mektup bırakarak terk eder. Mira bu terk ediliş yüzünden yıkılır fakat sonrasında hayatına onu teselli edecek minik bir parça girer. Bu çiftimizin akıbeti kitapta tabi ki :)
Mira bana göre çok güçlü bir karakterdi, tek başına bir bebek yetiştirmeye cesaret etmek büyük güç gerektirir bence. Üstelik o deli gibi sevdiğin adam tarafından terk edilmişken buna karar verebilmek bence çok zordur. O yüzden ilk okuduğum zamandan beri Mira'ya hayranlık duydum. Yağız ise karısına zarar gelmesin diye büyük bir fedakarlık yaptı. Bu da büyük cesaret gerektiren bir davranıştı bence fakat bu ne yazık ki ikisinin de canını çok yaktı üstelik Yağız'ın çok önemli zamanları kaçırmasına sebep oldu.
Kitap için söylenebilecek çok şey var fakat az ve öz konuşacak olursam bayıldım. Hikayeye, karakterlere, mekan tasvirlerine her şeye. Kitabın yan karakterleri Bengi ve Sidar'ın da ayrı bir hikayesi olmasını isterdim fakat onlar da kitaba renk katıyorlar. Kitabın gizemli bir havada ilerlemesi çok güzel bir geçmişten bir günümüzden gittiği için sizi kitaba çok rahat bağlıyor. Kitapta en sevdiğim karakter tombik paşa Erim oldu tabi ki. :D Onu sevmeyen olabilir mi ya ? Yağız'ın Mira'yı sevme şekli resmen iç geçirtecek cinstendi. Kitapta olmayan yoktu aşk,romantizm,tutku,komedi,dram her türlü duyguyu kitabı okurken hissettim. Karakterlerin iç dünyasında olan bitenleri Burcu Büyükyıldız'ın bizlere aktarma şeklini çok seviyorum resmen karakterlerle bunu yaşıyormuş gibi hissediyorum.
Kitabın sonuna bayılıyorum. Hele ki Aşkın Renkleri serisinin karakterlerinin topluca olduğu kısım favorim :) Yağız'ın kıskanç hallerine de ayrı bitiyorum :) Tamam hadi bitti diyerek kesmemiş yazar kitabı tam tersine bize öyle güzel bir son yazmış ki tekrar tekrar okumamak mümkün değil.
Bu çilek kokulu, aşk dolu hikayeyi okuyun bence pişman olmayacaksınız. :)
Herkese merhaba! Aradan yine uzun bir zaman geçti farkındayım fakat tur işi olmayınca bloga yorum girmek beni zorluyor :D Bu üşengeç zamanlarımı Çilek Mevsimi ile bitiriyorum.
Çilek Mevsimi'ni iki sene önce ilk defa basıldığında da almış ve de bayıla bayıla okumuştum. Buradan eski yorumuma ulaşabilirsiniz. İki sene önce Burcu Büyükyıldız'ın kalemine aşık olmamı sağlayan Çilek Mevsimi yeni basımı ile bunu 3'e 5'e katladı diyebilirim.
"Kalbi ona aitken, nefesi nefesine karışıp teni kokusuna bulanmışken, soluk alabildiği her gün aynı mevsimin kollarındaydı. Kulağına fısıldanan aşk dolu sözler, ateşe veren dokunuşlar ve burnuna dolan çilek kokuları dün gibi aklındayken, sonsuza dek sürecek tek bir mevsimde esir kalmıştı."
Kısacık bir özet geçeyim diyeceğim ama gerek olmadığı düşüncesindeyim arka kapak yazısı yeterince içerik hakkında size bir bilgi sağlayacaktır.
Yorumumda ilk basım ile kıyaslama yapmayacağım, yeni bir kitap şeklinde yorumlayacağım ama şunu belirtmek istiyorum Çilek Mevsimi'nin şu okuduğumuz hali Burcu'nun kalemini nasıl geliştirdiğini ve her seferinde kendini nasıl aştığını bize çok net olarak kanıtlıyor.
Burcu Büyükyıldız'ın kalemini çok sevdiğimi biliyorsunuz. Hatta Bir Günah Gibi ve de Aşk Her Şeyi Affeder Mi? yorumlarını da yazının sonuna bırakacağım oradan da anlayabilirsiniz ne kadar sevdiğimi. Evet dediğim gibi kalemini çok çok seviyorum, buna ek olarak hikayeleri işleyişini ve karakterlerini de çok seviyorum. Öyle karakterler yaratıyor ki kadınlar aşık ama aciz ve de gurursuz değil, erkekler acıtsalar da öyle bir seviyorlar ki sonrasında telafi etmekle kalmıyor insanın içinin gitmesine sebep oluyorlar. Karakterlerinin duygu durum değişikliklerini bizlere öyle güzel aktarıyor ki sanki okurken o karaktere bürünüyorsunuz. Çilek Mevsimi yazarın kaleminin gücünü kanıtladığı bir roman olmuş.
"İnsan bazen birine verdiği değeri, onu kaybettiğinde anlardı. O zamana dek inkâr edilmiş her şey önemini yitirir, geriye kaybın sızısı ve dile getirilmemiş sözlerin, yaşanamamış saniyelerin pişmanlığı kalırdı."
Kitapta sağlam bir kurgu var. Sizi baştan gizeminin içerisine çekiyor. Geçmiş ve gelecek birlikte ilerliyor kitapta ve ilerlerken kendinizi hikayenin her iki zamanına da kaptırmadan edemiyorsunuz. Hatta çoğu zaman "Haaayır burada kesme!" diye isyan ettiğim oldu. Sizi o kadar içine çekiyor kurgusu.
Hem Yağız hem de Mira'nın yaşadıkları ve hissettiklerine empati kurmanız çok kolay oluyor. Mira'nın çektiği acıları içinizde hissediyorsunuz, Yağız'ın çaresizliğinde siz de boğuluyorsunuz. Ama en çok da Yağız'ın o güzel aşkını okurken kendinizden geçiyorsunuz. Yani ben geçtim açıkçası :D Çünkü adam efsane arkadaşlar. Kıskançlığı ayrı güzel, sevmesi ayrı güzel, laf arasında sevişmesi ayrı güzel :D, öfkesi ayrı güzel, şefkati ayrı güzel... Mira da benim hep en sevdiğim kadın karakterlerden olmuştur. Genelde kadın karakterleri sevmek konusunda sorun yaşarım ama Mira konusunda bunu hiç yaşamadım. Tasasız, canlı bir genç kızdan yaralı ama çok daha olgun bir kadına dönüşmesini okuyoruz biz kitapta ve bu durumları okurken Mira'ya empati duymamak ve onu sevmemek mümkün değil.
Ellerini, Mira'nın çırılçıplak sırtında aşağılara kaydırdığında, tıpkı gecenin başında olduğu gibi homurdandı. "Bu elbiseyi bana neden bir türlü göstermediğini tahmin etmem gerekirdi!" dedi parmakları kalçalarının üzerine kadar açık olan teninde sahiplenircesine gezinirken. "Bir kez daha söylüyorum! Bu elbisenin sırtı yok, Mira!"
Bir karakterimiz daha var fakat söylemiyorum bir spoiler olmasın diye. Kendisi öyle güzel tasvir edilmiş ki insanın onu kitaptan çıkarıp yiyesi geliyor. :D
Kitabı okurken kendinizi bir ağlarken bir gülerken bir içiniz giderken buluyorsunuz. Bu duygular arasındaki geçişlerin nasıl olduğunu inanın anlamış değilim bir anda kendinizi kaptırıyorsunuz kitaba ve sanki kendinizi içinde buluyorsunuz.
Aynen Harry'nin Tom Riddle'ın günlüğüne girişi gibi diye tasvir edeyim anlayın arkadaşlar :D
Bir Günah Gibi'de aşık halini okuduğumuz Sarp'ın abi halini okumak ayrı güzeldi. Kendisi şahane bir abi tabi ki. Aynı şekilde Demir ve Burcu'yu da ebeveyn olarak okumak çok güzeldi. Demir'in edepsizliğinin de yılllar geçse de gitmemesi <3 ben :D
Daha önce okuduğunuz, neler olacağını az çok bildiğiniz bir kitabı soluksuz okuyorsanız ve bitirdiğinizde yüreğinizde sıkışma yaşıyorsanız o kitap olmuştur arkadaşlar. Çilek Mevsimi benim için böyleydi. Okurken çoğu zaman da içimden geçen düşünce "Aşk işte böyle yazılmalı!" oldu. Okumak konusunda asla tereddüt etmeyin. Çünkü kesinlikle pişman olmayacaksınız.
"Hiç... Kalp ağrısıyla uyuduğun oldu mu?" Yanan gözlerini kapattı. Onu kucağında daha sıkı sarıp, dudaklarını boynuna bastırdı. Son nefesine dek, ona olan özlemini dindiremeyeceğini biliyordu. "Her gece..." diye fısıldadı. "Senin yokluğunda her gece..."
Not:Şimdi arkadaşlar ciddi yorum kısmını geride bırakıyorum ve Yağız konusundaki hislerimi belirtmek istiyorum. Eski Çilek'teki Yağız'a aşık olduysanız bunda bittiniz benden söylemesi. Çünkü bana böyle oldu. Favorimin Demir olduğunu hep söylerim ama Yağız şuan onunla bir gidiyor öyle bir adam. Hele "Mira'm" demesi yok mu? Beni benden alıyorsun Yağızzzzz...
Not 2:Bir de şu sevişme kısımlarına değinmek istiyorum. İçinde tutku barındırmayan kitapları genelde okumamayı tercih ediyorum çünkü aşk varken tutkunun olmaması bana anlamsız geliyor. Tutkuyu yansıtmayı insanı irite etmeden yapabilen yazarlardan Burcu Büyükyıldız. Sevişmeyi duygularla birlikte yansıtıyor çünkü ve kitaplarında bunun dozunu öyle güzel ayarlıyor ki kitabın sevişme üzerine olmasını da engellemiş oluyor. Çilek Mevsimi de bunun en güzel örneğiydi. Okuyun ne demek istediğimi anlayacaksınız. :)
Çilek Mevsimi daha önce Wattpad'de de takip ettiğim, mini mini, taptatlı bir hikayeydi zaten. Şimdi ise elimizde tutup çilek kokusunu içine çekebildiğimiz bir kitap oldu. Bu mutluluğu tarif dahi edemem. Öyle çok sevinmiştim haberi aldığımda. Kitabı yüzümde büyük bir sırıtışla bitirdim. Cidden. Aslında kitabın her cümlesinden, hatta en başından beri hüzün akarken ben gülümsemeyi de ihmal etmedim. Bolca sırıttım, hatta güldüm, kahkahalar attım. Yağız'ın terk edişiyle Mira'nın aslında ne kadar güçlü bir kadın olduğunu görüyoruz. Bu o kadar da kolay değil. Kocasının desteğini görmeden çocuğunu doğurmayı kabul etmiş bir anne o. Çok güçlü bir anne... Yağız'ın gelişiyle ise tamamen darman duman olan bir kadın aslında. Yağız yokken kuşandığı o güçlü kadın kimliğini fırlattı bir anda ve bıraktı kendini ihtiyaç denizine... Yağız'a olan ihtiyacının girdabına... Yağız'ın gidişinin sebebini aşiret deyip kestirip atamıyorum. Evet öyle. Fakat yazar bizleri sıkmadan, tatlı bir dille ve merak uyandıran bir şekilde o kısımları da anlatabilmiş. O kısımlarda italik şekilde flashbackler halinde anlatılmış. Mardin'de yaşanan olayın başlangıcından sonuna kadar da ağzınızı kapatamayacaksınız. Yağız Mardin'deki meselesini halledip geri dönünce başlıyor zaten asıl hikaye. Yağız'ın Mira'yı ikna edişinden çok oğluyla ilk karşı karşıya gelişi olmuştu beni derinden etkileyen. Çenem titredi, gözlerim doldu. Yalan yok. Ona ilk "Oğlum!" deyişi bitirmişti beni. Ve oğlu Erim'in de onu fütursuz bir içgüdüyle Yağız'ı kabul etmesi... Mucizevi bir güzellik! Mira'nın bu görüntülerle mest olması, Yağız'ın varlığıyla o güçlü kadın gardını biraz daha düşürüp kedi bir bir şey olması ise beni ayrıca gülümseten şeylerdendi. Mira'yı o anlarda sıkça kendime benzettiğim doğrudur. "Hmm... Ben olsam ben de öyle yapardım işte!" dediğim çok olmuştur. Erim bebek ise tamamen ayrı bir hikaye. Onun olduğu kısımları okurken gülümsememek mümkün değil. Şüphe ederim aksi olursa. Yazar öyle güzel anlatmış, tasvir etmiş ki, insanın gözünde canlanıyor o bebek. Alıp içine sokası geliyor insanın... Bir bebek hep güler? Evet, abi hep güler! Sonunda ise her şeyin ama eksiksiz her şeyin tatlıya bağlanması beni sevindirdi. Mardin bile durumu kabullenmiş durumda ise benden daha mutlusu yoktur. Ki o toprakların unutulmaması, oraya tekrar dönüş de çok güzel ve ince bir fikir olmuş. Ve Yağız'ın hayali, rüyası... Ben bir şey demiyorum. Mira'yı ondan ayrı kaldığı zamanlarda hayal ettiği gibi görmesi... Of! Of ki ne of! İşte son diye buna derim! Kitabı almanızı öneririm. Ucuz çilek parfümü değil, taze çilek kokuları eşliğinde okuyacağınız hüzünlü, tutku dolu ve sıcaklığıyla gülümseten bir kitap. Burcu Büyükyıldız'ın değerli kaleminden çıkan Çilek Mevsimi'ni bir kere değil açıp açıp tekrar okuyacağınızdan eminim.
Yorumun aslı : http://kendimizeaitbiroda.blogspot.co... Çilek Mevsimi'nin kitap olmadan önceki halinden yepyeni baskısına kadar her halini okumuş biri olarak söyleyebilirim ki; bu hali en güzeli. Net! Ben ilk halini de çok sevmiş,çok beğenmiştim lakin son halinde Çilek yazarımızın kalemi öyle bir hal almış ki... Tek kelimeyle bayıldım! Ayrıca şunu söylemeliyim ki; kitabı defalarca okumuş olsam da ilk defa okuyormuş gibi hissettim.Eklenen çok fazla sahne olduğunu,değişen çok şey olduğunu biliyordum ama kitabın bu kadar farklılaşacağını gerçekten tahmin edememiştim. Bu hali çok daha gizemli, çok daha akıcıydı ve çok daha sağlam bir kurguya sahipti.Kitabı daha önce okuyanlar da bu baskısını gönül rahatlığıyla alabilirler bence. Kitapta hem geçmiş hem şimdiki zaman birlikte ilerlediği için çifte bir merak sizi alıp götürüyor ve sayfaları nasıl çevirdiğinizi anlayamıyorsunuz. Ben kitabı bitirmemek için çok uğraştım ama başaramadım tabii... Bittiğindeyse yüzümde kocaman bir gülümseme,içimde ise çok sevdiğim karakterlerimizden ayrılacağım için bir burukluk vardı. Bana bunları hissettiren kitapları ne kadar sevdiğimi uzun uzun anlatmama gerek var mı? Ben şimdi heyecanla Cezayir Menekşesi'ne kavuşacağım günü bekliyorum. Umarım en kısa zamanda o da ellerimizde olur. Henüz Burcu Büyükyıldız kalemiyle tanışmayanlara acele etmelerini tavsiye ediyorum,zira çok şey kaçırıyorlar.
Ahh Queen B, ne karakterler yaratmış, ne aşklar yaşatmışsın sen. Dişi kişilik beklentilerini stratosfere taşımışsın Yağız İlhanlı ile birlikte. Bu profilde bir erkek (kızım adam mimarmış üstelik <3) nasıl bulunsun bu memlekette.
Hikaye kadar beğendiğim bir diğer mevzuya geliyorum hemen. Yeni düzenlenmiş basımı önceki basımı tokatlar niteliklere sahip. Kapak olsun, düzenleme olsun,bölüm başlarındaki o tatlış çizim, playlist ve o muhteşem çilekli turta tarifi ile kalite akıyordu resmen.
P.S: Tek puanı karakterlerin kusursuzluğundan kırıyorum. Çünkü bu aşırı mükemmellik bazı noktalarda inandırıcılığı kıracak gibi oldu.
''İnsan bazen birisine verdiği değeri, onu kaybettiğinde anlardı. O zamana dek inkar edilmiş her şey önemini yitirir, geriye kaybın sızısı ve dile getirilmemiş sözlerin, yaşanamamış saniyelerin pişmanlığı kalırdı.''
''Bir kadını sevdiğinde, tüm ezberin bozulur, kalkanların düşer.''
Bitti. Bilmesine acayip sevindim. Kitabın ilk sayfaları o kadar güzeldi ki. Aşk olduğu gibi gizem de vardı. Okumaktan nefret ettiğim konu aşiret de vardı. Kitap çok uzundu. Mesela üç yüz elli sayfa olsa tadından yenmezdi. Keşke Burcu abla kitabı kısa tutsaydı. İçine başka bir aşk hikayesinin başlarını katmasaydı. Cidden uzun olması canımı feci sıktı. Bitsin diye okudum bir süre sonra. Ama beğendim. Orta karar beğendim.
Nasıl başlasam nereden anlatsam az.. evet kitap daha önce basıldı daha önce biliniyor ..Ama bu sefer dolu dolu bir kitap var.. İç tasarımı yeni kapağı , sayfanın sonunda ki o listeee :) O listeyi edinmeden başlamayın kitaba :)) Ben ilk oradan başladım :) Yağız'ın kıyamadan sevmesi ,fedakarlığı delicesine kıskançlığı... Mira'nın masum yüreği, affedecek kadar koca bir aşk dolu kalbi.. O kadar güzel yazılmış ki bir yerden sonra satırlar cümleler eksik kalıyor.. Mesela Yağız'ın o hırçın sevmeleri kıskançlığı ve pişmanlığından dolayı kendini affettirme çabaları.. hani bir 200 sayfa daha okuturdu kitap.. tadı damağınızda kalacağı yüzde yüz bir gerçek ... Yeni karakterlerin varlığı ise bambaşka.. KUZGUN u merak ettiğimi söylesem hatta daha fazlaa böyle meraktan da öteee :)))) Aşk Her Şeyi Affeder mi kitabındaki DEMİR karakterinin kızı MİRA'yı kıskanmasına ayrıca bir bayılma geçirdim defalarca aynı satırı okudum :) Kitapta cesur sahneler var evet bunu bilerek okuyun. sonrasında aa ne kadar açık ne kadar çok detaylı anlatılmış demeyin. ki bence dozunda ve o tutkulu aşka yakışır bir anlatım olmuş. daha azında ya o kadar tutkulu aşıka bu anlatım pasif kalmış denilebilirdi. her şeyi ile dozunda bence kitap. serinin devamını merakla bekleyerek takip edeceğim :)))
wattpade tanıdığım ve her bir hikayesini ayrı zevkle okuduğum biricik yazarımız burcunun bize bu güzel hikayesini çilek kokusuyla sunduğu için com teşekkür ediyorum umarım diğer hikayelerine ay ayrı kokular ile kitaplığımızda yer alır
Merged review:
eklenen sahneleri ile yine bir mükemmelik yaratmış sevgili yazarım. yine ilk okuduğunda ağladığım sahnede ağladım(miranın hamile olduğu ve geçirdiği süreci anlatıldığı kısım) gerçekten çok zorluklar çektiler .ama Aşk yine galip geldi. Erim paşanın tombikligi miranın aile bağları ve tabi ki Yağız Ağamızın o ortalığı ateşe veren sevgisi. ve bu kitapta beni heyecanlandıran diğer şey ise kesinlikle Kuzgun. onun hikayesini gerçekten merak ediyorum. Aslında yazarın yazdığı her wryibmerak ediyorum ama öncelik Soğuk nevalemiz Kuzey de. ellerine sağlık canım yine bizi çok güzel bir aşkla tanıştırdın ve kitabın sonunda ki çilekli tart tarifi kesinlikle yapacağım
Eveeet neredeyse 0 aksiyonlu bol bol aşk kokan -hatta kokusu da var çilek :)- eğlenceli bir kitaptı. Benim için tek olumsuz yanı bu iki insanın birbirini sevme dereceleri o kadar uzun fazla anlatışmış ki bazen böyle aşk mı olur be diyerek kitabı kapattığım oldu. Ama kitap insanı merak ettiriyor çünkü olaylar birbirine bağlantılı flashback lerle ilerleiyor. Yazarın kalemini aşırı fazla olan betimlemeleri saymazsak sevdim. Çok tatlı çok şeker bir kitaptı, ben okurken imrendim bazen :))) Bu arada kitap seriymiş bu Aşkın Renkleri serisinin 1. kitabı, 2. kitap Bir Günah Gibi sanırım çıktı. Bu kitap Yağız ve Mira'yı, 2. kitap Mira'nın kardeşi Sarp'la sevgilisi Ela'yı anlatıyor. Onu da alıp okuyacağım :)
Çilek Mevsimi, adı gibi çilek tadında bir kitaptı :)
Maalesef bu topraklarda töre denen bir gerçek var, aklın sınırlarını zorlayan , insanların hayatlarını mahveden bir lanet, işin en acı tarafı da varlığını bugün bile devam ettiriyor olması..
Hikayemizin erkek karakteri Yağız, Mardin'li başarılı bir mimar, yıllar önce sırf bu geri kalmış adetlerden kaçmak için terk etmiş doğduğu toprakları, kendisine yarım bir hayat kurmuş, yarım diyorum zira geride bıraktığı Aşiret'in peşini hiç bir zaman bırakmayacağının ve topraklarını ne kadar istese de tam anlamıyla terk edemeyeceğinin farkında , bu nedenle tam olarak bir yere yerleşememiş, ev diye kaldığı otelleri, aşk diye gecelik ilişkileri tercih etmiş, çünkü bir gün geri çağırıldığında arkasında bağlanabileceği birilerini bırakmak istememiş, ta ki Mira ile karşılaşıncaya kadar :)
Mira, güzel ve akıllı bir kadın, kendisine ait küçük bir cafe si var, Yağız'ın aklını başından alan çilekli tartların sahibi, tamam tartı geçelim, direk sahibi Yağız'ın aklını başından almış olabilir :))
Güzel bir bahar günü, Yağız ve Mira'nın yolları çilek kokan bu Cafe'de kesişiyor, kız farkında bile olmadan adamın kalbine bir dilim Çilekli Tart la sahip oluyor, önceleri kaçıyor adam, bağlanmaktan korkuyor, bağlanırsa bırakamayacak, hep sahip olmak isteyecek, ve bu, kızında hayatını, törenin, aşiretin eline bırakması anlamına gelecek,
Fakat işler hiçte istediği gibi olmuyor, aralarında başlayan tutkulu aşk, onları yakıp kavururken, Yağız'a töreyi de aşireti de unutturuyor ,evleniyor kadınla, ama mutlulukları kısa sürüyor, neden mi, çünkü Mardin'de işler karışmış durumda, Yağız'ın abisi kayboluyor ve onun öldüğüne karar veren lanet olası aşiret, dul kalan yengesiyle evlenmek zorunda olduğunu söylüyor, üstüne bir de hem köyün hemde Yağız ve ailesinin başına bela olan Berzan Ağa...
Mardin'e geri dönüp işleri yoluna koyması gerek, nasıl yapacağını kendisi de bilmiyor ama, eğer gitmezse aşiret evlendiğini öğrenip, karısıyla tehdit edip hayatını mevzu bahis yapacak..
Yağız'ın işi çok zor , Mardin'e dönüp işleri yoluna koyabilecek mi , töreden, kurşunlardan kurtulup geri dönse bile, döndüğünde hiçbir şey söylemeden sadece bir notla terk ettiği kadın onu affedebilecek mi , tüm bu sorular beynini kemirirken, Yağız, Mira'nın kucağındaki minik sürprizi gördüğünde töreye bir kez daha lanet ediyor..
Kitapta Yağız'ın çocukluk arkadaşı Sidar'da dikkat çeken bir karakter, soğuk ve karizmatik, kötü gibi görünen ama tam tersi olan bir adam, Mira'nın kuzeni Bengi ile tesadüfi karşılaşması ve birbirlerinden etkilenmelerini zevkle okudum, keşke onlarında hikayesini anlatacak ayrı bir kitap yazılsaydı :)
Kitabın yan karakterlerinden Ela ve Mira'nın abisi Sarp'a pek yer verilmemiş, gerçi onlara ait kitap sırada ve okunmayı bekliyor "Bir Günah Gibi"
Bu kadar güzel bir kitabın eksileri de vardı tabi söylemeden geçemeyeceğim, öncelikle yazı puntosu, insanı kör bırakmaya yetecek bir ölçüdeydi, üstelikte kitabın başlarında sürekli geçmişe dönülüyor, bu kadar küçük bir puntoyla üstüne bir de el yazısıyla , cehennem azabıydı desem yeridir :)
Kitap aslında, daha kısa olabilirdi, iç sesler ve özellikle son yüz sayfa biraz fazla uzatılmış gibi geldi bana :)
Tekrar okumuşken her seferinde içimi titreten, kitabın tüm özeti olan şu alıntıyı bir de buraya bırakayım. 💜
🍓
"Şimdi beni dinleyeceksin." Onun yüzünü kavrayıp kendine çekti. Ardından alnını alnına dayadı. "Her şeye katlanabilirim," dedi ifadesiz bir sesle. "Beni yapmadığım şeylerle itham etmene... Bıçak gibi keskin sözlerini üzerime savurmana... Yormana... Kıskanmana... Hatta güvenmemene... Hepsine... Senden gelebilecek iyi ya da kötü her şeyi kabul edebilirim. Hiç önemi yok. Bağır, çağır, kinini kus, sana yaptığım şeyi hiç unutma, istersen beni her fırsatta suçla." Mira'nın dudaklarını bir şey söylemek istercesine açtığını gördüğünde, parmaklarıyla örttü. "Hepsine varım." Derin bir nefes alarak gözlerini kapattı. "Ama sadece yaşa!" Burnunu onunkine sürttü. "Çünkü seni hayatta tutmak için her şeyi yaptım, yaparım, razıyım. Bunu sakın unutma!"
Hazır yeni bitirmiş, böyle kalbim bıcır bıcır olmuşken taze bir yorum da yapıvereyim dedim. Çilek Mevsimi... Kışın şu dondurucu havasında, içimi sımsıcak eden yegâne kitap olsa gerek. Yağız'ın korumacı, yer yer kıskanç tavırları, ailesi için kendisini bir an olsun düşünmeden karısından gurbete vuruşu, Mira'ya olan ve okurken dünyada gerçekten bu boyutunun yaşanıp yaşanmadığını merak ettiğim aşkı... Nefes kesiciydi. Yaptığı fedâkarlıklar öylesine güzel işlenmiş ki cümlelerinde çilek kokulu yazarımızın, iç geçirmeden edemiyor insan. Hele hele oğluyla kavuşmaları... Aman Yarabbi, ölüyorum sandım. Kurguladığım sahneye o merhametle bezenmiş sevgi cümleleri eşlik edince bir an elim ayağım boşandı, fevrim döndü. Ki burada da yazarımızın muhteşem betimleme yeteneğine ve kalbinin derinliklerinden kitap sayfalarına akıttığı o yüce duygulara olan sonsuz saygımı belirtmeden geçemeyeceğim. Mira... Güzelliğiyle, masumluğuyla kitabın yer yer güldüren, yer yer sinirden delirme noktasına getirten afeti. Kendi çektiklerine mi üzülsem, Yağız'ı yıkan sözlerine mi kızıp içerlesem, yoksa annelik duygusuyla kabaran o yumuşacık yüreğini örnek mi edinsem, bilemedim. Aşkından bir an için insanı şüpheye düşürmeyen, cesur olduğu gibi kadınlığını da bilen, kullanan, savunan, sahiplenen güzellik... Şimdi Kol Boğumları Prensi Erim Paşa'dan laf açılmazsa olmaz. O nasıl bir tatlılıktır yahu? Böyle alacaksın, yanaklarını mıncıracaksın. O küçücük yumruklarını ısıracaksın falan. Tadından yenmez böyle evlat vallahi. Erva'dan zaten bahsetmeyeceğim bile, o bıcırığı görürsek kendime saklarım. Dönmeyen diliyle öpüşmekten bahsediyor eşek... Tam böyle yanaklarına öpücük öpücük yani. Burcu ablam... Aşkı, arkadaşlığı, özlemi, sadakati özümseten ince düşünceli yazar kimliğine, samimi kişiliğine, gülümsettiği gibi hüzünlendirmesini de bilen bu tatlı aşk hikayesini bizimle paylaşan sana sonsuz sevgi ve teşekkürler. Sayende öyle bir hale geldim ki gelecekteki kocamı Yağız İlhanlı gibi olması için eline Çilek Mevsimi'ni tutuştururken hayal ediyorum. :D
Cilek Mevsimi'ni daha Facebookta bir hikayeyken okumaya baslamistim. Okudum, okudum... Burcu Buyukyildizla arkadas oldum. Kitabi basima yaklastigi her gun, her saat onun heyecanini ben de yasadim. Kitap basilip, o mis gibi cilek kokusuyla ellerime gectigi gun dunyalar benim oldu. Tum zorluklara, engellere ve zorunlu terkedislere ragmen askin her seyi nasil affettigini okuyoruz kitapta. Affedisler, sevincler, uzuntuler, heyecanlar, ilkler, tore, cilek kokusu... Her seyiyle mukemmel otesi bir kitap benim icin Cilek Mevsimi. Burcu ablayi kesfettigim o gune sukurler olsun. Onun yazacagi alisveris listesini bile okurum ben :P Sizde okuyun, o cilek kokusuyla; cilek mevsimiyle ve cilek kokulu askla tanisin. Pisman olmayacaginiza eminim. Daha ayrintili yorumumu yakinda blogumda bulabilirsiniz.
4.5 4 ile 5 arasında çok kaldım. Ama 4 vermemin nedeni kurgu değil. Kurgu , olay örgüsü gayet güzeldi. Hatta ben yan karakter olan Sidara bayıldım bittim resmen. Benim sorunum yayınevi kaynaklı. Kitabın uzunluğuyla ilgili sorunum yok ama o yazı karakteri neydi öyle. Okurken gözlerim rahatsız oldu yer yer. En azından daha kalın bir yazı karakteri olabilirdi. Ve tabiki en büyük sorunum o kapak. O kurguya nice kapaklar yapılırdı. Sanki 1 saatte hazırlanmış özensiz bir kapak. Kurguyu içeriği bilmesem o kapak yüzünden almazdım. Tek tesellim yayınevinin değişmesi.
İlk önce Facebook daha sonra Wattpad'de aşık olduğum nadir kitaplardan.Duygu ve aşk kelimelerinin kağıda dökülmüş hali.O kadar içten,o kadar tatlı ki bir anda kendinizi o dünyada 3.kişi olarak buluyorsunuz.Sanki olayları yaşayanlar en yakınlarınız..Türk edebiyatına yeni bir bakış kazanıyorsunuz.Aslında hepimizin başına gelebilecek olanları klişe yapmadan,soyutlama yapmadan anlatabilen nadir kitaplardan.O bıktığımız konulara,sürekli aynı tarzda olmalarına rağmen sürekli amacından kopan kitaplardan o kadar farklı ve anlamlı ki.En az yazarı kadar tatlı mı tatlı,muhteşem mi muhteşem bir kitap.Yazar sıcaklığını kitaba öyle bir yansıtmış ki insan ister istemez ''keşke''ler ile ilgili cümleler kuruyor.Aşka o kadar güzel inandırıyor ki çevrenizde baş karakteri arar oluyorsunuz.Bir bebeğin duyguları o kadar anlamlı,sadece bebek olarak bakmaktan çok farklı duygulara kayıyorsunuz.Kitabı büyük bir sabırsızlık ile beklediğim defalarca okumama rağmen tekrar tekrar okuduğumda her cümle daha bir anlamlı,daha bir aşk kokulu geliyor.Belki de bu kadar anlamlı olmasının bir nedeni de;sayfaların adı gibi ''Çilek'' kokması! Her sayfada buram buram aşk ile çilek kokusu almak çok başka.Kitaplıkta bulunma gereken nadir kitaplardan,aşk ile gururun arasında ki,bir erkeğin bir kadın için kendinden bile vazgeçebileceğini anlatan çok özel bir kitap.Okuduğu zaman Erim gibi bir çocuğunuz olması için dua edeceğiniz bir kitap.İçinde daha nice aşkları barından kusursuz anlatımda ki sevimli sevimli kitabı mutlaka okuyun asla pişman olmayacaksınız...Yağız'ın aşkı,Mira'nın aşkına karşı mücadelesi ve geçmişi anlatan bu kitabı okurken keyif olacaksınız keyfi olsun.
Okuduğum kitaplar arasında en iyilerden kesinlikle. Özellikle Türk yazarlarda aşkı bu kadar iliklerinize kadar hissettiren birini okumadım. Aşkı, tutkuyu kusursuz bir şekilde harmanlamış kesinlikle. Yağız ve Mira'nın her birbirlerine bakışlarında, her dokunuşlarında okuyucu olarak siz de hissediyorsunuz o adanmışlık derecesindeki aşkın büyüklüğünü. Eğer aşkın, sadakatin, tutkunun bir arada olduğu, romantizmin çok güzel bir şekilde okuyucuya verildiği bir kitap okumak istiyorsanız ÇİLEK MEVSİMİ'ni okuyun, okutun. :) Yazarı kesinlikle çok iyi bir iş çıkarmış.
Mira ve Yağız.. Onların aşkını nasıl tanımlamalıyım bilemiyorum... Sanırım tutkulu eksik de olsa iyi bir tanım olacak onlar için. *** Kitabı ilk aldığımda sadece bir bölüm okuyacağım diye başladım ve 200 sayfa okuyup bıraktım. Daha ilk sayfalardan sizi cezbediyor ve hikayesiyle sürükleniyorsunuz. Gerek karakterlerin ilk karşılaşmaları gerek kitabın son sahneleri -özellikle son iki bölümü gözlerimden kalpler fışkırarak okumuş olabilirim- etkileyiciydi.