What do you think?


The Conquest of Byzantium
The conquest of Constantinople in 1453 by a besieging army of around 80,000 men led by the Ottoman Sultan Mehmed II ended the Byzantine Empire. The city's defense was in the hands of Emperor Constantine XI, who had 7,000 to 10,000 soldiers at his disposal and, likely, fell during the last storm on the city. The fall of the Byzantine Empire also marked the final rise of the Ottoman Empire to become a major power. The conquest has a high symbolic value in both Turkish and Western European reception; Depending on one's perspective, it is viewed as evidence of imperial greatness or as a beacon of decay and demise. In historiography, the conquest of Constantinople is sometimes cited as one of the events that marked the transition from medieval Europe to modern times.
- GenresHistory
Audible Audio
First published September 16, 2015
About the author
Stefan Zweig
2,576 books11.4k followersStefan Zweig was one of the world's most famous writers during the 1920s and 1930s, especially in the U.S., South America, and Europe. He produced novels, plays, biographies, and journalist pieces. Among his most famous works are Beware of Pity, Letter from an Unknown Woman, and Mary, Queen of Scotland and the Isles. He and his second wife committed suicide in 1942.
Zweig studied in Austria, France, and Germany before settling in Salzburg in 1913. In 1934, driven into exile by the Nazis, he emigrated to England and then, in 1940, to Brazil by way of New York. Finding only growing loneliness and disillusionment in their new surroundings, he and his second wife committed suicide.
Zweig's interest in psychology and the teachings of Sigmund Freud led to his most characteristic work, the subtle portrayal of character. Zweig's essays include studies of Honoré de Balzac, Charles Dickens, and Fyodor Dostoevsky (Drei Meister, 1920; Three Masters) and of Friedrich Hölderlin, Heinrich von Kleist, and Friedrich Nietzsche (Der Kampf mit dem Dämon, 1925; Master Builders). He achieved popularity with Sternstunden der Menschheit (1928; The Tide of Fortune), five historical portraits in miniature. He wrote full-scale, intuitive rather than objective, biographies of the French statesman Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935), and others. His stories include those in Verwirrung der Gefühle (1925; Conflicts). He also wrote a psychological novel, Ungeduld des Herzens (1938; Beware of Pity), and translated works of Charles Baudelaire, Paul Verlaine, and Emile Verhaeren.
Most recently, his works provided the inspiration for 2014 film The Grand Budapest Hotel.
Zweig studied in Austria, France, and Germany before settling in Salzburg in 1913. In 1934, driven into exile by the Nazis, he emigrated to England and then, in 1940, to Brazil by way of New York. Finding only growing loneliness and disillusionment in their new surroundings, he and his second wife committed suicide.
Zweig's interest in psychology and the teachings of Sigmund Freud led to his most characteristic work, the subtle portrayal of character. Zweig's essays include studies of Honoré de Balzac, Charles Dickens, and Fyodor Dostoevsky (Drei Meister, 1920; Three Masters) and of Friedrich Hölderlin, Heinrich von Kleist, and Friedrich Nietzsche (Der Kampf mit dem Dämon, 1925; Master Builders). He achieved popularity with Sternstunden der Menschheit (1928; The Tide of Fortune), five historical portraits in miniature. He wrote full-scale, intuitive rather than objective, biographies of the French statesman Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935), and others. His stories include those in Verwirrung der Gefühle (1925; Conflicts). He also wrote a psychological novel, Ungeduld des Herzens (1938; Beware of Pity), and translated works of Charles Baudelaire, Paul Verlaine, and Emile Verhaeren.
Most recently, his works provided the inspiration for 2014 film The Grand Budapest Hotel.
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 30 of 30 reviews
August 30, 2018
S. Zweig’in en zayıf yazısı diyebilirim. Okul çocuklarına anlatım şekli, bilinen söylenceleri tekrarlaması ortaya içi boş bir deneme çıkartmış. 93 sayfanın yarıdan fazlası resim ve boş ara sayfa. Yarım saatte okudum. Everest gibi iyi bir yayınevi için de şansız bir seçim. Parama yazık oldu.
February 10, 2020
Bu metni Stefan Zweig yazmış olamaz diye düşünüyorum. Hiç bir tarihi bilgi edinmeden, son derece amatör, son derece çocukça bir üslupla böyle bir kitap yazmış olması imkanlı gelmiyor bana. Böylesi bir yazarın, tarihin bu denli önemli bir fethini böylesi bir bilgisizlikle anlatması inanılmaz.
Kitapta yanlışları mı sıralasak, şahsi fikre göre yazılmış yanlışları mı sıralasak yoksa anlatılan olayların hiç yaşanmamış olaylar olduğunu mu söylesek bilemedim.
Fetih ile ilgili çok fazla okuma yaptım son bir kaç ay içinde. Bu okumalar, sadece tek yönlü değil, çift yönlü okumalar ve hem Türk hem yabancı yazarlarca hazırlanmış kitaplar. Benzer ya da benzer olmayan gerçek tarihi kanıtlarla, o zamanların gözlemlerini yapan tarihçilerce hazırlanmış kaynakların derlenmesinden oluşan, salt bilimsel verilerle hazırlanmış tarihi belgeler bunlar.
Buna göre baktığımızda, bu kitapta anlatılanların yanlışları çok fazla. Tamam belki duygusal sebeplerle yapılmıştır diyebiliriz. Fakat yapılan bu fetihte sadece bir sultanın, kafasına göre bir hırs ve zalimlikle bunu yaptığını söylemek, bizans tarafından yapılan kışkırtmalar ve savaş nedenlerinş görmezden gelmek çok büyük bir aymazlık.
Kitap hakkında daha fazla zaman harcamaya gerek yok diye düşünüyorum ve bu metni Stefan Zweig kitabı olarak düşünmemek istiyorum. Çok değerli bir yazarın böylesi bir çocuk cehaletiyle yazılmış gibi kitap yazması bana hiç mantıklı gelmiyor.
Böylesi bir yazar en azından top dökme ustasının adını bilir, bizans tarihi ve roma imparatorluğu hakkında bilgi sahibi olurdu diye düşünüyorum. Ortaçağın en önemli dehalarından birine psikopat bir sadist muamelesi yapmazdı diye düşünüyorum.
Kitapta yanlışları mı sıralasak, şahsi fikre göre yazılmış yanlışları mı sıralasak yoksa anlatılan olayların hiç yaşanmamış olaylar olduğunu mu söylesek bilemedim.
Fetih ile ilgili çok fazla okuma yaptım son bir kaç ay içinde. Bu okumalar, sadece tek yönlü değil, çift yönlü okumalar ve hem Türk hem yabancı yazarlarca hazırlanmış kitaplar. Benzer ya da benzer olmayan gerçek tarihi kanıtlarla, o zamanların gözlemlerini yapan tarihçilerce hazırlanmış kaynakların derlenmesinden oluşan, salt bilimsel verilerle hazırlanmış tarihi belgeler bunlar.
Buna göre baktığımızda, bu kitapta anlatılanların yanlışları çok fazla. Tamam belki duygusal sebeplerle yapılmıştır diyebiliriz. Fakat yapılan bu fetihte sadece bir sultanın, kafasına göre bir hırs ve zalimlikle bunu yaptığını söylemek, bizans tarafından yapılan kışkırtmalar ve savaş nedenlerinş görmezden gelmek çok büyük bir aymazlık.
Kitap hakkında daha fazla zaman harcamaya gerek yok diye düşünüyorum ve bu metni Stefan Zweig kitabı olarak düşünmemek istiyorum. Çok değerli bir yazarın böylesi bir çocuk cehaletiyle yazılmış gibi kitap yazması bana hiç mantıklı gelmiyor.
Böylesi bir yazar en azından top dökme ustasının adını bilir, bizans tarihi ve roma imparatorluğu hakkında bilgi sahibi olurdu diye düşünüyorum. Ortaçağın en önemli dehalarından birine psikopat bir sadist muamelesi yapmazdı diye düşünüyorum.
June 20, 2023
A Zweig se le admira mucho en esta cuenta y leer cualquier obra suya es siempre un placer. Aquí, en La caída de Bizancio, somos testigos de un acontecimiento de la historia fascinante que te deja con la piel de gallina y que es un claro ejemplo del gran narrador que fue Zweig y de cómo, en un relato breve, consigue envolverte con las palabras dotándolas de verdad y sensibilidad.
October 2, 2023
Reseña en Español | Review in English
Aunque una de las cosas que más admiro y disfruto de Stefan Zweig es su precisión en el uso del lenguaje, en el caso de esta pequeña novela, siento que me quedó a deber. “La Caída de Bizancio” narra los últimos días de Constantinopla, último territorio del imperio romano fuera de Europa, antes del ataque de las tropas de Mehmed II, un hecho fundamental en la historia de Occidente. Zweig relata la postura de ambos bandos -turcos y cristianos, y los días de batalla y enfrentamiento que vivieron los ejércitos. Critica también el abandono de los aliados europeos, enfrascados en rencillas y envidias continentales, que sellaron el destino de Constantinopla. Como he dicho, Zweig es un gran escritor y uno de mis favoritos, pero, siento que este texto no fue suficiente. Quizá realmente es que se trata de un pasaje breve de un hecho bien conocido, escrito con algo de rigor académico y sin el elemento de psicología de los personajes que Zweig sabe hacer tan bien.
______
One of the things I most admire and enjoy about Stefan Zweig is his precision in the use of language and how he conveys emotions and thoughts in a very clear, conscience writing. However, in the case of this novella, I felt there was something missing for me to really enjoy the story. “The Fall of Byzantium” describes the last days of Constantinople, the last territory of the Roman Empire outside Europe, before the attack by Mehmed II's troops, a fundamental event in Western history. Zweig recounts the position of both sides - Turks and Christians, and the days of battle and confrontation that the armies experienced. He also criticizes the abandonment of the European allies, immersed in continental quarrels and envies, which sealed the fate of Constantinople. As I said, Zweig is a great writer and one of my favorite authors, but I feel that this text was not enough. This book describes a short passage of a well-known historical event, written with some academic rigor and without really exploring the psyche of characters, a element that Zweig does extraordinarily well in most of his works.
Aunque una de las cosas que más admiro y disfruto de Stefan Zweig es su precisión en el uso del lenguaje, en el caso de esta pequeña novela, siento que me quedó a deber. “La Caída de Bizancio” narra los últimos días de Constantinopla, último territorio del imperio romano fuera de Europa, antes del ataque de las tropas de Mehmed II, un hecho fundamental en la historia de Occidente. Zweig relata la postura de ambos bandos -turcos y cristianos, y los días de batalla y enfrentamiento que vivieron los ejércitos. Critica también el abandono de los aliados europeos, enfrascados en rencillas y envidias continentales, que sellaron el destino de Constantinopla. Como he dicho, Zweig es un gran escritor y uno de mis favoritos, pero, siento que este texto no fue suficiente. Quizá realmente es que se trata de un pasaje breve de un hecho bien conocido, escrito con algo de rigor académico y sin el elemento de psicología de los personajes que Zweig sabe hacer tan bien.
______
One of the things I most admire and enjoy about Stefan Zweig is his precision in the use of language and how he conveys emotions and thoughts in a very clear, conscience writing. However, in the case of this novella, I felt there was something missing for me to really enjoy the story. “The Fall of Byzantium” describes the last days of Constantinople, the last territory of the Roman Empire outside Europe, before the attack by Mehmed II's troops, a fundamental event in Western history. Zweig recounts the position of both sides - Turks and Christians, and the days of battle and confrontation that the armies experienced. He also criticizes the abandonment of the European allies, immersed in continental quarrels and envies, which sealed the fate of Constantinople. As I said, Zweig is a great writer and one of my favorite authors, but I feel that this text was not enough. This book describes a short passage of a well-known historical event, written with some academic rigor and without really exploring the psyche of characters, a element that Zweig does extraordinarily well in most of his works.
October 6, 2021
En la historia como en la vida humana el deplorar lo sucedido no hace retroceder el tiempo y no bastan mil años para recuperar lo que se perdió en una sola hora.
Una excepcional narración de lo acontecido al caer el último territorio Romano fuera de Europa.
Una excepcional narración de lo acontecido al caer el último territorio Romano fuera de Europa.
May 24, 2019
Kısa, hamasetten uzak,iki tarafı da dengeli anlatmaya çalışan bunun yanında bildiklerimize çok da fazla bir şey eklemeyen bir Zweig anlatısı.
September 21, 2019
İstanbul’un fethinin yabancı bir yazar tarafından anlatılışını ilk defa okuyorum. Çok detaylı bir anlatım olmasa da içerisinde bildiğimizden farklı olaylar da var. Tabi ki batının kompleksini de bu kitap içerisinde bulabilirsiniz.
November 9, 2019
Zweig kaleminden İstanbul Fethini okumak gğzeldi. Daha önce duymadığım ilginç bilgiler edindim.Tavsiye ederim.
August 26, 2019
Mehmet; hem dindar, hem acımasız, hem hırslıdır. Bir yandan oluk gibi kan akıtan, bir yandan Sezar’ı ve Romalılar’ı Latince okuyabilen, eğitimli bir sanat sever, atılgan bir asker, sinsi ve acımasız bir diplomattır. “Sakalımın bir teli dahi aklımdan geçenleri bilseydi onu çeker kopartırdım” der.
Bizans, Avrupa ortak kültürünün simgesidir.
Bizans’ın elindeki tek güç surlarıdır. Kenti, kara tarafından koruyan Teodos Surları fethedilemezliğin simgesidir.
Mehmet, daha evvel Konstantin ile anlaşmış olan Macar topçu Urbas’a daha fazla para vererek anlaşır.
Kuşatma devam ederken, oniki mürettebatlı küçük bir Bizans gemisi Venedik’e haber götürmek üzere yola çıkar. Argos gemisiyle altın postu aramaya giden Argonotlar gibi, kahramanlık için yola koyulanların isimleri ne yazık ki bilinmiyor.
Venedik ve Papa, küçük kilise kavgalarıyla, Bizans’a verdikleri sözleri de, içtikleri antları da unutmuştur.
Kuşatma sonuna doğru Mehmet; Hazreti Muhammed’in, dört bin peygamberin, babası Murat’ın ruhu, çocuklarının başı ve kılıcı üzerine yemin ederek fethin ardından üç gün boyunca kentin yağmalanmasına söz verir.
İç sur kapılarından biri olan ve kuşatması sırasında açık unutulan Kerkoporta Kapısı dünya tarihini belirlemiştir.
Bizans, Avrupa ortak kültürünün simgesidir.
Bizans’ın elindeki tek güç surlarıdır. Kenti, kara tarafından koruyan Teodos Surları fethedilemezliğin simgesidir.
Mehmet, daha evvel Konstantin ile anlaşmış olan Macar topçu Urbas’a daha fazla para vererek anlaşır.
Kuşatma devam ederken, oniki mürettebatlı küçük bir Bizans gemisi Venedik’e haber götürmek üzere yola çıkar. Argos gemisiyle altın postu aramaya giden Argonotlar gibi, kahramanlık için yola koyulanların isimleri ne yazık ki bilinmiyor.
Venedik ve Papa, küçük kilise kavgalarıyla, Bizans’a verdikleri sözleri de, içtikleri antları da unutmuştur.
Kuşatma sonuna doğru Mehmet; Hazreti Muhammed’in, dört bin peygamberin, babası Murat’ın ruhu, çocuklarının başı ve kılıcı üzerine yemin ederek fethin ardından üç gün boyunca kentin yağmalanmasına söz verir.
İç sur kapılarından biri olan ve kuşatması sırasında açık unutulan Kerkoporta Kapısı dünya tarihini belirlemiştir.
June 2, 2018
Stefan Zweig kitabın neredeyse %90’ında gayet objektif anlatmış fetihi.Hatta bazı yerlerde öyle tespitleri ve aforizmaları var ki altını çizmeden geçmek yazık olurdu.Ancak son bölümde Roma’nın Barbarlar tarafından yağmalanmasıyla Bizans’ın Türkler tarafından fethedilmesi arasında kurduğu bağlantı maalesef hiç objektif değildi.Tabii ki bir tarihçi olmadığı için sadece batılı kaynaklardan okuduğu fethi böyle anlatması normal bence.Stefan Zweig Bizans halkının son mücadelesini ve hislerini o kadar gerçekçi anlatmış ki en iyi yaptığı şeyi yine hakkıyla yapmış.Okurken sanki bir savaştaymış gibi hissettim kendimi.Ayrıca her milletten bir dahi çıktığını ama bunun gerçekleşmesi için milyonlarda an gerektiğini o kadar güzel anlatmıştı hayran bıraktı beni.Memnun kalmadığım kısım sadece son bölümdü.Tavsiye ederim
This entire review has been hidden because of spoilers.
January 20, 2026
Stafan Zweig'ın kaleminden İstanbul'un fethini okuyacağımı düşünmek başta beni çok heyecanlandırdı. Bir iki saatte okuyup bitirdim. Tarihimizi bir Avusturyalının kaleminden okumak, bizim için şanlı bir zaferin onların gözünde nasıl tezahür ettiğini görmek etkileyici olsa da, İstanbul'un fethini "talihsiz bir kaza sonucu" başarılı olarak göstermeleri oldukça rahatsız ediciydi. Sanki Türkler başaramamış ama bir şans veya dikkatsizlik sonucu feth etmişler şeklinde anlatı olması ve bunun hem bu kitapla hem de bu kitap haricinde de yayılıyor olması üzücü. Ancak tarihi bir de başkalarının gözünden görmek farklı bir deneyim sunuyor.
July 15, 2022
Relato histórico publicado en 2015 en el que Zweig narra la conquista del último feudo del Sacro Imperio Romano de Oriente en 1453 por los otomanos. La resistencia de Constantino XI fue heroica, sin embargo, el error de olvidar cerrar una pequeña puerta de servicio lateral, acabó con la férrea resistencia.
Con la habitual manera maravillosa de escribir del maestro austriaco, ha dado vida a este relato histórico consiguiendo que lo imaginara y lo viviera. Recomendando para los amantes de la historia.
Con la habitual manera maravillosa de escribir del maestro austriaco, ha dado vida a este relato histórico consiguiendo que lo imaginara y lo viviera. Recomendando para los amantes de la historia.
February 20, 2023
Tümüyle taraflı, verilen bilgilerin çoğu yanlış zaten tek bir kaynak bile verilmemiş. Vakit geçirmek için okumuştum ancak değeri yüksek bir olayın bu derece taraflı anlatılmasından rahatsız oldum. İddia ettiği suçlamaların hiçbirinin başka bir yerde kaynağı olmadığı gibi tam tersini kanıtlayan kaynaklar mevcut. Zweig şimdiye kadar sevdiğim bir yazardı. Gözümden düştü.
April 28, 2020
Kılçıksız anlatmış, insan olmak cok garip bir zayiflik ve ayni zamanda da guc. Hem iyi ki insanim derken hem de utanc duyuyorsun. Savas meydanlari, inanclar, zaferler ve kayiplar hep bunlari ayni anda gosteriyor. Keske bir tik daha okusaydım, resmen yetmiyor bazi yazilar.
February 20, 2021
Önemli bir fethin 80 sayfa içinde ve bu şekilde Stefan Zweig yazmaz diye ummak istiyorum. Bazı önemli olaylari (Bizansın Sultan Mehmet sehzade Orhan ile tehdit etmesi mesela) hiç anlatmaması garibime gitti.
May 1, 2022
cok asiri zweig a yakisan bir kitap degil ama okunur cerez niyetine birde icerideki cogu bilgilere turkolar sinirlenmis ozellikle yagma ve tecavuz olayina literally turkosunuz yani tabii ki insanlari oldurerek tecavuz edeceksiniz :d normaldir sinirlenmeyin igrenc ve kanli tarihinizi kabullenin
May 24, 2022
La verdad es que es una crónica muy amena y detallada de un evento histórico muy significativo. Para ser lo primero que leo (o mejor dicho escucho) de S. Zweig diría que me ha gustado y me anima a completar la lectura de Momentos Estelares de la Humanidad.
December 14, 2018
Bir tür çocuk kitabını andıran anlatımıya biraz yetersiz bir kitap olmuş.
November 16, 2021
Nunca decepciona el autor
March 21, 2023
Bueno como todo lo de Stefan Zweig. Muy cortico....
May 3, 2023
Stefan Zweig için basit ve eğlenceli bir alıştırma basitliğinde, eser. Bazılarının yorumlarına göre taraflı yazılmış, hiç de değil, ancak Kerkoporta tarihi bir masal..
This entire review has been hidden because of spoilers.
June 11, 2023
Historia breve y bien contada...Bizancio
April 28, 2024
En audiolibro es increíble, te sientes dentro de la historia.
September 24, 2024
Nasıl bir göt yanığıdır be
October 17, 2024
Okuması zevkli. Pek yeni bir şey söylemiyor Zweig; bildik şeyleri o güzel üslubuyla yeniden anlatıyor. Ben okumaktan hoşlandım bu kitabı yine de...
March 2, 2026
güzel bir anlatım. tarihçi olmadığından bazı ufak tefek hatalar var ki bence kimsenin gözünden kaçmaz zaten
August 14, 2026
Tabii ki bir Hristiyanın bakış açısıyla yazılmış kısa bir kitap. Kerkoporta kapısına atfettiği önem ilginç. Avrupalıların Bizans’ın yardımına gelmemesine de eleştirel.
February 25, 2026
İstanbul'un fethi hakkında bilgi sahibi olmayan uluslararası okuyucular açısından yararlı olabilecek kısa ve akıcı bir özet. Ancak Türkler için, okulda tarih derslerinde gördüklerinden fazla bir şey katmayan yüzeysel bir anlatım. Kitabı okurken, Stefan Zweig'dan bir romancı olarak bazı kişilerin ve olayların yan hikâyelerini beklemiştim, ancak bu beklentimi karşılamadı
February 16, 2022
Solo puedo decirles que lo lean! Si pueden leer completo Momentos Estelares de l Humanidad, mucho mejor!
July 29, 2019
Sanki İstanbul'un fethi daha görkemli daha ayrıntılı ve üstünkörü olmadan anlatılabilirdi, iki taraf içinde.Özellikle Zweig anlatınca, bilmiyorum fazla mı beklentiliydim?
Displaying 1 - 30 of 30 reviews






















