Fantastik bir kurmaca. Bir yıkım ve isyan hikâyesi. Devlet, bir doğu bölgesi olan Bazid'de aşı kampanyası başlatır. Anadilleri bile yasaklanmış olan Bazid halkı, aşının aslında devletin kısırlaştırma politikası olduğundan şüphelenir. Dedikodular arttıkça korku artar, korku arttıkça Bazidlilerin cinsel organları birer canavara dönüşmeye başlar. Sisé, bacaklarının arasındaki canavarla, özgür olduğu söylenen batı iline vardığında neyle karşılaşacak? Özgürlüğüne kavuşabilecek mi? Ebru Ojen, kapitalizmin müttefiki olarak gördüğü demokrasiyle, demokratik sistemin yarattığı diktatörlükle çatışıyor. Aşı, devlete ödediği diyeti korkusuzca anlatan bir yazarın ilk kitabı.
Okuduğuma çok çok çok pişman olduğum bir kitap. Asla önermem. İnsanları eleştirebilirsiniz, görüşleri beğenmeyebilirsiniz ancak hakaret etmek eleştirmek değildir. Kime olursa olsun birisine hakaret etmek amacıyla yazılmış bir kitap için zamanımı harcamış olmaktan dolayı da çok üzgünüm.
Öncelikle kitap bir bilimkurgu filan değil. Aşıdan bahsetmesi bilim, Kürt sorununa değinmesi de kurgu sayılmaz. Yazar, bir distopya örneği sunacakken, etnik açıdan duyduğu gerilimi kontrol edemeyerek Kürt meselesine dört koldan sarılırken bulmuş kendisini. İdeolojik bayatlık okurun huzurunu kaçırıyor. Ancak yazar bunu bir an bile umursamıyor. Romanda sayısız kez, yorumu okura ya da karaktere bırakacağı yerde, okura "bak şimdi siz hiç Kürt olmadıysanız, bunu bilemezsiniz, bizim çok üstümüze geliyorlar" imasıyla ucuz bir melodrama saplanmış. Distopya yazacaksanız, karakterlere ve olaya mesafenizi sürekli korumak zorundasınız. Duygusallığa kapılıp, "zavallı çocuklar yoğun ve sert bir benlik silme eğitiminden geçiriliyordu," derseniz okuru aptal yerine koyarsınız. Karaktere zavallı dediğinizde onu zavallı yapmazsınız. Hatta roman yazarı karakterin avukatlığına soyunduğundan zavallılık durumu ortadan kalkar. Siz onun başına gelenleri anlatırsınız, "zavallı" olup olmadığını takdir etmek tamamen okura kalır. Piyes yazma tekniğinin bilinen basit tekniklerinden biridir bu. Romancı bunu atlayamaz. Elbette romancının bu zayıflığına, yani hikâyeden kopup, içini dökmesine bayılacak tipler de vardır. Hatta -görünen o ki- kitabın yayıncısı da böyle biri. Ancak bu mesafe sorununu halletmediği sürece yazar bir "partizan" olarak kalır. Ben de romanda bu çiğliye rastladığımda kitabın da yazarın da, şimdi olduğu gibi, alnını karışlarım.
O kadar kötü o kadar kötü bir kitaptı ki anlatmak,konuşmak istemiyorum bile daha önce Lojman kitabını okumuş sevmiştim Aşı okurken 'bu ne?' dedirtti gerçekten çok saçma bir kitap olmuş.
Aşı, daha ilk sayfalardan hem fantastik hem de politik bir düzlemde okuyucusunu düşündürmeye, soru işaretleri yaratmayı başaran bir metin. Canavarı ile uyanmak, yer yer öz savunma adına şiddetti meşrulaştırmak gibi tehlikeli sularda yüzse de maalesef Ebru Ojen istediği derinliğine ulaşamıyor. Bunu Aşı’nın bir ilk kitap olmasına bağlayabiliriz ancak Ojen’i takip etmekte fayda var.
Toplumun kanayan yaralarından olan Kürt meselesinin ele alınış tarzını sevsem de kurgu ve değinmek istedikleri açısından oldukça yüzeysel kalmış. Özellikle belli başlı benzetmeler çok sakil durmuş kitapta; "Aklıma güzel bir söz geldi, hemen kitaba ekleyeyim" güdüsüyle hareket ettiği izlenimini uyandırıyor. Edebi metin olarak benim için 2 puan olsa da, işlediği konu sebebiyle 1 yıldızı daha hak ediyor.
Kitabın en baş sayfasında bi 1981 tarihi gibi bir tarih var. ben ilk kitap o yıllarda yazıldı zannettim. (loser) meğersem yakında basılmış. hikaye bilim kurgu olarak güzel. ülkemizde ne yazık ki bilim kurgu, yaratıcılık filan hak getire. bu sebeple kitap güzeldi. ancak halkların eşitliği biraz fazla göze sokulmuş. yani kürt problemini ben burada işliyorum şeklinde göze sokulmasaydı belki de daha güzel işlenmiş, daha kıvrak bir kurgu oluşabilirdi. ancak yazarın biraz da toplumsal problemlere parmak basmaya çalıştığını da düşünüyorum. yazarın hesaplayamadığı bence, türk halkının siki canavara dönmüş insanların bilim kurgu romanlarını okumadığı.
Kurgu güzel, yazarın dilini pek sevemedim. Ayrıca politik ve cesurca yazılmış bir kitap olsa da fail belirsizleştirilmiş. Daha çok iktidar odaklı bir politik söylem var. Biliyoruz ki Kürtler için iktidardan daha önemlisi var: sömürgeciler.
Konu guzel, dusunce guzel ama biraz hizlica islenmis. Insanlar neden bu kadar hincla yorum yazmislar anliyorum ama hakli bulmuyorum. Bir ilk kitap icin gideri var.
Konu ilginç. Gerçekte olmayan bir ülkede geçiyor ama simgeleri okumak çok zor değil. Genç bir yazarın ilk romanıymış. Dili kullanımı biraz karışık geldi. Bazı betimlemelerinde kullandığı sıfatlar sanki oralara ait değil gibiydi. Bir ara acaba ana dili başka bir dil mi diye düşündüm. Benim için dilden, dilin kullanılış biçiminden kaynaklanan bir okuma zorluğu vardı, yer yer iki kez okuyarak anlamaya çalıştım. Sevdim mi sevmedim mi emin değilim ama keşke okumasaydım diyemem.
Devlet ve kimlik algısına fantastik bir dünyada isyan ettiren, bu isyanı da önce bireyin kendisinde, vücudunda başlatan ve bir şeyleri değiştirmeye çalışmanın eşsiz heyecanıyla ilerleyen farklı bir metin.