Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde bir dönem personele okuma yazma eğitimi vermiş olan Bedia Tuncer, bir taraftan da akıl hastalarıyla ilgilenmiş ve akıl hastalarının yazdıkları şiirleri derleyerek bir şiir kitabının yayınlanmasına vesile olmuş. 1964 senesinde Matbaa Teknisyenleri Basımevince İstanbul’da basılan kitap, belki de dünyada türünün tek örneği.
Bakırköy Akıl Hastanesi’nde yatan hastaların yazdığı şiirlerin derlemesi. Erkin Koray’ın “Kör olası çöpçüler aşkımı süpürmüşler” dizesinin de bu kitaptaki bir şiirden alındığını (33-B servisinden, N.C.’nin yazdığı) öğrendiğim için okumak istedim. Edebi yanından ziyade merakı giderme adına güzel bir okuma oldu. Gönülspor (kadınlardan kurulan futbol takımının üç büyüklere kafa tutması ama sonra pes etmesinin anlatıldığı şiir serisi); günde 16 paket sigara içen şair (başta belirtilmese bile onun yazdığı bir şekilde anlaşılıyor) ve Üsküdar özlemiyle yanıp tutuşan kara sevdaya düşmüş bir başka "şairi" de okumak ilginçti.
buraya eklendiğini bilmiyordum. şiir olduğu için zaten yorumlamanın ötesinde akıl hastalarının bir de, bence elitistler out. aldığım hazza göre oyladım. eh, tabi ki bayıldım.
Günlerim taburcu olmamı beklemekle geçiyor Gençliğim delilere hoş görünmekle bitiyor. Günden güne her gün daha çok eriyorum. Güldüğümü rüyamda pek az görüyorum.
"köyümün kerpiç odasından günün en geç saatlerinde seni yaşıyorum seni düşünüyorum yoksunluğunla şimdi sen üsküdar ihsaniyesi’nde bana doğru uzatmışsın ellerini açmışsın pencereleri karanlıklara bütün hatıraların yarım bütün düşüncelerin yarım"
Fazla konuşsam manyak diyorlar Az konuşursam şizo diyorlar Etrafa koşsam psiko diyorlar Sen de şaşırdın ah tımarhane.
Vaktiyle ne iyi bir şey yapmışlar da böyle bir eser çıkarmışlar. Günümüzde bunun olması bildiğim kadarıyla olanaklı değil. Bu sayede akıl sağlığı hastanelerinde yatan hastaların ruh hallerine, iç dünyalarına yüzeysel de olsa bir bakış atabiliyoruz. Keza dönemin dinamiklerini de satır aralarında okuyabiliyoruz.
Doktor bey bana bak bana Aklını fikrini topla başına Hakkımda her zaman kötü davranma Aklımın duvarı ister badana.
Yazılanların önemli çoğunluğu mani ya da mesel tarzında. Gerçek anlamda şiir tadı alınabilecek birkaç şiir var. Ağırlıkla hüzün ve melodram dolu şiirlerde kimi zaman ince bir mizah da yakalamak mümkün. Ağırlıklı tema ise bulundukları yerden gitmek üzerine. Kaldığı yerde mutlu olduğuna dair tek satır yazan yok. Boğaza, denize, İstanbul'un sokaklarına ya da sevdiklerine ulaşma isteğinde hepsi. Platonik aşklar, futbol sevdası, açmazlar temel konular. Aslında dışarıda olan insanların da temel sorunları. Hastaların kendilerine dair farkındalıkları ise en hüzünlü şey bana kalırsa.
Karanlık çökerek ruhuma dolup Şekiller silindi artık ağır, ağır Karardı her cisim bir bir yok olup Çöreklendi içime gene bir kahır Yıldızlar pul pul ufka dizildi Enginler şimdi siyah bir şerit Semaya karadan bir hat çizildi Hiç bir iz kalmadı sabaha ait..
Günde 16 paket sigara içen şair, Kör olası çöpçüler aşkımı süpürmüşler cümlesi (bunu araştırdığınızda hepimizin bildiği popüler şarkının da çok önceki versiyonuna ve bu şarkıyı söyleyen Sokak Çocuğu Ali isimli bir adamın hikayesine ulaşıyorsunuz youtube'da, bu kitaptaki satırlarla bağlantısını bilemiyorum. Şarkının en son hali ise malumunuz en popüler, en bilinen hali.
eserin nadirkitapta fahiş fiyatlara satıldığını belirtelim ama sahaf piyasını çok uzun yıllardır takip ettiğim için benim için hiç şaşırtıcı olmadı. ama ilginç bir anekdotu buraya yazayım, kendim de unutmayayım, ileride bu yazdığımı okuyunca hatırlamış olurum. İngiltere'den gelen kuzenimle buluştuk geçenlerde, oturduk sohbet ettik, kızının kitaplara çok meraklı olduğunu ve sürekli kitap aldığını söyledi, sıklıkla da klasik eserler. En son William Shakespeare'in bir eserinin çok eski bir kopyasını şık bir ciltli hardcover olarak satın almış, 20 pound ödemiş. Şimdi bunu düşününce nadirkitaptaki fahiş rakam (kime göre tabii?) akıldışı gelmiyor insana. Ama ben koleksiyon yapmayı çoktan bıraktım. Tutkularımdan arındıkça daha çok özgürleşiyorum, ferahlıyorum :))
10 yıl önce, lise dönemimde pdf'ini okuduğum bir kitaptı. Piyasada 10 bin liradan başlayan fiyatlarla satılıyor. Beyoğlu Kitabevi tarafından yeniden yayımlandığını görünce hemen aldım. Aradan geçen 10 yıla rağmen, okuduğum her şiirin bende uyandırdığı hisler aynıydı ve bu kitabı neden bu kadar çok sevdiğimi yeniden hatırladım. 8 yıldır whatsapp durumumdu “Sırrını söylemez her ruha ruhum.” Kitaplığımda bulunması bile benim için çok özel.
Sosyal bilimler ile edebiyat arasında eşine az rastlanır coğrafyamıza ait nadide bir köprü. Kıyıda köşede kalmış gizli bir hazine. Küçük bir araştırma ile .pdf'ini bulmak mümkün, yine de sahaf ve nadirkitaptaki faiş fiyatlarına rağmen şiir severler için koleksiyonluk özgün bir yapıt. Umarım telifinin bitiminin ardından tekrar bir editörün elinden geçer. Günde 16 paketlik şiirlerle dolu sayfalar.