Diyarın birinde göğsü kınalı bir serçe varmış. Ne zaman gök gürlese yere yatar ve ayaklarını gökyüzüne doğru kaldırırmış. Bir değil, iki değil, üç değil… Bir gün göğsü kınalı serçeye sormuşlar, “Neden böyle yaparsın?” diye;
1840’lı yılların Topkapı Sarayı’nda on yaşından gün almış, dokuzunda bir şamaroğlanı vardı. Lala, şehzade yerine ona kızardı, şehzade yerine onu uyarırdı, hata yaptığında şehzade yerine onu azarlardı. Herkes bir kınalı serçeden bahsederdi ona… Saraydakiler arasında gizli bir dil, sadece bilenlerin bildiği bir şifre gibiydi “Kınalı Serçe.” Kimdi, neredeydi, nereye uçar, nereye konar, nerede yaşardı? Tam yüz beş yaşına kadar onun hikâyesini aradı bizim şamaroğlanı sarayda… Eh hadi iyi haber verelim, buldu sonunda.
Çocuk edebiyatımızın üretken ve sevilen yazarlarından Şermin Yaşar, bu kez bizi Topkapı Sarayı’nda bir gezintiye çıkarıyor. Saray adetlerini, işgal yıllarını, değişen toplumu ve yeniden yeşeren ümidi bu kez bir şamaroğlanının gözünden anlatıyor. Kahkaha ve hüznü bir araya getiren bu tarihi yolculuk, Türk tarihçiliğinin büyük ismi İlber Ortaylı’nın verdiği bilgilerle zenginleşiyor."
"Oyuncu Anne" lakabıyla bilinen ve yazdığı ebeveynlik kitaplarıyla büyük bir ilgi kazanan Şermin Çarkacı, 2017 yılında medeni durum değişikliği sebebiyle babasının soyadı olan Yaşar soyadını kullanmaya başlamıştır.
Yazarın, Şermin Yaşar ismiyle yayımladığı ilk kitap "Tarihi Hoşça Kal Lokantası"dır.
Kitabın mantığı ve hedefi güzel, ancak bir çocuk kitabı olarak düşündüğümde hangi yaş grubuna hitap ettiği konusunda kafası karışık. Kurgu 8-10 yaşa hitap ediyor, ama hem kullanılan dil, hem de ekstra bilgiler bu yaş grubu için takip etmeyi zorlaştırıyor. 2-3 ve 4.sınıf tarih bilgisi de olay örgüsünü, tarihsel akışı anlamaya pek yetmeyebilir. Daha büyük yaşlarda da kurgu sıkıcı gelebilir ama takip ve anlam artacaktır.
Bizim milli duygularımızı kullanıp para kazanirken her şeye ok ama Haksızlığa,Hukuksuzluğa ve Adaletsizliklere karşı SUSMAYI TERCIH ETTIĞI ICIN BIR DAHA ONUN CIKARDIGI HICBIR ŞEYI OKUMAYACAGIM.
Bu kitabı da olaylar öncesinde almıştım.
Sermin hanim burada yazmissiniz ama olayi anlamamissiniz BIR GÜN HERKES GIDER BU DEVLET KIMSENIN BABASININ MALI DEGIL TÜRK HALKININDIR. VE BU MILLET FIL HAFIZALIDIR. KIMIN NE YAPTIĞINI ASLA UNUTMAZ!
“Kınalı Serçe” bence sadece bir tarihi hikâye değil, aynı zamanda bir aramak kitabı. Küçücük bir serçeye yüklenen sembol, aslında hepimizin hayatında arayıp durduğu şeyleri hatırlatıyor: anlamı, köklerimizi, içimizdeki çocukluğu, bazen de hiç kapanmayan bir boşluğu.
Kitabı okurken en çok hissettiğim şey, zamanın akışının insanı nasıl dönüştürdüğü oldu. Sarayın ihtişamı, küçük bir çocuğun gözünden bakıldığında o kadar kırılgan görünüyor ki… Tarih kitaplarının donuk sayfalarından tanıdığımız o dönem, burada canlı, sesli ve duygulu bir hale geliyor.
Şermin Yaşar’ın dili öyle yalın ki, anlatılanlar sadece geçmişte yaşanmış bir hikâye değilmiş gibi; sanki kendi ailemden, kendi çocukluğumdan bir kesitmiş gibi hissettirdi. Özellikle serçenin sembolü bana çok dokundu: küçücük, zayıf görünen ama aslında koca bir göğü omuzlayacak cesareti olan bir varlık.
Kitabı bitirdiğimde içimde hem bir hüzün hem de hafif bir umut kaldı. Hüzün; çünkü bazı şeylerin asla geri gelmeyeceğini anlıyorsun. Umut; çünkü o kaybolan şeylerin izi, bir serçe gibi hep yanı başında, kalbinde yaşamaya devam ediyor.
Şermin Yaşara ait okuduğum 6. Kitap olmakla birlikte İlber Ortaylının katkılarıyla bu kitap büyüklerle birlikte küçüklerin okumasını dilerim. Kelimelerin eğilip büküldüğü, eski kelimelerin de öğrenebileceği eğlenceli yer yer hüzünlü.
Ben zaten Şermin Yaşar ve İlber Ortaylı'nın kitaplarını çok seviyorum. Bu kitaptada bilmediğim birçok kelimenin anlamını öğrendim. Eskiyi anlatan bu kitaba gerçekten bayıldım. Çok güzel...