Jump to ratings and reviews
Rate this book

İstanbulin

Rate this book
Hiçbir sergi İstanbul’un kendisinden daha tuhaf, ilginç, yaratıcı olamaz gibi geliyor bana. Sıvasız cepheleriyle aralık bırakmadan üst üste binmiş, hepsi farklı yükseklik ve köhnelikte binalar yamacı tırmanıyor. O kadar iç içe girmişler ki kimse onları bir daha evlerine ayrıştıramaz. Hiçbir kadastro uzmanı bu mahallede hangi arsa kimin, yol nerede bel nerede, kim hangi sınırı ihlal etmiş belirleyemez. Kim kimin duvarını kullanıyor, insanlar kapıyı nasıl buluyor, hangi teras kimin, kablolar gideceği yeri nasıl şaşırmıyor? Bu sorular cevapsız ve anlamsız. Çünkü bu yamaçlarda hayat olanca enerjisiyle devam ediyor.

İstanbulin, dur durak bilmeden İstanbul’u adımlayacaklar için bir öykü kitabı, kılavuz, pusula… Ertuğ Uçar’ın farklı bir dikkat ve gözlemle şehirde dolaştırdığı anlatıcı kimi zaman rastlaştığı insanların, kimi zamansa kedilerin, kuşların, köpeklerin hikâyesine odaklanıyor. Her bir öyküde kendisini şehrin farklı bir noktasında bulan okuyucu, kurmacayla gerçeğin iç içe geçtiği bu dünyada anlatıcıyla beraber “İstanbulin şeyler”in izini sürüyor.

264 pages, Paperback

Published January 1, 2025

18 people are currently reading
214 people want to read

About the author

Ertuğ Uçar

12 books4 followers
Antalya’da doğdu. İstanbul’da yaşıyor ve mimarlık yapıyor. Yayımlanmış öykü kitapları: Rüya Arızaları (2006), Yalnızlığın 17 Türü (2008), Dünyayı Seyretmek İçin Bir Yer (2010) ve Ormanda Kaybolmak (2014) dışında Bir Çift Ayak (2016) adlı romanı ve Woolf’un İzinde (2017) adlı deneme kitabı var. Ayrıca daha önce Rüya Arızaları ve Yalnızlığın 17 Türü adıyla yayımlanan kitaplarını yeni öyküler de ekleyerek Gece Yolculuğu (2017) adlı kitapta bir araya getirdi.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
51 (53%)
4 stars
34 (35%)
3 stars
10 (10%)
2 stars
0 (0%)
1 star
1 (1%)
Displaying 1 - 18 of 18 reviews
Profile Image for Eylül Görmüş.
764 reviews4,888 followers
July 12, 2025
Biliyorsunuz, kimi zaman bir kitap okuyup kitabın anlattığı şehre gitmek için yakıcı bir arzu duyuyorum ve koşullarımı zorlayıp gitmeyi başarıyorum bazen. Eğer İstanbul'da yaşamıyor olsaydım, İstanbulin de bana bunu yapan o kitaplardan biri olacaktı işte. İstanbul'da olduğum için İstanbul'a gitme arzusu yaratmadı ama İstanbul'a başka türlü bakma arzusu yarattığı şüphesiz. Ve kendime söz verdim, yapacağım bunu.

Kitabın son cümleleri aslında tüm derdimi anlatıyor, buraya da almak isterim:
"Rehber kitaplar bize bıkmadan usanmadan sultanların, kraliçelerin ve azizlerin portreleriyle dolu kasvetli müzeleri, hiçbir hükümdarın tadını çıkaramadığı sarayları, şu sultanın boğulduğu bu paşanın kesildiği köşeleri, geçmişini okuduğumuz an unutacağımız insanların heykellerini ve birbirine girmiş isim ve tarihlerle dolu hikayeleri anlatıyor.
Peki ne yapacağız?
Bir şehri nasıl tanıyacağız?
Cevabım kısa.
Yürüyün."

Yazar ve mimar Ertuğ Uçar şehirde yürüyor, bakıyor, hayal kuruyor, çiziyor. Çiziyor kısmı önemli, zira o güzelim çizimleri sayesinde kitabı okurken sık sık gelen Google Street View'dan anlattığı yere bakma arzuma ket vurabildim. Öyle güzel çizmiş ki, "bırak bu imge kalsın aklında, sureti muhtemelen aslından güzel bir şey bulmuşsun, kurcalama" dedim kendime. (Bu arada evimde bir Ertuğ Uçar çizimi olduğu için ne kadar şanslı olduğumu da bir kez daha hatırladım. ❤️)

Bol bol Charles Baudelaire'i ve John Berger'i düşündüm okurken. Baudelaire iyi ki flanörlüğü icat etmiş de Ertuğ Uçar peşine takılmış, Berger iyi ki "bakmak bir seçme edimidir" demiş de Ertuğ Bey bu biçimde bakmayı denemiş. Kentin kimi zaman gizli sokaklarına çağırıyor okuru yazar, kimi zamansa son derece aleni bir yerindeki gizi keşfe davet ediyor: başka türlü bakarak. Palmiyelere, hurmalara, vapurlara, kedilere, köpeklere, yıkık köşklere, kaldırım taşlarına, hurdacılara, hırdavatçılara, parklara, seslere, su kemerlerine, kalelere ve kulelere bir güzelleme. Yahut da kimi zaman çirkinleme - çünkü idealize etmeden, oldukları halleriyle orada, metnin içindeler.

Büyük bir hazla okudum. Kimi mekanları kendim de gidip keşfedeceğim. Çok, çok, çok tavsiye ediyorum.
Profile Image for Tuva S..
244 reviews8 followers
January 3, 2026
Doğma büyüme İstanbulluyum. Şehrimi, sokaklarını, sürprizlerini keşfetmeye bayılıyorum. Bu kitap benim için 2026’ya harika bir başlangıç, yeni rotalarımı belirlemeye de bir önder oldu.

Siz de benim gibiyseniz bu kitaptan en az benim kadar zevk alacaksınızdır.
Profile Image for Leylak Dalı.
635 reviews154 followers
April 6, 2025
Asıl mesleği mimarlık olan yazar eskizleriyle zenginleştirdiği kitabında İstanbul'un ara sokaklarında bir seyyah gibi dolaştırıyor okuyucuyu. İstanbul sevenlere, İstanbul'u bilinmeyen yönleriyle tanımak isteyenlere birebir...
Profile Image for Metin Celâl.
Author 33 books134 followers
April 29, 2025
Ertuğ Uçar’ın gezginliği sıradan bir turistinkinden çok farklı, o şehirde kaybolmayı, ayaklarının ve yüreğinin götürdüğü yere gitmeyi tercih edenlerden. Bu bazen bir şey satın almak, bazen bir yere, kuruma gitmek, bazen bir arkadaşla buluşmak gibi bir bahaneyle başlasa da sonunda kendini sokaklarda, yokuşlarda, inişlerde ve yolları çatallanan mahallelerde amaçsız gezerken buluveriyor.
İstanbulin’in ilk öyküsü “Konak” Cırcır caddesinden At Pazarı’na yürürken başlıyor. Bu yürüyüş sırasında gözlemlediklerini okurken hikaye yavaşça beliriyor. Bir an için var oluyor ve başını sonunu belirlemeden nihayete eriyor ve kahramanımız yürüyüşüne devam ediyor. Biraz Sait Faik’in kahramanlarını hatırlatan bir öykü kahramanı var ve öykülerin yapıları da onunkilere selam verir gibi. Öykü ile deneme arasında bir yerlere kolayca kayıveren, türler arası nitelik kazanan metinler bunlar. Her öykünün ya da metnin kahramanı aynı kişi, zaman zaman kişiliğinden ipuçları verdiğine bakarsak yazarıyla bir çok ortak özellikler taşıyor.
Sadece yollara, sokaklara, binalara odaklanmıyor, onlarda yaşayan insanlara ve başta kediler ve köpekler olmak üzere belki kentin gerçek sahipleri saymamız gereken hayvanları da anlatıyor. Bireylerle yapılar, sokaklar, nihayet kent özdeşleşiyor. Öyküler de zaten onları gözlemlerken ya da soluklanmak için bir an durduğunda, yorgunluğunu ya da susuzluğunu gidermek için oturduğu bir kahvehane ya da çaycıda karşısına çıkıveriyor. Öykülerden çok hayattan kesitler de diyebiliriz diye düşünüyorum. An’lar, an parçaları...
Bunlar birer gezi yazıları ya da öyküleri değil. Bir turistin göremeyeceği, çoğu İstanbullunun günlük hayatın akışında yaşayamayacağı, gözlemleyemeyeceği belki ancak bu amaçla yollara düşmüş birinin, daha çok bir flanörün görebileceği İstanbul’u anlatıyor. Siz ya da ben aynı sokaklardan geçebiliriz ve ne o sokakları, ne insanları ve hayvanları Ertuğ Uçar gibi görebiliriz. Bir bakış farkı da var. Bu da yazarın mimarlığından ve daha çok çizerliğinden kaynaklanıyor olabilir dediğim gibi. Ve bu farkı öykülere eşlik eden çizimlerle de pekiştiriyor. Bu çizimler bir anlamda anlatıların kurmacadan çok gerçekten yaşanmış şeyler olduğunu da düşündürüyor. Bir başka deyişle çizimler kurmacayı gerçekliğe daha da yakınlaştırıyor.
Yazarlar çizerler başka yazar ve sanatçılarla karşılaştırılmayı haklı olarak pek sevmezler ama affına sığınarak Ertuğ Uçar’ın ya da kahramanının gezilerini Süheyl Ünver’in gezilerine benzettim. Üslup ve amaç ayrı olsa da ikisi de yitip gitmekte olan, gözönünde olup da görülmeyen İstanbul’u yazıp resmediyor.
Ertuğ Uçar “İstanbulin”de rahat ve içten bir anlatım kurmuş. Kitaptaki metinleri tek tek öyküler, denemeler olarak da kabul edebilirsiniz, tek bir anlatının parçaları olarak da. Ben tadını alabileyim diye araya zamanlar koyarak tek tek okudum metinleri. Okurken de kahramanın gezdiği mahalleleri, geçtiği sokakları düşündüm. Bazılarını bendeki imgeleriyle karşılaştırdım, bazılarını da yeni bir yer öğrenmenin merakıyla okudum, amaçsız yürüyüşlerimden birinde mutlaka oralara da gideyim diye içimden geçirdim. Yani Ertuğ Uçar yazdıklarıyla, çizdikleriyle İstanbul’da kaybolma, gelip geçtiğim sokaklara, insanlara, hayvanlara başka bir gözle bakma arzusu doğurdu. Edebi tadının yanında bu niteliğiyle de benim için iyi bir kazanç oldu. İyi bir kitaptan zaten başka ne beklenir.
Profile Image for Sümeyye  Yıldız.
181 reviews11 followers
Read
July 14, 2025
Bu şehrin hikayesine kısa da olsa katılmış olmak beni mutlu ediyor. Eskizler şahane.
Profile Image for Sibel Bahar.
7 reviews
November 30, 2025
Bu şehre yeni yerleşmiş ve keşfe her çıkışında boğazına, vapuruna, sokaklarına, tarihine tekrar tekrar hayran kalan biri olarak, bayıldım. İstanbul’u gözlemleme şevkimi daha da artırdı, bakış açımı genişletti. Çok ama çok sevdim.
Profile Image for Hümeyra.
2 reviews
July 20, 2025
İstanbul’u anlatan kitaplar okumayı, okurken tarihine, sokaklarına, insanlarına yazarlarıyla birlikte şahit olmayı çokça seven biri olarak uzun zamandır bu kadar güzelini okumamıştım diyebilirim. Koşturmaca içinde yaşarken ne kadar özlediğimi fark ettim. Öyleyse yürüyelim!
Profile Image for Kitap Arkeoloğu.
15 reviews
April 27, 2025
İstanbul hakkında onlarca kitap okudum...En kendine özgü, en İstanbulin olan kitap kesinlikle bu... Bu şehri seven herkes okumalı, sevmeye henüz başlamamış olanlar ise mutlaka hemen okumalı...
Profile Image for Ezgi Elibol Topcuoglu.
45 reviews1 follower
September 6, 2025
Askolsun kadere, tam da ben artik Londrali oldum, zaten Istanbul’a donmem dedigim bir noktada bu kitabi karsima cikardigi icin 🥲 Unutmaya yuz tuttugum bir simyayi hatirlattigi icin yazari Ertug Bey’e tesekkur mu etmeli, sitem mi… Velhasil, Istanbul’la ask tazelemek isteyen Istanbulun’i okusun 😍
Profile Image for dinozor gibi.
166 reviews3 followers
October 29, 2025


İstanbulin, 19. yüzyıl İstanbul’unda moda olan bir ceketin adıymış ama Ertuğ Uçar bu kelimeyi unutulduğu yerden alıp harika bir anlam vermiş; İstanbul’a dair hoşa giden şeyler… İşte bu kitap, İstanbulin şeylerin kitabı.”

Konaklar, merdivenler, yokuşlar, çatallar, boyacılar, berberler, kediler, turistler, sis, manzara… herbiri istanbulin olan daha birçokları…

İstanbulin’in satırlarında yürümek, İstanbul’un tadını, duygusunu hissettiriyor. Uçar, okurunu bir rehber gibi değil, bir yoldaş gibi kentin içine davet ediyor: yürümeye, fark etmeye, yeniden görmeye.

Öykü, öykü, parça parça ilerliyor. Gözlemler birbiriyle gevşek bağlarla birleşiyor; şehrin dağınıklığı, kalabalıklığı metne de işlemiş. kitapta şehir tarihine, politik dönüşümlere ya da planlamaya dair kapsamlı analizler de yok. İstanbul’da salınan bir metin bu, bir gezinti, bir bakış, bir hissediş.

Son zamanlarda İstanbul’un sokaklarında gençlik günlerimde hissettiğim o özgürlük ve ferahlık duygusunu özlüyorum. Bu özlemle elime aldım İstanbulin’i. İddialı bir eser değil ama bana iyi geldi. Bu ülkenin siyasi politikalarının, rantla , yasaklarla ve ideoljilerle elimizden alınmasından çok muzdaribim. Şehirlerimizi de çaldılar bizden… Hırsızlar! Ama yakalanacaklar, eninde sonunda, illa ki. De mi be Can?






Profile Image for Aylin Alpustun.
121 reviews5 followers
January 20, 2026
Büyük bir keyifle okudum. Yazarın İstanbul’daki yürüyüşlerine dair tuttuğu bir seyir defteri gibi ilerleyen bu kitap, metne eşlik eden eskizleriyle özellikle kıymetli. Siyah beyaz çizimler, şaşırtıcı biçimde metne renk katıyor. Okudukça pasajları, sokak adlarını, parkları ve mahalleleri haritalardan takip ettim; kaybolan ve hâlâ kaybolmakta olan kültürel mirasımıza hüzünlendim. Bu yönüyle kitap, yalnızca bir anlatı değil, aynı zamanda güçlü bir İstanbul gözlem ve hafıza arşivi. Elbette İstanbul’u biraz tanımak, sokaklarını yürüyerek keşfetmiş olmak okuma deneyimini derinleştiriyor. Eminim bir süre sonra yeniden elime alacak ve ilk okumada kaçırdığım ayrıntıların içinde kaybolacağım. İyi ki yazmış Ertuğ Bey.
563 reviews8 followers
December 4, 2025
Bu kitap çok hoşuma gitti. Başta "yine Istanbullu olmayan bir yazardan klasik İstanbul güzellemesi mi okuyacağım?" "Orhan Pamuk'un İstanbul kitabından sonra daha iyisi yazılabilir mi?" türü düşüncelerime rağmen biri önerince aldım. İnanılmaz bir gözlem gücü, çizimler, kısa kısa bölümler. Aldı götürdü beni. Bitmesin istedim. İşin ilginç yanı benim 27 yıl önce arkamda bıraktığım, yazarınsa 25 yil önce yerleştiği İstanbul benim anilarimdaki, rüyalarımdaki Istanbul'la neredeyse özdeş. Istanbul'u seven herkese öneririm. "Denizlik, dendan, tonet sandalyeler, verzalit masalar" gibi mimari/dekorasyon terimlerini de öğrenmem çabası. 2025'in en sevdigim kitaplarından biri oldu.
29 reviews1 follower
November 14, 2025
Şehirleri sokaklarıyla, insanlarıyla tanımak gerekir. Ertuğ Uçar sokak hikayeleri ile İstanbul’u anlatmış. Dilini çok sevemedim ama hikayelerin bazılar gerçekten güzeldi. Çizimlerin bazıları hikaye ile örtüşmediğinden yorucu oldu benim açımdan okurken. Keşke eksizler ayrı bir bölümde olsaydı.
Profile Image for Emre Güneş.
243 reviews6 followers
January 21, 2026
Ertuğ’u mimar olarak tanıyordum ancak yazar kimliğiyle yeni tanıştım. Naif hikayeleri, tatlı kalemi ve “mimar” eskizleriyle İstanbul’u gezmek çok keyifliydi. Uzun yürüyüşlerde aynı rotalardan geçerken hayal ettim kendimi. Sağolsun, var olsun.
Profile Image for Ayca Senol.
151 reviews5 followers
November 3, 2025
İstanbul u çok seven biri olarak bu kitaba bayıldım. Çok samimi çok güzel yakın bir dostla sohbet eder gibi okuduğum bir kitap oldu.
Profile Image for Ebru Şevli.
19 reviews3 followers
September 15, 2025
İstanbul’da doğmamış çocuklar için bu şehrin farklı bir büyüsü olduğunu düşünüyordum son zamanlarda. Şehrin bizim için henüz sisli bir arkaplan olduğu yaşlarda, zihni İstanbul’a alışmış insanlar için bu şehrin dokusu biraz daha sıradandır herhalde. Öykülerinden birinde, muhtemelen doğduğu mahallede esnaflığa devam eden, kasketin aslında çok yakışacağı o amcanın sokağa bakıp sorması gibi “Burası mı güzel?” diye. Sanki yazarın da İstanbul’da doğmamış, burada büyümemiş olması, şehirle karşılaştığı anların aurasını parlatıyor gibi. O şehri izlerken, bazen şehir de onu geri izliyor; göz göze geliyorlar.

Bugün istanbul yüzlerce mahallesi olan, korkunçluğu herkesçe de malum olan bir şekilde büyümeye devam eden bir kente dönüşmüş. Ancak hala bazı fragmanları var ki, onlar İstanbulin, sıradan insanlara ve yarısı yıkık ahşap evlere, evvelini bilmediğimiz ama bir değeri olduğunu sezdiğimiz eski taş parçalarına ait bir masalın parçası kalabilmeyi başarmışlar. Ertuğ Uçar, bugün yitirdiğimizden korktuğumuz kente ait olmadığını içten içe hissettiğimiz tüm o yapıları, kapalı siteleri, otoyolları arkamızda bırakarak bu fragmanlar arasında bir dikiş dikiyor. Tıpkı önüne geleni görmeden yürüyüp giden Valens Kemeri gibi, kentin içimizi huzursuz eden bölümleri yokmuşçasına bizi tekrar bir İstanbul masalına sürükleyiveriyor. Perisiz cinsiz bir masal ama sihri yok değil: Bir an olsun unutuyoruz başımıza gelenleri; ve hatırlıyoruz, böyle bir kent de mümkündü.

Sait Faik’in insanları hala aramızda diyordu Uçar; ama onun gibi yazan yok. İstanbul’un evleri, kedileri, çatıları, çamları, çınarları, taş duvarları da öyle. Yazarak ve heybesinde toplayarak görünür kıldığı için teşekkürler.
Displaying 1 - 18 of 18 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.