Ezidiler, dini inançlarının kurbanı bir halktır. İnandıkları Melek Tavus, Tanrı'nın cennetten kovduğu melekle, yani Şeytan'la bir tutulduğu için Müslüman ve Hıristiyan komşuları tarafından dışlanmış, lanetlenmişlerdir.
Sabiha Banu Yalkut, Ezidiler üzerine çalışmaya 1979 yılında bir arkeoloji öğrencisi olarak gittiği Mardin'in Midyat ilçesinde karar verdi. Yıllarca onların izini sürdü; Almanya'da, diaspora koşullarında yaşayan Ezidilerle düzenli bir biçimde görüştü.
Melek Tavus'un Halkı Ezidiler, artık sayıları birkaç yüze inmiş olan Türkiyeli Ezidilerin, göç etme nedenlerini, göçün yarattığı dönüşümü ve diaspora koşullarında varolma ve varkalma mücadelelerini göstermeyi amaçlıyor.
Sincar'da yaşananlar ile ilk kez adlarını duyduğum Ezidiler'in Anadolunun o meşhur tanımlaması olan "KADİM" halklarından biri olduğunu öğrenince araştırma gereği duydum.
Bu kitabı okumadan önce de Anadolu'da hep hem Kürt ve Alevi olmanın yani Dersimli olmanın zor olduğunu düşünürdüm ama bunun bir üst kademesi varmış. Hem Kürtçe konuşup üstüne Müslüman olmamak yani Ezidi olmak.
Osmanlı İmparatorluğunun yıkılması ile farklı farklı ülkere dağılan ve komün halde yaşayan bir toplumun güncel yaşam koşullarına ayak uydurmasının da kitabı bu. Azınlık olduğu topraklarda da, göç etmek durumunda kaldığı ülkelerde de hep 2. plana atılan bu insanları tanımak için bir başlangıç.
It was a good book—I liked it. It mainly explores the position of the Yazidis in society, focusing more on ethnicity and language. However, while reading it, I was hoping to learn more about the religious aspects of Yazidism. In that sense, I was a bit disappointed. But on the other hand, I feel that I gained a deeper understanding of their ethnic, linguistic, and social context
Yezidileri daha doğrusu onlar kendilerine Ezidiler diyorlar, merak edenleriniz varsa kendilerini tanıyacağınız söyleşiler var çok güzel. Hem toplumlarının yaşadıkları sıkıntıları anlatıyorlar hem de Ezidiliğe dair ilk ağızdan bilgi sahibi oluyorsunuz.
Kitabın organizasyonu ve diliyle ilgili itirazlarıma rağmen, giderek tek tip yaşamın daha fazla dayatıldığı dünyada Ezidilerin çok özgün bir muhalefet örneği oluşturduğunu vurgulaması nedeniyle yararlı bir işlevi olduğunu düşünüyorum.