Jump to ratings and reviews
Rate this book

Annem

Rate this book
İlk yedi gün, başka bir evdeyiz. Evde duramıyoruz artık. Annesi düşmüş bir evden hayatta kalanları görmek için bu eve geliyorlar. Birden yoğunlaşmış bir denizin içinde şimdi başka bir şeyden konuşalım araları. Sohbet, dikkatlice oynanan bir oyunda nereye değdiği hesaplanarak el değiştiren top. Yüzüme dikkatle bakılıyor.

Ev parçalı bir mekanizmaya dönüştü.

Annem kendini dünyadan sıyırarak bizi dünyanın alışık olmadığımız bir halinde yeniden hayata getirdi. Şimdi bu dünyayı baştan öğrenmemiz gerekiyor.

136 pages, Paperback

First published April 14, 2025

2 people are currently reading
102 people want to read

About the author

Miray Çakıroğlu

4 books3 followers
1987 doğumlu. Boğaziçi Üniversitesi Batı Dilleri ve Edebiyatları ve Felsefe bölümlerini, Eleştiri ve Kültür Çalışmaları yüksek lisans programını ve New York Üniversitesi Yakın Doğu Çalışmaları yüksek lisans programını bitirdi. İlk dosyası Taşların Sesi Kesildi (Varlık, 2014) ile Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü’nü aldı. İkinci şiir kitabı Kalkış için Notlar (Dünyadan Çıkış Yayınları) 2017’de yayımlandı. Philip Larkin’in The Whitsun Weddings kitabını Bayram Düğünleri başlığıyla (Ketebe, 2021) Türkçeye çevirdi. Oraya Kendimi Koydum (Everest, 2023) belgesel şiir kitabının yazarları arasındadır. Stanford Üniversitesi Antropoloji bölümünde doktor adayıdır. Kaliforniya’da yaşıyor.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
10 (25%)
4 stars
24 (61%)
3 stars
3 (7%)
2 stars
2 (5%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 7 of 7 reviews
Profile Image for Banu Yıldıran Genç.
Author 2 books1,455 followers
Read
November 22, 2025
aslında bu kitabı da aynı gospodinov gibi bekletecektim. ama yarınki yas ve fotoğraflar sunumuna hazırlanırken elimi attım ve dedim ki kesin fotoğraflar bölümü vardır. tabii ki yanılmadım. fotoğrafsız bir yası düşünemiyoruz.
yarınki sunumun son kitabı bu olacak çünkü normal bir yas değil burada yaşanan. ilk sayfada söylendiği için açıklayabilirim sanırım, intihar etmiş annenin yası. intihar konuşması zor bir konu. geride kalanı suçluluk duygusuyla açıklama isteğiyle kıvrandıran bir süreç. yaşamadım ama tahmin edebiliyorum.
miray çakıroğlu bu süreci önce haber alıp abd’den türkiye’ye yaptığı yolculukla, sonra cenaze, ilk 7 gün ve 40’ı diye ilerleyerek, lineer olmayan bir biçimde arada geri dönerek -çünkü annesini tanıması gerek, niçin niçin niçin sorusunu cevaplamak için-, terapistiyle konuşmalarını, parça parça alıntılar, şiirlerle, mitolojik göndermelerle aktarıyor.
kabullenme sürecinden sonra akrabalarla konuşulanlar, hatta büyük halanın sesli kaydının çözümü, geçmişi didiklemeler, neden neden neden ve önünde sonunda cevapsızlıkla barışmak belki de. pandemi döneminde sokağa çıkma yasağında yaşanan bu olay aslında o dönem kim bilir nelere yol açtı diye de düşünmemizi sağlıyor. çok trajik çünkü, sıkılmak ve çıkamamak, eve hapsolmak.
miraç çakıroğlu parça parça bizi de yasının içine alıyor, bu süreci, delilik mefhumunu, ev kavramını ve kendisini didik didik ediyor. çok etkili, çok hakiki.
rüya kayıtları da var, hepsinin ardında yatanı görmek mümkün uzaktan bakan biri olarak. keşke babama dair rüya kayıtları tutsaydım ben de dedim. hayal meyal hatırlıyorum bazılarını. annem yaşadığı için belki -evet okurken yüreğime öküz oturdu- çok da kötü olmadım. annesini kaybetmişlere hele intihar eden birinin ardında kalana zor gelebilir ama belki de iyi gelir, bilmiyorum. yazar hiç ajite etmeden anlatıyor. üstelik taşra, akrabalık ve saklananlar bence kitabın arka planında çok net olarak kendini sezdiriyor.
aynı yayınevinden aynı konuda biri anlatı biri roman diye yayımlanmış bu iki kitaptan birinin bu denli popüler olmasını diğerinin pek konuşulmamasını yerli edebiyatın ülkemizdeki makus talihi olarak yorumluyorum maalesef.
Profile Image for Zeynep T..
931 reviews132 followers
December 10, 2025
Miray Çakıroğlu'nun Annem kitabı bu yıl beni duygusal yönden en fazla etkileyen kitap oldu. Yazar annesinin intiharı ardından yaşanan yas sürecini anlatmış. Keşke metnin derinliğini ve cesurluğunu hak ettiği şekilde tarif edecek yeteneğim olsaydı. Miray Hanım çok cesur yazarken. Annesine dair pişmanlıklarını, başkalarını suçlama eğilimini, kardeşi ve babası başta olmak üzere diğer akrabalarıyla yas sürecinde temaslarını duygu sömürüsüne düşmeden yazarken vefat eden Şakire Hanım'ın portresini de sunuyor bizlere. İşte orada hem annemi hem kendimi görmek, ailenin İzmir'de oturuyor olması vs. kitapla daha duygusal bir ilişki kurmama sebep oldu. Yazarın altını çizmek istediği tam olarak bu değildi belki ama pandemi döneminde büyüklerimizin yaşadığı fiziksel ve mental sağlık sorunları, günümüzde ekonomik sorunlar nedeniyle daha da kötüye gidişleri önemsenmesi gereken bir mesele olarak duruyor önümüzde. Annemin son yıllarda ben iyi değilim, yaşadım yaşayacağım kadar deyip durması döndü kafamda kitabı okurken. Bu açıdan derin bir bağ kurdum anlatılanlar ile.

Annem'in edebiyatımızda yas sürecine dair yazılmış en güzel kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum. Şakire Hanım'a rahmet dilemek de istiyorum. Huzur içinde olsun inşallah.
Profile Image for emre.
433 reviews338 followers
May 1, 2025
okuduğum en güzel yas metinlerinden biri.
Profile Image for Gulnihal.
32 reviews4 followers
December 21, 2025
Miray Çakıroğlunu’nun Annem isimli kitabını, normal okuyuculardan farklı olarak okuyanlardan biriyim. Çünkü Miray’ın, özellikle annesi Şakire Teyze’nin bilmeyerek de olsa hayatımda sessiz ama farklı yerlere dokunma özgürlükleri var.
Bornova'nın semtlerinden birinde anneannemin yan apartman komşusuydu Şakire Teyze. Anneannem bizden ne sevgisini ne de şefkatini esirgemiştir – hatta çocuklarına vermesi gereken şefkati bile bize vermiştir. Bir torun olarak ondan çokça razı olduğum ve minnet duyduğum atalık ilişkisi ile, hayatımızda oldukça büyük ve önemli bir yer işgal etti. Ancak yine de mahalledeki bir çok insanla, anneannemin huysuzluğu, patavatsızlığa varan dobralığı, sertliği ile herkesin çok sevgi gösterisinde bulunmadığı, temkinli diyaloglar içerisine girdiği yaşlılardan biriydi benim gözümde anneannem.

Biraz kendi yapımdan biraz da anneannemin doğasından ötürü çokça sokulmazdım mahalledeki çocuklara. Hissederdim çünkü, özellikle çocukların anneannemden pek hazetmediklerini.
Bunun getirisi olarak tıpkı anneannemin diğer arkadaşlarının çocukları gibi Miray ve kardeşi Ahmet'e de hep mesafeli durdum. 40 yaşında olduğum şu günlerde geçmişe ait aile hatıralarının tozlanmasına iyice müsaade ettiğim bir dönemde olduğumdan Miray’ın kardeşi Ahmet ile kardeşim Nur’un oynadıklarını hayal meyal hatırlıyorum. Ya da böyle yalancı bir hatıra yaratıp zihnimin benimle oynamasına müsade ediyorum, emin değilim açıkçası.

Şakire teyze’nin haberini ilk annemden aldım, annem eski mahallemizden taşınsa da Şakire teyze’yi hem kendi huyunun güzelliğinden hem de anneannemin biricik Şakire’si olduğundan hep çokça sevmiştir. Ara ara yaşamları kesişir, Şakire teyzeyi gördükçe ondan bahsederdi. Hatta bana ve kızıma ( tanışamasalar da) şimdi anı olarak sakladığım, Şakire teyzenin yaptığı çantalardan da almıştı.

İntihar kararının doğru ya da yanlışlığından daha ziyade bir seçim olduğuna odaklanırım hep.
Geride kalan biz yaşayanların intihar eden kişi ile olan yaşanamayacak paylaşımlarını, ihtimaller üzerinden kuracak olmaları eminim bir çoğuna göre bu seçimi yanlış olarak değerlendirtiyordur. Belki de bende sadece "seçim"e odaklanarak kendimi avutuyorumdur bunu da bilemeyeceğim...

Şakire Teyze’nin verdiği kararı duyunca Miray’a bir şey yazamadım. Zaten iletişimimiz sosyal ağdaki takip dışında sıfır etkileşim içerisinde idi. Belki biraz da çekindim çünkü ne desem boşlukta anlamsız ve asılı kalacaklardı. 2020 yılında Eşimin üvey amcası Michel’de pandemi döneminde, covide yakalanıp karantinaya girmiş ve karantinasını intiharla sonlandırmıştı. O zaman da çok düşünmüştüm pandeminin bizlerden aldıklarını, bizlerde değiştirdiklerini ve bizlerde bıraktıklarını… Michel ve Şakire teyze'nin gidişiyle hala bu konuları çokça düşünüyor ve sorguluyorum.

Kitabın haberini geçen mart ayında yine annemden almıştım. Miray’a yine bir şey yazamadım. O zamandan bugüne kadar kitabı okumayı ve sanırım Miray’a varlığımı belli edecek gücü toplamayı bekledim.

Miray’a dün, kitabını aldığımı ve çocukken pek sokulmadığımı yazıp attığım mesajın tuhaf geleceğini söylediğimde bana bir dönem paylaştığımız okuma kitaplarını hatırlattı. Hayal meyal, zorlama üzerine bende de beliren bu veri içimi ısıtıp, mutlu etti beni.

Kitabı okurken tıpkı eski günlerdeki gibi anneannemin ve Şakire teyzenin komşuluklarına odaklandım, Miray annesini anlattıkça bende anneannem ve Şakire teyzeyi izledim. Anneannem gibi bir kadının birini sevmesi bence oldukça zordu. Ve o birini severse o kişi gerçekten çok iyi biri olurdu. Bu yüzden böyle kodlanmış bir referansım vardı hep anneannemin çok sevdiği insanlar adına.

Anılarımda Şakire teyze’nin ay gibi parlak, pamuk tenli yüzü ya gülüyor ya da gülümsüyor hala. Ve gerçekten Şakire teyze öyle kibar, öyle zarif ve öyle naifti ki…

Anneannemin Şakire teyze ile olan komşuculuğu ve sevgisi beni hep şaşırtırdı çünkü argo konuşup, küfür etmekten haz alan, Şakire Teyze’nin karşısında ekstra kibar konuşup ona gülümseyen “ay Şakire’ciğim” diyerek lafa başlayan anneannem, alışık olduğum doğasına ters bir kibarlık ve sevgi gösterine bürünürdü adeta. Bazen, Şakire Teyze gerçekten anneannemi bizim gördüğümüz gibi huysuzluk ve aksilikleri dışında gördüğü için mi seviyor, yoksa kendi iyiliğinden mi seviyor diye sorardım kendime.

Önce dedemin hastalığı, sonra kaybı, sonra anneannemin dedemin kaybına dayanamayıp ( nasıl dayansın ömrünce hep "allah önce beni alsın ben sensiz dayanamam" derdi dedeme ) demans ataklarının kronik hale dönüşmesi ve hepimizi unutması tam da benim evlilik dönemime yani Altındağ’dan çıkıp İstanbul’a yerleşmeme denk geldi. Sonrasında Altındağ’a gitmek ya da ordakilerle görüşmek istemedim hiç. Oraya gitmemek benim de gönülden kabul ettiğim bir sebebe dönüştü. Dedemi, anneannemi ve arkadaşlarının tozlanmalarına müsaade edip mumyalanmalarına neden olacak bir sebep.

İşte o mahallede Şakire teyze, hala bana gülümsüyor, kibar ses tonuyla zarifçe konuşuyor.

Ve öte yandan adım gibi eminim ki artık orada olmayan canım anneannem ve Şakire teyze yepyeni bir yerde, birbirlerine sırtlarını verdikleri yeni hanelerinde yine komşuluklarına devam ediyor.

Miray'ın bu güzel cümlelerini okuyan yeniden seni yad etsin, dualar etsin, ruhun Şad olsun Şakire teyze.
Profile Image for Fact100.
485 reviews39 followers
June 5, 2025
"Kül olmuş hasadını eve getir yine de"
(Jacques Dupin)

Şair, yazar ve antropolog Miray Çakıroğlu'nun, geçtiğimiz aylarda yayımlanan "Annem" adlı eseri, annesini kaybeden herkesin yüreğiyle okuyacağı, içten ve düş(ün)sel bir yas anlatısı.

"Annem kendini dünyadan sıyırarak bizi dünyanın alışık olmadığımız bir halinde yeniden hayata getirdi. Şimdi bu dünyayı baştan öğrenmemiz gerekiyor."

Hayatta, (çok şükür) sadece bir kez deneyimlemek zorunda kaldığımız bu kaybın ne zaman ve nasıl olduğunun önemi olmaksızın yükü gerçekten ağır ve kabullenmesi hayli güç, belki de imkânsız. Ölüm kavramının bilinç dışı bir deneyim olmasının da getirdiği bilinmezlik, dokuz aylık beden ortağımızın yitimiyle bir araya gelince, maalesef, içine düştüğümüz hiçliğe alışmaya gayret etmekten başka bir yol kalmıyor.

"İç, sadece anneden oluşur. Yer kaplayan başka her şey, atık. Ben, hiç başlamayan bir şey. Annemi kaybetmek hiç bitmiyor."

Bir biyografi ya da hatıra kitabı oluşturmak yerine içinde bulunduğu yoksunluk ve anlam yitimini, yazının, nesnelerin, yakınların ve hafızanın gücüyle ikâme etme yoluna giden Çakıroğlu, annesini ve yasını anlama gayretiyle yürüttüğü bellek kazısına, okuru da içtenlikle davet ediyor.

"Eğer şimdi çocukluğa dönebilecek olsam, yaşananların içinde bulunmak tekinsiz olurdu. Bir şey yapmak için değil, sadece yakından bakmak için bile. Şimdi kaldığı haliyle bile çocukluğun da burada olması aynı şekilde tekinsiz."

İyileşme imkânı olmayan bir yaranın pansumanı niteliğindeki bu güzide anlatıyı, anne kavramıyla bitmemiş hesabı olan, annesini özleyen ve hâlâ imkânı varken gidip kucak dolusu sarılmayı ve sesini duymayı aklına getir(e)meyen tüm yetişkin okurlara öneririm.

"Ben annemi mutsuz eden dünyayı yerinden oynatmayı denemiş ve başaramamış biri olarak sürekli koştuğum bir boşlukta yutuluyorum. O ise, trajedi kahramanları gibi sürekli kaderini tekrar ediyor."

Bugün, tüm çabama rağmen, benim de sürekli boşluğunda yutulduğum bir yolun, görünür bir karanlığa büründüğü 5 Haziran'ların ikinci yıl dönümü ve Miray Hanım'ın sade ve acı biçimde ifade ettiği gibi "Annemi kaybetmek hiç bitmiyor.".

Canım annemin ve tüm yitirdiklerimizin anısına 🖤

"Bitmemiş bir şeyi anlamaya çalışmak uzaktan
Giderek uzaklaşacağına giderek yakınlaşan şey

Adımlarına dönüp tekrar basmak

Kafamın bütün odalarını boşalttım
Açılan açıklıktan yürüyorum
Adımlarını dönüp tekrar basarak çocukluğa
Sanki hiçbir şey yapmadım, hepsi bir anda
Bu beyaz boşlukta olup bitti

Anne ve babanın tarif ettiği bir yer çocukluk
Tekrar ettikçe inanmışsın aslında"
Profile Image for atito.
722 reviews13 followers
July 17, 2025
kalbimin çok acıması sebebiyle sadece görebildiğim bir metin oldu: "ve görmek de o yükün orada ve dengede durduğunu değiştirmiyor."
Profile Image for Aziz Gökdemir.
Author 8 books1 follower
September 7, 2025
"Evin içinde soğuktan titreyen terk edilmiş üç çocuk gibiyiz."
"Şimdi bu dünyayı baştan öğrenmemiz gerekiyor."

Açık sözlü, yürekli, çarpıcı bir anlatı.
Displaying 1 - 7 of 7 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.