Julius Wellhausen, ilk dönem İslam tarihçiliğinde önemli yeri olan Alman Şarkiyatçı ekolünün en yetkin isimlerinin başında geliyor. "Arap Devleti ve Sükutu" kitabı da, yazarın Türkçeye çevrilen üç kitabı arasında en önemlisi... İslam tarihçiliğinde, özellikle ilk dönem sözkonusu olduğunda, sağlam bir metodoloji ve köklü bir lisan-kaynak bilgisi ön plana çıkıyor. Bir Alman olarak, Wellhausen'in iki açıdan da Doğulu bilginlerden geride olmaması şaşkınlık ve hayranlık uyandırıcı. Kitapta, kaynak (ravi) eleştirisi yaptığı bölümler metodoloji açısından önemli.
Kitabı basit bir kronoloji ve Oryantalist ukalalıklar örgüsü olmaktan çıkaran bu özellikler, ehil ama özensiz/dikkatsiz tercüme ile gölgelenmiş, umarım yeniden gözden geçirilerek tekrar basılır bu kitap...
Wellhausen'ın ilk dönem dini-ideolojik ayrılıkları konusunda uzmanlığının yanısıra; Beni Ümeyye'nin silaha dayanarak yükselişi, Ali Şiası'nın zaman içinde mücadele zemininden tasfiye edilmesi, Haricilerin saman alevi gibi parlayıp sönen çıkışları, Emevilerin Suriye'deki imparatorluk-devlet mirasına sahip çıkarak Irak başta olmak üzere diğer Arap kabilelerini küstürmesi, nihayetinde bu ayrışmaların Beni Ümeyye'nin de sonunu getirmesi gibi önemli kilometretaşları ustalıkla ele alınmış... İranlılarla Beni Ümeyye Araplarının sorunlu ilişkilerinin Abbasilerin yükselişine yol vermesini inceleyen son bölüm (Sükut) özellikle kaydadeğer. Kitapta Arap ırkçılığı ve "ganimet-para aşkının" nın Orta Asya ve Türkler başta olmak üzere mevaliyi nasıl ürkütüp İslam'dan soğuttuğuna da temas edilmiş.
Her ne kadar bazıları, Wellhausen'in üslubunu dini unsurların tarihi hadiselerdeki rolünü gözardı etmekle eleştirse ve sosyo-politik ve ekonomik unsurları daima ön plana aldığını ileri sürse de, ilk dönem Arap toplumlarındaki kabilecilik ve insan doğası bu eleştirileri aslında bir ölçüde boşa çıkarıyor.
Ezcümle, ilk dönem Arap tarihi açısından önemli bir başvuru kaynağı olduğu rahatlıkla söylenebilir...