Jump to ratings and reviews
Rate this book

The Fourth Horseman

Rate this book
Book by Nikiforuk, Andrew

224 pages, Paperback

First published November 28, 1991

13 people are currently reading
266 people want to read

About the author

Andrew Nikiforuk

18 books28 followers
Andrew Nikiforuk is a leading investigative journalist who has written about education, economics, and the environment for the past two decades. His work has appeared in a variety of Canadian publications including The Walrus, Maclean's, Canadian Business, Report on Business, Chatelaine, Georgia Straight, Equinox and Harrowsmith.

He is the author of the critically acclaimed Empire of the Beetle and the bestseller Tar Sands, which won the Rachel Carson Environment Book Award. His book Saboteurs: Wiebo Ludwig’s War against Oil was the winner of the Governor General’s Literary Award for Non-Fiction. His other books include Pandemonium and The Fourth Horseman: A Short History of Plagues, Scourges and Emerging Viruses. His journalism has won seven National Magazine Awards and top honours for investigative writing from the Association of Canadian Journalists.

Nikiforuk lives with his family in Calgary, Alberta. Whether speaking or writing about melting glaciers, peak oil, the destruction of the boreal forest, or bark beetle outbreaks, Nikiforuk has earned a reputation as an honest and provocative voice in Canadian journalism.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
98 (38%)
4 stars
97 (38%)
3 stars
45 (17%)
2 stars
11 (4%)
1 star
2 (<1%)
Displaying 1 - 30 of 37 reviews
Profile Image for Argos.
1,262 reviews497 followers
September 3, 2018
Çok iyi bir kitaptır, özellikle ortaçağda başta veba olmak üzere çiçek, kolera, tifüs gibi hastalıkların toplumdaki vahşi yıkımını, insanların umutsuzluğunu ve akıl dışı yollarda çözüm aramalarını çok güzel anlatmış. Sanırım okuyalı 7-8 yıl olmuştur, daha fazla katkıda bulunamıyorum.
Profile Image for Tracy.
701 reviews34 followers
July 19, 2020
While I did find this interesting in a gruesome way, I felt that some of his representation to be a bit racist. He calls the Indigenous peoples of North, Central and South America Amerindians which I find really off putting and a reference to the Irish as the N word of Europe left a really sour taste in my mouth. I realize that this was written in 1990 but it really bothers me. I found also the chapter on AIDS to be seriously outdated.

His descriptions of earlier plagues are really interesting, although his predictions for the way society would be run in the 2000’s was a bit off the mark. “The threats that bacterial resistance pose are so real and so serious that the new millennium will invite medieval if not Draconian measures. Travellers entering countries with low levels of drug resistance will be quarantined until their germ status has been determined.” I work in a hospital, and we do isolate patients, especially those who have travelled to other countries, but as far as I know travellers are not quarantined. I shudder to think about what is growing inside of me, having worked in hospitals most of my adult life.

Addendum:

I can’t believe I just read this a year and a half ago. So much has changed. My apologies to Andrew Nikiforuk. I take it all back.
Profile Image for Mustafa Özgür.
103 reviews39 followers
November 29, 2017
A magnificent book upon the history of encounters of viruses&bacterias (which cause black death, malaria, leprosy, syphilis, tuberculosis, aids, flu, ebola..etc.)with the humankind. The book portrays the daily life in medieval Europa, states the origins of many traditions, which are really interesting! And at the end of the book, the author gives a projection for the further&future interactions with these dangerous micro-organisms and a forecast on "the ongoing war" between them and us; you may feel as if you are reading a science-fiction novel.
This book has the power to change one's mind about the life and perspective of the view that he/she's already looking through. Certainly worth reading!
Profile Image for milky.
8 reviews9 followers
November 19, 2012
Although this book started out with fairly interesting information, the author's bias was distracting. His denial of germ theory and discount of modern medicine is confusing, and he doesn't appear to have a scientific basis for his claims about social factors influencing disease. It's obvious that overcrowding will increase the rate of disease contraction, but Nikiforuk seems to be claiming that poor living conditions have a mental impact which in turn cause predisposition to disease. Although stress is a risk factor for illness, I feel that the author overemphasized the effect it has on disease. This is particularly evident in the chapter about AIDS, which is embarrassing in its misinformation. The book was written in 1991, so some can be forgiven. However, Nikiforuk criticizes the "HIV theory" that was mainstream among scientists even in the 90s and embraces AIDS denialism. Considering the amount of people killed by HIV/AIDS in the past 20 years, it is nearly offensive to read. The whole chapter came off as a bunch of unscientific bullshit and the book left a bad taste in my mouth.
Profile Image for Ramil Kazımov.
407 reviews12 followers
September 1, 2020
Özellikle şu covid-19 döneminde okuması harika oldu !
Öncelikle, kitap tarix boyunca dünyamızı fethetmiş salgın hastalıklardan bahsediyor. Her bir salgına ayrı-ayrı değiniyor ve neden ve sonuçlarını açıklıyor. Oldukça sürükleyici bir kitap. Her kelimesinin hakkını veriyor. Ve bize salgınlarla mücadele için tıbbın değil de esas olarak tüm insanlığın ekonomik olarak kötü yaşam koşullarından kurtulması ve temiz bir yaşamın önemli olduğunu öğretiyor. Ayrıca, yazar isabetli davranmış ve yazdığı kitapda büyük bir salgının baş verme ihtimalinin yüksek olduğunu söylemiş. Günümüze bakınca, haksız olduğu kanısı pek itibar göremez.

Bu kitabı günümüz virüslu dünyasını anlamak için herkesi okuması gerekir. O zaman, temizliğin ve iyi bir yaşamın, ayrıca eşcinsel yaşamın ne tür bir hastalık olduğunu anlayacağını garanti ederim.
Profile Image for Victoria.
43 reviews3 followers
October 20, 2008
This book started out as a great primer on epidemics and 'the fourth horseman.' Apart from Nikiforuk's often (all the time) cliche metaphors, the facts were good and it was a quick read. However, in reaching the final chapter on HIV/AIDS I was so taken aback at the (understandable??) lack of information on the virus (the book was published in 1991)that I could barely finish it. Nikiforuk's prediction that HIV/AIDS would kill less than 500,000 Africans (while now we are far above 1 million deahts) left a horrible feeling that sours my opinion of the book in my mind. I realize the lack of knowledge in the early 90's regarding the epidemic and the path it would take but, given the history the author details and how many millions die each time the 'fourth horseman' rolls around, I was dumbfounded. Read this book, but take the facts, and the last chapter, with a grain of salt.
Profile Image for Alper Goker.
68 reviews
April 9, 2020
Kitabı çok önceden almıştık fakat okuma fırsatı olmamıştı. Malum karantina günlerinde başladım. Çok etkileyici bir kitap. tarih boyunca ortaya cikan bu hastalıkların hepsi bir sekilde düzeni bozan insanın yüzünden meydana geliyor. İlk önce ilaçlarla çare aranıyor fakat aslında reçete insanca yaşam koşulları, iyi beslenme, yüksek bağışıklık ve dengesi bozulmamış bir doğa. Biz virüslerin dengesini bozmaya çalışırken aslında onların direnclerini arttırıyor ve yaşam alanlarımızı yok ediyoruz.
Profile Image for Home Faber.
135 reviews3 followers
Read
November 29, 2020
* Salgın dönemini yaşadığımız bu zorlu süreçte salgın hastalıkların tarihçesini anlamak, mikropların ve virüslerin insan hayatında ne denli öneme sahip oluğunu kavramak oldukça önem arz etmektedir. İnsanoğlu var olduğu andan itibaren salgın hastalıklar, bakteriler, mikroplar insan hayatının adeta vazgeçilmez öğeleri haline gelmiştir. Ne var ki her noktada olduğu gibi bu hastalıklar davetsiz bir misafir gibi değil insanın doğaya müdehalesi sonucu meydana gelmiştir.

** En önemli noktalardan birisi insan doğaya müdehale etmesi demek doğanın er yada geç intikamını çok acı bir şekilde alması demektir. İnsanın doğaya müdehalesi sonucu doğal denge bozularak hastalıklara adeta davetiye çıkarmaktadır.

*** Dünya tarihinde meydana gelen birçok olayda salgın hastalıkların önemli bir rolü olmuştur. Araların haçlı ordularını yenmesi sıtma, Rusların Fransızları devirmesi tifo, Amerikan iç savaşında ishalin etkisi gibi önemli detaylar yer almaktadır.

**** Dünyayı kasıp kavuran en önemli salgın hastalıkların başında gelen Veba birçok önemli sonuca direkt etki etmiştir. Veba'nın birçok kilise mensubunu öldürmesi sonucu İngiliz Dili hakim dil haline gelmesi, kısmen feodaliteyi sonladırması, işçi kıtlığından kaynaklı hukuksal düzenlemeler, tıp bilimine saygının azalması, inançları derinden sarması, kendi şehirlerinde ticaret yapılamaması sebebiyle ticaretin diğer ülkelere kayması sebebiyle emperyalizm ağının güçlenmesi gibi birçok önemli olay meydana gelmiştir.

**** Kitaptan öğrendiğimiz bazı bilgiler ışığında bazı hayvanların adeta virüs yuvası olduğunu görüyoruz. Özellikle domuz, sivrisinek, yarasa oldukça üretken bir virüs ve bakteri yuvasıdır. Özellikle Çin özelinde yaptıkları tarım faaliyetlerinin virüsleri besleyen bir politika olduğunu ileri sürer. 20. Ve 21. Yy içinde birçok virüsü dünyaya yayması sebebiyle iddianın ötesindedir.

***** Peki genel olarak kitap ve salgın hastalıklar bize neyin yaklaştığını ve neyin beklediğini anlatıyor? Salgın hastalıklar toplumsal öylesine etkisine alıyor ki baştan başla bir değişimle baş başa bırakıyor... Aynı zamanda doğayla mücadele ve tahakküm altına almak değil onunla bir uzlaşma yapılması gerektiği inancını tekrarlıyor. Mutlaka okuyun...
Profile Image for Arda Alkkåskøgen.
124 reviews16 followers
April 25, 2020
bu kitabı "çok iyi" yapan iki unsur var. ilk olarak kitabın okuyucularının en aptal olanına dahi, toplumsal paradigmaların etkilerinin tek yönlü olmadığını, ortaya çıkışından itibaren pek çok "ekstra" unsurun etkisini taşıdığını mümkün olabilecek en basit dille anlatıyor olmasıdır. ikinci neden ise bana kalırsa çok daha değerli: bilhassa bizim gibi ülkelerde eğitim sistemi herhangi bir konu ile ilgili tekil bilgiyi ezberletmek ve bu bilgi üzerinden ezber yeteneğini ölçmek üzerine kuruludur. bu sistemin ürünü olan bizler de olgularla ilgili tekil bilgilerin peşine düşmeyi severiz. daha net bir şekilde söylemek gerekirse herhangi bir olgu ile ilgili broşür bilgisi çoğunlukla bizlere yeterli gelir ve o bilgiyi almak demek bizler için konunun tamamına, enine boyuna hakim olmak demektir. bu kısa ve öz kitap sayesinde ise elde edilen bilginin nasıl işleneceğini rahatlıkla öğrenebilir ve hayatlarımıza daha entelekütel bir seviyede kolaylıkla devam edebiliriz.

basit bir mikrop sayesinde bugün pamuklu iç çamaşırları giyiyor yahut bir salgın hastalık sayesinde bugün eğitim imkanlarına daha kolay erişebiliyor olmamızilk bakışta çok anlamlı gelmeyebilir ama bunun nedenlerini anlamak için atılacak birkaç bebek adımı sayesinde küçük, tatlı aydınlanmalar yaşayabiliriz.

muhakkak okunmaı gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. bilhassa pandemi kavramı ile yakından tanışma fırsatı bulduğumuz şu günlerde.
Profile Image for Buket A..
99 reviews
December 31, 2024
Yılın son kitabı başucu kitabım olan Mahşerin Dördüncü Atlısı oluyor. Tarihteki bütün (Korona hariç) salgın hastalıkları inceliyor. Ve bunu toplumsal açıdan da tıpsal açıdan da yapıyor. O yüzden kesinlikle dönüp bir daha okuyacağım.
Profile Image for Şehriban Kaya.
407 reviews19 followers
May 9, 2020
Gazeteci Nikiforuk, insanlık tarihi boyunca salgınların tarihin akışını nasıl değiştirdiğini açıklıyor kitabında. Ortaçağ'daki veba salgınlarının emek kıtlığına yol açıp feodalizmi yıktığını ve din adamlarını kitleler halinde ölümüyle eğitimde latincenin hakim dil olmaktan çıkıp İngilizce'nin uluslararası dil olarak ortaya çıktığını iddia ediyor. Yine Amerika'yı keşfedenlerin kıtaya taşıdıkları çicek virüsüyle nasıl koskoca kıtada milyonlarca insanı öldüğünü ve ortaya çıkan emek sorununun Afrikadan getirilen kölelerle çözülüşünü anlatıyor Nikiforuk. İddiaları çok büyük olmakla birlikte, inanılmaz detaylarla dolu bir kitap bu, tam da korona günlerinde okumalık bir araştırma.
Profile Image for Merve.
355 reviews52 followers
April 13, 2020
“Yeryüzünün ekolojisinin tahrip edildiği yerlerden virüsler çıkıyor... Bir bakıma, dünya insan türüne karşı bir bağışıklık tepkisi oluşturuyor.” Bu alıntı kitabın sonlarına doğru Ebola biyografisi yazmış Richard Breston’dan. Andrew Nikiforuk kitabın başından beri salgın ve bulaşıcı hastalıkların tarihini anlatırken aynı şeyi farklı üslupla defalarca yineliyor: Virüsler, bakteriler insanlardan daha uzun bir ömre sahipler. Onların saldırganlığını ise insan eylemleri şekillendiriyor.
Yeni bir virüs türü sebebiyle, korona yüzünden evlere kapandığımız şu günlerde en okunacak kitaplardan biri. Çünkü sabırla bu salgının geçmesini beklerken çok iyi biliyoruz ki bu ilk değildi. Son da olmayacak. Salgınlar dünyanın belki de en istikrarlı olaylarını meydana getiriyor: nüfus kıyımı. Ölüm. Ölümle sonuçlanmasa bile yıkıcı etkiler. Çiçek. Ebola. Kolera. Nam-ı diğer Kara Ölüm Veba. AIDS. Hantavirüs. Şimdi 21. Yüzyılda bi yaşamadığımız kalan Koronavirüsü. Binlerce virüsün varlığından söz ediliyor. Bilim insanlarının sadece 5.000’ini tanımlayabildiğini söylüyor yazar ama bu eski bir kitap üzerine bilmediğimiz neler eklenmiştir kim bilir!!
Kitapta yazar en büyük en yıkıcı en bilinen salgınlardan bizim duymadığımız ama hala var olanlarına değin anlatmaya çalışmış. Dili akıcı. Benim neyi yaşamakta olduğumuzu anlama hissiyatım kitabı benim için daha çok cazip bir hale getirdi. Ama okumak ve öğrenmek lazım. Çünkü biz bu salgın sürecini bir şekilde sağlam atlatsak bile ne yazık ki bugüne kadar bunu atlatamayan binlerce insan oldu. Sadece bu virüs kapsamında. Diğer salgın hastalıklarla birleştirirsek milyonları hayli hayli aşıyor.

Salgınlar zengin fakir insan ayırt etmeden insanları yaşamlarından ediyor diyorlar. Büyük bir yanılgı bu. Kitap bunu örnekleriyle sunuyor. Zaten bildiğim şeyi örnekleriyle tasdik etti benim için. Salgınlar eşitsizlik yaratmaz ama eşitsizliği ortaya çıkarır. Maddi durumu, çevresi ve ortamı olan birinin yaşam şekli, virüsle mücadele biçimi ile zar zor kazandığı üç beş kuruşla yaşamaya çalışan, virüslü ortamda işinden olmamak için kendini riske atmak zorunda olan insanların mücadelesi bir olabilir m?
Yazılacak çok şey çıkar bu kitap için ancak lafı çok uzattım. Salgınlar insanların birlikte yaşamayı öğrenmek zorunda olduğu bir gerçek. Çünkü doğanın dengesini bozacak yıkacak ciddi telafisiz hatalar işlendi. İnsan ve insan eylemleri dönüştükçe doğa da dönüştü bakteriler de mikroplar da virüsler de. Şimdi oturup doğanın kendi dengesini bulmaya çalışırken evde bekleme sürecinde bazı şeyleri anlamak için ideal bir kaynak. Damgalama süreci, eşitsizlikler, modern tıbbın yetersizliği insanın doğa karşısındaki çaresizliği. Tüm o çabalarına rağmen hemde. Neye sebep olduğumuzu ve ne yaşıyor olduğumuzu anlamak için başvurulacak önemli kaynak.
Sağlıklı günlerde okumanız dileğiyle (:
Profile Image for Pinar.
39 reviews1 follower
February 24, 2022
The book is very interesting in the beginning you want to read and learn as quickly as possible yet then suddenly lt is getting a bit dull. However it is still worth to finish.
Profile Image for Bekir Kuru.
9 reviews4 followers
May 28, 2014

(BEKİR kuru hazırlamıştır)

MAHŞERİN DÖRDÜNCÜ ATLISI Andrew Nikiforuk
Salgın ve Bulaşıcı Hastalıklar Tarihi)

http://www.kitabinomurgasi.com/2013/1...

ANDREW NIKIFORUK, Gazeteci, ING (CAN)-1991, TR-2000, İletişim yayınları, Çeviren: Selahattin Erkanlı, 286 sayfa.
Salgın ve bulaşıcı hastalıklar tarihi, Andrew Nikiforuk, çeviren; Selahattin Erkanlı, 2000 basımı, 286 sayfa, İletişim yayınları
1. Atlı yaşamı ve umudu, 2. Atlı iktidarı ve resmi politikaları, 3. Atlı refah ve kıtlığı, karamsar ekonomiyi, 4. Atlı veba ve ölümü temsil eder. Dört atlı, kâh devrimlerle, kâh kıtlıkla ve sürekli değişen ölümcül salgın türleriyle dünya tarihini hep birlikte yazmışlardır.
Bakteriler atalarımız olmakla kalmaz, bizim bir numaralı yaşam-destek sistemimizi de oluştururlar. Sularımızı temizler, atmosferi besler ve ölülerimizle ilgilenirler. Hayatı işgal etmek ya da yok etmek yerine, onu besleyip korurlar. Gezegenimizin en eski, en parlak ve en kalabalık yaşam biçimi olan bakteriler, gruplar halinde, tek bir büyük üstorganizma olarak çalışırlar. Başarılı bir yaşam ve gezgeni organize etme sanatını öğrenmeleri iki buçuk milyar yıllarını almıştır. …İyi bir neden olmadıkça birbirlerini yemezler…İnsanlar, ancak yazılı olmayan bakteri kurallarını çiğnedikleri, onu tekmeleyip ezdikleri zaman bir ölüm makinesine dönüşmüştür. Başka hiçbir canlı ya da tür, üstorganizmayı bizim kadar rahatsız etmemiş, ona meydan okumamıştır.
Bakterilerin tarihin şanlı sayfalarında fotosentezi, ultraviyole ışınlarına karşı koymak için pigmentleri ve A vitaminini keşfettikleri yazılıdır. Korkusuz bakteri ordularının hidrojenle beslenip oksijen çıkarmış olmaları da başka bir kahramanlık öyküsüdür…Bakterilerin diğer patlayıcı gazlarıyla (amonyak, karbondioksit ve metil klorür) birleşen oksijen, diğer canlıların yaşayabileceği dost atmosferi yaratmıştır. Gezegenin istikrarı, hala, bakterilerin toplu halde gaz çıkartmasına, geğirmesine, beslenmesine ve dışkılamasına bağlıdır.
İlk çiftçiler toprağı altüst edip mikropları ayaklandırarak, her yıl kızamıktan antraksa kadar birçok ölümcül salgını hasat ettiler.
Sıtmadan ölüm, Panama geçidindeki inşaat faaliyetinin durmasına neden olmuştu, ta ki, Amerikalı mühendisler sıtmaya dirençli işgücünü ithal dene dek: Siyah kölelerin torunlarını.
Vakanüvisler vebanın “Avrupa’yı alt üst ettiğini” yazarken durumu abartmıyorlardı. Alaşağı edilen ilk kurum feodalizm oldu. …
Vebadan çok sayıda din adamının ölümü Latincenin eğitimdeki gücünü zayıflattı ve Uluslararası bir dil olarak Avrupa’daki, egemenliğine son verdi. …Öğrenim artık sıradan insanlara ulaşmıştı. Veba, Kilisenin Latincesinin yanı sıra otoritesinin de zayıflamasına yol açtı. Avrupa, birbiri ardına gelen hastalık dalgalarıyla çalkalandıkça, müminler Tanrı’nın çıldırdığını ve rahiplerinin tek bir pireyi bile iyileştirmede aciz kaldığını düşünmeye başladı.
1348 de Venedik hastalık taşıyan gemileri, insanları ve malları bir arada tutmak üzere karantina uygulamasına öncülük etti. …. Gemilerin quaranti giorni (kırk gün) boyunca alıkonması geleneği kısa sürede Avrupa denizciliğinin standart uygulamaları arasına girdi.
Bering boğazından Asya’dan Amerika’ya giriş soğuk ve zorlu olduğu için, hasta göçmenler mikroplarıyla birlikte çabucak öldü. Tarih öncesinde Alaska, dağları, karı ve buzullarıyla bir tür mikrop filtresi işlevi gördü ve sağlam olanları kabul edip olmayanları dondurdu. Eskidünya ve yenidünya birbirinden tamamen farklı parazitler geliştirdi. Çocuk felci, sarılık ve frengi hariç, Amerikan yerlileri hastalıksız yaşadı. Ancak, ortalıkta sürekli mikrop tehdidi olmadığından bağışıklık sistemleri zayıf kaldı.
Doktorların ve bir aşının, önlenmesinde önemli rol oynadığı tek hastalık çiçektir.
Yüzyıllar süren düşmanca karşılaşmalardan sonra, insanların ve mikropların, ilaçlar ve aşılar işe karışmadan doğal, ekolojik bir ateşkes imzaladıklarına kuşku yok. ….Bu barış, daha iyi beslenme koşulları sağlanmaksızın gerçekleşemezdi.
Pencereler, güneş ışığının, içeri girip tüberküloz dahil tüm mikropları öldürmesini sağladı, pamuklu giysiler de tifüse son verdi. Yünün aksine, kirli pamuklular şekilleri bozulmadan kaynatılabiliyor, böylece bitler temizlenmiş oluyordu. 19 yüzyıl Avrupalılarının ortalama yaşam sürelerini yükseltmede, saydam pencereler ve pamuklu iç çamaşırlar, dünyanın tüm ilaçlarından ve tıp mezunlarından daha çok işe yaradı.
Ölümün tesadüfî ve ani oluşu, bir insana yürekten bağlanmayı akılsızlık haline getiriyordu.
Hansel ile Gretel, üvey anneleri kıtlık yüzünden onları beslemek istemediği için ormana bırakılmıştır.
Bir bireyin, hem dost, hem sırdaş, hem evi geçindirebilir hem de aşk oyunlarını bilir olmak gibi ağır bir yükü taşımasını beklemek, hastalıklardan mustarip atalarımızın tercih edeceği bir şey değildi. Kendilerini romantik bir aşkın sıkıntısından Ya da hoş olmayan bir eşten kurtaracak mikroplar olmadığı için modern erkekler ve kadınlar yapılabilecek en iyi şeyi yaptılar: Yığınlar halinde boşanma mahkemesine yürüdüler.
Dördüncü atlının hiç yalnız bırakmadığı atalarımız yaşlılara saygı gösterirdi, çünkü yaşlanmak hem salgınlardan kurtulma başarısının göstergesi hem de doğal bir mucizeydi. Atalarımız banliyö yaşamının sıkıcılığını ya da yalnız ölmenin dehşetini dert etmek zorunda değildi.
Kuduz ya da çiçek ile karşılaştırıldığında grip, hoş bir sıkıntıdan başka bir şey gibi görünmüyordu. Yüzlerce yıl önce gribe yakalananlar kısa süre için halsizleştiren hastalığa “yeni keyif”, “neşeli sohbet”, “nazik nasihat”, “asil veba”, “yeni ahbap” ya da “sıkıntı” (grippe) adlarını verdiler.
Ortaçağ’ın cüzzamı vardı, rönesansın frengisi. Sanayi Devrimi tüberkülozu seçti.
Teknolojik ilerleme dünyamızı değiştirdi, ama sanki dünya, zekâmızı bize karşı kullanarak bizden intikam almaya çalışıyor.
Japon bilim adamı Akiba gerçekten de korkutucu bir şey keşfetmişti: Bir antibiyotik ya da antibiyotik grubu bir mikrobu etkisiz hale getirmeden önce, mikrop, gerçek bir gerilla gibi, direnme “bilgisi”ni diğer bakterilere geçirmiş olabilirdi.
Stuart Levy, sıradan bir ineğin bir günde insandan yüz kat fazla dışkı çıkardığını tahmin ediyor. Eğer yaşlı Sarıkız doğumundan beri antibiyotiklerle beslenmişse, dışkısı büyük ihtimalle antibiyotiklere dirençli mikroplar içerecektir.

Çok eski tarihlerin ve eşsiz genetik alışkanlıklarına rağmen bakteriler önemsenmiyor ve görmezden geliniyor. Ama insan türü üstorganizmaya saygı göstermeyi öğrenmedikçe ve teknolojik zorbalığını sürdürdükçe, dünya sağlığı biyolojik türde gerilla çatışmalarına giderek daha açık olacaktır.
Beş Milyar insanın, biyolojik bir tepkiye yol açmaksızın, iklimi istediği gibi değiştirebileceği ya da diğer türleri yok edebileceği düşüncesinin çılgınca bir yanılsama olduğu, artık bazı bilim adamlarınca kabul ediliyor.
Ne var ki, birleşik bir savunma inşa edebilme yeteneğine sahip üstorganizmanın aksine, virüsler daha çok 20. yüzyıl teröristleri gibi davranıyor. Bombalarını hiçbir uyarıda bulunmaksızın bırakma eğilimindeler. Bu biyolojik roketlerden birinin nükleer bomba gücüyle patlaması artık yalnızca bir zaman meselesi.
Mikropların enerjisi üzerine kurulu uygarlıklar, yine bakteri ritimlerine uygun olarak kurulup yıkılacaklardır.
Doktorlar şimdiye ek hiçbir büyük salgının ilerleyişini durduramadı ya da etkileyemedi, bunu becereceğe de benzemiyorlar.
Modern tıp, mikrop teorisinden vazgeçip salgınları, insan kültüründeki ekolojik rahtsızlıklar olarak görünceye kadar, hastalıkların gölgesinde sakat bir güç olarak var olmayı sürdürecektir.
Modern insan ne kadar uğraşırsa uğraşsın, ne dördüncü Atlı’yı kandırabilir, ne salgınların tarihteki dirençli varlığını inkâr edebilir, ne de üstorganizmayı yenebilir.
Bekir KURU
Profile Image for Kivrin.
910 reviews21 followers
July 9, 2022
Well, that was....different. So the title of the book in total is The Fourth Horseman...A Short History of Epidemics, Plagues, Famines & Other Scourges. Right down my alley. There are chapters on The Plague, Smallpox, Malaria, the Irish Potato Famine, and AIDS (among others). It was quite the detailed history I was expecting as the author takes quite a different view from other books I've read on some of these topics. He address these topics with an anti-germ theory approach, more as a social/cultural upheaval cause and effect approach. Different but still interesting. Would love to hear what he had to say about COVID.

7 reviews
July 10, 2023
Sadece bulaşıcı hastalıklar adına değil insanlık tarihi hakkında da bir sürü bilgi edinmeme vesile oldu kitap. Yazarla anlaştığım noktalar kadar da anlaşamadığım noktalar var özellikle bir sağlık çalışanı olarak. Yine de temelde niyetini iyi buluyorum çünkü sorgulamaktan geçiyor. Farklı bir bakış açısı kazandırıyor.
854 reviews
October 28, 2025
I read this book years ago, but when I saw there was a revised updated edition, I just had to read it.

This book, both the original and the updated, is a gem. So much information and so much history, all written in accessible prose, directed at the lay reader. It's definitely a book I would recommend to anyone wondering where epidemics and diseases come from and why.
Profile Image for Cher.
78 reviews
January 11, 2019
This book was surprisingly informative and interesting. It provided a scientific topic in a very down to earth way. I enjoyed Andrew's writing style kept met engaged throughout. If you are interested in the history of some of the deadliest plagues and diseases this would be a good read.
Profile Image for berfin.
19 reviews
September 13, 2020
Yazarın ısrarla tekrarladığı kötü esprilerini görmezden gelirsek; tarihte iz bırakmış salgın hastalıkların ortaya çıkışları, ekonomik ve sosyal etkileri üzerine kolay anlaşılabilir genel bilgiler veren bir kitap olmuş.
Profile Image for Hazel.
136 reviews
February 3, 2021
I found this a highly readable short history of many different pandemics. The one about the plague was very illuminating as was the chapter about the 1918 flu. The author has a fantastic way of describing things. However, it was written in 1991 and so the last chapter on HIV is very inaccurate.
Profile Image for Tunahan.
20 reviews
September 17, 2019
Hastalıklar tarihi ile ilgili genel bir kültür oluşturmak için okumaya başlamıştım. Ve istediğim şeyi aldım. Kitap biraz daha doyurucu olabilirdi.
Profile Image for Josh T.
320 reviews4 followers
May 17, 2020
Astounding read. Simple. Concise. Intriguing. Frightening. And thought provoking. A must read if seeking a general book for non science peoples on the history of diseases/pandemics etc.
Profile Image for mustafa.
15 reviews
August 11, 2020
son söze kadar 3 yıldızlıktı
son sözde 2 oldu
oturup dua edelim hastalıklar geçsin diye 🤐
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Mustafa Kenar.
9 reviews1 follower
February 11, 2021
"Salgın hastalıklar birçok tarih yapıcıdan biridir. "
Salgın günlerinde dünya tarihindeki salgınlara bir çok açıdan bakılıp yazılmış güzel bir kitap.
Profile Image for nisamanursuz.
49 reviews4 followers
August 18, 2022
"İnsanlar, talihli olduklarını ancak bir şeyler yitirince anlarlar."
Salgın hastalıklar sıkmadan ve akıcı bir dille anlatılmıştı, güzeldi.
Profile Image for Janet.
74 reviews1 follower
March 2, 2008
This book opened my eyes to the world of epidemics and was one of the influences that led me to epidemiology. I don't remember much of this book because I read it fifteen years ago, but what impressed me about it is that it made the connection between the way we live and the spread of major diseases such as malaria, leprosy, bubonic plague, smallpox and the flu.

(Louise, Pat Wainwright recommended this book to me)
Displaying 1 - 30 of 37 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.