Vay be - "Avrupa'dan doğru düzgün büyülü gerçekçilik çıkmaz" iddiamı nasıl güzel yedirdin bana Sylvie Germain, vallahi aşkolsun. Daha da dillendirmem bu savımı, ya da seni tenzih ederim her defasında.
Çıkıyormuş işte, çıkabiliyormuş. En-fes bir kitap Gecelerin Kitabı. Uzun, çok uzun zaman sonra bir Yüzyıllık Yalnızlık tadı aldım, onun daha karanlık, daha puslu, daha tekinsiz olanı muhakkak ama lezzeti benzer.
Péniel ailesinin bol doğumlu, bol ölümlü birkaç kuşaklık öyküsünü anlatıyor Germain. Suların üstünde, kuytu ormanlarda, sisler içinde geçen, arkada Avrupa'nın en dönüştürücü yüzyılı yaşanır, savaşlar sürer, gökten bombalar yağarken akan bir acayip masal bu. Onca şey olurken dünyanın kadim döngüleri aileyi yere bağlıyor gibi: toprak yeniden yeşeriyor, nehirler akmaya devam ediyor, birbirini izleyen gecelerin ardından güneş yine doğuyor.
Yazarın dili öyle efsunlu, öyle epik ki, kitabı anlatırken benzer kuvvette sözcükler seçmem lazım gibi geliyor ama yapabileceğimi de zannetmiyorum bir yandan. Fakat işte arada "kuru, yavan, donuk" homurtularıyla eleştirdiğim kitaplar neyse, bu da onun tam tersi. Olağanüstü akışkan bir metin, müthiş güzel seçilmiş sözcükler, tam olması gereken yere konmuş nefis betimlemeler, bir an bile aksamayan, sanki tek nefeste, hiç duraksamadan ağızdan çıkmış bir şiir.
Üslup böyle kusursuz olunca ben kendimi bırakıveriyorum. Şöyle tarifleyeyim: sanki usta bir masözün ellerinde birkaç saat geçirmiş gibiyim. Kendimi teslim ettim, gevşedim, bir sonraki dokunuşunun da eksiksiz olacağını bilmenin güveniyle uyuştum gibi bir his.
Güzellik - güzellik tam da bu. Hem de çok ihtişamlı bir güzellik. Bu biçimde anlatılınca her hikâye okunur işte. Bunca haz almamda Mükerrem Akdeniz'in kusursuz çevirisinin de payı çok büyük şüphesiz, kendisine müteşekkirim.
Bu kitabın içinden bir şeyler seçmek çok zor ama çok aşık olduğu kocası savaşa gidince içine kapanan ve ağlayamayan Noémie'ye dair şu cümleyi bırakacağım sadece, bundan daha şiirli çok az tasvir okumuşumdur: "Gece gündüz ağladığı duyuluyor ama gözünden hiç yaş gelmiyordu; yakınından geçildiğinde, hafif ve sürekli bir su uğultusu duyuluyordu içinde."
Ah. 🖤