Jump to ratings and reviews
Rate this book

Yaralı

Rate this book
Artık hatırlanmaya değecek kadar bile kalmadın. Seni unutmak hakkım! Unutkan biri değilimdir ama sen bende hatırlanacak hiçbir şey bırakmadın. Benim unutulmuşum olmak bile güzeldir, bil. Aşk mı? Aramızda kaldı; içimizde değil. Yanlış aşkta doğru aranmaz. Ama yine de oku istiyorum. Cümlelerimde gizlenmiş duygudan ne anladığını benim nasıl yazdığım değil, senin nasıl okuduğun belirler. "Kör müydü gözlerin, nasıl göremedin" diye sordular senden sonra. Kör değildim. Ve hayatımda en çok iki kere parlamıştı gözlerim. Birincisi seni ilk gördüğüm, ikincisi giderken ardından baktığım gün. İlkinde aşkın ışığından, ikincisinde gözyaşlarımdan. O iki anın arasındaysa hep kapalıydı gözlerim. Aşkına inandığımdan. Kör değildim, sadece güvenmiştim! Bugün seni düşünmeden yaşayabilmeyi başardığım ilk gün. Hadi topla seni benden. Kalbim seni uğurluyor. Al bu yara sende kalsın. Artık beni acıtmıyor.

319 pages, Paperback

First published September 1, 2014

7 people are currently reading
82 people want to read

About the author

Kahraman Tazeoğlu

50 books66 followers
Ay’a ilk ayak basıldığı yılın 10 Ağustos’unda doğdu. İstanbul’un çileli ve kesmekeşli ortamında, o şehirde bir ömür harcayacağını bilmeden hep “düşünen” bir çocuk olarak büyüdü.

Cevizli semtinde, bir dere kenarında oynarken, mahallenin delisi kovalayınca “korkuyla” tanıştı.

Ailesi İstanbul’un mutena semtlerinden Fenerbahçe’ye taşınınca daha az korkmaya ve Fenerbahçeli olmaya basladı. 6 yasinda ilk kez bir maça gitti ve en sevdigi Fenerbahçe şapkasını çaldırdı. (Bugün bile o şapka için üzülür). 7 kardeşin 2 numaralı olanıydı ve ilerde bir mahalle takımında 2 numaralı formayı giyerek maçlara çıkacağını bilmiyordu.

Ablası okula başlayınca çok kıskandı ve saçını çekti. Bir yıl sonra ise okulunun ilk gününde annesi onu sınıfına sokmayı zor başardı... O gün çok ağlamıştı.

Arkadaşları teneffüslerde çesitli oyunlar oynarken, o hep “düşünüyordu”...

İlkokul bittiğinde bir korku filmi senaryosu yazdığını iddia ederek arkadaşlarına kendini güldürdü. Daha sonra sinema ile sadece “seyirci” olarak ilgilendi. O hep bir sinema tutkunu olarak yaşayacaktı; çünkü siirle daha tanışmamıştı.

12 Eylül ihtilalinde ortaokula başlayacaktı ve tek başına belediye otobüsüne binmeyi öğrenecekti. Daha sonra yağ, tüp, şeker ve gaz kuyruklarında beklemeyi ve soğuklarda üşürken ağlamamayı...

Mahallede her kırılan camdan Tazeoğlu kardeşler sorumlu tutulmaya başlanınca, baba Hayati Tazeoğlu ani bir göç harekatıyla tüm aileyi yeniden Cevizli’ye taşıma kararı aldı. Buna en içerleyense küçük Kahraman oldu. Geride bıraktığı mahalle arkadaşlarını bir gün yeniden görebilmek ümidiyle yanıp tutuşurken birden ilk defa yaşayacağı bir duyguyla karşılaştı. Karşı komsunun kızına aşık olmuştu. Mutluluğu, acıyı, hüznü ve ağlamayı yeniden keşfetti. Bütün bunların toplamının ona şiiri öğreteceğini bilmiyordu. Ablasının yazdığı şiirlerle dalga geçerken hatta “şiir de neymiş; saçmalık” diye iddia ederken gece gündüz şiir yazmaya başladı. Sonunda o terk edildi ama şiir onu terk etmedi. Yine aşık oldu, yine terk edildi, yine şiirler yazdı.

Matematiği gereksiz bir ders olarak gördüğü için, hocaları da onu gereksiz bir öğrenci olarak gördü. Uzun bir süre ara vereceği eğitimini daha sonra bin pişman olarak devam ettirecekti. Bu arada ailesi “eti senin kemiği benim” diyerek onu bir kuaföre çırak olarak verdi. 10 yıl sürecek bu macera özel radyoların açılmasiyla sona erecekti.

Bir yaz gecesi arkadaşının evinde balkon sohbeti yaparken arkadaşının annesi uykusundan uyandı ve “oğlum kapatın şu radyoyu da yatın artık” dedi. Halbuki radyo kapalıydı ve konuşan 19 yaşındaki genç Kahraman’dı...

Çocukluğundan beri özendigi spikerlik hayali daha da derinleserek artmaya baslamisti. Annesi bebekliğinde çok ağladığı zamanlarda onu radyonun yanına yatırır ve susmasını sağlardı. Çok çocuğa bakmakla yükümlü olan bir annenin bulduğu bu çözüm ilerde küçük Kahraman’ı radyocu yapacaktı.

Derken; günlerden bir gün, Türkiye’de ilk özel radyolar açılmaya başladı ve mesleğinde çok önemli bir yere gelmiş olan genç Kahraman, bu işe sevdalandı. Artık o radyocu olabilmek için yıllarını verdiği mesleğini bırakabilirdi. Sıkı bir radyo takipçisi olan genç Kahraman, “Gecenin Serserisi”ni dinleyerek hatta yayın yaptığı radyoya kadar gidip kendisiyle tanışarak hayatında ilk kez bir radyo stüdyosu gördü. Bununla da kalmayıp Orhan Çetin tarafindan programa konuk edildi, şiirler okudu. Gelen olumlu tepkiler kendisini yüreklendirdi ve o gün radyocu olmaya karar verdi. Mesleğini zirvedeyken bırakarak, yayın hayatına yeni “merhaba” diyen Kadıköy FM’de yayına başladı. Sonraki rüzgarlar onu baska radyolara sürükledi ve son durağı en sevdiği ve mutlu olduğu Radyo 7 oldu.

Şimdi Mavi Ada diye bir yerden şiirler seslendirerek gece bunalım oranını yükseltme çalışmalarını sürdürüyor. Kahraman Tazeoğlu’nun “Seni İçimden Terk Ediyorum” “Ölü Bir Kentin Morg Alfabesi” adli iki şiir kitabı var. Bu kitaplara bir de “Araz” adlı bir romanını ekledi. “Mavi Ada Mektupları” ve “Tutsak Mektuplar” adli iki derleme

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
55 (28%)
4 stars
34 (17%)
3 stars
49 (25%)
2 stars
27 (14%)
1 star
26 (13%)
Displaying 1 - 10 of 10 reviews
Profile Image for Tuba.
132 reviews37 followers
January 18, 2017
Birden fazla tekrar edilmiş kişi betimlemeleri, hiç bir derinliği olmayan cümleler, manasız kelime oyunları, geyik muhabbetleri, orta okul, lise düzeyinde yazım kalitesi...
Profile Image for Ömer Fidan.
Author 3 books2 followers
May 15, 2021
Bir hikaye değil mi zaten hayat! Bunu bilmeden okunmaması gereken bir kitap… Eğer roman olacak bir hayatınız varsa keyifle okuyabilirsiniz😉
@gundembizim #kahramantazeoğlu #yaralı
7 reviews
October 4, 2015
Bence çok iyi bir kitap ama aşk, şiir sevmeyenlere önermem. Kitap tamamıyla aşkı anlatıyor. İlk 100 sayfasını zor okudum ama son sayfalar beni sürükledi. Uzun uzun yazılmış şairane duygular okumayı sevmeyenlere eline sürmesin. Çünkü kitap baya duygu yüklü. Ama beğendim ben kitap sonradan çekti beni kendine
Profile Image for Imran Deniz  Guner.
1 review
February 5, 2016
Gerçeklerden bu kadar uzak, bu kadar gerçekdışı olaylar içeren kurguya sahip bir roman olabilir mi? Aşka gerçekçi bakmıyor, aşkı mistisizmle donatıyor. Böyle bir aşk ancak bu kadar gerçekçi olmayan bir romanda yaşanabilir. Günlük yaşamda böyle bir aşk duygusuna yer olabileceğini düşünmüyorum.
6 reviews
October 3, 2014
Yazarin bazi amatorlukleri vardi ama genel olarak surukleyici bi kitapti. Aski hic yasamayanlar ve aska inanmayanlar cok zevk almaz bu kitaptan ama aski yasamis olanlar cok sey tadar bu kitaptan
Profile Image for Hediqe Hacizade.
66 reviews11 followers
February 6, 2015
Uzun illər unutmayacağım bir kitab.Hiss etdirdikləri qalacaq yaşadığım müddətcə.
1 review
March 31, 2017
Kitabı fazla sevemedim açıkcası.Aşk konulu kitapları genellikle severim ama bu kitabı o kadarda beğenmedim.Nedeni ise kitabın biraz fazla negativ olmasıydı.Okurken bazı kısımları insanın içini karartıyordu.Hele o yaralarla ilgili kısımlar, yeniden kanama falan resmen ölmüştüm orada.Kitab elimde bir hayli süre sürünmüş oldu bu sebeplede.Karakterlerden sadece Lavin'in küçük kardeşi Erdemi ve Çiçek almayanların çiçekcisi Necdet ağabeyi sevdim.
Displaying 1 - 10 of 10 reviews