Geçen hafta Kadıköy Boa Sahnenin Ülkü Temer'in aynı adlı kitabından uyarlayarak sahneye koyduğu Tarihte Yaşanmamış Olaylar oyununu izledikten sonra, kitabı merak edip, hemen satın aldım.
10 tane kısa öyküden oluşan kitabı neredeyse bir saatte okuyup bitirdim. Ülkü Tamer tarih adı altında yazılan saçma sapan pek çok kitabı gördükten sonra, tarihle ilgili öyle saçmalanılmaz, böyle saçmalanır diyerek, bir takım tarihi olaylar üzerine kendi hikayelerini uydurmuş. Kitabın önsözünde "Bu kitapta okuyacaklarınızın tümü uydurmadır. Düzmecedir. Palavradır. Adlar da, tarihler de, olaylar da gerçek değildir. Düş ürünüdür. Sondaki kaynakça bile." diye yazarak da durumu okuyucusuna peşin peşin açıklamıştır. Hepsinin içinde beni en çok şaşırtan ve en çok güldüren kaynakça kısmı oldu. Oturdum, tek tek inceledim. Allahım o ne detaylı, ne emekli bir yalan rüzgarıdır.
Öykülere gelecek olursak, kimisi milattan önce, kimisi günümüze yakın zamanlarda geçen bu öykülerde, Mısır'daki 4. piramitin günümüze niye ulaşamadığı, yine Mısır'da kedilerin niye kutsal sayıldığı, Mayaların sonunu neyin getirdiği, Cesar'la Brütüs'ün gerçek hikayesinin nasıl olduğu, Kraliçe Elizabeth'in aslında nasıl öldüğü gibi olayların "Ülkü Tamerce" cevaplarını okuyoruz. Hepsi bu kadar mı, değil tabi. Burada detaylandırmadığım başka hikayelerde var. Ülkü Tamer bu hikayeleri öyle güzel anlatmış ki, yani başta "ey okuyucu, bunlar küllüm yalan" demese, en azından içlerinden üç, beş tanesini sorgusuz sualsiz kabul eder, bir kaç tanesine acaba mı derken, diğerlerine de yok artık, şunu bir araştırmak lazım diyerek, kitabın son sayfasını kapatıp, kenara koyarsınız. O derece yani.
Ben hikayelerin kendisinden çok, ortaya çıkmasının altındaki muzip fikre, şakacı ruha bayıldım. Büyükler için yalan yanlış tarih derlemeleri. Ama satır aralarında, gönül gözüyle bakanın bulabileceği "kıssadan hisseler" de var tabi. Keyifli bir okuma oldu.