D. N. Archeron'dan daha önce Gümüş Yürek 1 kitabını okudum. O bir romandı ve onu da sevmiştim. Ama şimdi bu kitabında öykülerini okuyunca açıkçası öykü yazarlığını daha çok sevdim ki ben öykü okumayı çok sevmem normalde.
Kitapta toplam 15 tane fantastik öykü var, bu öykülerin anlatılmasının da bir sebebi var. Çok bayılmadığım öyküler vardı ama öykülerin çoğunu epey sevdim. En çok da bu öykülerin geçtiği dünyaları ve öykülerin atmosferini sevdim.
En sevdiğim öykü Dünyanın Kökleri oldu. Bu öykünün dünyasını uzun uzun okumak isterdim. Tadı damağımda kaldı biraz, epey lezzetliydi.
Yazarın dili ve hikaye anlatıcılığı çok güzeldi. Öykülerin atmosferi içimi sıcacık yaptı. Tam bir sonbahar kış kitabı. Fantastik öyküler okumayı seviyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.
Öyküler hakkındaki düşüncelerim:
İlk öykü, Cadısız Köyün Cadısı: Hüzünlendiğim, hatta itiraf etmem gerekirse sonunda birkaç damla gözyaşı döktüğüm bir öykü oldu. Çok sevdim.
İkinci öykü, Dünyanın Kökleri: Bana inanılmaz Orta Dünya enerjisi verdi, yazarın Orta Dünya'yı sevdiğini düşünürsek şaşırmamak lazım. Çok sevdim. Bu hikayedeki anlatıcılığı aşırı hoşuma gitti.
Üçüncü öykü, Bilinmedik Portreler: Duygusal bir öyküydü ve sevdim.
Dördüncü öykü, Mavi Büyüyle Dolu Küre: Çok kısa ve beni etkilemeyen bir öyküydü.
Beşinci öykü, Meyre'nin Öyküsü: İç içe geçmiş oluşu güzeldi ama öykü ortalamaydı benim için.
Altıncı öykü, Yeminkıran: İkinci öyküden tanıdığımız Yeminkıran'ın öyküsü, sevdim ve açıkçası sonrasını da merak ediyorum. Bu öykünün evrenini epey sevdim.
Yedinci öykü, Rüzgarlar Her Şeyi Götürür: Ortalama bir öyküydü, çok bayılmadım.
Sekizinci öykü, Ejder Şövalye: Sevemedim.
Dokuzuncu (Gezgin Büyücü) ve onuncu (Taksus Cadısı) öyküler birbiriyle bağlantılı. İkisindeki birinci ağızdan anlatımı ve duygu yüklü olmasını sevdim. Cadı ve büyücü hikayeleri okumayı gerçekten seviyorum.
On birinci öykü, İki Sarı Kasımpatı: Çok tatlı ama hüzünlü bir öyküydü, sevdim.
On ikinci öykü, Yırtık Kanatlar: Mutluluk ve Hüzün'ün öyküsü, biri olmadan diğeri olamıyor. Güzel ve gerçekti.
On üçüncü öykü, Yüz Bin Gece: Bir vampir öyküsüydü, bana Polidori'nin Vampir kitabının enerjisini verdi. Epey sevdim.
On dördüncü öykü, Vakit Meselesi: Umut'un öyküsü, güzeldi.
On beşinci öykü, İnfeliz: Bayılmadım ama güzeldi.