"Kader insanın kafasına hep vura vura mı iniyor? İndiği zaman bazen öyle bir eziyor ki, insan zavallı bir solucana dönüyor; fakat bazen de galiba ayaklarını yerden kaldırıyor, meleklerin erişemeyeceği bir saadete yükseltiyor. Acaba bundan sonra, Hanife'nin döner aynasına aksedecek hayat sahnesi, mavi göklerde mi yoksa kara kızıl cemiyetin göbeğinde mi geçecek?"
Halide Edib, Meşrutiyet dönemi romanlarında konak ailesine yerleştirdiği kadın kahramanları üst sınıftan seçmiştir. Bu son dönem romanlarında ise, II. Dünya Savaşı döneminde türedi zenginlerin konaklarında ya da Cumhuriyet devrinde eğitimli seçkin orta sınıf ailelerin lüks dairelerinde çalışan çoğu Anadolu kökenli hizmetçi ya da evlatlıkları odağa almış olduğunu görüyoruz. Böylece, onlar aracılığıyla farklı yaşam izleklerinden, coğrafi ve toplumsal hareketlilikten söz edebilmiştir. -Ayşe Durakbaşa-
Halide Edib Adıvar was a Turkish novelist and feminist political leader. She was best known for her novels criticizing the low social status of Turkish women and what she saw as the disinterest of most women in changing their situation. She also served as a soldier in the Turkish military during the Turkish War of Independence.
Her father was a secretary of the Ottoman Sultan Abdülhamid II. She and her family were affiliated with the Dönmeh, a group that publicly practiced Islam but secretly practiced a form of Judaism called Sabbateanism. Edip was educated at home by private tutors from whom she learned European and Ottoman literature, religion, philosophy, sociology, piano, English, French, and Arabic. She learned Greek from her neighbors and from briefly attending a Greek school in Istanbul. She attended the American College for Girls briefly in 1893. In 1897, she translated Mother by Jacob Abbott, for which the sultan awarded her the Order of Charity (Nishan-i-Shafakat; Şefkat Nişanı). She attended the American College again from 1899 to 1901, when she graduated. Her father's house was a center of intellectual activity in Istanbul and even as a child Halide Edip participated in the intellectual life of the city.
Ne kadar güçlü bir kalem ve muhteşem bir roman. Bu sefer ki baş kahramanımız güçlü, sesi yüksek çıkan bir kadın değil ama hep bildiğimiz, içimiz kan ağlayarak okuduğumuz, izlediğimiz kadına karşı şiddet ve istismarın Anadolu da geçen versiyonu. Romanın en güzel tarafı da yaşadığı acılara rağmen hayata inancıyla tutunmuş olan Hanife nin mutlu son ile karşılaşması. Okumayan varsa şiddetle tavsiye edilir. #dönerayna #halideedipadıvar
halide edib'in elinden çıkan her şeyi seviyorum. döner ayna'yı da beğendim, sert buldum yalnız, bazı karakterleri anlatırken yanlı, bazı olayları anlatırken duygu sömürücüsü bir dil var. başka yazar olsa öfkelendirebilecek basitlikler bunlar ama başka açılardan belli bir kaliteyi yakaladığı için kitabın bütünü yine de okunmaya, hatırlanmaya değer olmuş. biraz kemalettin tuğcu kitaplarının büyüklere yönelik bir çeşidi gibi döner ayna. halide edip anadolu insanını anlatmakta / anlamakta belli eksiklikler yaşıyor olabilir mi, bu kitabın bana bıraktığı soru bu olsun. şehirde iyi, köyde niye böyle yavan.