Açık radyonun "didik didik freud" podcasti ile tanışmıştım serol ile. Kendisi -tam emin olmamakla birlikte- bipolar tanısına sahiptir. Tekrarlayan depresyonlarnın varlığından eminim. "Bipoların sadece depresyon kısmı var herhalde ben eheheh" dediğini belirtiyor şenol ayla, ardından da "ara ara çocuksu bir neşeyle dolduğunu" belirtiyor(son bonus bölümde).
Serol böyle biri işte. Dadik, özverili, takıntılı, depresif. Sebebi açıklanmayan, beklenmedik bir şekilde ölmüştür. Açıklanmıyor ancak intihar olamayacağının üzerinde sert bir şekilde duruyor, şenol.
Melankoli ile ilgili resim, sanat, edebiyat, felsefe ve bilimum aile değerleri ile harmanlayarak anlatıyor. Mütevazi tavrından burada da vazgeçmeyerek görüşlerine daha çok yazarların cümlelerinin arasına gizlemeyi tercih ediyor. Psikanalitik yaklaşımı ne kadar verimsiz bulsam da edebi metinlerdeki saptamalarla olan yakınlığı sebebiyle, melankoliye değinirken yine en iyi yolun serol için sanat ile iç içe anlatmak olduğunu düşünüyorum.
Not: satürn, kronos. uykusuzluk
ambivalans: konu ile ilgili zıt duyguların bir arada bulunması
sembolizm: sanatçının eserdeki parçalarını bağlamdan kopuk bir bulmaca gibi irdelemektense amaçlanan hedefin sebebini var eden düşünce, olayların irdelenmesini daha cazip buluyorum.
Femine: fides-minos, az inanan inancından çabuk ayrılabilen kökünden
Sokrates: farkındalık, bireyin kendini sorgulaması ile başlar