Jump to ratings and reviews
Rate this book

Fukaranın Ahı: Şahane Atasözleri Defterim

Rate this book
Her şey dile meftun bir yazarın merakıyla başladı…

Başar Başarır pul koleksiyonu yapar gibi topladığı, mahzende şarap saklar gibi üzerine titrediği, yıllarca defterlerinde biriktirdiği atasözlerini Fukaranın Ahı isimli bu kişisel derlemede ilk kez kamuya açıyor. Baştan uyaralım, bu seçkide atasözlerine karşı ne mutlak bir hayranlık ne de toptan bir ret bulacaksınız. Çünkü yazar, dünyaya dille tutunan her fani gibi, sözün iyisini kötüsünden ayırmanın marifet olduğunun farkında. Atasözlerini paylaşırken de yazarlığın cüretini kuşanıyor. Örneğin bazılarını atasözü yerine “anasözü” diye niteliyor. Eskiyle yeniyi bir araya getirirken kişisel olanı ortak bir belleğe dönüştürüyor.

Elinizde tuttuğunuz bu kitap aslında bir hatıra defteri. Her sayfada bir söz, her sözde bir hikâye var. Söz gümüşse hikâye altındır misali. Kimi düşündürüyor kimi güldürüyor. Bazısı efsaneler yıkarken bazısı da yenilerine ilmek atıyor.

Sahi, nedir bir kitabı defterden ayıran?

“Herkes atasözlerini hatırladığı, canı istediği gibi, en önemlisi de işine geldiği gibi söyler. Nasıl dilimizin, konuşulan güzel Türkçemizin tamamı donmuş değilse, organikse, yani yaşıyorsa, onun en kıymetli çekirdeğini temsil eden atasözleri de gelişir, değişir. Hatta bazen koskoca bir dilin yok olması gibi ölüp giderler. Söylenmeyen söz kaybolur, yazılsa da unutulur.”

152 pages, Paperback

First published May 22, 2025

3 people are currently reading
83 people want to read

About the author

Başar Başarır

17 books46 followers
Başar Başarır was born in İstanbul in 1970. After a high school where the language of education was German, he went on to a university where the language of education was English. He got his MA in International Communications from City University, London in 1997.

Başarır published his first collection of stories while at Boğaziçi University, where he was still working on his Mechanical Engineering degree. With several other short story collections that followed, Başarır secured his position in the Turkish literary scene and went on to receive both of the two most important short story prizes in Turkey (2004 Sait Faik Short Story Prize with Getirin O Günleri Yakalım Bu Öyküleri, and 2014 Yunus Nadi Short Story Prize with Teklifinizle İlgilenmiyorum).

He has ten short story collections published by various publishing houses; and his first novel Sibop just came out in January 2017.

As a member of a Turkish family with roots in the Greek Islands, Başar Başarır is nowadays working on his next novel about the complicated range of relations between Turkey and Greece, from warm camaraderie to deep conflicts.


Books:
Sibop (novel, 2017, Can Yayinlari)
Havaalaninda Satilmayan Kitaplar (stories, a collection, 2015, Can Yayinlari)
Bize Umut Geret (stories, a collection, 2014, Can Yayinlari)
Teklifinizle İlgilenmiyorum (stories, 2013, Can Yayinlari)
Duzenboz (stories, 2012, Genis Kitaplik)
Bozuk Para 1 Lira, Yıllar Sonra Geri Dönen Sevgili (history, 2005, Dogan Kitap)
Çıktığınız Hevesle İniniz (stories, 2004, Dogan Kitap)
Getirin O Günleri Yakalım Bu Öyküleri (stories, 2003, Dogan Kitap)
Nedir Hayat (stories, 2000, Dost)
Eski Şehrin Ayazı (stories, 1996, Era)
Kent Kitabı (stories, 1992, Armoni)

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
13 (31%)
4 stars
17 (41%)
3 stars
9 (21%)
2 stars
0 (0%)
1 star
2 (4%)
Displaying 1 - 4 of 4 reviews
Profile Image for Eylül Görmüş.
770 reviews4,954 followers
August 7, 2025
Ne zaman bir hikâye anlatsa onu bir atasözüyle süsleyen müstesna insanlar vardır malum, sayıları azdır ama vardırlar. Ben bu kitap sayesinde tam tersinin de mümkün olduğunu ilk kez öğrendim: her atasözüne bir hikâye anlatmak da mümkünmüş!

Yani mümkünmüş dediğim, herkesin harcı bir iş değil şüphesiz ama Başar Başarır yapmış. Hem de ne biçim yapmış, mest oldum okurken. Kendisinin nasıl bir eşya biriktirici olduğunu Pandora'nın Merakı'na geldiğinde anlamıştım, eşya kadar atasözü de biriktiriyormuş, seziyordum ama bu kadarını bilmiyordum. Biriktirdiği atasözlerinden bir seçki bu kitap (ya da kendi tercih ettiği ifadeyle; defter). Çok iyi bildiklerim de vardı içinde, hayatımda ilk kez duyduklarım da. Ama her birine dair anlattıklarını çok sevdim.

Kitabın girişindeki şu kısmı burada da aktarmak isterim, bence çok önemli çünkü: "Söz varlıkları yanlış şeyler söyleseler de kıymetlidir. Kim olduğumuzu, nereden gelip nereye gittiğimizi gösterirler. Ayrıca doğru ve yanlış ikiliği değişkendir. Çağa, döneme göre salınır durur." Yine en başlarda atasözlerini nasihat gibi değil de, belki birer temenni, birer dua gibi algılamak gerektiğine dair söyledikleri de nefis, aklıma kazıdım bu bölümü.

Bu girizgahla başlayıp heybesindeki atasözlerini döküyor Başar Bey. Onlara dair akıl yürütüyor, kiminin kökenini didikliyor, kiminin örtülü anlamını keşfe davet ediyor, kiminin kardeşini buluyor, kiminden yola çıkıp hikayeler anlatıyor. Bu hikayelerin kimi son derece kişisel (mesela o sünnet hikayesi! çok güldüm ona), kimiyse müthiş ufuk açıcı (Brueghel'in Mavi Pelerin'ine dair olan mesela).

Ezcümle, bir sürü şey öğrendim, çokça şaşırdım, epey güldüm; çok sevdim. Bir de küçük kişisel not: Bu kitabı imzalayıp yollamıştı bana sevgili Başar Bey - söz güzelliğinden yola çıkıp yazılmış bir kitap ancak bu kadar "güzel" imzalanabilirdi sanırım: "İpek kuzu Eylül'e..." Adeta ben de bir atasözü kahramanı olmuşum gibi değil mi? Beynim mesela "İpek kuzu dikenli çalıda dolanmaz" filan diye tamamlıyor cümleyi gayriihtiyari :) Ne mutlu bana o halde!
Profile Image for Ayşenur Büyükkaymaz.
77 reviews
January 7, 2026
"Hem sizce nedir bir kitabı bir defterden ayıran şey? Ya da bu ikisinin arasında esaslı bir fark var mıdır?" motivasyonu ile hazırlanmış bir notlar dizgisi. Sevdim mi emin değilim. IGCSE Edebiyat zamanlarıma denk gelse aforizma toplardım, iş görürdü, diye bir nostalji yaşadım.

Sonuçta "yazar da uydurukçunun tekidir". "Şimdi bu ahkamı niye kestim ben?". "Haydi buyurun cenaze namazına!" gibi ifadeleri bana Murat Menteş tadı verdi. "Kötü söyleme eşine / ağı katar aşına" deyişi Sevil Hocanın karadullar namına mutfaktakini kızdırmayın ikazına paralel çekti. En çok "Anamın ilki olacağıma dağlarda tilki olaydım." serzenişine katıldım; first-born daughter core. Nesline sitem eden büyüklerimizi "sarf ettikleri çabaya yönelik bir özgüven" ile nitelendirmesini çok makul buldum. "Bodur tavuk / her dem piliç" ile ise biraz kendimi avutacağım. Eden bulur, eyvallah da "inleyen de ölürmüş", bunu da yeni öğrendim.

bazı atasözleri:
- Dağ ne kadar yüceyse yol üstünden aşar.
- Eşeğin kuyruğunu kalabalıkta kesme, kimi uzun der kimi kısa.
- Yatsının faziletini güveyden sormalı.
- İyi kocanın karısı kurna (hamam) başında belli olur. (Aile içi şiddet; morluklar)
- Geçme namert köprüsünden / ko aparsın su seni
- Tağ tağka kawuşmaz, kişi kişike kawuşur. (Kaşgarlı Mahmud'un ağzından)

alıntılarım:
Çünkü sanatımızda söylenmemiş bir kural vardır; yazarın akıllısı aklına gelen muzır şeyleri kurgudaki zayıf karaktere söyletir.

Yaşasaydı bünyesindeki gaddarlıkla fevkalade bir yazar olurmuş.

Geçmiş hakikaten başka bir ülke.

Memur çocuğu olmaktan gelen bir yanılsamayla çalıştığım işyerlerini daima benimsedim.
Ama ben o büyük yanılsama içinde, tam gaz yarım debriyaj çalışmazsam tatmin olamıyordum.

Akıllı deli ikiliğinde yargılar nedense hep delinin yanındadır. ... Zaten akıllı olmanın karşıtı deli olmak değil, ahmak olmaktır. Delilik bambaşka bir şey. Onların tartışmasız bir dokunulmazlığı vardır.

Gerçekçiliğin hastasıyım, fantaziye de boş değilim.

Akıllı ol, basit düşün, zor hamleyi onlar yapsın.

"İnsanoğlu çiğ süt emmiş." Pastorize süt emse de değişmez ki! Zaten konu beslenme alışkanlıkları olmasa gerek.

Ne demek sürüden ayrılmamak? Dünya sürüden ayrılanların, icat çıkaranların, eski köye yeni adet getirenlerin yüzü suyu hürmetine dönmüyor mu?

Bazen bir lafa öyle uyuz oluyorum ki o beğenmediğim lafın yerine geçecek daha iyi bir söz bulup söylemek, söylemekle kalmayıp herkesi inandırmak istiyorum.

Ya sabır ya selamet, müşkül aklım sana emanet!


kelimelerim:
cıngıl - küçük üzüm salkımı demekmiş ama "ç" ileymiş.
peşrev - türkü aralarına katılan maniler
berhava - havaya uçurulmuş
kethüda - hizmetli
salhane - kesimevi, mezbaha
bilaistisna - hiçbiri dışında olmaksızın, ayrıksız.
mandepsiye basmak - taklaya gelmek
punduna getirmek - fırsat kollamak, uygun koşullar sağlamak
şavullamak - yoklamak, kollamak, göz gezdirmek, araştırmak ("argo zannedilir, ancak değildir" diye bir iddia var)
yestehlemek - dışkılamak (konya ağzı "kaka"lamak?)
sarfınazar - bir yana bırakılsa da, hesaba katılmasa da, vazgeçilse de, sayılmasa da

kavram & kalıplarım:
- köylü mevsimselliği
- el iyisi

p.s.: beyza ablaya hediye edilecek
Profile Image for Esra.
125 reviews19 followers
June 6, 2025
Şöyle her anektoda, her meseleye bir atasözü ilikleyenlere gıpta ederim.
Anlarım ki yaşadığı ailede güngörmüş, hayatın ateşinde pişmiş, zamanın eliyle yoğrulmuş bir büyük varmış, ondan miras inciler dökülür ağızdan.
Sevgili Başar Başarır da zamanla heybesine topladığı atasözlerinden, tam bu yaz günlerinde nerede olursak olalım çantamıza atıp, ara ara açıp okumalık bir defter tutmuş, paylaşmış.
Kendi söylemiyle atasözleri yeri geliyor bir niyet, temenni hatta dua oluyor dilde.
Çok keyifli, bazen kahkahayı salıverdiren,nüktedan, satır aralarında "ah ah tam da  isabet "dedirten,  bu yaşadığımız günlere layık bir kitap/defter.
Başar Başarır'ın akıl dolu seçkisine şapka çıkarmamak içten değil
Sayfa seçimindeki renkler ,kapağın albenisi ile Türk diline hayran olan herkese yaz hediyesi
Çok sevdim
575 reviews8 followers
July 22, 2025
Çok matrak ve keyifli!
Displaying 1 - 4 of 4 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.