İstiridye Üstü Girit, Yunan köklerinin peşinde Kanada'dan Girit'e göçmeye karar veren "Süper Şef", "Yemek Tanrısı" Byron Ayanoğlu'nun, atalarının yurduna yaptığı inanılmaz neşeli ve bir o kadar da lezzetli yolculuğu anlatıyor.
Acı-tatlı lezzetiyle yolaradiko, püsküllü papoules, maratho ve daha bin bir çeşit şifalı, lezzetli ot; Vorizia'dan keçi peyniri, Anogia'dan aromalı yoğurt, Sitia'dan yasemin ve portakal kokulu sızma zeytinyağı; arıların gezdiği her bir çiçeğin kokusuyla buhurlanmış Girit balı ve Akdeniz'in en lezzetli balıkları bu yolculukta yalnız bırakmıyor onu. Bir de tabii Akdeniz insanının neşeli ve "hassas" doğası ve Akdeniz'in ortasında bıçkın bir efe gibi duran Girit'in efsaneleri...
İstanbul'da doğup büyüyen ve Kanada'ya yerleşip başarılı bir şef olan Byron Ayanoğlu'nun kökenine, Girit'e yaptığı yolculuğu okumak öylesine keyifli ki kitabın 179. sayfasında Girit'e uçak bileti aldım!
Ruhum şenlendi sahiden. 🙆 Bazı kitapların okuyucusunu bizzat seçtiğini düşünüyorum. "Tam önümüzde tıpkı açılan halı rulosu gibi zeytin bahçeleri uzayıp gidiyordu. Sağımda ve solumda yükselen tepelerin yüzleri, taze kekik çiçeği moru rengindeydi. Tepelerin ötesinde sahil ve uçsuz bucaksız mavi deniz devam ediyordu. Tabakta, üzüm ve pirinçle doldurulmuş kabak çiçeği dolması, sarımsak ve mor zeytinlerle süslenmiş zeytinyağlı dağ otları vardı. Kızarmış kabak ve patlıcan yoğurt-nane sosu, Niko'nun topladığı yaban mantarı. Erota'ya davet ve iyi niyetle hazırlanmış yemekler için açık yüreklilikle teşekkür ettim ve oradan ayrıldım. Yatağıma çekildim ve kulağıma gelen mantinada'ların melodilerini duyarak bebekler gibi rahat bir uykuya daldım."
Kritimu, Girit'im benim kitabını okuduktan sonra bu kitaba geri döndüm. Hanya'yı anlattığı yerleri yeniden okumak istedim. İki farklı göz iki farklı dönem. Acı, tatlı, leziz ve zor. Ve kolay.
Entertaining, not especially suspensful. Of interest to anyone who enjoys reading about food, Greece, or other cultures. I'm not sure how realistic the cultural aspect is in this book - I would suggest it makes a bit of fun of the Greeks, although it is written by a Greek who had settled in Canada. The book relates the adventures of a fellow of Greek heritage who still considers himself Greek, lives in Montreal, and is ready to retire in Greece. His adventures and travails are described as he tries to find suitable accommodation, work (although he's basically in retirement mode), and otherwise navigate the Greek way of life in an out-of-the way village in Crete. Amusing.
Really enjoyed this book! Byron's stories and observations while sharing more about Greek culture (focus on Crete) satisfied my craving for a travelogue that wasn't an imitation of Eat, Pray, Love with the same variations of characters and personas. I especially loved reading about the curry restaurant adventures and superstitions! All that's missing from this book are photos of the food, scenery, and people!
It’s taken me close to 8 years to pick up this book and attempt to finish reading it. When I started, Ayanoglu was alive, he has since passed away. His lifestyle, evident in this book about his attempt to return to Crete and retire, was quite rich.
Yazarın dili çok eğlenceliydi. Okurken sanki bir filmin içindeydim. Bolca haritayı ve mutfağı kurcaladım okurken. Ve son olarak bir gün mutlaka gideceğim Girit’e...
This was a light easy read. A Canadian Greek from Montreal goes to Crete to get back to his Greek roots and find a place to retire..After meeting up with some characters ,they decide to open a "Curry House" restaurant seeing that he is a "foodie". This is where the story gets pretty funny with all that entails.I enjoyed it.
Girit üzerine ol(a)mayan, yemek üzerine de olmayan bir kitap... Yazarın Girit'e dönüşünü içeren, yer yer keyifli olmakla birlikte bütünde bir olmamışlık (seyahat, yemek, arayış, hiçbiri...) duygusuyla biten bir kitap oldu...