Victoire sabah uyandığında Felix'i yanında ölü olarak yatarken buluyor ve kaçması gerektiğini düşünüyor. İşte bu plansız, belirsiz kaçışın yaklaşık olarak sürdüğü süre bir yıl.
Güçlü kadın karakterleri hep sevmişimdir ancak Victoire'ın belirsizlikle, plansızlıkla baş etme oranı öyle yoğun ki ancak sinirleri alınmış biri bu adımları atabilir dedirtiyor. Ana karakterimizi yazar daha ilk sayfalarda şöyle betimliyor: "Sonra aynada kendine baktı Victoire: İnce sert hatlı, kararlı görünümlü, yirmi altı yaşında genç bir kadın; saldırgan ve her an tetikte yeşil gözler, siyah saçlar, kısa kesim, hareketli. Yüzünde her tür heyecan izini silip her tür duyguyu yok etmede zorlanmadı; bununla birlikte içi pek rahat değildi ve koltuğuna döndü."
Victoire yer değiştirip farklı koşullarda yaşama adapte olmaya çalıştıkça içimin daraldığını ve gergin bekleyişlerle sayfaları atladığımı fark ettim. Sonuyla da ayrıca kafa karıştıran, bana sesli bir " Nasıl yani?" dedirten doyuruculuk, kitabı okunası kılıyor.
"Bütün çevre, daha iyisi ortaya çıkıncaya dek, hiç olmazsa boşluğu doldurmaya uğraşıyordu, elinden gelen buydu sanki. Gök tekdüze bir bulutla Örtülüydü, orada adı belirsiz siyah kuşlar, az parayla çalıştırılan bu figüranlar, oraya buraya kararsızca uçuyor ve güneş bekleme odasına özgü sessiz bir aydınlık sunuyordu; beklerken okuyacak dergi bile yoktu. "
"Victoire ilk günleri çoğu zaman yatağa uzanmış halde geçirdi, kimi kez hayatını düşünmeye çalışıyor, ki boşunaydı bu; kimi kez de hiç düşünmemeye çalışıyordu, ki bu da boşunaydı. Evin çevresinde hep hakim olan sessizlik bu uğraşları kolaylaştırmıyordu."
"İşte böyle, dedi Victoire, kendimi kaybettiğimi düşünüyorum. Bu çok da kötü bir şey değil, dedi Poussin. Kendimizi kaybetmezsek kaybolur gideriz."