"Eskiden" demeli artık: Şairler, eskiden, sadece şiir yazmaz, başta kendi şiirleri olmak üzere şiir üstüne düşünür, bunun kavgasını da verirlerdi dergiler de; çünkü onların, yaşadıkları topraktan dünyaya, "insanlığa" diyecekleri vardı, ve belki bundan da önemli olarak kendilerine verdikleri bir "söz"leri vardı; bunun peşine düştüler. Turgut Uyar "Eskiden" demeli artık: Şairler, eskiden, sadece şiir yazmaz, başta kendi şiirleri olmak üzere şiir üstüne düşünür, bunun kavgasını da verirlerdi dergiler de; çünkü onların, yaşadıkları topraktan dünyaya, "insanlığa" diyecekleri vardı, ve belki bundan da önemli olarak kendilerine verdikleri bir "söz"leri vardı; bunun peşine düştüler. Turgut Uyar, "bu söz"ün peşine en sık ve en ısrarlı şekilde düşmüş olmasıyla ayrılıyor kuşağının şairlerinden. Dünyanın En Güzel Arabistan adıyla, dünya durdukça duracak bir Şâh Şiir'in şairi olmak la yetinmeyip, şiire-şaire bugün de yol gösteren "Korkulu Ustalık", "İlkin Cesaret", "Dikiş Payı", "Ozanın İşi", "Efendimiz Acemilik" ve "Çıkmazın Güzelliği" adlı yazılarıyla, şairin, şiir yaz yar, "bu söz"ün peşine en sık ve en ısrarlı şekilde düşmüş olmasıyla ayrılıyor kuşağının şairlerinden. Dünyanın En Güzel Arabistan adıyla, dünya durdukça duracak bir Şâh Şiir'in şairi olmak la yetinmeyip, şiire-şaire bugün de yol gösteren "Korkulu Ustalık", "İlkin Cesaret", "Dikiş Payı", "Ozanın İşi", "Efendimiz Acemilik" ve "Çıkmazın Güzelliği" adlı yazılarıyla, şairin, şiir yaz
Turgut Uyar (1927-1985) Served as an army officer from 1948 to 1958. One of the first poets to react against the simplicity propounded by the practitioners of the "First New" movement, Uyar used daring imagery and complicated figures of speech in his poetry. Major poetry collections: Dunyanin En Guzel Arabistani (The Most Beautiful Arabia of the World/1959), Tutunler Islak (The Tobacco Is Wet/1962 - winner of the Yeditepe Poetry Award), Kayayi Delen Incir (The Fig That Split the Rock/1981 - winner of the Necatigil Poetry Award).
Şiir, edebiyat ve sanat hakkında derin ve ince görüşler. Tüm edebiyatımızı değerlendirdiği kitabın ilk yarısında Nâzım'ın hiç olmaması, Orhan Veli'ye kadar şiirimizde hiçbir yeniliğin olmadığını iddia etmesi, ancak Nazım'ın kitabın ortasından itibaren "büyük şair" olarak birden, adeta gökten zembille inmesi, yine de hiçbir zaman Uyar'ın şairi olmadığının belli olması kitabın en ilginç dedikodularından. Bir gün belki yazarım.
“Ustalık bir tehlikedir.” Turgut Uyar, Korkulu Ustalık’ta tam olarak bunu söyler — üstelik bağırmadan, ders vermeden, ama derin bir tedirginlikle.
Alaattin Karaca’nın derlediği bu kitap, bir şiir kitabı değil; şiirin kendisiyle hesaplaşan bir zihnin haritası. Uyar, burada yalnızca şiiri değil, şiir düşünen insanı da masaya yatırır. Şairin kendi sesini ararken başkalarının sesleriyle kurduğu gerilim, ustalaşma fikrine duyduğu kuşku ve acemilikte ısrarı, kitabın omurgasını oluşturur.
Uyar için “ustalık”, varılacak bir doruk değil; şiirin durgunlaşma ihtimalidir. Kendini tekrar etme, kendi şiirinin parodisine dönüşme korkusu… Bu yüzden Korkulu Ustalık, bir poetikadan çok bir direniş metni gibi okunur. Şair, acemiliği bilinçli bir tercih olarak savunur; çünkü ona göre arayış, yalnızca orada mümkündür.
Kitaptaki yazılar; poetik beyanlar kadar, döneminin edebiyat ortamına dair sosyolojik ve felsefi gözlemler de içerir. Şiirin bir “sanat olayı” değil, bir “yaşama biçimi” olduğunu söyleyen Uyar, eleştiriyi de yargı dağıtan bir makam değil, şiire eşlik eden bir yol arkadaşlığı olarak konumlandırır.
Korkulu Ustalık, şiirin nasıl yazıldığından çok neden yazıldığını sorgulayanlar için. Ve belki de daha önemlisi: Şiirde “usta” kalmak istemeyenler için.