...E.H. Carr, Komintern ve İspanya İç Savaşı’nda “Sovyet devleti”nin, İspanya “konu”-sunu, 1935 sonrasında birincil önemde gördüğü Mihver –İtalya, Almanya– paktının muhtemel bir Rusya’ya savaş açma girişimini caydıracağını varsaydığı İngiltere ve Fransa ile yapılacak bir antlaşma malzemesi olarak ele aldığını, İspanya’daki devrime ilişkin tutumunu da öncelikle ve esas olarak buna göre belirlediğini yeterince açık biçimde gösteriyor. Ömer Laçiner’in “Sunuş” yazısından…
Edward Hallett Carr, İspanya İç Savaşı’nı Komintern’in izinden giderek inceliyor. Olgun, mesafeli ve bazen haddinden fazla sakin bir dille iç savaşın nasıl kaybedildiğini anlatıyor. Kitap, iç politikadaki hizip ve mahfilleri, hesaplaşmaları, telaş ve heyecanlarıyla cephe gerisini betimlerken Sovyetler Birliği’nin güvenlik hedeflerinin ve diplomatik tercihlerinin İspanya devriminin akıbetini nasıl değiştirdiğini vurguluyor.
Cumhuriyetçilere gösterilen uluslararası desteğin günbegün azalmasının ve anti faşist cephenin yalnızlaştırılmasının altında Sovyet devletinin çıkarlarının olduğunu belgelerle aktarıyor.
E.H.Carr, Komintern ve İspanya İç Savaşı’nda, büyübozucu üslubu ve kendine özgü şahsi tınısıyla, yürek burkan bir yenilginin faillerini ifşa ediyor.
Edward Hallett Carr was a liberal realist and later left-wing British historian, journalist and international relations theorist, and an opponent of empiricism within historiography.
Carr was best known for his 14-volume history of the Soviet Union, in which he provided an account of Soviet history from 1917 to 1929, for his writings on international relations, and for his book What Is History?, in which he laid out historiographical principles rejecting traditional historical methods and practices.
Educated at Cambridge, Carr began his career as a diplomat in 1916. Becoming increasingly preoccupied with the study of international relations and of the Soviet Union, he resigned from the Foreign Office in 1936 to begin an academic career. From 1941 to 1946, Carr worked as an assistant editor at The Times, where he was noted for his leaders (editorials) urging a socialist system and an Anglo-Soviet alliance as the basis of a post-war order. Afterwards, Carr worked on a massive 14-volume work on Soviet history entitled A History of Soviet Russia, a project that he was still engaged in at the time of his death in 1982. In 1961, he delivered the G. M. Trevelyan lectures at the University of Cambridge that became the basis of his book, What is History?. Moving increasingly towards the left throughout his career, Carr saw his role as the theorist who would work out the basis of a new international order.
İngiliz tarihçi Edward Hallett Carr, asıl olarak Bolşevik Devrimi üzerine olan çalışmaları ve bu konudaki 12 ciltlik eseri ile tanınmış bir yazar. 90 yaşında ölen tarihçinin bu kitabı ise son çalışmalarından biri. İletişim Yayınlarından çıkan bu kitabın başında yer alan yazar tanıtımında; "Carr'a göre tarihçi, olguları ya da kişisel yorumunu öne çıkarmamalı, tarihçi ile olgular arasındaki karşılıklı ve kesintisiz etkileşim sürecinde, bugün ile geçmiş arasındaki diyaloğu sürekli kılmalıdır. Bu nedenle tarihçi, sunduğu olguların doğruluğunu kanıtlamanın ötesinde, araştırdığı konuyla ilgili bilinen ya da bilinebilecek tüm verileri ele almak zorundadır." ifadelerine yer verilmiş. Gerçekten de, Carr'a ait henüz iki çalışma okumuş olmama karşın, alıntıladığım ifadedeki gibi bir çalışma prensibi doğrultusunda yazdığını hissediyorsunuz.
"Komintern ve İspanya İç Savaşı", İspanya'da yaşanan iç savaş döneminde, Komintern ile İspanya hükümetinin ve hükümeti oluşturan pek çok unsurun ilişkisini odağına alıyor. Genel olarak dipnot takip etmek -hele de bu şekilde pek çok dipnotun olduğu kitaplarda- bazen okuma edimini zorlasa da, bu kitapta yer alan dipnotlara özellikle dikkat çekmek gerekiyor. Bu dipnotlarda, Carr'ın tarihçi anlayışına uymayan kişisel yorumunu öne çıkardığı için yargıladığı kaynakları da görmek mümkün; ki İspanya İç Savaşı ile ilgili genel geçer kaynaklar arasında sayılanlar arasında olanlar bile var. Bununla birlikte özellikle komünistler, anarşistler, birleşik halk cephesinin iç savaş sırasındaki ilişkilerini; bu ilişkilerin dönüşümünü ve Sovyetler Birliği'nin bunun neresinde olduğunu kısmen de olsa öğrenebilmek adına önemli bir çalışma. Kısmen dememin sebebi her ne kadar Carr "objektif tarihçi"liği kendince sınırlarını çizerek tanımlamış olsa da, tarihçilik kısmının kişisellikten ne kadar soyutlanabileceği ile ilgili hep bir soru işareti kalıyor insanın aklında.
Son olarak kitaptan iki alıntı yapmak istiyorum. Alıntı yaparak yorumlama şahsımca biraz eleştirel bir konu olsa da, bu iki alıntının önemi bu kitap özelinde önemli. İlk alıntı, İspanya İç Savaşı'nın Komintern tarihinden önemini vurguluyor; ikincisi ise ki bence önemli bir özeleştiriyi içeriyor, Komintern danışmanı Togliatti'nin PCE (İspanya Komünist Partisi)'nin anarşistler konusunda yaptığı hatalar ile ilgili itirafını içeriyor:
1) "İspanya İç Savaşı'nın Komintern tarihindeki önemi, 'birleşik cephe' doktrini için çarpıcı bir uygulama alanı sunmuş olmasıdır. Bu doktrin, Komintern içinde 1930'ların başlarında zemin kazanmaya başlamış, 1935'deki 7. Kongre'de çoşkulu bir destekle resmen kabul edilmiştir. Daha İç Savaş'ın patlak vermesinden bir yıl önce, komünistler ile sosyalistler arasında birleşik cephenin İSpanya'daki umut veren durumuna sebep, kısmen komünist PCE'nin İspanya'daki umut veren durumuna sebep, kısmen komünist PCE'nin sosyalist PSOE'ye rakip olacak bir güce hiçbir zaman sahip olmaması olsa da, aslında her ikisine de rakip olan güçlü bir anarşist işçi hareketinin varlığıdır. İç Savaş'la birlikte, Franko'ya karşı direniş çok önemli hale gelirken, PCE ile PSOE arasındaki birleşik cepheyi güçlendirmiş, anarşistlerin cepheye katılmasının yolunu kısmen de olsa açmıştı." (sayfa: 154)
2) "Anarşistler sorununda, bana göre, sadece duraksamakla kalmadık, taktik anlamda da ciddi hatalar yaptık. Parti, bu konuda doğru yönlendirilemedi. (...) Caballero'nun alaşağı edilmesinden sonra anarşistleri kendi yanımıza çekmenin gerekliliği, ayrıca onlarla Caballeristler arasında olası bir uzlaşmanın önlenmesinin önemi, parti içinde anlaşılamadı. Bu konuda telaşa kapıldık. Görüşmeler Temmuz'da başladı, sonra ortada hiçbir neden yokken... Görüşmelerin neden kesildiği ve komünistlerin neden çekildiğini açıklayan mektup, parti arşivinden kayboldu. Ancak anarşistler sürekli bu mektuptan alıntılar yaparak, biz komünistlerin onlarla birlikte çalışmak istemediğini gösteriyorlar. Ancak UGT-CNT paktının tasarlanması konusuna yaklaşımında yapılan hatalar, bana göre, ölümcüldü. Gerçek şu ki, partinin pakta karşı çıkmasıyla, Caballero sendikaları birleştirmede en önemli rolü alırken, ayrıca anarşist basında sayfalar dolusu birleşme ile ilgili karar metinleri yer alırken, biz anarşistlerin düşmanı olarak resmediliyorduk. Bize karşı oluşturulan bu paktın, ona taraf olanlarla karşı kullanılabilmesini sağlayacak olanın, iki sendika federasyonunun birleşmesine yönelik harekete hakim olmak olduğunu, parti anlayamadı." (sayfa: 166)
I don’t think I’ve ever picked up a book and finished it in one go like this. I started it around 11 PM today and it’s about to be midnight now. I was preoccupied with my phone and computer as well. It was very intriguing from the beginning and turned out to be a super easy read. The Spanish Civil War is very interesting with all the different enemies, factions, united and popular fronts. Franco’s Fascists, rebels from Basque Country and Catalonia. The whole country was turned upside down and bombarded in a prelude to the Second World War. It’s crazy how Franco stayed in power for like 40 years almost and 30 years after WW2 ended.