Hemşin Öyküleri, yüzyıllar boyunca Doğu Karadeniz'deki Hemşin köyleri ve yaylalarında sözlü olarak yaşayagelmiş olan Hemşin Ermenicesiyle yayımlanan ilk edebiyat eseri olma özelliğini taşıyor. Bu yönüyle kitap, köyden kente göç ve modern hayatın bölge üzerindeki etkisiyle günbegün daha az konuşulur hale gelen bu dilin korunmasına yönelik yeni bir yol, yazılı edebiyat üretme yolunu önermiş oluyor.
Mahir Özkan’ın Hemşin Öyküleri kitabı, Karadeniz’in sisli yamaçlarından, çayın ve emeğin kokusunu taşıyan incelikli öykülerle dolu. Yazar, Hemşin’in kültürel dokusunu, doğasını, insanlarını ve onların gündelik yaşamdaki küçük ama derin trajedilerini yalın ve samimi bir dille anlatıyor. Kitaptaki her öykü, bir yandan yöreye dair folklorik detaylar sunarken, diğer yandan evrensel insani duygulara dokunuyor.
Özkan’ın dili sade ama etkili; karakterleri ise gerçek hayattan fırlamış gibi. Okurken zaman zaman hüzünleniyor, zaman zaman da gülümsüyorsunuz. Öykülerdeki atmosfer sizi içine çekiyor, Hopanın yağmurlu patikalarında yürür gibi hissediyorsunuz. Toprak kokusu genzinizi yakıyor. Yazarın bölgeye olan sevgisi satır aralarına sinmiş; bu samimiyet okura da geçiyor.
Hemşin Öyküleri, sadece bölgeyi tanımak isteyenler için değil, iyi bir edebiyat arayışında olan herkes için güçlü bir öneri. Mahir Özkan, yerelliği evrensel bir anlatıya dönüştürmeyi başarıyor. Kitap bittiğinde, tanıdık bir yeri özlemiş gibi hissediyorsunuz. Sıcak, içten ve dokunaklı bir anlatım arayanlara gönül rahatlığıyla tavsiye edilecek bir eser. Bir Hemşinli olarak da ayrıca gurur duydum.
yazarın tamamen kendi anıları üzerinden gidip anlatması güzel olmuş. Ancak beklentimin altında kalan beklediğimden çok çok az öykü toplanabilmiş onun nedeni de sanırım eski toprakların bir bir yok olması ve kültürün giderek yokluğa yol alması