Tavşan'ın kara bir arkadaşı var. On bir yaşından beri hep yanı başında. Başkaları onu göremiyor, sesini duyamıyor. Tavşan kiminle olursa olsun, nereye giderse gitsin, her zaman onun peşinden gidiyor ve omzuna yaslanarak onunla konuşuyor. Büyüdükçe Tavşan'ın ona dair hisleri karmaşıklaşıyor. Bazen ondan korkuyor bazen sıkılıyor, ancak zamanla söylediklerine inanmaya ve ona güvenmeye başlıyor.
Tavşan, bu kara arkadaştan kurtulamazken, yeni insanlarla tanışıyor, önce bir kaktüse ardından bir kuşa bakıyor. Böylece Tavşan'ın kara arkadaşının varlığıyla gölgelenmiş hayatı yavaş yavaş değişiyor.
Büyümek ve kırılganlıklara rağmen yetişkin olmak kolay değil şüphesiz. Ancak kederle ve mahrumiyetle yaralanmış çocukluğu iyileştirmek anlayış ve cesaret gerektiriyor. Omzumdaki İki Arkadaş, işte tam da buna dair bir hikaye.
Üstesinden gelmeye çalıştığımız sorunları önce fark etmemiz ve kabullenmemiz gerektiğini vurgulayan Lee Suyeon, travmayla yüzleşmenin zorluğundan incelikle bahsediyor. Uzun soluklu bir çalışmanın ürünü olan bu çizgi roman, sulu boya renkleriyle sıcak bir atmosfer yaratırken duygu dolu hikayesiyle okura geçmişin yüküne rağmen iyileşmenin her daim mümkün olduğunu yeniden hatırlatıyor.
kitaplıkta her karşılaşmamızda dönüp okumak istediğim için kıvırdığım sayfaları düşünüyorum şu an. ne de güzel bir büyüme, iyileşme, yaralarla yaşamayı öğrenme hikayesiydi! çizimlerin yumuşaklığıyla hikayenin iç içe geçişi o kadar softtu ki ellerim gezindi hep sayfalarda. bir ritmi vardı hikayenin süzülürcesine okudum. benim panter’in konuşmalarını düşündüm eminim kitaptaki panterle birbirlerini çok severlerdi.. büyüdükçe, izin verdikçe, adım atmaya cesaret ettikçe daha iyi hissettiğimiz günlerin çoğunlukta olması dileğiyle. yarasıyla yaşayan, onun içinde kaybolmayan tavşan’ımız seninle gurur duyuyorum ❤️🩹
Çocukluk travmalarının hayat boyu etkilerini irdeleyen bir grafik roman.
Eseri mükemmel yapan ise, duygu düşünce ve yaşanmışlıkların hayvanlar üzerinden alegorik olarak ele alınması ile açılan hikaye kapılarının ardında yer alan duvarlara nakşedilmiş sulu boyalar, akışkan ve şiirsel geniş planlar ve muhteşem bir renk paleti.
Bu hikâye bana hem sıcak hem de iyileştirici geldi. Karanlık yanlarımızın bile bize öğretecek bir şeyleri olduğunu ve kabullenişin acıyı büyümeye dönüştürebileceğini hatırlattı.
“Panter’le tanışan biri, ona katlanmak için mücadele edebilir. Ondan nefret de etse zor da olsa onunla vakit geçirmeyi başarabilir. Bir başkası, Panter’in ağırlığı altında ezilebilir. Kim bilir? Belki de birileri Panter’le arkadaş olmayı bile başarır.” Kuşlarla dolu hayat ve rüyalar dileğiyle, çünkü bu kitap bana öyle hissettirdi <3
I never thought I would be so moved by this book. It is so heartfelt, emotional, hopeful, and will touch everyone's life. The book came to me just at the right time of my life. It helped me better understand the panther and the chick standing on my shoulder. You shouldn't die without reading this book🥹
İlk kez çizgiroman okudum ve tam olarak kafa dağıtmalık, bi kahve eşliğinde akıp giden bir kitap. bazı yerleri beni beklediğimden fazla duraklattı ve duygulandırdı. çizimler de çok huzurluydu