"Haklı sayılırdı elbette. Mantığın gereği buydu. Ama ya sevginin?" antık ve sevgi... ya da akıl ve aşk... Ne zıt bir ikili. Yaralı aşklar da zaten bu uyumsuz çiftin çatışmalarının ürünü değil midir? Daha çok romanlarıyla tanıdığımız Erhan Bener'in bu beşinci öykü kitabı, yaralı aşkların umutsuz, yer yer hüzünlü, yer yer gülünç, traji-komik öykülerinin derlemesidir. ener'in "Yaralı Aşkları", bazen yaşlı bir ressamın dağ başındaki atölyesine gelen bir gençlik aşısıyla 'sabırlık' gibi filiz verir, bazen bir 'pavyonun' dumanlı sarhoşluğunun yarattığı yanılsamanın ürünüdür, bazen de ilk gençlik yıllarının toyluğunda, 'komşu kızlarının' evlerindeki kaçamak oyunlarla biçimlenir.. 'Eski kareleri' unutulmaya yüz tutmuş yaşlı bir aktör onu sıkışık bir otobüsün yolcuları arasında bulduğunu sanabilir, ya da başarılı bir cerrah 'eski defterlerini' karıştırırken rastlayabilir ona. Kimi zaman, kan ve gözyaşlarının egemen olduğu Doğu'daki köyünden 'kaçan' genç kızın dürtüsüdür. Yaralı Aşklar, kimi zaman da trenle Ankara'dan İstanbul'a seyahat eden iş kadınlarının eğlence konusudur. Bir 'kahve molasında' da yanıp tutuşabilirler, öğretmenine aşık romantik ve acemi liselinin yüreğinde de. Ama ihaneti hep dağlar yüreklerini, erkeklere güvenmemeleri gerektiğini öğrenemeyen kadınların...
Yazar Erhan Bener, 1929 yılında babasının görevli bulunduğu Kıbrıs’ta dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Anadolu’nun çeşitli il ve ilçe merkezlerinde tamamlayan Bener, 1950 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Bener, 1956 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden de lisans diploması aldı.
Erhan Bener, 1951-58 yılları arasında Maliye Hesap Uzmanı olarak görev yaptı. 1958-1973 yılları arasında yurt dışında çeşitli görevlerde bulunan Bener, 1975 yılında Emekli Sandığı Genel Müdürü iken kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.
Türkiye'nin ilk fen doktorlarından Raşit Bener'le Mediha Hanımın oğlu, felsefeci Cemil Sena Ongun'un yeğenidir. Yazar Vüs'at Orhan Bener'in kardeşi, Yiğit Bener'in babasıdır.
GENÇ YAŞTA YAZMAYA BAŞLADI Kısa bir süre avukatlık yapan Bener, edebiyat yaşamına 1945 yılında çeşitli dergilerde yayınlanan şiir ve öyküleriyle başladı. Bener, 30’un üzerinde kitaba imza attı, kimi yapıtları da yabancı dillere çevrildi. Çocuk kitapları, çevirileri ve radyo oyunları da bulunan Bener’in “Yalnızlar”, “Ölü Bir Deniz”, “Böcek”, “Aşk-ı Muhabbet” ve “Sevda” adlı yapıtları sinemaya ve televizyona uyarlandı.
Bener’in, “Hızır Doktor”, “Bürokratlar” ve “Şahmeran” adlı oyunları, İstanbul Şehir Tiyatrosu, Ankara Halk Tiyatrosu ve Ankara, Konya, Diyarbakır Devlet Tiyatroları’nca sahneye konuldu.
BİRÇOK ÖDÜLÜ VARDI Erhan Bener, Fransız-Türk Kültür Cemiyeti, Yunus Nadi ve Orhan Kemal roman ödüllerine, Haldun Taner, Yunus Nadi ve Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Öykü ödüllerine, Muhsin Ertuğrul Oyun Ödülüne layık görüldü.
Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü altın madalyası sahibi olan Erhan Bener, Fransa’nın uluslararası L’Officier de Lordre des arts et des Lettres (Sanat ve edebiyat ustası) ve Uluslararası Film Festivalleri Kurumu’nun “Sanat Çınarı” unvanına da sahipti.
Kedi ve Ölüm adlı romanı Le Chat et la mort adıyla, Baharla Gelen adlı romanı ise Ce qui arriva avec le printemps adıyla Fransızcaya çevrildi.
Türkçemizi bu kadar güzel ve duru bir şekilde kullanan, akıcı kurgusuyla içine çeken ve hoş bir tebessümle uğurlayan sayın yazarımızı geç tanıdığım için kızıyor ama hiç tanımayanları düşündükçe de kendimi çok şanslı hissediyorum