... Onuncu yüzyıldan başlayarak on dördüncü yüzyıla dek Güney Fransa'nın Oksitanya bölgesinde etkili olmuş Kathar doktrini ile 1417'de asılarak öldürülen Şeyh Bedreddin mezhebi arasında akrabalık aramak, ilk bakışta düşsel gelebilir. Oysa Şeyh Bedreddin yandaşlarının örgütlendikleri Aydın Beyliği, Kathar doktrininin aynı bölgede baş verdiği Alaşehir (Philadelphia) odağının yansıma alanı içindedir. Şeyh Bedreddin öğretisi, Kathar öğretisinden izdüşümler taşır. İki yüzyıl arayla kesişen ve binlerce kilometreye yayılan bir aynı alanda her iki inancın sahipleri, yârin yanağından gayrı her yerde, hep beraber, her şeyi paylaşmak için yola çıkmışlar ve aynı insanlık ülküsüne aynı bedeli ödemişlerdir: Hayatlarını. ...
Mine G Kırıkkanat'ın sosyolojik tarih araştırması Gülün Öteki Adı, 1989'dan beri, Osmanlı döneminde Anadolu dinleri ve özellikle Alevilik tarihi üzerine yazılan pek çok bilimsel kitaba referans olmuş ve dünyada üniversiteler düzeyinde kabul gören bir başyapıttır
Mine G.Kırıkkanat, Ankara doğumlu bir İstanbul’ludur. Fevzi Atlıoğlu İlkokulu, Notre Dame de Sion Lisesi ve İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü mezunudur.
Türkiye’nin ilk kadın mizah yazarı olarak başladığı yazın yaşamına, Cumhuriyet’in İspanya, Milliyet’in Fransa muhabirliği ve Radikal’deki köşe yazarlığıyla devam etmiştir.
TV5Monde kanalının yabancı gazetecileri arasında yer alan Kırıkkanat, edebiyat alanındaki varlığını roman, öykü ve deneme türünde pek çok eserle sürdürmektedir.
İsminde yer alan "G." kısaltması oğlu Gökçe Asova'nın isminden türetilmiştir.
İlk eşi olan ünlü yazar Çetin Altan'dan sonra bir ara da Daniel Colagrossi ile evlendi. Bu nedenle yaşamının farklı dönemlerinde, kaleme aldığı kitaplarda farklı isim ve imzalar kullandı. En bilinenleri Mine G. Kırıkkanat ve Mine G. Saulnier'dir.
“Tour de France” yani en büyük bisiklet yol yarış organizasyonu olan Fransa Bisiklet Turu’nu izleyenler, turun güzergahı olarak neredeyse iki senede bir Oksitanya’dan geçtiğini, başta Carcassonne olmak üzere müthiş şato ve kale görüntüleri eşliğinde anlatıcıların Kathar’lar hakkında ayrıntılı bilgi sunduklarını hatırlayacaklardır. Bu anlatılardan sonra merak edip ben de bu ilginç topluluğu inceledim. Senyörlerden basit çiftçilere, zengin burjuvalardan zanaatçılara, din adamlarından emekçilere varıncaya kadar, binlerce insanı daha insanca, daha eşit ve yaşanası bir dünya için çatısı altına toplayan Kathar inanışının ne kadar zengin insani ideallere sahip olduklarını gördüm. Kadın-erkek eşitliği en etkileyici değerlerden biriydi, kendilerine “Kusursuz” adları verilen Kathar din görevlilerinin içinde kadınlar da vardı. Lider kültünü kabul etmeyen, hiçbir Kathar’ın diğerinden önemli olmadığını, eşit olduklarını kabullenen Hristiyan inancını kabul etmiş bir topluluk. Buna karşın Katolik inancına bağlı değerlerin neredeyse tümünü reddeden bir topluluk. O yıllarda daha ne Luther var ne Calvin.
Her iyi niyetin mutlaka cezalandırıldığı dünyamızda, Kathar’lar da Vatikan’ın hışmına uğrar ve Papa III. Innocentius’un çağrısı üzerine, Fransa Krallığı’na bağlı kuzeyli senyörlerden kurulu bir Haçlı ordusu Oksitanya’ya inerek önemli bir savunma mevzii olan Beziers Kalesi’ni aldıktan sonra Carcassonne’a doğru ilerlemeye başlar. Görüldüğü gibi Haçlı ordusu sadece Müslüman veya Yahudilere değil, kendisine tehlike oluşturan Hristiyan dindaşlarına karşı da kullanılmıştır. 1200’lü yıllarda ilk Haçlıların Oksitanya’yı yıkıp yakmaya başlamasıyla Katharların son sığınağı olan Montsegur kalesi de alınmış ve Montsegur Katliamı (16 Mart 1244’de kadın-çocuk yüzlerce kişi yakılmıştır) ile bu topluluk kirli iktidarlarını yitirmek korkusuna düşen Papa’lık ve kilise zangoçlarına yenilmiştir.
Buraya kadar kitaba dair hiçbir şey yazmadım. Çünkü yazar Mine Kırıkkanat (kitabı yazdığında Mine Saulnier idi) bir temele dayandırmadığı iddiası ile içinde yararlı bilgiler sunan bu kitabı yazmış. Temelsiz iddiası ise Katharlar ile Şeyh Bedrettin arasında ilişki olduğudur. Evet kabul ediyorum Katharlar ile Şeyh Bedrettin taraftarları arasında yaşayış ve inanç benzerlikleri vardır, ancak doğrudan teolojik anlamda bir temas söz konusu değildir.
Uslup konusunda da yazara eleştirim olacak, böyle ciddi bir konuda kitap yazıyorsanız, gezi yazıları gibi gezdiği gördüğü yerler, yediği-içtiği şeyler anlatılmamalı. Daha derinlikli araştırma yapılmalı. Düşüncelerine ve dünya görüşüne katılmasam da böyle bir konuya el attığı için alkışı da esirgememeli. Tarih sevenler için önerilir.
Mine G.'nin yazilarini cok severim. Ancak yazi dizisinden kitaba donusturulen bu eserden ayni tadi alamadim. Konu cok ilginc ancak kitabin adina ragmen, Seyh Bedreddin'den cok yuzeysel bahsediliyor. Kathar sovalyeleri de basli basina bir kitap olabilir ama onlar hakkinda da yazilanlar oldukca tekrarlaniyor. Eser tam bilimsel degil, tam tarihi degil, tam kurgu degil. Zaman zaman turistik yazi gibi ama tam o da degil. Ayrica zaman zaman inanilmaz bir sekilde dusuk cumleler var. Guzel bir konuya acilan bu kapi ne yazik ki ardinda cok sey icermiyor.
Mine Kırıkkanat'ın "Bir Hristiyan Masalı" adlı kitabından sonra okuduğum ikinci kitabı. Yazar gene ilginç bir konu yakalamış. Ama sadece yakalamış. Büyük bir heves ile başladım ama maalesef tatmin olmadım. Konu çok özet geçilmiş. Biraz Google'da dolaşsanız çok daha açıklayıcı bilgiler bulmanız olası.
Kitabın başlığında bahsettiği Kathar Şövalyeleri ve Şeyh Bedrettin ilişkisini kurmakta ve kurgulamakta çok zayıf kalması dışında, ilginç bir konusu ve sürükleyici bir tarzı var.
Bir kitap için zayıf kurgusu var. Seri yazılar zorlama şekilde kitap haline getirilmiş. 120 sayfalık kitabın 18 sayfası (%15) bölümler arası verilen boşluk.
Bu kitabı yazan Mine Kırıkkanat olmasaydı hiç bir yayın evi bu kitabı basmazdı. Belki yazar maliyete katlanarak kendisi çıkarabilirdi kitabı.
Bilimsel hiç bir açıklama yok. Kırıkkanat okudukları ile kendi fantezilerini ukalaca birleştirip kitap diye çıkarmış. Hevesle okumak istedim hayal kırıklığı ile bitirdim.
Mine Kırıkkanat'ın diğer kitaplarından aldığım tadı almadım, Kathar Şövalyeleri ile Şeyh Bedrettin Yiğitleri arasında kurulmaya çalışılan bağlantı pamuk ipliği ile yapılmaya çalışılmış. Gezi kitabi olarak ele alırsak (ki bence değil) evet bahsi geçen yerleri görmek isterim.
This entire review has been hidden because of spoilers.
10. ve 14. yüzyıllar arası Güney Fransa'nın Oksitanya bölgesinde etkili olmuş Kathar inancı ile Şeyh Bedrettin'in mezhebi arasındaki benzerliklere dikkat çekiliyor. Ayrıca bu iki grubun inananları da katledilerek öldürülmüş ve insanca yaşama istekleri din adamları tarafından şiddet görmelerine neden olmuştur.