“Tour de France” yani en büyük bisiklet yol yarış organizasyonu olan Fransa Bisiklet Turu’nu izleyenler, turun güzergahı olarak neredeyse iki senede bir Oksitanya’dan geçtiğini, başta Carcassonne olmak üzere müthiş şato ve kale görüntüleri eşliğinde anlatıcıların Kathar’lar hakkında ayrıntılı bilgi sunduklarını hatırlayacaklardır. Bu anlatılardan sonra merak edip ben de bu ilginç topluluğu inceledim. Senyörlerden basit çiftçilere, zengin burjuvalardan zanaatçılara, din adamlarından emekçilere varıncaya kadar, binlerce insanı daha insanca, daha eşit ve yaşanası bir dünya için çatısı altına toplayan Kathar inanışının ne kadar zengin insani ideallere sahip olduklarını gördüm. Kadın-erkek eşitliği en etkileyici değerlerden biriydi, kendilerine “Kusursuz” adları verilen Kathar din görevlilerinin içinde kadınlar da vardı. Lider kültünü kabul etmeyen, hiçbir Kathar’ın diğerinden önemli olmadığını, eşit olduklarını kabullenen Hristiyan inancını kabul etmiş bir topluluk. Buna karşın Katolik inancına bağlı değerlerin neredeyse tümünü reddeden bir topluluk. O yıllarda daha ne Luther var ne Calvin.
Her iyi niyetin mutlaka cezalandırıldığı dünyamızda, Kathar’lar da Vatikan’ın hışmına uğrar ve Papa III. Innocentius’un çağrısı üzerine, Fransa Krallığı’na bağlı kuzeyli senyörlerden kurulu bir Haçlı ordusu Oksitanya’ya inerek önemli bir savunma mevzii olan Beziers Kalesi’ni aldıktan sonra Carcassonne’a doğru ilerlemeye başlar. Görüldüğü gibi Haçlı ordusu sadece Müslüman veya Yahudilere değil, kendisine tehlike oluşturan Hristiyan dindaşlarına karşı da kullanılmıştır. 1200’lü yıllarda ilk Haçlıların Oksitanya’yı yıkıp yakmaya başlamasıyla Katharların son sığınağı olan Montsegur kalesi de alınmış ve Montsegur Katliamı (16 Mart 1244’de kadın-çocuk yüzlerce kişi yakılmıştır) ile bu topluluk kirli iktidarlarını yitirmek korkusuna düşen Papa’lık ve kilise zangoçlarına yenilmiştir.
Buraya kadar kitaba dair hiçbir şey yazmadım. Çünkü yazar Mine Kırıkkanat (kitabı yazdığında Mine Saulnier idi) bir temele dayandırmadığı iddiası ile içinde yararlı bilgiler sunan bu kitabı yazmış. Temelsiz iddiası ise Katharlar ile Şeyh Bedrettin arasında ilişki olduğudur. Evet kabul ediyorum Katharlar ile Şeyh Bedrettin taraftarları arasında yaşayış ve inanç benzerlikleri vardır, ancak doğrudan teolojik anlamda bir temas söz konusu değildir.
Uslup konusunda da yazara eleştirim olacak, böyle ciddi bir konuda kitap yazıyorsanız, gezi yazıları gibi gezdiği gördüğü yerler, yediği-içtiği şeyler anlatılmamalı. Daha derinlikli araştırma yapılmalı. Düşüncelerine ve dünya görüşüne katılmasam da böyle bir konuya el attığı için alkışı da esirgememeli. Tarih sevenler için önerilir.