Fikret Mualla Saygı'nın hiç bilmediğim yönleri. Bir kaç efsanevi anısında etkilenmiştim de okumaya karar vermiştim. Tabi daha önce Abidin Dino'nun "Gören Göz İçin Fikret Mualla" kitabı da beni onu araştırmaya itmişti. Bir de daha önce Bedri Rahmi ve Sabahattin Eyüboğlu'nun "Kardeş Mektupları"nı okuduğumda Sabahattin'in Bedri'ye yazdığı bir mektupta Mualla'yı eleştirmesini de okumuştum, bu kitapta açıklığa kavuştu meseleler.
Fikret Mualla'nın ağır işkence gördükten sonra delirmesi ve sefalet dolu yılları. Tam bir bohem hayat. Bazen okuduğum şeylerden dolayı kendisine çok sert tepki dolu hisler besledim. Bazen hak verdim, bazen hak vermedim ama şaşkınlıkla okumaya devam ettim.
Hiç terk etmek istememesine rağmen gördüğü işkence ve akıl hastanesi deneyiminden sonra memleketinden kaçması, Nazi işgali sırasında herkes Paris'i terk ederken onun tekrar ülkesinde işkence görme korkusu ile Nazilerin işgal ettiği Fransa'da kalmayı göze alması. Çok değişik bir hayat.
Kitabı covid-19 pandemi döneminde okudum ve ilk sayfalarda Fikret Mualla'nın annesinin İstanbul'da İspanyol Nezlesi yüzünden ölmesi de beni çok etkilemişti.
Hıfzı Topuz kitabı çok yerinde derlemiş. Fikret Mualla'nın bazı anıları çok silik, herkesin ağzında başka bir hikaye ile anlatılıyor anıları. Hepsini derlemiş. Mesela Picasso ile yaşadığının 3 - 4 versiyonunu peşpeşe başkalarının ağzından dinleyebiliyorsunuz.
Ben çok etkilendim. Yakında Semiha Berksoy ile Mektuplaşmalarını da okuyacağım. Size de tavsiye ederim. Özellikle bu tip kitapları sevenlerin Abidin Dino, Bedri Rahmi, Sabahattin Eyüboğlu, Ara Güler, Mina Urgan, Orhan Veli, Yaşar Kemal ve niceleri... Bu kıymetli insanların kitaplarını toplayıp hatmedin. Nereden nereye geldik, nereye gidiyoruz görün. Zor bulduğunuz kitapların tekrar basılması için de yayınevlerine baskı yapın. Yoksa sahaflar bile yetmez olacak artık bu insanları okumaya.