Vedat Türkali, anlatımına, konuları işleyişine, üslübuna hayran olduğum bir yazar. Lakin "Bitti Bitti Bitmedi" ne anlatımı, ne konuları işleyişi, ne de üslubu açısından Bir Gün Tek Başına, Güven, Tek Kişilik Ölüm, Kayıp Romanlar ile yarışamayacak bir kitap. Bir dizi enformasyonu arka arkaya sıralamış durumda Türkali.
Bu kitaptaki bilgiler eğer 80'lerde hatta 90'larda bir romana konu olsa, çok konuşulacak bir şey olabilirdi. Türk solunun, Türk Komünistlerinin, TKP'nin Ermeni ve Kürt azınlıklar konusundaki -yanlış- tutumunu ifşa eden, bağımsızlıklarını talep eden ve bunun için savaşan Ermenilere Osmanlı'nın, Abdülhamit rejiminin ve İttihatçıların nasıl kırım uyguladığını, 1938'de Dersim'de, 12 Eylül'den sonra Diyarbakır Cezaevinde Kürtlere neler yapıldığını anlatan bir roman 90'larda çok insana birşeyleri anlatabilir, öğretebilirdi.
Ama 2014 yılında, tüm bunların konuşulur, bilinir olduğu hatta devletin bile kısmen/kaçamak/kısık sesli bir özür bile dilediği, siyasi iktidarın popülist söylemiyle ve tarihi rakibi CHP'yi suçlayacak argümanlarla eleştirdiği bir ortamda böyle bir kitap gecikmiş ve ne yazık ki boşa yazılmış gibi hissettiriyor.
Üstelik 1980'lerin sonunda geçen (Kitapta anlatılan, Diyarbakır Cezaevi İç Güvenlik Komutanı Esat Oktay Yıldıran'ın öldürüldüğü tarih 22 Ekim 1988) dönemde cezaevinde yatıp çıkan birinin, İstanbullu Ermeni bir ailenin, Fransa'da yaşayan Ermeni dedenin günlük yaşamının bugünkü kadar rahat olması çok da akla yatkın gelmiyor ne yazık ki.