Kimi, sinema ve tiyatro oyunculuğu arasında bir fark görmez; kimi de tekniklerin çok farklı olduğunu ileri sürer. Birincisi gereğinden fazla genel yaklaşırken, ikincisi fazlasıyla özgüldür.
Tiyatro ve sinema oyunculuğu arasında bir fark olduğu sanatçının icrasında gözlenebilir. Çünkü her iki alanın kendine has özellikleri vardır. Bu aşamada oyunculuk, tiyatro sahnesinde ve beyazperdede farklı noktalara ulaşır; bu, hem icra tekniğini hem de eğitim metodunu derinden etkiler.
Ancak, gerek tiyatro gerek sinema oyunculuğunda hemen hemen "farksız" yaşanan bir süreç vardır: Bu sürece ne derseniz deyin, yine de bunun genel bir adı vardır: Sanatsal sarhoşluk. Çünkü o anı yaşadığınızda içinizden çeşitli, sanatsal diyebileceğimiz imgeler fışkırıyordur - görsel, hareketli, sesli ya da zekâyla ilgili. Böyle bakınca, çok çarpıcı, çekici ve ayartıcı görünen bu yaratma süreci, elbette kendiliğindenliğin savrukluğuyla geçiştirilebilecek bir süreç değildir.
Oyuncu, ister tiyatro ister sinema oyuncusu olsun, kendi sanatını icra etmeden bu alanlarda en azından kendini tanımalı ve donatmalıdır. Rol Yapmayın Lütfen, bunun yolunu gösterir ve şuna işaret eder: İnsan bedeninin imgesel, zihinsel, teknik kütüphanesinin oluşturulmasına, yani Hazırlanmaya!