Birbirlerinin hem karasevdası hem de kalplerindeki en büyük yarası…
Ama aynı zamanda birbirlerinin yaralı şifacısıydı onlar.
Diyarbakırlı Şahin ile Balıkesirli Gülşah’ın bitti sandıkları sevdaları; yılları, yolları, kuralları ve olmazları aşıp onları tekrar Diyarbakır sokaklarında bir araya getirdiğinde,
bu buluşma yalnızca bir vuslat olmadı.
Birbirlerine duydukları aşkla kendilerini de ilk kez bu kadar derin tanımaya başladılar.
Ve Gülşah bu aşkın içinde önce cayır cayır yanmayı, sonra küllerinden yeniden doğarak kendini kendinden doğurmayı öğrendi.
Bir Kürt Sevdim ile milyonların kalbine dokunan Dilek Bilgiç Esen, bu kez bir aşkın külleri arasından yeniden doğan güçlü bir kadının öyküsünü anlatıyor.
Gidenle değil, kalanla tamamlanan bir yüreğin…
Aşkla, acıyla, inatla yeniden yazılan bir kaderin…
Serinin her iki kitabını da okudum. Günümüz çok tutan dizilerinden birini izliyormuşum gibi hissettim. Dizisi ya da filmi çekilse kesin tutar. Hikayede Gülşah'ın kızının adının olmamasına çok üzüldüm. Gülşah üzerinden anne sevgisizliği vurgusu yapan yazarın Gülşah'ın kızını silik bir karakter olarak kurgulaması adil de değil samimi de değil.