Bu kitap, düşman “yenildin” dese bile bir gün mutlaka yeneceklerine inanmaktan vazgeçmeyenlerin hikâyesidir. Çünkü devrimcilikte yenilgi yoktur, sadece hedefin biraz uzaklaşması vardır, o kadar. Devrimci var oldukça ulaşılacak hedef de hep var olacaktır.
Bizim hikâyemiz mp3 dinleyen kuşaklara aktarılan, kaybolmasın diye yeniden kaydedilen eski bir kırkbeşlik plaktaki yenilmezlik senfonisidir.
Tıpkı Nâzım Hikmet’in “Yaşamak güzel şey be kardeşim!” demesi gibi, devrimcilik güzel şeydir be kardeşim! Çünkü devrimcilik, bilinçli bir vicdanla yaşamış olmaktır ve böylesine yaşamak güzel meslektir ve ne güzel bir şeydir…
1953’te Ordu-Fatsa’nın Kumru nahiyesinde doğdu. 12 Mart öncesinde DEV-GENÇ’e sempati duymaya başladı. 1972’de ODTÜ Sosyoloji Bölümüne kaydoldu. ADYÖD (Ankara Demokratik Yüksek Öğrenim Derneği), ODTÜ Komisyonu ve ODTÜ-DER kuruluş çalışmalarına katıldı. AYÖD (Ankara Yüksek Öğrenim Derneği) başkanlığı yaptı. Devrimci Gençlik ve Devrimci Yol dergilerinin çıkarılmasında, Devrimci Gençlik ve Devrimci Yol örgütlenmesinde görevler aldı. 12 Eylül darbesinden sonra Ocak 1981’de İstanbul’da yakalandı. 1989 Temmuz’unda Mamak Askeri Cezaevi’nden tahliye oldu. 1991’de yayınlanan Demokrat Dergisi’nin çıkarılması sürecini başlattı. 1996 sonrasında Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nde görevler üstlendi. 2002-2003 arasında “Acil Barış ya da Öçalan Devlet mi?” kitabından aldığı hapis cezası yüzünden Almanya’da siyasi mülteci olarak yaşadı.
“Bizim hikâyelerimizde başlangıç olmaz, hep bir öncekinin devamıdır, Spartaküslerden bu yana bize ait her yeni hikâye bir öncekinin devamı… Başlangıcı olmayan hikâyelerin sonu da olmaz ki, öyleyse bu anlatılan hikâye de bitmiş sayılmamalı… Ne diyeyim, bir yanıyla öfkelerimizin kurşun seslerinde boğulduğu, öbür yanıyla hüzünlerimizi kucakta uyuyan bir bebeği incitmeme gayretiyle taşıdığımız böyle bir hikâye ise ancak sessiz bir ıslıkla düğümlenebilir…”(s.274)
Devrimci Yol, 1968'den gelen 1972'de yenilgiye uğrayan bu topraklara özgü, fazlasıyla yerli bir sosyalist hareketin, THKP-C'nin 1974'ten sonra şekillenen en güçlü damarlarından biri. Tıpkı önderi Mahir Çayan gibi, sosyalizmi kendisine ilke edinen, bu topraklardan doğan ve perspektifi bu topraklarda olan, bu coğrafyanın insanları için mücadele eden bir siyasi hareket. Kendisine ilk günden koyduğu "Partileşme" hedefini bir türlü başarıya kavuşturamayan; ama siyaseten yüzbinleri etkileyen bir dergi çevresinde şekillenen bu hareketin yönetimi 8-9 kişilik bir iç çemberin elinde. O iç çemberin en genç üyesi ise Melih Pekdemir. "Devrimcilik Güzel Şey Be Kardeşim" kitabı, 1974 ile 1980 yılları arasında önce Oligarşiye ve Emperyalizme Karşı Devrimci Gençlik dergisi ardından Devrimci Yol dergisi yazarı olan Pekdemir'in yaşam öyküsünü kendi ağzından anlatıyor. Anlatım, tarih şeridindeki gitgelleriyle ilginçleşirken, yaşanan olaylara Pekdemir nasıl yaklaşıyor onu net bir şekilde gözlemleyebiliyoruz. Orman işletmelerinde çalışan bir babanın her gün emek dökerek büyüttüğü okuttuğu üç çocuktan biri olan Pekdemir, bireysel duygu dünyasını kimi zaman sakınmadan, ama çoğu kez, içinde yer aldığı siyasal hareketin tarihini anlatma çabası ile kişisel dünyasını gizlemeye çabalayarak anılarını ele almış. Kitabın sonunda yer alan, Pekdemir'in Devrimci Yol çizgisini yorumladığı yazı da bu çabanın bir kanıtı gibi.