- “Ne iş yaparsınız?”
- "İş yapmam ben; aylakım. Çalınmış para yerim.”
Komisyoncu bir babanın oğludur Aylak Adam. İş yapmaz, babasının parası ile geçinir. Annesi o daha bir yaşındayken vefat etmiş, babasından sevgi görmemiştir. Sevgiyi ve şefkati hissedebildiği tek yer, onu büyüten -annesinin kardeşi- Zehra teyzesidir. Sevgisizlik ve babasının kadınlara olan düşkünlüğü ilk çocukluk travmalarını oluşturur. Kitap okumayı seven, kültürlü biridir Aylak Adam. Toplumsal normların dışında (Albert Camus’un Meursault karakteri gibi), iç dünyasına hapsolmuş; farklı yaşayan, farklı düşünen, hissinde yalnız bir bireydir. Hayatı boyunca insanların kaçınılmaz ikiyüzlüğüne fazlasıyla şahit olmuştur. Bu yüzden onun önemsediği toplum, kendisi ve onu gerçekten seven bir kadından oluşan “iki kişilik toplumdur”. Bu yüzden de bir tutamak olarak gerçek sevgiye ulaşmaya çalışır.
Aylak Adam, Yusuf Atılgan’ın 1959 yılında yayımladığı; kentli, aylak bir birey olan C. karakteri üzerinden bugün hala geçerliliğini koruyan entelektüel sorunlara değindiği psikanalitik bir durum romanı. Oidipus kompleksi ve haz ilkesi, Lacan'ın gerçeklik kuramı, yabancılaşma, değer reddi, varoluşçuluk kitap boyunca izlerine rastlayabileceğiniz psikanalitik kuramlardan bazıları. Anlatım tekniği olarak mektup, günlük, iç diyalog, flashback, bilinç akışı gibi teknikler kullanılmış. Belli bir olay akışı söz konusu değil. Özellikle ilk iki bölümde kronolojik zamandan bağımsız olarak, C. karakterinin (aylak adam) bilinçaltı ve hafızasının derinliklerine iniyor, onun bilincindeki birbirinden bağımsız, kopuk kopuk geçişlerle olan biteni anlamaya çalışıyoruz. Bu kısım okumayı biraz zorlaştırıyor olsa da sonradan tüm parçalar yerli yerine oturuyor. Acele etmeden okuduğunuzda, kitabı bitirdikten sonra böylesine nitelikli bir okuma yapmış olmanın doyumsuz hazzını yaşıyorsunuz. Harika sosyolojik tespitler içeren; bunca zaman hakkında tezler, makaleler, kitaplar yazılmış, kimi yazarlara ilham olmuş bu eseri kendinize bir iyilik olarak mutlaka okumalısınız.
T.