İnsanlar Vedat Kurdel'e yardım istemeye gider ve "Ah, Vedat Bey, bana ancak siz yardım edebilirsiniz," diye başlar söze. Oysa ufak tefek ve gri hücrelerle dolu bol kıvrımlı malum mekanda tilki gezdirme işinde asıl mahir olan ortağı Tefo'dur.
Vedat işin vitrin kısmı ve ah, bir de okuyacağınız bu şahane polisiyelerin yazarı.Özel dedektifler Vedat ve Tefo, beş kitaba ancak sığan serüvenlerinin sonuncusu Maktulün Şansı'nda, bir kayıp vakasının peşinde derin devletten girip masum bir hackerdan çıkıyor ve minareyi çalanlar elbette kılıfını hazırlıyor. April Yayıncılık sizi bu coğrafyanın polisiyesi ile buluşturuyor: Algan Sezgintüredi'den, Vedat'la Tefo'nun bir başka şahane macerası ya da polisiye edebiyatın en üst seviyesi: Maktulün Şansı.
Seriyi bu kitapla bitirdik. Gayet güzeldi. Seriye yakışır bir final kitabı olmuş ama insan devam kitaplarını da beklemiyor değil. Emre Melemez seslendirmesi de gayet başarılıydı. Keyifli bir yolculuk oldu benim için. Tavsiye ederim. =)
serinin 4. kitabında Vedat'la biraz aramız açılmıştı ama kurgusu pürüzsüz, neşesi ayarında, ayrıntısı kıvamında, dümdüz memleketin içinden, tertemiz diliyle ne eksik ne fazla mis gibi bu parçada barıştık. yine buluşuruz işalla.
Ithaf kısmıyla sizi yerinize çakarak başlıyor kitap: "Alt tarafı üç ağaç demeyen, her biri ayrı ciğer yakan maktul çocuklarımıza..." Devamında, Vedat ve Tefo, oldukça ayrıntılı, sosyal saptamaları bol bir macera ile karşımıza çıkıyorlar. Ayrıca insan psikolojisi ile ilgili ayrıntılar da bol kitapta. Ayakları daha yere basan, okuyucuyu daha doyuran, kurgusu daha merak uyandırıcı, kahramanları daha yakın ve tanıdık gelen, Vedat'ın kendi kendine konuşmalarını yine çok severek ve tebessümle okuduğum bir kitap oldu Maktulün Şansı.
Yazarın okuduğum ilk kitabı,adından ve anlatıcının verdiği ipucundan sebebini çözdüm fakat yapanı sonuna kadar anlayamadım. Araya giren hikaye de hoşuma gitti.😊 İthaf güzel fakat ilham perisiyle konuşma kısmını aşabilen okur,su gibi akıyor.
Serinin son kitabı. Aslında kurgu çok güzel, olay örgüsü akıcı ancak sanki "katil kim" konusu biraz hafif kalmış. Hikayedeki iki önemli kişinin İstanbul Atatürk Fen Lisesi'nden olması ayrı bir hoşuma gitti.
Hercule Poirot, Sherlock Holmes gibi akla gelen ve tum dunyada bilinen dedektifler vardir. Ama kitapta gecen yasanti genellikle asina olmadigimiz Ingiliz yasamidir, asil begendigimizse dedektiflerin mantik yurutmesi ve tumdengelim yontemleridir.
Ben ilk kez Algan Sezginturedi'nin eserini okudum bu romanla. Hikaye kurgusunda bazen bazi seylerin "Derin Devlet"e yedirilip, derinmis hissi verilmesi biraz rahatsiz etti. Acikcasi memleketimizde, bulunan bir modelleme icin (ki teoriden ote degil henuz) araya derin devletin girip cinayet islenebilecegi olasiligi pek de olasi gelmiyor bana. Goruyoruz yani, "...'in reddettigi proje, dunyada takdir gordu" vs. vs. Ama onun disinda, Istanbul'da yasanan bu olay ve gundelik yasama arada gondermeler, iki dedektifin diyaloglari eglenceli geldi. Bu tip eserlerde en onemlisi olayi cozebilmek ya da nasil cozuldugunu gormek icin sonuna kadar merakla okumak: "Maktulun Sansi" bunu oldukca iyi basarmis.
This entire review has been hidden because of spoilers.
5 kitaplık serinin en en en iyisi. bir noktada kızıl nehirler'den esinlenme var gibi hissetsem de rahatsız olmadım. bu arada kitabın 2014'te yazılmış olması nedeniyle gezi'den 17-25 aralık'a çok sayıda siyasi gönderme var, diğer kitaplarda çok eksik gördüğüm bir detaydı. dedim ya budur!