This book shows the growth of Melanie Klein's work and ideas between 1921 and 1945, and traces her theories on childhood development, criminality and childhood psychosis, symbol formation, and the early development of conscience.
Melanie Reizes Klein (30 March 1882 – 22 September 1960) was an Austrian-born British psychoanalyst who devised novel therapeutic techniques for children that had an impact on child psychology and contemporary psychoanalysis. She was a leading innovator in theorizing object relations theory. Klein had a major influence on the theory and technique of psychoanalysis, particularly in Great Britain. As a divorced woman whose academic qualifications did not even include a bachelor's degree, Klein was a visible iconoclast within a profession dominated by male physicians.
After the arrival of Sigmund Freud and his psychoanalyst daughter, Anna Freud, in London in 1938, Klein’s ideas came into conflict with those of Continental analysts who were migrating to Britain. Following protracted debates between the followers of Klein and the followers of Anna Freud during the 1940s (the so-called 'controversial discussions'), the British Psychoanalytical Society split into three separate training divisions: (1) Kleinian, (2) Anna Freudian, and (3) independent. This division remains to the current time.
Kleinian psychoanalysis remains a large and influential school of psychoanalysis within Britain, in much of Latin America, and to an extent in continental Europe. Melanie Klein's works are collected in four volumes, of which this is volume One. A timeless book: the pioneering and fascinating work of Melanie Klein who shaped child psychoanalysis. Her work is second only to S. Freud.
An Austrian-born British psychoanalyst who devised novel therapeutic techniques for children that had a significant impact on child psychology and contemporary psychoanalysis. She was a leading innovator in theorizing object relations theory.
مجموعهای مهم از نوشتههای اولیه کلاین درباره روانکاوی کودک و رشد عاطفی است. این کتاب روند شکلگیری و تحول نظریههای کلاین را نشان میدهد. این کتاب برای شناخت اندیشههای کلاین و تحول روانکاوی کودک بسیار ارزشمند است. هرچند زبان تخصصی و مفاهیم پیچیده آن ممکن است برای خوانندگان مبتدی دشوار باشد.
Davvero una bellissima lettura che spinge ad una riflessione personale sulle relazioni che siano tra se stessi , con gli altri e in amore. Da leggere almeno una volta nella vita
Melanie Klein'in Joan Riviere ile birlikte yayımladığı kitapta bulunan bir kısım olan Sevgi, Suçluluk ve Onarım birçok bölüme ayrılmıştır:
Bebeğin Duygusal Durumu
Klein, bebek ile anne arasındaki olumsuz ilişkiyi merkeze alır. Bebekte, bağlı olunan anneye karşı duyulan öldürme düşlemlerinin onda gerçeklik imgeleriyle bir tutulmasının yanında boğulma, solunum sıkıntıları gibi fizyolojik nükslerden de söz eder.
Bilinçdışı Suçluluk Duygusu
Anneye zarar vermek, yıkanılan gölü kirletmek gibidir. Bebek, anne gerçekten zarar görürse (ki bebek haset düşlemleri ile anneye gerçekten zarar verdiğini sanır), bu kendisi için de ölümcül bir tehdittir. Bebek bu durumda suçluluk duygusu ve onarma isteğiyle tanışır. Klein, bebeğin ilk suçluluk deneyiminden itibaren sosyal anlamda hayati önem taşıdığını vurgular.
Ebeveynlere İlişkin Sevgi ve Çatışmalar
Bebek, anne memesine olan ilgisini kaybettiği dönemde "örgensel (bedensel/organik)" ilgiler de duymaya başlar. Başka "memelere" yöneldiği bu dönemde karşılaştığı ilk isim babadır. Klein'e göre de "oedipal dönemde" erkek bebek cinsel olarak annesini, kız bebekse babasını arzular ve ikisi de birer bebek ister. Aynı cinsiyette ebeveyne ve varsa kardeş/kuzene duyulan arzular Klein'e göre "normal şartlarda" "yüceltme (sublimation)" sürecinden sonra hemcinslerle arkadaşlık, karşı cinslerle ise romantik ve cinsel birlikteliklerle kendini gösterir. Klein normal şartların dışında erkek eşcinselliğinin anneye karşı duyulan haset, suçluluk ve korku olduğunu, babayı ise sığınılacak tek nesne bulmasından oluştuğunu kesin bir dille söyler.
Sevgi, Suçluluk ve Onarım
Klein bu bir paragraflık bölümde bebeklerin de yetişkinler gibi sevilen kişi için endişelendiğinin bilindiğini söyler.
Özdeşleşme ve Onarma
Klein özdeşleşmeyi "kendimizi başka insanların yerine koyabilme" ve böylece "kendimizi [onlarla] özleştirebilme" ifadeleriyle tanımlar. Ona göre kendini göz ardı etme ve fedakarlık, özdeşleşme ile ortaya çıkar. Bunun kişi için çıkarı kendini ebeveyn gibi hissetmek ve geçmiş suçluluğun telafisi ve sevgi ve onarımın tekrarıdır. Böylece kötü anılar silinir, iyileriyse güçlenir. Telafi ve onarım, her zaman iyi amaçların eyleme geçirilmesini de gerektirmez. Düşlemde kalan iyi düşünceler de eylemi kadar olmasa da onarıma tabidir. Kişisel eleştirim Klein'ın bu gözlemi sadece nesne ilişkileri üzerinden kısıtlı inceliyor olması. Klein ise bu eleştirime kısa bir "Evet." cümlesi ile katılır, kaldığı yerden devam ederdi.
Mutlu Bir Sevgi İlişkisi
"Çoğu durumda kadın eş, kocasına onun annesini veya kız kardeşini hatırlatır ve kendi annesini tekrar ederse; erkek eş de karısına onun babasını veya erkek kardeşini hatırlatır ve kendi babasını tekrar ederse mutludur. Fakat eş seçiminin ebeveyn ve kardeşlerin tam zıttı olduğu da görülmüştür." Eşler, penise karşı ve bedende penisi içeren nesnelere (babanın anne ile cinsel yolla birleşmiş olması sebebiyle anne bedeni) karşı duydukları ilkel nefret ve korkularını eşiyle olan sağlıklı cinsel birliktelikleriyle yener. Eşler kendi ebeveynlerini tekrar eder ve ebeveyn olarak kendilerine "bebek vererek" kendilerini evlatlık konumlarından olabilecek en uzak konuma alırlar. Böylece kendi ebeveynlerini de affederler.
Ebeveynlik: Anne Olmak
"Kız çocuğunun, oyuncak bebekleriyle oynadığı görülür ve bu iyidir. Onu anneliğe hazırlar." Büyüyüp anne olan kız çocuğu, evladının çaresiz durumlarından ve ona ihtiyaç duymasından büyük keyif alır. Annenin aşırı desteği ve bitmez affediciliği çocuğu annesine karşı suçlu ve mahçup duruma hapseder ve bu ilerde çocukta sosyal anlamda "zayıflığa" sebebiyet verir. Annenin kendini çocuğa kaptırmaması ise çocuk için en yararlı biçimde bir duygusal ve kişisel rehberlik ve gelişim alanı oluşturur. Bu noktada bir başka eleştiri ise Klein'in bu metni toplumsal cinsiyet rollerine bağlı kalarak yazmış olması olabilir. Döneminde ve bugünün geleneksel aile yapısında ancak kısıtlı olarak gözlemlenebilir izlenimler çeşitli "Peki ya...?" sorularına yanıt vermiyor.
Ebeveynlik: Baba Olmak
Baba, "çocuk verebildiği" ve "annelik hazzını paylaşabildiği" için mutluymuş. Ancak annenin aksine çocuğa olan ilgisini çoğu zaman (ve oldukça hızlı) kaybedermiş. Babanın iyi bir baba olarak aldığı doyum, neredeyse sadece çocuğu korumaktan geçermiş. Onarım mekanizmasıymış. Kocanın mutluluğu, eşinin çocuklarını yetiştirmesine tanıklık etmekmiş. Böylece anne ve baba birbirini tamamlarmış. Kadın evinin hanımı erkek de eve ekmek getiren falan işte.
Aile İlişkilerindeki Zorluklar
Ebeveynler, çocuklarının kendi ebeveyn veya kardeşlerine benzemelerini isteyebilir. Olumsuz uç noktaların birinde bazı ebeveynler, ebeveyn olmaktan duydukları suçluluktan dolayı çocuktan uzaklaşıp bir bakıcı tutabilir, hatta reddedebilir. İkinci bir olumsuz uç noktada ise çocuğa karşı bir bağımlılık söz konusudur. Nefret ve suçluluk duyguları çoğu zaman canlı olmayan bir nesneye yoğunlaşmakla rahatlatılır. Melanie Klein finansal refah tutkusu örneğiyle kişinin canlı nesneleri görmemesinden sadece tek bir şeye odaklanmasından bahseder. Bu, kişiyi sevgi ve ilgi dağılımının insan olmayan başka nesnelere, materyal yatırımlara iter. Klein'ın bazı örnekleri: hayvan severler, koleksiyoncular, bilim insanları, sanatçılar... Anne ve babanın kendi ebeveynlerinden aldığı olumsuzlukların tekrarı sebebiyle çocuk, kendi ebeveynlerinden aldığı olumsuzu silkelemek zorunda kalacaktır. Bunu yapamadığında Don Juanizm (aşırı sadakatsizlik) gibi sosyal başarıyı zedeleyen yollarla anneye olan bağımlılığın dehşetini atlatma girişimlerin beyhude döngüsü izlenir...
Sevgide Eş Seçimi
Bence soy ağacındaki anne-baba-çocuk tekrarı matruşkalara benzetilebilir. Onların sadece boyutu değişiktir fakat iç içedirler yani geçmiş anne-baba-çocukların izlerini taşırlar. Bir matruşkanın bir diğer matruşkasız da "birey" olabildiği, ayıklayabildiği senaryoları başarılı görürüz. Bu ayrılık, diğer matruşkanın açılımını gerektirir.
Bağımsızlık Kazanmak - Okul Hayatında Seçimler - Ergenlikte İlişkiler - Arkadaşlığın Gelişimi
Günümüzde bilmediğimiz şeylerden bahsetmiyor Melanie Klein: Anne, çocuğu memeden ayırmaya çalışır; çocuk ilk defa okul hayatında anne ve babanın dışında bir birey olmayı deneyimler, bu süreçte sınıf arkadaşlarını ve öğretmenleri gibi bol bol "aktarım nesnesine" rastlayarak onları iyi - kötü olarak kategorize eder, gruplaşır/çeteleşir ve geldiği yaşa kadarki deneyimlerini tekrarlarken sosyal normlarla tanışıp gelişir; ergenliğe kadarki arkadaşlıkları çok istikrarsızken ergenlikte kız ve erkeği arkadaş ve romantik şeklinde kategorize etmeye başlar ve arkadaşlarına karşı aile ilişkilerindeki gibi yaklaşmaması gerektiğini anlar.
Yetişkin Yaşamında Arkadaşlıklar - Kendimizle ve Başkalarıyla İlişki
Kendimiz dışında kişilerle olan ilişkilerimiz ideal olarak bizler için teselli edici ve onarıcı olmalıdır. İnsanlara olan yaklaşımımızda kimi zaman ideal benimizi, kimi zaman ebeveynlerimizi taklit ederiz. Birine iyi gelmek ve onun mutluluğu ile mutlu olmak veya zor anında acıyı paylaşmak gibi duygusal deneyimler geriye dönük bilinçdışı tamirleridir. Hatalar, akılda tutulan iyi ve kötü anne ve baba anıları ve acı deneyimler ise hayatın seyrine onların rehberliğinde adapte olmamızı sağlar. Zihnimizde yaşattığımız bu en önemli isimler düşüncelerimizi ve sonraki hareketimizi belirler. Yine de bu gerçeğin Klein'ın "doğuştanlık" adıyla demek istediğini düşündüğüm bir tarafı daha var. Klein'a göre çocuk, "iyi" ya da "kötü" yetiştirildiğine bakılmaksızın dünyasına karşı görüşü büyük oranda ona özgüdür. Çocuğun kendiyle olan ilişkisi ona bağlıdır ve bu "kendi nefreti, korkusu, güvensizliği," çocuğun ilk nesne ilişkilerine bağlı olmadan farklı yollarda çeşitlenebilir. Benzer şekilde olumsuz koşullara maruz kalmış bir çocuğun da saygınlık ve başarıyla hayatını sürdürdüğü görülmüştür. Bu bilgilere göre Klein, o belirtmese de travmalar biriktirmemiş bir çocuğun topluma adapte olabileceğini söylemek istiyor. Sevgi dolu olduğumuz anlarda yetişkinlerimiz gibi davrandığımız her an için Klein, çoğu kez yaptığı gibi ikili oynayarak bir bebeklik suçluluğunun telafisini veya bir ebeveyni tekrar ettiğimizi söyler. İlk nesne ilişkilerimiz bizi asla terk etmez, doğumdan ölüme kadar bilincimize etki eder, ancak bunun yoğunluğunu kişinin (belki de bir psikanalist eşliğinde) kendini ne kadar tanıyıp eğittiği belirler. Sonuç olarak insan ilişkileri "al gülüm ver gülüm" üzerine kuruludur ve kişi kendisiyle barışık bir ilişkiye sahip olmak için karşı tarafa sevgi, hoşgörü ve bilgeliğini sunmalıdır. Ancak bunu yapan kişi geçmişteki engellenme, kesilme, suçluluk, öfke, ve bunların ortaya çıkardığı hırs, haset, kıskançlık gibi duyguları hafifletip onların nesneleriyle barışabilir.
Sevginin Daha Geniş Biçimleri - Suçluluk Duygusu, Sevgi ve Yaratıcılık
Klein, bu bölüme kendimizden "üstün" tuttuğumuz insanlardan bahsederek başlar. Bebek için bir nesne veya bedenin bölümü, kendinin bir uzantısını temsil edebilir. Başta ebeveynlere ayırdığımız bu stok büyüdükçe çevreye yönelik çoğalarak genişler. Sonrasında Klein kendi ülkemizden "ana vatan" olarak söz ettiğimizi, çünkü bilinçdışımızda ülkemizin anneyi temsil edebileceğini, özelliklerini annemizle olan ilişkiden ödünç aldığı duygularla sevebileceğimizi belirtir. Devamında Klein'ın bebeğin annesinin bedeninin keşfetme düşlemlerinin erkeğin yeni ülkeler keşfetme ilgisine katkıda bulunduğunu anlaşıldığını söylediğini okuruz. Ona göre kaşifin keşfedeceği yeni bir yer, bilinçdışında annenin kaybı korkusunu uzaklaştırır fakat yine aynı kaşif bu yeni yere çektiği yabancılığı süpürmek ister, bu da Klein perspektifinden sömürgeciliğin psikanalitik çerçevede gerekçelendirilmesi olarak görülür. Klein'e göre tam da bu sebepten, bebeklikte düşlemlenen anneye karşı sadist arzuların bir yeniden ortaya çıkışı olarak sömürgeci şiddete meyillidir. Aynı keşfetme dürtüsü kişiyi bir gökbilimci vb. olmaya da sürükleyebilir. Şairlerin zaten uzun zamanlar önce keşfettiği şeyleri yazıya döktüğünü söyleyerek Freud'u tekrar eden Klein, John Keats'in Chapman'ın Homeros'una İlk Bakış şiirinden hareketle rüyalarda görülen veya ayak basılacak yeni diyar ve zenginliklerin her birinin aile bireylerinin sembollerini taşıdığını belirtir. Benzer şekilde bir heykeltıraş, sanat nesnesine önce zarar verir, sonra ondan bir şaheser üretme amacıyla onu onarır. Melanie Klein psikanaliz tekniğiyle çocuklarda yaratıcı tarafın közlendiğini ve süblimleştiğini de ekler. Bir vatandaş olarak kişi, kendini güvende hissetmek ve mülkiyeti olan evini koruyabilmek için bir iş sahibi olmalıdır. Yine de kontrol edemediği doğal afetler ve hayatta beklenmedik krizlere göğüs germelidir. Hayatın doğası ve toplumsal sarsıntılar diyebileceğimiz bu iniş ve çıkışlar çoğu kişiyi ana vatanını terk etmeye itmez, aksine birçoğu bu durumlara meydan okur. Tüm bunların ışığında Melanie Klein, kaşifin yeni bir anne ararken, ülkesinde yaşam sürmeye devam eden kişinin anne imgesini korumayı amaçladığını belirtir.
I can see why psychoanalytic theory turned into a bit of a joke after awhile. depressive position though, good to be aware of that. beginnings of good and bad internal objects.
"Si en nuestro temprano desarrollo hemos podido transferir interés y amor de nuestra madre a otras personas y hemos obtenido nuevas gratificaciones, entonces y sólo entonces, podremos en el futuro obtener placer de otras fuentes. Esto nos permite compensar, mediante un nuevo vínculo afectivo, los fracasos o desengaños que sufrimos, bien como aceptar sustitutos para lo que no hemos logrado conseguir o conservar. Si la voracidad frustrada, el resentimiento y el odio no perturban la relación con el mundo externo, hay infinidad de modos de extraer de él belleza, bondad y amor. Al hacerlo, acrecentamos continuamente nuestro acervo de recuerdos felices y este acopio de valores nos da una seguridad difícil de vulnerar y un bienestar íntimo que aleja la amargura. Además del placer que proporcionan, estas satisfacciones tienen el efecto de mitigar las frustraciones (o mejor, el sentimiento de frustración) pasadas y presentes, incluso las primeras y fundamentales. Cuanto más satisfacción auténtica logremos, menor será nuestro resentimiento ante las privaciones y menos nos dominarán la voracidad y el odio. Seremos entonces realmente capaces de aceptar de otros amor y bondad, de brindárselos y, en retribución, de recibir más aún. En otras palabras, la capacidad esencial de "dar y recibir" se desarrolla de tal manera que nos asegura satisfacciones y contribuye al placer, al bienestar o a la felicidad de otras personas".
Bella lectura. Un texto con el que fácilmente se pueden entender los movimientos que tienen los afectos en hombres y mujeres hacia ellos y ellas mismas y el Otro, partiendo del niño y la niña y su relación con el padre y la madre.
Famosissima psicoanalista dell'infanzia Melanie Klein ci appare oggi di limitato interesse e superata per quanto attiene i contenuti. Senza nulla togliere alla importanza del rapporto del neonato/bambino con la madre o comunque all'importanza per la sua crescita dell'atto del ricevere nutrimento (qualsiasi) e delle sensazioni di piacere/bisogno/frustrazione che a questo sono connesse, non si può accettare l'idea che tutto lo sviluppo psicologico della persona o dei suoi sentimenti di amore o di odio per gli altri dipenda da un seno buono/cattivo. Inoltre il testo pecca per una idea obsoleta e strettamente borghese del ruolo della donna nella famiglia e nella società (esempio di desiderio femminile è guardare le vetrine e fare acquisti, oltre che la fantomatica invidia del pene), per l'assenza di considerazione del ruolo di altre figure di accudimento compreso il padre e per un approccio apodittico della discussione che si svolge su un piano completamente teorico. Le autrici non si preoccupano di dimostrare la sostenibilità delle loro affermazioni, non ci sono osservazioni sperimentali e nemmeno casi clinici significativi da cui evincere le basi delle loro tesi; si usano frasi come "tutti sappiamo", "generalmente si ritiene" che francamente pongono il testo completamente al di fuori di qualsiasi contesto scientifico. Infine non ci piace il modello conformistico e moderato della vita e della felicità che viene proposto, laddove non sembra esserci spazio per soluzioni personali anche diverse e originali persino quando si cita il mondo dell'arte.
This entire review has been hidden because of spoilers.
The title essay was an immersive read. It was rather slow, yet generous enough to afford insights. Though not explicitly defined, in the essay, the way Klein conceptualizes “phantasy” becomes clear. For example, she mentions the baby’s urge to harm the perceivedly “bad breast” in their phantasy and repair it in another. Injuring the source of pleasure even in phantasy provokes an irresistible sense of guilt, which makes the baby want to repair the phantasy-inflicted damage. With a capacity for reparation, love thrives.
reading klein is sth that never gets old. the bravery that this woman had, to talk about ideas differently than Freud, in the era that i think most tired to be as Freudian as possible, is sth inspiring. i really loved it. there are ofcourse some part of this book that are not applicable nowadays, like those part-object interpretations. but hey! thats how ideas develop, they change overtime.
Although a bit difficult to understand, Klein’s work is a really good extension of the concept of the death drive and is particularly relevant to understand violent behavior.
These writings show the evolution of Klein's thought, in particular the origins of object relations theory, and how she was already breaking off from strict Freudian orthodoxy and developing her own individual views on the growth of a child's mind. Her theories on the love/hate relationship a child has with his parents really resonate with my own experiences. This book is well worth a read; I'm already eagerly anticipating a good reading of her 'Psychoanalysis of Children', which is next on my list!