Karanlıkta kalan geçmişin üstüne tutulan ışıkla her şey değişmek üzeredir. Sırlar bir bir ortaya çıkıp, mazi kendini en acımasız haliyle hatırlatırken Feray ve Hektor’un bir cinayetle başlayan hikâyeleri gün geçtikçe daha tehlikeli bir define avına döner.
Çözülmesi gereken bilmeceler, bulunması gereken zarflar ve yakalanması gereken bir katil vardır.
Sahneye giriş yapan yeni karakterler hikâyenin boyutunu değiştirirken, ardı arkası kesilmeyen olaylarla her şey daha karmaşık bir hal alır. Bütün bu kaosun içinde, Hektor ve Feray birbirlerine besledikleri hislerle yakınlaşırken bir yandan da acımasızca sınanmaktadırlar.
Paylaşılan kozlar ve üstü tozlanmış gizemler o kapıların tekrar kapanmasına neden olurken, birbirinde şifa bulan zihinlerin hikâyesi devam etmekle kalmıyor, tarih tekerrür ediyor.
Asena'nin kalemine bayiliyorum gercekten ilk okudugum persona olmustu ikinci kitapta o kadar iyiydi ki rsdeyim de uzun zamandir okuyamıyordum ve ilk kitabi biraz unutmustum o yuzden bazi karakterleri hatirlayamadim o yuzden de sanirim bu kadar yavas okudum her neyse kitaba bayildim asla sonunu boyle bitecegini olaylarin buraya gelecegini tahmin etmedim ya sok icinde okudum ve son olay beni soke etti ucuncu kitabi merakla bekliyorum oyle bir yerde bitti ki sok icinde kaldim gercekten beklemiyordum boyle bir sey umarim yakin zamanda cikar.
Bence bu yazar çok güzel betimlemeler yazıyor, fakat bu kitapta betimlemeleri azaltmış ve puntoyu büyütmüş. Bu beni üzdü çünkü gerçekten kitabın betimlemelerini karakterin iç monologunu çok çok sevmiştim. Feray’ın her içsel düşüncesinde kendimde bir şey buluyordum ve her tabloyu uzun uzun anlatmasını, her detayı güzelce açıklamasını ilk kitapta çok sevmiştim. Aşk sahneleri beni hiç sarmadı bu arada ama aksiyon sahnelerinde kitabi elimden bırakamadım.
Bu kitapta Hektor ve Feray’ın aşkını okuduk çoğunlukla, bu yüzden biraz sıkıldım. Bu tamamen benim aksiyon sevmemden kaynaklanıyor... Çoğu şeyi öğrendik bu kitapta: Hektor’u, mesleğini vs. Onları okumak da keyifliydi. Devam kitabını bekliyorum.
---
Spoilerlı:
Feray’ın o dört günü hatırlaması çok hızlı oldu bana göre. Bu kadar travmatik günleri oradaymış gibi görmek ve yaşamak psikolojide gerçekten var mı, hiçbir fikrim yok ama aşırı hızlıya geldi. Bu yüzden burayı sevmedim...
İlk kitapta çok güzel alıntılar vardı 😭😭😭 İkinci kitapta da var sandım ben 😭😭 sadece birkaç yerin altını çizdim, bu çok üzücüydü 😭😭
O son kırk sayfa neydi ya... Ruh hastasının kim olduğunu en başından tahmin etmiştim ve doğru çıkması çok mutlu etti beni. Fakat olay daha da başka çıktı, o da şaşırtıcıydı.
Gelelim son sayfalara: Sayfa 367'de bitmeliydi. Ne gerek vardı Allah aşkına Gediz’in Feray’a böyle yapmasına? O kadar saçma geldi ki... Açıklamasını okuyunca da ne alaka? oldum. Ya bu bizim oğlan kaç defa Feray olmadan gitti zaten yurt dışına, Feray bunu anlayışla karşılardı. Ne gerek vardı yani? Umarım Gediz’in gerçekten düzgün bir açıklaması vardır. Yoksa cidden saçmalıktı ve bu kitaba yakışmadı yani...
Ama yine de güzeldi, seviyorum bu seriyi. Umarım üçüncü kitap güzeldir.
Yazarın kalemiyle bu serisiyle tanışmıştım. Bence ilk kitaba göre betimlemeleri daha azdı ve bu da okuyabilmeyi biraz kolaylaştırmıştı çünkü ilk kitapta olaylar çok ağır ilerliyordu bu sebepten. Gizem, aşk son gaz devam ediyor kitapta ben okurken hem heyecanlandım hem keyif aldım🤍