Gerçek, yalnızca bir bakış açısıyla sınırlı değildir.
Aşk, sadakat ve rastlantılar...
Kader, insana tesadüflerle yön çizer. Ne kadar çabalarsan çabala, onun en büyük kozu rastlantılardır. Seni beklenmedik bir yola sürükler, elini kolunu bağlar. Sen en iyisi teslim ol!
Her olayın birçok yüzü vardır; gördüğümüz, hissettiğimiz ve başkalarının gözünde bambaşka bir şekle bürünen. Peki, aynı olayı farklı gözlerden gördüğümüzde, gerçek hangisi olurdu? İnsan ruhunun derinliklerine inen bu çarpıcı roman, hayata dair büyük bir sırra ışık tutuyor: Kontrolümüz dışında şekillenen dünyalar.
Psikiyatr ve Psikoterapist Aslı Aktümen, Beş Ses Bir Sır ile kaderin, aşkın ve insan ruhunun açmazlarını ustalıkla ele alıyor. Bu roman, aile bağlarının, anne baba olmanın, tesadüflerin ve insan psikolojisinin bilinmeyen köşelerini keşfetmek için eşsiz bir davet.
Uzm.Dr. Aslı Aktümen, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi, ardından Uludağ Üniversitesi Psikiyatri ABD’dan Psikiyatri uzmanı ünvanı alarak meslek hayatına başlamıştır. Bu süreçler ile paralel olarak Odağ Vakfı’ndan Psikanalitik Yönelimli Psikoterapist eğitimini tamamlamıştır. Aynı zamanda Sanatla Terapi ve Yaratıcılık eğitimi, İstanbul Psike Vakfı’ndan Bireysel Psikanaliz, Harvard Tıp Fakültesi Frank M. Dattilio’ dan Aile ve Çift Terapisi eğitimi almıştır. 2011 yılından itibaren çeşitli yurt içi ve yurt dışı psikiyatri kongrelerinde, sanat ve psikiyatri birlikteliği ile ilgili sunumlar ve toplantılar düzenlemektedir.
Film yorumları, biyografi çalışmaları, grup terapisi ve bağımlılık terapisi alanlarında çalışmaları devam etmektedir. Aktümen’in yazıp yönettiği tiyatro oyunları ve yayınlanmış üç kitabı bulunmaktadır: Bir Psikiyatristin Sinema Defteri, Bilinçdışı Öyküler Sulu/Boya ve Beş Ses Bir Sır. Psikeart ve Psikesinema dergilerinde yazarlık yapmaya devam eden Aktümen, kendi kliniğinde danışanlarını kabul etmektedir.
Öncelikle şunu söylemem lazım: kitabın tarzına bayıldım ve anlatım müthiş.
Aslı Aktümen, bu romanında okuyucuyu bir yapbozun parçalarını birleştirir gibi hikâyenin içine çekiyor. Kitabın merkezinde yer alan o gizemli sır, birbirine benzemez beş ayrı karakterin gözünden anlatılırken; gerçeğin aslında ne kadar parçalı ve bakış açısına bağlı olduğunu bize sunuyor. Her karakterin kendi sesiyle hayat bulduğu bu anlatı, insan ruhunun en mahrem köşelerine, dile getirilmemiş korkularına dair çok şey söylüyor.
Roman, sadece bir gizemi çözmekle kalmıyor; aynı zamanda ilişkilerin karmaşıklığını, aile bağlarının görünmez düğümlerini ve kaderin nasıl şekillendiğini de incelikle işliyor.
Karakterlerin içsel yolculukları samimi bir dille sunulmuş, okurken her karakterin acısını, neşesini veya çelişkisini hissedebiliyorsunuz. Akıcı kurgusu ve merak duygusu çok açık ve diri. İlginç ve katmanlı bir eser.
Vay anasını ya! Kitabı nihayet şirin site havuzumuzun şezlongunda bitirdim. Sonu içime pek dokundu aslında. Tipik bir Türk ailesinin hayatı anlatılıyor. Aldatma, pişmanlık, gizli yaşamlar vs. Empati yapmayı öğreniyorsunuz okudukça. Kitapta da sıklıkla belirtildiği gibi aslında herkes tesadüf ve kaderin kurbanı. "... İyi adamlara mı, güvenilmez adamlara mı aşık olunur? Genelde piçlik yapanlara aşık olunur..." "... Boşluğum kalıcı bir şekilde yoklukla dolmuştu..." "... Tesadüfler insanın bilinmez kaderidir. Kaderin en büyük kozu rastlantıdır, artık teslim ol!.."
Okuması keyifli ve akıcıydı, 1 günde okuttu kendisini. Aynı hikayeyi, hikayenin 5 farklı öznesinin tarafından dinliyoruz. Karakterlerin ruh dünyalarının karışıklığı, aile içi ilişkilere de tüm karanlığı ve karmaşıklığı ile çöküyor adeta. Hal böyleyken kimin haklı kimin haksız olduğuna karar vermek zorlaşıyor çünkü kitap “Bir de benim tarafımdan dinle bakalım”ı çok güzel başarıyor :)
Konusu çok özgün olmasa da anlatım dili ve seslendirmesi çok başarılı. Adeta bir yapboz gibi ilerleyen romanda hikâye beş farklı karakterin gözünden anlatılıyor ve aile sırrı parça parça gün yüzüne çıkıyor. Sonunda bir kez daha anlıyoruz ki gerçek görecelidir ve bakanın gözündedir.
5 farklı kişinin gözünden girift olaylar örgüsünü okura sunan bir eser. Aynı yaşanmışlıkların, kişilerin, başka taraflardan ne kadar farklı olabileceğini gözler önüne sererken, anne baba çocuk sevgili gibi farklı ilişkileri de derinlemesine inceliyor. Okurun da her taraftan kişi ve durumları hissetmesine olanak sağlıyor. Dili de hem kolay hem de edebi açıdan fena değil diyebiliriz. Keyifli bir okuma önerimdir.
Birden fazla bakış açısından anlatılan hikâyeler her zaman ilgimi çeker. Gerçeğin tek bir yüzü olmaması fikrini seviyorum. Merak ve heyecan. Şermin Yaşar’ın Söyleme Bilmesinler’ini okurken Kurosawa’nın Rashōmon’unu hatırlamıştım. Bu yüzden Beş Ses Bir Sır karşıma çıkınca direkt atladım. Ama Kurosawa beklerken karşıma ansızın Müge Anlı çıktı.
Yazarın psikiyatrist olması kitabın yapısına açıkça yansımış. Hikâyelerde ise belirgin bir varoş gerçekliği hâkim. Karakterlerin tercihlerini okurken arka planda bazen Kibariye çalıyor, bazen Karagümrük yanıyor gibi bir atmosfer var.
Kitap gittikçe ağırlaştı, ağırlaştı ağırlaştı, bir noktadan sonra yorucu olmaya başladı. Özellikle sonlara doğru hikâyeden çok dertleri dert edinen karakterlerin yorgunluğu beni boğdu boğdu boğdu duvara attı, boğdu boğdu duvara attı.
Yazarın kendisini bir karakter aracılığıyla anlatıya dahil edip, bütün varoşluğun dışında olduğunu özellikle vurgulaması da dikkatimi çekti. Bilinçli bir tercih olabilir ama olayın barizliği hikayeden kopardı beni biraz.
Yorulduğum yerler olsa da sonuna kadar okudum. Çok sevdiğim bir kitap olmadı ama bu anlatım tarzında daha fazla kitap yazılması sevindirici.
Bu yıl yazardan okuduğum ikinci kitabım kitapta bir aşk üçgenini bu üçgenin yaralı insanların sesinden;Ali,Aysel,Bahar,Ece ve Ada'dan dinliyoruz. Aile ilişkileri,ihanet,acı hepsinden biraz biraz işlenmiş hangisi haksız hangisi haklı karar vermekte zorlandım. Aysel belli ki çocukluğundan beri ruhsal problemleri olan bir kızmış evlendirmek yerine onun tedavi olmasını sağlamış olsalardi bu dram yaşanmazdı asıl acıyı Ece ve Ada çekti. Ali her ne kadar her ikisininde babası olsa da ikisine de baba olamadı. Ece hem annesinin depresif-şizofrenik hallerinden hem de babasının ihanetinden mahvoldu. Bahar'ın Ece'yi aşağılamasına sinir oldum. Sen Ali'yi evli olduğunu bile isteye sevdin Ece'nin seni öğrendiğinde o tepkiyi vermesi gayet normal. Ne yapsaydi kiz "aaa çok teşekkürler Babamla yasak aşk yaşadığınız için" demesini mi bekliyordu. Zaten anne problemli. Bu hikayede dediğim gibi en çok olan Ece ve Ada'ya oldu. Yazarın kalemini çok sevdim insanların iç sesini yansıtmada süper.
Hepimizin bir şekilde aşina olduğu türden bir hikâye anlatılmasına rapmen sıkmadı. Çok çetrefilli değil, okuru zorlayan ya da sürekli tetikte tutan bir yapısı da yok. Bu yüzden özellikle kafa kurcalayan, yoğun kitapların ardından iyi gelebilecek bir okuma olduğunu düşünüyorum. Tatilde ya da biraz daha rahat bir şeyler okumak istediğiniz dönemlerde de tercih edilebilir.
Benim için kitabı ilginç kılan şey ise konusundan çok anlatım biçimiydi. Aynı hikâyeyi birbirine bağlı beş farklı kişinin gözünden dinliyoruz. Her biri olaylara başka bir yerden bakınca, aslında bildiğiniz bir hikâye bile biraz daha merak uyandırıcı hâle geliyor.
okunmasi cok kolay bir kitap...daha cok tatilde, yolculukta, bir nefeste okunacak turlerden. karakterlerden hangisine daha cok acidim bilemedim. Ali, Aysel, Bahar, Ada, Ece? herkes kendi sinavini yasiyor bu dunyada. bu kitap da guzel bir ornegi.