What do you think?


Hayatımın En Güzel Yılı
"Hayatımın şüphesiz en hızlı, en inişli çıkışlı dokuz ayıydı. Biri bana bunları anlatsaydı, hayal gücünün çok geniş olduğunu söylerdim. Geride bir hayat bırakmamıştım kendime. Ama zaten geriye dönmek de istemiyordum. Endişelenmiyordum. İnsan sıfır noktasındayken endişelenmiyormuş meğer. Ama ölenlerin ruhlarını hissediyorsanız bilirsiniz, dayımın benimle ve sahip olduğumdan haberim bile olmayan gücümle gurur duyduğunu hissedebiliyordum."
Üst üste ayrılıklar ve kayıplar yaşayan Yağmur, bir sabah kendini düzenli ve sıkıcı hayatında kaybolmuş hissedip kendine yepyeni bir hayat kurmaya karar verir. Fakat elinde ne bir iş planı ne de yol haritası vardır. Ne istediğini, ne yapabileceğini, nerede yaşayacağını, hatta nasıl sevilmesi gerektiğini bile çıkacağı uzun yolda aramaya karar verir.
Onuncu romanı "Hayatımın En Güzel Yılı" ile French Oje, sizi de kendi cevaplarınızı bulacağınız anlamlı bir yolculuğa çıkarıyor.
Üst üste ayrılıklar ve kayıplar yaşayan Yağmur, bir sabah kendini düzenli ve sıkıcı hayatında kaybolmuş hissedip kendine yepyeni bir hayat kurmaya karar verir. Fakat elinde ne bir iş planı ne de yol haritası vardır. Ne istediğini, ne yapabileceğini, nerede yaşayacağını, hatta nasıl sevilmesi gerektiğini bile çıkacağı uzun yolda aramaya karar verir.
Onuncu romanı "Hayatımın En Güzel Yılı" ile French Oje, sizi de kendi cevaplarınızı bulacağınız anlamlı bir yolculuğa çıkarıyor.
184 pages, Paperback
Published January 1, 2025
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 8 of 8 reviews
December 2, 2025
Herkes nedense aşırı yakışıklı ve herkes Yağmur’la illa bir şeyler yaşıyor ve Yağmur Prosecco’dan başka bir şey hediye götürmüyor. Tüm kitap boyunca buna takıldım onun dışında akıcı bir dille yazılmıştı.
September 21, 2026
Siparisi-mi verip söyle bir etrafima baktim. Kaç kisi mutluydu ki ben de mutlu olacaktim? Mutlulugun bir adresi var miydi ki ben de elimle koymus gibi bulacaktim?
(Onu sevmeyen erkege karsi)
Bir süre sonra sekslerimizdeki o derin kötü duygularm bile zevk vermeye baslamisti bana. Hayatimin en güçlü orgazmlarini yasiyordum. Bu kadar iyi seks için sevilmemek gerek diye düsünmeye baslamistim. Sevilmemek, hatta nefret edilmek...
Ezgi'ye mesaj atip rahatsiz etmek istememistim. Birini rahatsiz etmemek için rahatsiz olmayi kabul etmek anlasilir sey degildi.
Tatillerde tek basima olmaya aliskindim ama plajda tek bagima olmaktan hoslanmiyordum. Herkesin günesle-nirken gözlerini kapatip sohbet ettigi, plajdaki diger insanlar1 degerlendirip puanladigi, denize girerken esyalara bakacagin-dan emin oldugu, birlikte denize girdigi biri vardi. Insanlarin en az bir kisiyle geldigi yerlerdeki tek basinalik, tek baginali-gin gerçek anlamiydi.
Artik karsim-dakinin hayatindaki gerçekler her neyse, daha ilk dakikadan görmek istiyordum. Gerçege ulasmak için beklemek, yanlis anlamak, soru isaretlerinin olugmast, bir ara içimin rahatla-masi ama sonra yine bir bilinmezlikle kars1 karsiya olmak...
Bunlara doymustum, daha fazlasini istemiyordum. Artik ha-yatimdaki her seyin net olmasin istiyordum.
Ya-payalniz kalmaktan kurtuldum diye nasil da delirmisti! Ça-resizdi. Kaybetmekten, bir gün vazgeçilen olmaktan o kadar korkuyordu ki, bir gün simarip, Rüya'nn ona söyledigi gibi onu birakacagimdan, "ondan iyisini" bulacagimdan o kadar korkuyordu ki, beni ezerek kendime güvenimi yok edip onun disinda kimse tarafindan sevilmeyecegime inandirmaya çali-siyordu beni.
Bir tartismamizda bana yine, "Hiçbir zaman sevilmedigin için sevilmenin ne oldugunu bilmiyorsun. Korunmanin ne ol-dugunu bilmedigin için higbir zaman seni korudugumu anla-yamiyorsun bile, zavallisin gözümde!" demisti.
Gergekten hiç sevilmemis miydim?
Rifat'in iliski boyunca degersiz, güçsüz, korkak biri oldugu-ma inandirmasi ve Michalis'in birçoklarna fazla, hatta belki de itici gelecek olan ilgisiyle degerli biri oldugumu göster-mesi, bana kendi degerimi baskasinda aramamam gerektigini göstermisti. Baskasindan bekleyince degerim dönem dönem degisiyordu ama ben belirlersem degerim hep ayn kaliyor, insanlar gelip geçiyordu.
.
Rifat'tan esyalarimi almak için bulusmay1 erteledikçe er-teledim. Çünkü, elinde sadece birkaç parça olmadigini bili-yor, benimle her yeni buldugu esyami bahane ederek birkaç kez daha bulusamayacagini anlamasini istiyordum. Onu iyi tanimisim; tam tahmin ettigim gibi, kayip esyalann yeterince birikmesi için bekleyince elinde bir karton torba dolusu es-yayla gelmisti bulusmamiza. Onu uzun zaman sonra görmek garip hissettirmisti. O kadar uzakti ki bana yüzü, konusmasi
ve mimikleri, onu hiç tanimadigim bir dünyada yeniden gór-seydim hiç ilgimi çekmezdi. Birbirimize yasatmamiz gerekenler bitmisti, birbirimize ait oldugumuzu zannettiren kader, simdi de birbirimize ait olmadigimizi gösteriyordu bize. Bag-larimiz kopmus, anilarimiz silinmisti sanki.
Ayrildigimiz gün, hatirladikça kendime hem en acidigim, hem en kizdigim hem de en üzüldügüm günlerden biriydi.
Ama sonunda kendimle gurur duymustum.
Eve girdiginde sarhostu. açtigi valizden bie tanga sarkiyordu. Toksikligine, kavgaciligia, saygisizligma aliskindim ama ihanete dair bir sey yasamamistik. Belli ki da-yanamayacagim tek sey buydu.
Valizin yaninda dustan gikisini bekledim. Banvodan bư harlar içinde çikarken göz göze geldik. Bir sey oldugunu an
"Ne oluyor?"
Valizi isaret ettim kafamla.
"Rifat, Rüya'yla ayni odada kalmaniz zaten normal de-gilken, onun tangasinin senin giysilerine karismis olmasi ne kadar normal?"
"Sen anlamazsin canim, köylüler anlamaz. Sehirliler böy-le, sen yorma güzel kafan1, sorun yok," dedi üstüne bir siyah tisört geçirirken.
Onun ufacik sevgi kinntisina bile mecbur olan bir zavalli gibi hissediyordum kendimi, öyle hissettiriyordu bile isteye.
"Köylüyüm degil mi, baska nelerdim saysana Rufat?"
"Eziksin biraz da. Bazen çekilmez derecede salak oluyor-sun, bazen kafan calisiyor. Boguyorsun bir de. Ailen bile bi-rakip kaçmis sonuçta oradan anla!"
🫢
Gülümseyerek kirlilerini valizden alp çamasir sepetine atryordu bana bunlari söylerken.
"Sarhosken söylenenler, ayikken düsündüklerinizdir" ya-ziyordu bir yerde. Ben kalbimi, travmalarimi, üzüntülerimi ve sirlarmi ona acarken, o benim hakkimda bunu disünüyormus meger. Beni ne köylü ne de ezik demesi yaralardi. Her sey zannedebilirdi ama babamin ölümü, annemin beni terk edisi benim suçum degildi. Bunlar benim basima gelenlerdi
... Madem öyle, bu kez de ben annemi terk edecektim.
"Senin hastalikli ruh halin peki Rifat? Bencilsin, sevgisiz-sin, kabasin, iticisin, eziksin bir kere. O gittigin sanat davetlerinde ne oldugunu, nasil göründügünü zannediyorsun? Ben sana söyleyeyim mi, yalakasi. Her konusmaya bir iltifatla bashyor, karsindakine kendini sadece böyle sevdirecegini bi-liyorsun. Yaptigm bok gibi resimlerinin, çöpe atacak parasi olanlar için önemi var sadece. Yarm öbür gin hurdaciya falan verirer, Letgo'da satmaya çalgurlar 500 TL'ye. Ya da sey, Feriköy antika pazari miydi? Bak orasi da senin eserler için ivi olur! Yani zaten tipki benim gibi köylüleri kandurabilir-sin yaptiklanma sanat diyerek. Sadece benim gibi yaralilari kandhrabilirsin bes para etmez varliginla. Hele o yaratmaya çalistigm gizem, kendinden yirmi yas büyük, yüzü estetikten yamulmus parali sosyetiklerin gözünde sanatçi zannedilmek için verdigin çaba acinasi. Kocalarimin seni garson zannettiklerini kendin söylemistin, gülmüstük hani hatirliyor musun?
Acimistim sonra sana. Garson olsaydin keske. Bu kadar ezik ve kendinin farkinda olmayan bir mal olmak yerine garson ol-saydin, ne oldugun belli olurdu. Bu arada yashilarla aran da iyi degil, anneannenin ölmesini bekliyorsun degil mi? iki kurus kalsa sana da üc-bes ay daha idare et diye. O aptal Rüya' yla bile zengin diye arkadassin. Sen zengin görünmeyi kafasina takmis bir fasfakirsin. Dilenci! Bunlan söylemeyecektim ama artik kendini rezil etmene, kendini dev aynasinda görmene katlanamiyorum, senin iyiligin için, iyi bir insan oldugum için söylüyorum bunlar. Su dakikadan sonra yoksun haya-tumda. Ezik piç. Sakin bir daha kapima gelme, pinti göt!"
(Clock it sis 👏🏻👏🏻✨)
Enerjinizi kapatan, isiginizi kisan kigiler, sizi her alanda görünmez birine dönüstürüp sonra da görünmez oldugunuz için sizi güçsüz ve zavall görüp hayatinizdan çikiyordu. Ha-yatiniza girip çiktiklari dönem arasinda hiçbir alanda mutluluk vermedikleri gibi, olan mutlulugunuzu da aliyorlardi.
Ama çiktiklari zaman özünüze, enerjinize döndügünüzde hak edislerinizi kucakhyordunuz, tam da o an benim yaptigim gibi.
Annemin dedigi gibi..
"Sakin geride kalan olma, kalk ve yola devam et."
(Yunan flirt u ciddi olmayinca)
O gün esyalarimi toparlayip, odayi "hiç yasanmamis" hale getirdim. Esyalarimdan arta kalan çöplerle birlikte, o tatilde yasadigim kaygilar ve korkular da orada, o odada kaldi.
Bense hayatimin geri kalaninda onsuz olacagim için ha-fiflemistim.
. Evim henüz satilmamisti, ha-yatimda beni heyecanlandiran tek bir sey kalmamisti, mutlu-lugumu düsünen, beni merak eden tek kisi bile yoktu. Belki de buraya kadardi bu hayat. Önümü göremiyordum, sonrasini hayal edemiyordum. Motivasyonum kalmamisti sonrasina dair. isimde neye yükselecek, üstüne ne koyacaktim? Hiçbir sey. Aile kurmak bir yana, kimseyi tanimak bile istemiyor-dum. Para kazanmak zaten hiçbir zaman ana hedefim olma-misti, beni gecindirecek kadari yeterliydi.
Salona gidip köse koltugumun ucuna yaslanp yere otur-dum. Artik mutlulugumu düsünen de ben olmahydim, motivasyon kaynagim da, hedefim de. Ama buna gücüm yoktu.
Kendimi, görevini, amacini tamamlamis gibi hissediyordum ama içinde dayimin sesini duyuyordum, bana, "Simdiden
böyle yaparsan bütün mutluluklari elinden kagirsin lagmur-cugum, henüz hicbir sey bitmedi, hadi beni gururlandir," di-yordu. Biraz daha oturdum hicbir sey düsünmeden. Sonra ani bir kararla, üstümdeki kabugu atmaya, o ana kadar yapugim, yolunda giden, beni zorlamayan, heyecanlandirmayan, ezbere bildigim her seyi, hemen oracikta terk etmeye karar verdim.
Kendimden yeni bir ben yaratacaktim. Mayatimda heyecan yaratmayan her seyi tek tek listelemeye karar verdim. Hepsine veda edecek, kendime bambaska bir yol cizecektim. Eski yolum tikanmist çünkü. Cesaretim yok diye görmezden gel-digim her sey beni bu noktaya getirmisti. Ben artik istedigim gibi bir ben degildim.
Önce isimi düsündüm. Yaptigim her sey cok güzeldi ama bunlar benim ezbere bildigim seylerdi. Daha fazlasini yapa-bilecegim kadar özgür bir ülkede yasamiyordum. Bu siradan hayat beni çok bunaltmisti. Farkli bir seyler istiyordum. Takdirse yeterince görmüstüm. Sayginliksa buraya kadar hiçbir isime yaramamistt. Ertesi sabah isimden istifa edecektim. k beni tüketmisti içten içe. Ara ara sikihyor ama dertsiz basima dert almamak için isimden ayrilmiyor-dum. Dertsiz bagim derde susamisti artik demek ki. Ne iste-digimi de ne yapabilecegimi de deneyerek bulacaktim artik.
Bu evden aynilacak, sahip oldugum her seyi, bitkiler ve elbiseler dahil, satacaktim. Evdeki her seyi ne kadara satacagimi kabaca hesaplayinca bir süre idare edecek kadar paramin olacagini anladim. Yeni yilin ilk günlerinde bunun duyurusunu yapacaktim. Sadece bilgisayarimi ve bir valiz dolusu esyami ayiracak, gerisini satacaktim. Son esya satildiginda, ertesi sabaha biletimi alip gidecektim.
. Day-mi o kadar seviyordum ki onunla ortak alan, daha cok vakit gecirmemiz demekti belki de. Bunu hiç düsünmeden yapmis olabilirdim. Belki onu kaybetmeseydik bu isi yapmaya devam da ederdim hiç sorgulamadan. Ama gitmigti. Gidisiyle birlikte bir sürü seyle bagim kopmustu yavas yavas. Günün birinde belki gitmek için iyi bir neden bulurdum ama o yasarken baska bir sehre gitmeyi düsünmezdim mesela. Buna cesaret edebilmemin nedeni ölümü olmustu.
O gece, o evden dayimin çerçevelenmis
Bes günün sonunda sadece yatagim ve valizim kalmisti evde. Bir de bilgisayarm... Kendimi çok hafif ve çok yalniz hissediyordum. Köksüz, plansiz, kimsesiz, hatta esyasizdim.
Güzeldi ve kötüydü. Seneler içinde biriktirdigim, begenip al-digim, sikilip köseye attigim her sey bir araya gelmis, bana bir yuva olmustu. Simdi ise her seyi en bastan yasamak, yeni hayatim için satin almak, yeni evime yerlestirmek istiyordum.
Yatagi ertesi gün almaya gelecekti cevredeki ögrenciler, evin esyalarndan bir kismini belli bir tarihte alinmak üzere Satmistim çünkü. Ertesi gün yatagim da alminca, evden direkt çikacaktim. Bu durumda, o gece evimdeki ve eski hayatimda-ki son gecemdi.
Bu konuyu planlarken elimdeki parayla yurt disina gitme-
düsünmüstüm ama biliyordum ki gitseydim bir daha dön-mezdim. Evim satilana kadar ülkemde kalmaya karar verdim.
usak bileti aldim. Evime veda etmek hiç zor olmamisti. Zaten es. yalarim gidince evim de bana yabancilasmisti.
Kuzenlerimle ise sürekli konusuyorduk, onlar da evimdeki satis günlerine gelmis, düzenlememe yardim etmisti. Nasil-sa ev satilinca gelip onlardan birinde kalacaktim birkaç gün, onlara göre çok yakinda satis için geldigimde görüsecektik.
Keske düsündükleri gibi olsayd1...
Bir yanda Berrin Hanim, zarafeti, kus gibi hafifligi ve onu dinlemelere doyamamak, diger yanda sikayetçi ve tembel Pe-lin, karamsarligt, bulagikhgi, mutsuzlugu ve ondan kurtulmak için yalan düsünmek zorunda olmam...
Bu hayatta, bu yolculugun devaminda ne olurdum bilmiyorum ama hafif olmayi seçecektim.
Pelin'den kurtulup eve gittigimde o kadar yorgundum ki, öylece hiçbir sey düsünmeden yigilmistim salondaki kane-peye. Enerji vampiri olmustu üniversite arkadasim. Eskiden de böyle miydi? Böyle olsaydi hatirlamaz miydim? Gençken belki de böyleleriyle daha rahat arkadas olabiliyorduk ama simdi kendi dertlerimizin üstüne eklemeye çalistigi dertlerine tahammül edemiyorduk insanlarin.
Istanbul'dan gelmistim zaten, plani programi birakmak için oradan kaç-mistim.
Diger yandan eski romantik iliskilerime ayirdigim sonsuz zamani ve iptal ettigim, sikistirdigim programlarimi ha-tirlayinca bile çok sasiriyordum. Kendimi o kadar güvende hissediyordum ki artik, kendi zamanima, kendi programima göre davranmanin ne büyük konfor oldugunu bu degisimim sayesinde anhyordum. Eskiden olsa, Emir' in ertesi günkü davetini kabul etmemek, normalde büyük bir firsati kaçirmisim gibi hissettirirdi ve mutlaka onunla mekâninda bulusurdum.
Ama iyilesiyormusum, yanlis insanlarla bozulmus, üzülmüs, ben olmaktan gikmisim, dogru insanlarla yavas yavas iyilesiyordum
beni en çok üzen, iz birakan ve travmaya neden olan iliskilerimin üzerine düsünüp sirada-ki iliskimin 'bambaska' olmasi için aramam gereken o özelli-gin pesine düsmüstüm. Bir sey aramalydim ama ne? lyi kalp degil, para pul degil, seksi olmasi degil, arkadas gruplarmi-zin ortak olmasi degil... Bunlar iyi hissettiren bir iliski için yeterli degildi. Bir hissi yakalamaliydim. Ask degildi, sevgi degildi. Arzu, eglence, tutku da degildi. Buna uzun süre kafa yormustum. Her iliski basta heyecan vericiydi ama sonra kara bir bulut gibi üzerime çöküyordu. Her sevgilim basta prens gibiydi ama sonra bir anda seytanlasiyor, ruhumu daraltyor-du. Bir gece rüyamda bir sevgilim vardi. Tanimadigim biriyle, tanmadigum bir hisse sahiptim. Bu hissin adi hafiflikti. Dog-ru bir yerde gibiydim. Hafiflemistim. Tüm sorunlar, korkular, kaygilar, yanna heyecani da alip gitmis, yerine mutluluk
lu bir hafiflik birakmisti. Aradigim seyi artik bulmustum. O günden sonra sadece hafif bir askin pesine düstüm."
"Hafif bir ask var mi gerçekten?"
"Aslinda o askin pesine düsmek dedigim, aradigin duygunun pesine düsmek. Ben hafif hissetmeyi ararken, kötü hisler-den, kaygilardan, korkulardan da hafifledim bir anda. O kadar hafiflemisken de karsindaki sana ne katiyor ya da senden ne eksiltiyor çok net görüyorsun. Bazilari gelip kaygi katiyor sünkü, ya da huzurunu kaçiriyor. Görüsmeye bashyorsun, bir anda kendinden uzaklasip kaygi, korku dolu, huzursuz, gergin bir insana dönüyorsun. E, adam sagliksiz olunca senin de ayarlarinla oynuyor çünkü. Temiz beslenen bir insan, tadima ilk kez baktigi seyin vücudunda yarattigi etkiyi fark eder ya, gaz yaparsa, kramp yaparsa, alerjik tepki verirse suçluyu bilir ya, saghkli oldugunda iliskilerde de suçluyu anliyorsun.
Mutlusun mesela, hayatina da yeni biri girdi, senin bu stabil ruh halin ne yönde degisiyor? lyi ya da kötü, cok gügli bir biçimde degisiyorsa tehlikeli. Hayatima benim kattigimin üs-tüne, bir güzellik, bir hafiflik katryorsa buyursun gelsin dedim o dönemden sonra. Bu sadece romantik iliskiler için geçerli degil ki arkadashiklar için de geçeri."
Bunca zaman her seyi aramistim hayatimda. Sevgiyi, ilgi-yi, sadakati, güveni, tutkuyu, seksi... Bunlara actkmisim gibi hissettigim zamanlar olmustu çünkü. Aradiklarmm pesinde kaybolmustum. Ama hafifligi aramak hiç aklma gelmemisti.
Berrin Hanim, senelerce arayip buldugu duygunun ete kemi-ge búrinmüs hali gibiydi, mutluluk soslu bir hafiflik olarak oturuyordu karsimda.
yolun basinda okumaya basladigim kitabima devam ettim ve bu ögrendiklerimin içimde demlenmesi için kendime ayirdim o geceyi.
Kendimle bas basa yedigim yemekte, son dokuz ayimin garip bir rüya gibi oldugunu düsündüm. Hayatimin süphesiz en hizl1, en inis çikisl dokuz aylydi. Biri bana bunlari anlatsaydi, hayal gücünün çok genis oldugunu söylerdim.
Geride bir hayat birakmamistim kendime. Ama zaten geriye dönmek de istemiyordum. Endiselenmiyordum. Insan sifir noktasindayken endiselenmiyormus meger. Kaybedecek hiçbir seyim kalmamisti geride.
Ertesi gün erkenden kalkup günün en erken, en taze ani-n1 yakaladum balkonumda. Henüz kimsenin nefesi bile kars-mamisti havaya, kimse penceresini bile açmamisti eminim, o en taze havayi ben solumustum. Geldigim yolu düsündüm uzun uzun, kendimle gurur duydum. Bunca zaman benimle gurur duysunlar diye yasamistim, her hareketimde kimin benimle nasil gurur duyacagini hayal etmistim. Kendimi hic düsünmemistim ama.
Nasil da buralara gelmistim? Nasil da düzenimi bozmus, her seyi geride birakmis ve en kötü animda bile kararimdan dönmemistim? Nasil da kendimi sevdirmenin pesini birakmis, özümü aramaya bu yola çikmistim? Yalniz bagina olmanin ne demek oldugunu bir de bu açidan anlamistim: Yalniz basina olmak, kendin için güç bulmak zorunda olmak. Kendine bir kariyer, bir mutluluk, bir sevgi borçlu olmakti. Yalniz basina olmak nasil sevilecegine, sana nasil davranilmasi gerektigine, hayatindaki ihtiyaçlarna, alabileceklerine ve verebileceklerine tek basina karar vermekti. Yalniz olmak güç isterdi ama özgürlük verirdi bunun karsiliginda.
Yalnizhkla barismak için çikmistim bu yola. Hem yalniz-likla hem de kendimle banismak için. Sifir noktasina inmis-tim, daha dogrusu kendimi sifir noktasina tasimistim yola çik-madan. Fabrika ayarlarima dönmüstüm. Kendimi en bastan yetistirmeye, bu kez sadece kendime çalismaya karar vermistim. Ilk kez kimseyi degil, kendimi merak etmistim. Ne isti-yordum, ne seviyordum, neyin hayalini kuruyordum, kendimi nerede evimdeymis gibi hissediyordum?
Birini kendimden daha çok ya da daha az sevip sevmedigi-mi bilmiyordum, önce kendime gösterecektim bu isin norma-lini. Bencillikle degil, kendimi merkeze koyarak degil, kraliçe olmaya calisarak degil, bunu planlamiyordum. Gerçek sevgi-yi, karsindakini basina gelmis ve gelecek her seyiyle severek gösterecektim. Ama önce kendime gösterecektim bunu. Ve bu galiba oluyordu. Hafif hissediyordum kafamdaki sorular ce-vaplandikça. Mutlu olmaya baslamistim, katiksiz, baskasimin payi olmayan, içimdeki mutluluga ulasmaya baslamistim.
Kendime yatirim yapmaya karar verip zamanimi, varimi yogumu verdigimde oldu bunlar. Yapmasam da olurdu ama ayagimdan beni agirlastiran taslari atmaliydim. O kurban rolünden kurtulmalydim. Üstüme yapisip adeta yeni derim ol-mustu, siyirmaliydim, siynilmaliydim.
Denize bakarak bunlari düsündüm, aglayarak tesekkür ettim bu sürece, son dokuz ayin her bir anina. Kendimi en bastan dogurdum. Tam dokuz ayda yenilendim, yeni biri oldum, yavas yavas, yasaya yasaya, deneye yanila...
Insan kötü anilara da sükreder mi, edermis. Kötü anilar beni iyice dibe gekmeseydi bu güç hiçbir zaman yerlesmeye-cekti içime. Bu deli kuvveti hiç beni bulmayacakti. Bu gözü karalik en belirgin özelligim olmayacakti.
Günesin isitmadan sadece hafif bir aydinlik verip gelece-gini müjdeledigi bir an vardi kisacik. O kisacik anda konus-mustum evrenle, kendimle. Sonra dogdu. Önce bizim tarafi aydinlattt, sahne isigi gibi vurdu yüzüme. Gülümsedim, beni dinledigini biliyordum.
Sevginin en muhtesem halinin birini sevmekten duyulan mutluluk oldugunu anliyordum yavas yavas.
(Ex inin mesaji)
düzen kurmaya ben cesaret edemem, kimse edemez. Sen bir genç kadin olarak bunu yapabilmissin. Seninle gurur duyuyorum baby mou."
Yazdiklarmn, söylediklerinin etkisi bende sadece üç dakika kald1. Hayatimda benden baska kimsenin duygularimin ve düsüncelerinin etkisi kalmamisti artik. Ama ona tesekkür et-tim. Beni degisime iten konulardan biri, en büyügü, en güçlüsü olmasa da onun beni hayal kirikhgina ugratmasi olmustu.
' di-yerek. Biraz özledim, biraz hayran oldum, biraz kiskandim, bana ayirman gereken vakti baskasi için kullaniyormussun gibiydi."
Anlamsiz gözlerle ona bakiyordum. Hiç beklemiyordum ondan bu cümleleri. Hayatimda bana hiç kurulmamis cümle-lerdi bunlar. Paylagilamadigim olmamisti hiç mesela, bu da bir ilkti. Devam etti konusmaya...
"Çok düsündüm, 'ne yapiyorum ben' dedim, kendimi sor-guladim ama bu kaçmam gereken bir duygu degil ki! Bu benim yakaladigim için mutlu olmam gereken bir duygu.
Yerimden memnun-dum. Kerem'in hayatimda kapladigi bu büyük yerden de memnundum. Ben kendi yolculugumu tamamlamis, ödüllen-dirilmistim. Ama onun gidisine engel olmamaliydim. Çünki belki de simdi onun sirasiydi.
"Ben gelemem ama sen mutlaka git, ekimde Atina insanin
hayatini degistirecek kadar güzel oluyor," dedim.
(Onu sevmeyen erkege karsi)
Bir süre sonra sekslerimizdeki o derin kötü duygularm bile zevk vermeye baslamisti bana. Hayatimin en güçlü orgazmlarini yasiyordum. Bu kadar iyi seks için sevilmemek gerek diye düsünmeye baslamistim. Sevilmemek, hatta nefret edilmek...
Ezgi'ye mesaj atip rahatsiz etmek istememistim. Birini rahatsiz etmemek için rahatsiz olmayi kabul etmek anlasilir sey degildi.
Tatillerde tek basima olmaya aliskindim ama plajda tek bagima olmaktan hoslanmiyordum. Herkesin günesle-nirken gözlerini kapatip sohbet ettigi, plajdaki diger insanlar1 degerlendirip puanladigi, denize girerken esyalara bakacagin-dan emin oldugu, birlikte denize girdigi biri vardi. Insanlarin en az bir kisiyle geldigi yerlerdeki tek basinalik, tek baginali-gin gerçek anlamiydi.
Artik karsim-dakinin hayatindaki gerçekler her neyse, daha ilk dakikadan görmek istiyordum. Gerçege ulasmak için beklemek, yanlis anlamak, soru isaretlerinin olugmast, bir ara içimin rahatla-masi ama sonra yine bir bilinmezlikle kars1 karsiya olmak...
Bunlara doymustum, daha fazlasini istemiyordum. Artik ha-yatimdaki her seyin net olmasin istiyordum.
Ya-payalniz kalmaktan kurtuldum diye nasil da delirmisti! Ça-resizdi. Kaybetmekten, bir gün vazgeçilen olmaktan o kadar korkuyordu ki, bir gün simarip, Rüya'nn ona söyledigi gibi onu birakacagimdan, "ondan iyisini" bulacagimdan o kadar korkuyordu ki, beni ezerek kendime güvenimi yok edip onun disinda kimse tarafindan sevilmeyecegime inandirmaya çali-siyordu beni.
Bir tartismamizda bana yine, "Hiçbir zaman sevilmedigin için sevilmenin ne oldugunu bilmiyorsun. Korunmanin ne ol-dugunu bilmedigin için higbir zaman seni korudugumu anla-yamiyorsun bile, zavallisin gözümde!" demisti.
Gergekten hiç sevilmemis miydim?
Rifat'in iliski boyunca degersiz, güçsüz, korkak biri oldugu-ma inandirmasi ve Michalis'in birçoklarna fazla, hatta belki de itici gelecek olan ilgisiyle degerli biri oldugumu göster-mesi, bana kendi degerimi baskasinda aramamam gerektigini göstermisti. Baskasindan bekleyince degerim dönem dönem degisiyordu ama ben belirlersem degerim hep ayn kaliyor, insanlar gelip geçiyordu.
.
Rifat'tan esyalarimi almak için bulusmay1 erteledikçe er-teledim. Çünkü, elinde sadece birkaç parça olmadigini bili-yor, benimle her yeni buldugu esyami bahane ederek birkaç kez daha bulusamayacagini anlamasini istiyordum. Onu iyi tanimisim; tam tahmin ettigim gibi, kayip esyalann yeterince birikmesi için bekleyince elinde bir karton torba dolusu es-yayla gelmisti bulusmamiza. Onu uzun zaman sonra görmek garip hissettirmisti. O kadar uzakti ki bana yüzü, konusmasi
ve mimikleri, onu hiç tanimadigim bir dünyada yeniden gór-seydim hiç ilgimi çekmezdi. Birbirimize yasatmamiz gerekenler bitmisti, birbirimize ait oldugumuzu zannettiren kader, simdi de birbirimize ait olmadigimizi gösteriyordu bize. Bag-larimiz kopmus, anilarimiz silinmisti sanki.
Ayrildigimiz gün, hatirladikça kendime hem en acidigim, hem en kizdigim hem de en üzüldügüm günlerden biriydi.
Ama sonunda kendimle gurur duymustum.
Eve girdiginde sarhostu. açtigi valizden bie tanga sarkiyordu. Toksikligine, kavgaciligia, saygisizligma aliskindim ama ihanete dair bir sey yasamamistik. Belli ki da-yanamayacagim tek sey buydu.
Valizin yaninda dustan gikisini bekledim. Banvodan bư harlar içinde çikarken göz göze geldik. Bir sey oldugunu an
"Ne oluyor?"
Valizi isaret ettim kafamla.
"Rifat, Rüya'yla ayni odada kalmaniz zaten normal de-gilken, onun tangasinin senin giysilerine karismis olmasi ne kadar normal?"
"Sen anlamazsin canim, köylüler anlamaz. Sehirliler böy-le, sen yorma güzel kafan1, sorun yok," dedi üstüne bir siyah tisört geçirirken.
Onun ufacik sevgi kinntisina bile mecbur olan bir zavalli gibi hissediyordum kendimi, öyle hissettiriyordu bile isteye.
"Köylüyüm degil mi, baska nelerdim saysana Rufat?"
"Eziksin biraz da. Bazen çekilmez derecede salak oluyor-sun, bazen kafan calisiyor. Boguyorsun bir de. Ailen bile bi-rakip kaçmis sonuçta oradan anla!"
🫢
Gülümseyerek kirlilerini valizden alp çamasir sepetine atryordu bana bunlari söylerken.
"Sarhosken söylenenler, ayikken düsündüklerinizdir" ya-ziyordu bir yerde. Ben kalbimi, travmalarimi, üzüntülerimi ve sirlarmi ona acarken, o benim hakkimda bunu disünüyormus meger. Beni ne köylü ne de ezik demesi yaralardi. Her sey zannedebilirdi ama babamin ölümü, annemin beni terk edisi benim suçum degildi. Bunlar benim basima gelenlerdi
... Madem öyle, bu kez de ben annemi terk edecektim.
"Senin hastalikli ruh halin peki Rifat? Bencilsin, sevgisiz-sin, kabasin, iticisin, eziksin bir kere. O gittigin sanat davetlerinde ne oldugunu, nasil göründügünü zannediyorsun? Ben sana söyleyeyim mi, yalakasi. Her konusmaya bir iltifatla bashyor, karsindakine kendini sadece böyle sevdirecegini bi-liyorsun. Yaptigm bok gibi resimlerinin, çöpe atacak parasi olanlar için önemi var sadece. Yarm öbür gin hurdaciya falan verirer, Letgo'da satmaya çalgurlar 500 TL'ye. Ya da sey, Feriköy antika pazari miydi? Bak orasi da senin eserler için ivi olur! Yani zaten tipki benim gibi köylüleri kandurabilir-sin yaptiklanma sanat diyerek. Sadece benim gibi yaralilari kandhrabilirsin bes para etmez varliginla. Hele o yaratmaya çalistigm gizem, kendinden yirmi yas büyük, yüzü estetikten yamulmus parali sosyetiklerin gözünde sanatçi zannedilmek için verdigin çaba acinasi. Kocalarimin seni garson zannettiklerini kendin söylemistin, gülmüstük hani hatirliyor musun?
Acimistim sonra sana. Garson olsaydin keske. Bu kadar ezik ve kendinin farkinda olmayan bir mal olmak yerine garson ol-saydin, ne oldugun belli olurdu. Bu arada yashilarla aran da iyi degil, anneannenin ölmesini bekliyorsun degil mi? iki kurus kalsa sana da üc-bes ay daha idare et diye. O aptal Rüya' yla bile zengin diye arkadassin. Sen zengin görünmeyi kafasina takmis bir fasfakirsin. Dilenci! Bunlan söylemeyecektim ama artik kendini rezil etmene, kendini dev aynasinda görmene katlanamiyorum, senin iyiligin için, iyi bir insan oldugum için söylüyorum bunlar. Su dakikadan sonra yoksun haya-tumda. Ezik piç. Sakin bir daha kapima gelme, pinti göt!"
(Clock it sis 👏🏻👏🏻✨)
Enerjinizi kapatan, isiginizi kisan kigiler, sizi her alanda görünmez birine dönüstürüp sonra da görünmez oldugunuz için sizi güçsüz ve zavall görüp hayatinizdan çikiyordu. Ha-yatiniza girip çiktiklari dönem arasinda hiçbir alanda mutluluk vermedikleri gibi, olan mutlulugunuzu da aliyorlardi.
Ama çiktiklari zaman özünüze, enerjinize döndügünüzde hak edislerinizi kucakhyordunuz, tam da o an benim yaptigim gibi.
Annemin dedigi gibi..
"Sakin geride kalan olma, kalk ve yola devam et."
(Yunan flirt u ciddi olmayinca)
O gün esyalarimi toparlayip, odayi "hiç yasanmamis" hale getirdim. Esyalarimdan arta kalan çöplerle birlikte, o tatilde yasadigim kaygilar ve korkular da orada, o odada kaldi.
Bense hayatimin geri kalaninda onsuz olacagim için ha-fiflemistim.
. Evim henüz satilmamisti, ha-yatimda beni heyecanlandiran tek bir sey kalmamisti, mutlu-lugumu düsünen, beni merak eden tek kisi bile yoktu. Belki de buraya kadardi bu hayat. Önümü göremiyordum, sonrasini hayal edemiyordum. Motivasyonum kalmamisti sonrasina dair. isimde neye yükselecek, üstüne ne koyacaktim? Hiçbir sey. Aile kurmak bir yana, kimseyi tanimak bile istemiyor-dum. Para kazanmak zaten hiçbir zaman ana hedefim olma-misti, beni gecindirecek kadari yeterliydi.
Salona gidip köse koltugumun ucuna yaslanp yere otur-dum. Artik mutlulugumu düsünen de ben olmahydim, motivasyon kaynagim da, hedefim de. Ama buna gücüm yoktu.
Kendimi, görevini, amacini tamamlamis gibi hissediyordum ama içinde dayimin sesini duyuyordum, bana, "Simdiden
böyle yaparsan bütün mutluluklari elinden kagirsin lagmur-cugum, henüz hicbir sey bitmedi, hadi beni gururlandir," di-yordu. Biraz daha oturdum hicbir sey düsünmeden. Sonra ani bir kararla, üstümdeki kabugu atmaya, o ana kadar yapugim, yolunda giden, beni zorlamayan, heyecanlandirmayan, ezbere bildigim her seyi, hemen oracikta terk etmeye karar verdim.
Kendimden yeni bir ben yaratacaktim. Mayatimda heyecan yaratmayan her seyi tek tek listelemeye karar verdim. Hepsine veda edecek, kendime bambaska bir yol cizecektim. Eski yolum tikanmist çünkü. Cesaretim yok diye görmezden gel-digim her sey beni bu noktaya getirmisti. Ben artik istedigim gibi bir ben degildim.
Önce isimi düsündüm. Yaptigim her sey cok güzeldi ama bunlar benim ezbere bildigim seylerdi. Daha fazlasini yapa-bilecegim kadar özgür bir ülkede yasamiyordum. Bu siradan hayat beni çok bunaltmisti. Farkli bir seyler istiyordum. Takdirse yeterince görmüstüm. Sayginliksa buraya kadar hiçbir isime yaramamistt. Ertesi sabah isimden istifa edecektim. k beni tüketmisti içten içe. Ara ara sikihyor ama dertsiz basima dert almamak için isimden ayrilmiyor-dum. Dertsiz bagim derde susamisti artik demek ki. Ne iste-digimi de ne yapabilecegimi de deneyerek bulacaktim artik.
Bu evden aynilacak, sahip oldugum her seyi, bitkiler ve elbiseler dahil, satacaktim. Evdeki her seyi ne kadara satacagimi kabaca hesaplayinca bir süre idare edecek kadar paramin olacagini anladim. Yeni yilin ilk günlerinde bunun duyurusunu yapacaktim. Sadece bilgisayarimi ve bir valiz dolusu esyami ayiracak, gerisini satacaktim. Son esya satildiginda, ertesi sabaha biletimi alip gidecektim.
. Day-mi o kadar seviyordum ki onunla ortak alan, daha cok vakit gecirmemiz demekti belki de. Bunu hiç düsünmeden yapmis olabilirdim. Belki onu kaybetmeseydik bu isi yapmaya devam da ederdim hiç sorgulamadan. Ama gitmigti. Gidisiyle birlikte bir sürü seyle bagim kopmustu yavas yavas. Günün birinde belki gitmek için iyi bir neden bulurdum ama o yasarken baska bir sehre gitmeyi düsünmezdim mesela. Buna cesaret edebilmemin nedeni ölümü olmustu.
O gece, o evden dayimin çerçevelenmis
Bes günün sonunda sadece yatagim ve valizim kalmisti evde. Bir de bilgisayarm... Kendimi çok hafif ve çok yalniz hissediyordum. Köksüz, plansiz, kimsesiz, hatta esyasizdim.
Güzeldi ve kötüydü. Seneler içinde biriktirdigim, begenip al-digim, sikilip köseye attigim her sey bir araya gelmis, bana bir yuva olmustu. Simdi ise her seyi en bastan yasamak, yeni hayatim için satin almak, yeni evime yerlestirmek istiyordum.
Yatagi ertesi gün almaya gelecekti cevredeki ögrenciler, evin esyalarndan bir kismini belli bir tarihte alinmak üzere Satmistim çünkü. Ertesi gün yatagim da alminca, evden direkt çikacaktim. Bu durumda, o gece evimdeki ve eski hayatimda-ki son gecemdi.
Bu konuyu planlarken elimdeki parayla yurt disina gitme-
düsünmüstüm ama biliyordum ki gitseydim bir daha dön-mezdim. Evim satilana kadar ülkemde kalmaya karar verdim.
usak bileti aldim. Evime veda etmek hiç zor olmamisti. Zaten es. yalarim gidince evim de bana yabancilasmisti.
Kuzenlerimle ise sürekli konusuyorduk, onlar da evimdeki satis günlerine gelmis, düzenlememe yardim etmisti. Nasil-sa ev satilinca gelip onlardan birinde kalacaktim birkaç gün, onlara göre çok yakinda satis için geldigimde görüsecektik.
Keske düsündükleri gibi olsayd1...
Bir yanda Berrin Hanim, zarafeti, kus gibi hafifligi ve onu dinlemelere doyamamak, diger yanda sikayetçi ve tembel Pe-lin, karamsarligt, bulagikhgi, mutsuzlugu ve ondan kurtulmak için yalan düsünmek zorunda olmam...
Bu hayatta, bu yolculugun devaminda ne olurdum bilmiyorum ama hafif olmayi seçecektim.
Pelin'den kurtulup eve gittigimde o kadar yorgundum ki, öylece hiçbir sey düsünmeden yigilmistim salondaki kane-peye. Enerji vampiri olmustu üniversite arkadasim. Eskiden de böyle miydi? Böyle olsaydi hatirlamaz miydim? Gençken belki de böyleleriyle daha rahat arkadas olabiliyorduk ama simdi kendi dertlerimizin üstüne eklemeye çalistigi dertlerine tahammül edemiyorduk insanlarin.
Istanbul'dan gelmistim zaten, plani programi birakmak için oradan kaç-mistim.
Diger yandan eski romantik iliskilerime ayirdigim sonsuz zamani ve iptal ettigim, sikistirdigim programlarimi ha-tirlayinca bile çok sasiriyordum. Kendimi o kadar güvende hissediyordum ki artik, kendi zamanima, kendi programima göre davranmanin ne büyük konfor oldugunu bu degisimim sayesinde anhyordum. Eskiden olsa, Emir' in ertesi günkü davetini kabul etmemek, normalde büyük bir firsati kaçirmisim gibi hissettirirdi ve mutlaka onunla mekâninda bulusurdum.
Ama iyilesiyormusum, yanlis insanlarla bozulmus, üzülmüs, ben olmaktan gikmisim, dogru insanlarla yavas yavas iyilesiyordum
beni en çok üzen, iz birakan ve travmaya neden olan iliskilerimin üzerine düsünüp sirada-ki iliskimin 'bambaska' olmasi için aramam gereken o özelli-gin pesine düsmüstüm. Bir sey aramalydim ama ne? lyi kalp degil, para pul degil, seksi olmasi degil, arkadas gruplarmi-zin ortak olmasi degil... Bunlar iyi hissettiren bir iliski için yeterli degildi. Bir hissi yakalamaliydim. Ask degildi, sevgi degildi. Arzu, eglence, tutku da degildi. Buna uzun süre kafa yormustum. Her iliski basta heyecan vericiydi ama sonra kara bir bulut gibi üzerime çöküyordu. Her sevgilim basta prens gibiydi ama sonra bir anda seytanlasiyor, ruhumu daraltyor-du. Bir gece rüyamda bir sevgilim vardi. Tanimadigim biriyle, tanmadigum bir hisse sahiptim. Bu hissin adi hafiflikti. Dog-ru bir yerde gibiydim. Hafiflemistim. Tüm sorunlar, korkular, kaygilar, yanna heyecani da alip gitmis, yerine mutluluk
lu bir hafiflik birakmisti. Aradigim seyi artik bulmustum. O günden sonra sadece hafif bir askin pesine düstüm."
"Hafif bir ask var mi gerçekten?"
"Aslinda o askin pesine düsmek dedigim, aradigin duygunun pesine düsmek. Ben hafif hissetmeyi ararken, kötü hisler-den, kaygilardan, korkulardan da hafifledim bir anda. O kadar hafiflemisken de karsindaki sana ne katiyor ya da senden ne eksiltiyor çok net görüyorsun. Bazilari gelip kaygi katiyor sünkü, ya da huzurunu kaçiriyor. Görüsmeye bashyorsun, bir anda kendinden uzaklasip kaygi, korku dolu, huzursuz, gergin bir insana dönüyorsun. E, adam sagliksiz olunca senin de ayarlarinla oynuyor çünkü. Temiz beslenen bir insan, tadima ilk kez baktigi seyin vücudunda yarattigi etkiyi fark eder ya, gaz yaparsa, kramp yaparsa, alerjik tepki verirse suçluyu bilir ya, saghkli oldugunda iliskilerde de suçluyu anliyorsun.
Mutlusun mesela, hayatina da yeni biri girdi, senin bu stabil ruh halin ne yönde degisiyor? lyi ya da kötü, cok gügli bir biçimde degisiyorsa tehlikeli. Hayatima benim kattigimin üs-tüne, bir güzellik, bir hafiflik katryorsa buyursun gelsin dedim o dönemden sonra. Bu sadece romantik iliskiler için geçerli degil ki arkadashiklar için de geçeri."
Bunca zaman her seyi aramistim hayatimda. Sevgiyi, ilgi-yi, sadakati, güveni, tutkuyu, seksi... Bunlara actkmisim gibi hissettigim zamanlar olmustu çünkü. Aradiklarmm pesinde kaybolmustum. Ama hafifligi aramak hiç aklma gelmemisti.
Berrin Hanim, senelerce arayip buldugu duygunun ete kemi-ge búrinmüs hali gibiydi, mutluluk soslu bir hafiflik olarak oturuyordu karsimda.
yolun basinda okumaya basladigim kitabima devam ettim ve bu ögrendiklerimin içimde demlenmesi için kendime ayirdim o geceyi.
Kendimle bas basa yedigim yemekte, son dokuz ayimin garip bir rüya gibi oldugunu düsündüm. Hayatimin süphesiz en hizl1, en inis çikisl dokuz aylydi. Biri bana bunlari anlatsaydi, hayal gücünün çok genis oldugunu söylerdim.
Geride bir hayat birakmamistim kendime. Ama zaten geriye dönmek de istemiyordum. Endiselenmiyordum. Insan sifir noktasindayken endiselenmiyormus meger. Kaybedecek hiçbir seyim kalmamisti geride.
Ertesi gün erkenden kalkup günün en erken, en taze ani-n1 yakaladum balkonumda. Henüz kimsenin nefesi bile kars-mamisti havaya, kimse penceresini bile açmamisti eminim, o en taze havayi ben solumustum. Geldigim yolu düsündüm uzun uzun, kendimle gurur duydum. Bunca zaman benimle gurur duysunlar diye yasamistim, her hareketimde kimin benimle nasil gurur duyacagini hayal etmistim. Kendimi hic düsünmemistim ama.
Nasil da buralara gelmistim? Nasil da düzenimi bozmus, her seyi geride birakmis ve en kötü animda bile kararimdan dönmemistim? Nasil da kendimi sevdirmenin pesini birakmis, özümü aramaya bu yola çikmistim? Yalniz bagina olmanin ne demek oldugunu bir de bu açidan anlamistim: Yalniz basina olmak, kendin için güç bulmak zorunda olmak. Kendine bir kariyer, bir mutluluk, bir sevgi borçlu olmakti. Yalniz basina olmak nasil sevilecegine, sana nasil davranilmasi gerektigine, hayatindaki ihtiyaçlarna, alabileceklerine ve verebileceklerine tek basina karar vermekti. Yalniz olmak güç isterdi ama özgürlük verirdi bunun karsiliginda.
Yalnizhkla barismak için çikmistim bu yola. Hem yalniz-likla hem de kendimle banismak için. Sifir noktasina inmis-tim, daha dogrusu kendimi sifir noktasina tasimistim yola çik-madan. Fabrika ayarlarima dönmüstüm. Kendimi en bastan yetistirmeye, bu kez sadece kendime çalismaya karar vermistim. Ilk kez kimseyi degil, kendimi merak etmistim. Ne isti-yordum, ne seviyordum, neyin hayalini kuruyordum, kendimi nerede evimdeymis gibi hissediyordum?
Birini kendimden daha çok ya da daha az sevip sevmedigi-mi bilmiyordum, önce kendime gösterecektim bu isin norma-lini. Bencillikle degil, kendimi merkeze koyarak degil, kraliçe olmaya calisarak degil, bunu planlamiyordum. Gerçek sevgi-yi, karsindakini basina gelmis ve gelecek her seyiyle severek gösterecektim. Ama önce kendime gösterecektim bunu. Ve bu galiba oluyordu. Hafif hissediyordum kafamdaki sorular ce-vaplandikça. Mutlu olmaya baslamistim, katiksiz, baskasimin payi olmayan, içimdeki mutluluga ulasmaya baslamistim.
Kendime yatirim yapmaya karar verip zamanimi, varimi yogumu verdigimde oldu bunlar. Yapmasam da olurdu ama ayagimdan beni agirlastiran taslari atmaliydim. O kurban rolünden kurtulmalydim. Üstüme yapisip adeta yeni derim ol-mustu, siyirmaliydim, siynilmaliydim.
Denize bakarak bunlari düsündüm, aglayarak tesekkür ettim bu sürece, son dokuz ayin her bir anina. Kendimi en bastan dogurdum. Tam dokuz ayda yenilendim, yeni biri oldum, yavas yavas, yasaya yasaya, deneye yanila...
Insan kötü anilara da sükreder mi, edermis. Kötü anilar beni iyice dibe gekmeseydi bu güç hiçbir zaman yerlesmeye-cekti içime. Bu deli kuvveti hiç beni bulmayacakti. Bu gözü karalik en belirgin özelligim olmayacakti.
Günesin isitmadan sadece hafif bir aydinlik verip gelece-gini müjdeledigi bir an vardi kisacik. O kisacik anda konus-mustum evrenle, kendimle. Sonra dogdu. Önce bizim tarafi aydinlattt, sahne isigi gibi vurdu yüzüme. Gülümsedim, beni dinledigini biliyordum.
Sevginin en muhtesem halinin birini sevmekten duyulan mutluluk oldugunu anliyordum yavas yavas.
(Ex inin mesaji)
düzen kurmaya ben cesaret edemem, kimse edemez. Sen bir genç kadin olarak bunu yapabilmissin. Seninle gurur duyuyorum baby mou."
Yazdiklarmn, söylediklerinin etkisi bende sadece üç dakika kald1. Hayatimda benden baska kimsenin duygularimin ve düsüncelerinin etkisi kalmamisti artik. Ama ona tesekkür et-tim. Beni degisime iten konulardan biri, en büyügü, en güçlüsü olmasa da onun beni hayal kirikhgina ugratmasi olmustu.
' di-yerek. Biraz özledim, biraz hayran oldum, biraz kiskandim, bana ayirman gereken vakti baskasi için kullaniyormussun gibiydi."
Anlamsiz gözlerle ona bakiyordum. Hiç beklemiyordum ondan bu cümleleri. Hayatimda bana hiç kurulmamis cümle-lerdi bunlar. Paylagilamadigim olmamisti hiç mesela, bu da bir ilkti. Devam etti konusmaya...
"Çok düsündüm, 'ne yapiyorum ben' dedim, kendimi sor-guladim ama bu kaçmam gereken bir duygu degil ki! Bu benim yakaladigim için mutlu olmam gereken bir duygu.
Yerimden memnun-dum. Kerem'in hayatimda kapladigi bu büyük yerden de memnundum. Ben kendi yolculugumu tamamlamis, ödüllen-dirilmistim. Ama onun gidisine engel olmamaliydim. Çünki belki de simdi onun sirasiydi.
"Ben gelemem ama sen mutlaka git, ekimde Atina insanin
hayatini degistirecek kadar güzel oluyor," dedim.
This entire review has been hidden because of spoilers.
May 7, 2026
Bir kadini kendini bulmasi tekrardan 0 dan baslayabilmesi ve tum bunlarin yaparken duygusal olarak kqzanmasi nedneiyle oldukca etkiletici bir kitap
July 28, 2025
French Oje'yi takip ettiğim sosyal medya hayatına gireli sanırım 2017 civarıydı. Instagram'da keyifle takip ediyorum. Kitap olarak ilk Mükemmel Bir Son'u okumaya başlamıştım. Üstelik o kitabı tam bir günde bitirmiştim... Mükemmel Bir Son'dan sonra çıkardığı Bir Ölüm ve Birkaç Skandal, Merkür ve Mucize şimdi de Hayatımın En Güzel Yılı...
Bana kalsa bir günde bitecek bu yeni kitabını sindire sindire bir ayda okudum. Bitmesini de istemedim tabii şimdi. Yazım stili konusunda kendisinden ilham aldığımı da söylemiştim çünkü ilişkilere ve belli olaylara bakış açısı o kadar zekice ki, sayfa sayfa kendini okutuyor. Yağmur'u tanımak beni çok iyi hissettirdi. Keşke Yağmur'un çeyreği kadar cesaretli olabilsem. Kitapta yer alan mekanlara, müziklere, sanata kısacası her şeyine âşık oldum. Kitap, kendimden birçok şey bulmamı sağladı. İyi ki tanıdık Yağmur'u. İyi ki yığılmayıp 10. kitabını bizlerle buluşturdu. Okuyun, okutun.
Bana kalsa bir günde bitecek bu yeni kitabını sindire sindire bir ayda okudum. Bitmesini de istemedim tabii şimdi. Yazım stili konusunda kendisinden ilham aldığımı da söylemiştim çünkü ilişkilere ve belli olaylara bakış açısı o kadar zekice ki, sayfa sayfa kendini okutuyor. Yağmur'u tanımak beni çok iyi hissettirdi. Keşke Yağmur'un çeyreği kadar cesaretli olabilsem. Kitapta yer alan mekanlara, müziklere, sanata kısacası her şeyine âşık oldum. Kitap, kendimden birçok şey bulmamı sağladı. İyi ki tanıdık Yağmur'u. İyi ki yığılmayıp 10. kitabını bizlerle buluşturdu. Okuyun, okutun.
August 2, 2025
Yağmur’un yolculuğuna, dönüşümüne ve kendini yeniden doğuruşuna eşlik etmek çok güzeldi. İnce bir kitap olsa da her sayfası dolu doluydu. Büyük keyifle ve sindirerek okudum. Okurken hiç bitmesin isteyeceğiniz hikayelerden biriydi. Bana göre sonu biraz havada kalmıştı ve beni tam olarak doyurmadı. Ama yolculuk harikaydı 😊
This entire review has been hidden because of spoilers.
August 1, 2025
Hic beklemedigim kadar guzel bi okuma oldu benim icin. Yazarinininfluencer olmasindan dolayi cok hafif bi kitap bekliyordum, onyargiliydim yani. Ama cok rahat okunan ama umut da dolduran, dusunduren, uzuntu de veren ama kahkaha attirmayan bi okuma oldu. 5 mi versem diyr dusindum hatta.
October 10, 2026
Ye dua et sev tadında hafif dinlendirici bir kitap. Burçlarla ilgili çıkarımlar çok hoşuma gitti özellikle boğa burcu ile ilgili söylenenler ☺️Yağmur’un onu değersizleştiren, mutsuz eden ilişkisinden kendine çıktığı yolculuk da ilham verici ve okuması keyifliydi.
July 4, 2025
Frenchosummm gene yapmış yapacağını harika bir kitaptı bitmesin diye ne kadar yavaş okusam da her satırı her cümlesi müthiş ❤️
Displaying 1 - 8 of 8 reviews






