“Seni hep sevdim tarifsizce… Hep isteyecek kadar çok sevdim… Biliyorum; kaçan kovalanır misali daha da çok kaçacaksın benden… Yazdım; çünkü ben keşkeleri hiç sevmem… Hayallerim, heveslerim, yaşadıklarım, yaşayamadıklarım, sevdiklerim, kızdıklarım, kırdıklarım ve vazgeçtiklerim… Nasıl bir hayat? Offf…” (arka kapak yazısı) “Hava soğuk olduğunda üzerimdeki inceyse beni kalın bir şeyler giymem konusunda uyarır, hasta olmamı istemezdi. Aynı şekilde babamda annemi bu konuda çok uyarırdı ve hala da uyarır… Onu çok sevmiş, ondan vazgeçememiştim. Çünkü baba yaşattığı acı çok tanıdıktı. Babamın davranışları vardı onda. Bu yüzden onu hep önceden tanıyormuş hissine kapılmış ve bu tanışıklık da bana güven vermişti. Çok acı çekmiştim, çok çektirtmişti bana… Bu acı çok tanıdıktı.” s.70
Başı beladan çıkmayan bir üniversiteli. Derdiyle tasasıyla bir öğrencinin yaşayabileceği ne kadar aksilik, sorun, sıkıntı varsa hepsini görüp geçiriyor. Bir yandan hayallerinin peşinden koşarken bir yandan da onu engelleyenlerle baş etmeye çalışıyor. Hiçbir zaman aşkına karşılık bulamayan bu kız, yine de içindeki sevgisini diri tutuyor. Ve sonunda üniversiteden mezun oluyor… her şey başladığı yerde bitiyor. Başkarakter tam anlamıyla LAFEBESİ. Kullandığı günlük dili, hatta iç sesi biraz cadı, çirkef. Ama hayat da ona az tokat atmamış. Kitabın başında şöyle bir cümle var: “Bu kitapta yazanların kimi gerçek, kimi kurgudur. Muhtemelen gerçek dedikleriniz kurgu, kurgu dedikleriniz gerçek çıkacaktır. Bakalım en çok kim yanılacak?” Bana göre kitabın tamamı gerçek. Olaylar o kadar günlük, o kadar olağan ve o kadar yaşanabilir ki… İnsan bütün bunların kurgu olabileceğine inanamıyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda tek bir cümle vardı ama onu burada söyleyemem. Sadece beynim yandı diyebilirim. Biri oturmuş da tüm hayat hikayesini soluksuz anlatmış gibi hissettim. Zaten kitabın da kurgu olmamasını savunmamın nedeni bu. Yine de kızımız yaşadıklarına ve hiç susmayan, çoğu zaman da haklı olan iç sesine rağmen hayata pozitif yaklaşmaya çalışmış ve hiçbir şeyin onu yıkmasına izin vermeyerek kötü olaylara karşı dimdik durum onları atlatabilmiş. Bence karakterin en baskın özelliği bu. Ve eğer bu gerçekten de yaşanmış bir hikaye ise, kızın bir kurşun döktürmesini tavsiye ederim. Çünkü gerçekten de ona büyü yapılmış olabilir. 😉
Kapağı nedeniyle aldığım bir kitaptı. Yarım bırakmamak için kendimi zorladım ve okudum. Çok beğenmedim. Kapağı ve adı ilgi çekici ama okuyamadım. Güzel değildi.