"Soğuk Kahve" ve "Sabah Uykum" yazarından "Yaşanması mümkünken yaşanmayan her aşk gün gelir bizden bunun hesabını sorar."
Adamlık, bir kadını bir ömür sevmekten geçer. Kadınlık da kendini bir ömür sevecek adamın değerini bilmektir. Kimin için yaratıldığını bilmiyorsun elbette ama bu hikâyenin başrolü sensin. Aşkı senin, acısı senin. Kimse içinde kopan fırtınaları anlamaz, anlamak zorunda da değil zaten. İnsanlar hep konuşur çünkü hayat senin, tasası onlarındır.
Her şeye rağmen bilmediğim bir hikâyenin başrolünü oynuyorum. Sonu nereye gider belli değil, seveceğim kaç şarkı kaldı bilmiyorum. Herkes gibi, her şeyden habersiz yaşıyorum. Ne zaman karşıma çıkarsın, hangi şarkıda ilk dansımızı ederiz hiçbir fikrim yok. Ayrıntılara takılmaya gerek yok belki de... Hikâyeme katıldığın gün sarılır konuşuruz bunları.
Bir öğrencimin elinde görünce “Evladım bunları okumayın, vaktinize yazık, çöp bunlar.” dememle öğrencimin “Hocam siz okudunuz mu hiç Ahmet Batman? Neden okumadığınız yazarla ilgili böyle konuşuyorsunuz?” demesi üzerine okudum, pişmanım.
Başlarda midem bulanmadan okuyabiliyordum ama sonra her cümle içimi ürpertti. Daha kötü olamaz merakıyla okudum, daha kötü olabiliyormuş. Abartmıyorum üzerine basılan kağıda, harcanan mürekkebe yazık.
Şu an klavye üzerinde bastığım her harf için harcadığım enerjiye yazık.
Bir yıldızı bırakın eksi yıldız vermeye bile değmez.
Sokağa çıkıp duvar yazılarını okusam çok daha faydalı bir iş yapmış olurdum.
Bim broşürünü okusam daha çok keyif alırdım. (Hatta Bim poşeti üzerindeki küçük yazıları okusam.)
Bulutların şekillerinden hayal kursam daha çok heyecanlanırdım.
Kitaplığımdan rastgele kitaplar seçip herhangi bir sayfasından birer kelime alsam ve yanyana koysam bu kitaptakinden daha anlamlı cümleler ortaya çıkar.
Karınca yuvası izlesem, kahve kupamın kağıtta bıraktığı ize baksam, yağmur damlalarının pencere camından aşağı süzülüşünü izlesem, 3,5 yaşındaki kızımın çizimlerini incelesem daha çok sanatsal zevk alırdım.
Ayakkabımın bağı çözülse bu kitaptaki dramatik sahnelerden daha çok üzülürdüm.
Sırf kapağına baksam ve aklımdan bir şeyler geçirsem bunlar kitaptaki olaylardan daha anlamlı olurdu.
İnşaat izlesem, bir at nalı yenileme videosu açsam, elimi mum üzerinde gezdirsem, ayak parmaklarıma baksam, çamaşır makinesi izlesem (çalışmasına gerek yok) daha çok keyif alırdım.
Bu kitap yeni aldığınız dondurmanızın bütün toplarının yere düşüp elinizde bomboş külahla kalakalmanızdan, en sevdiğiniz tişörtünüzün beş beden çekmesinden, bir bebeği severken üzerinize kusmasından (hatta bir yetişkinin üzerinize kusmasından), cep telefonunuzun ekranı üzerine düşmesinden, ikramiye vuran biletinizin paranızı almaya giderken kaybolmasından, sınavda kaydırma yapmanızdan, saçlarınızın aniden dökülmesinden, buzdolabındaki dondurma kabından yaprak sarması çıkmasıdan, duşun ortasında suyun birden buz kesmesinden, yerçekiminin olmamasından, güneşin doğmamasından bile daha kötü.
Bu kitaba harcayacağınız parayı mazgaldan atsanız, havaya savursanız, tinerciye verseniz, gemi yapsanız, duvardaki örümceği öldürmemek için külah yapıp içinde örümceği dışarı taşısanız, bir anlığına ısınmak için ya da mangalı tutuşturmak için yaksanız, bardak altlığı yapsanız, perde düşmesin diye kornişin ucuna taksanız, burnunuzu silseniz daha hayırlı bir iş yaparsınız.
Bu kitabı okumak yerine gidin tırnaklarınızı kesin, tavana dokunmaya çalışın, sivilcelerinizi sıkın, evinizin koridorunda bir tur atın, bir bardak su için, evdeki fayansları sayın, komşuların ziline basıp kaçın, tik-tok videosu izleyin (hatta bir tane siz çekin), kaldırımda çizgilere basmadan yürümeye çalışın, duvara bakın, televizyonda doğrudan satış kanalları izleyin, çoraplarınızı renklerine göre düzenleyin, ayakta bir dakika boyunca durun, nefesinizi tutun, dirseğinizi yalamaya çalışın daha iyi.
İtiraf etmek gerekirse kitaba başlarken çok önyargılıydım.Daha önce kısa bir Soğuk Kahve'yi okuma girişimim olmuştu ve sıkılıp çok da denemeden bırakmıştım.Fakat arkadaşlarım bu kitabını çok sevmişlerdi ve ben de denemek istedim. Açıkçası beklediğimden çok daha fazla beğendim.Bunda deneme değil de roman şeklinde olmasının etkisi de olabilir ama anlatımı beni gerçekten etkiledi ve beğenerek okudum.Tavsiye ederim.Ahmet Batman'dan okunacak ilk kitap için ideal bence :)
Bir kitaba aşık olunur mu ya , hayatımdaki okuduğum en güzel kitap , çok güzel bir adamın hayatini ve karsiliksiz askin insani ne hallere soktuğunu bence gayet iyi anlatıyor , hayataki zorluklara rağmen ayakta kalmanın gerektiğini anlatıyor , ve bence bu kitabin sonun harika yani bu kadar güzel biteceğini sanmiyordum ,zaten Ahmet Batman yazarda güzel olmazmı
Hayatımda çok az kitaba bu kadar az puan vermişimdir ve bir kitaba düşük puan vermek inanın yazarından çok beni üzüyor çünkü emeklerine haksızlık ediyormuşum gibi hissediyorum. Ama sonra aklıma diğer yazarlar geliyor ve hayır diyorum haksızlık sayılmamalı bu diğer yazarlara saygımdan bu kitabınıza bu puanı verdim.
Ahmet Batman gerçekten yazabilen ama güzel yazamayan bir adam. Yani evet her kitabı bir şekilde okunuyor, dili basit ve hızlıca akıyor ama içerikler öyle boş ki.. Dizüstü edebiyatı bile bu kitapların yanında daha dolu kalıyor. Bu arada ben Ahmet Batman'ı dizüstü edebiyatı olarak bile göremiyorum düşünün. Çerez kitabın da çerezi olabiliyormuş işte. Hayatımda okuduğum en itici aşk hikayesiydi. Açıkçası ne kitabı alın ne de pdf olarak bulsanız bile okuyun diyebilirim. Bence uzak durun. Zamanınıza yazık olur. Bunu okuyacağınıza Pucca bile okusanız daha iyidir.
Böyle kitaplara denk geldikçe, herkesin kitap yazabileceğine inanıyorum.
Kitabı beğenmedim - karakterler çok silikti, bir dış görünüşleri yoktu, yaşlarından daha küçük olacak şekilde duygu ve düşünceleri yazılmıştı, kitapta kurgu yoktu, kendi çapında yapılmaya çalışılmış kurgu sürprizleri gereksizdi ve kitabın insanı yorduğu ve hatta yıprattığı bir noktada ortaya çıktıkları için heyecan yaratmaları mümkün değildi. Anlamsız cümleler, ergen gibi düşünüp, yazıp, konuşup, hareket eden bir herif ve derin olmaya çalıştıkça ucuzlaşan bir öncekinin bir sonrakiyle alakası olmayan cümleler.
Bu kadar kötü bir kitap uzun zaman okumamıştım.
Belki oturup kendim bir kitap yazsam, ancak o zaman daha kötüsünü okumuş olurum.
Aslında çok klasik bir hikaye. Çok bilinen bir ayrılık. Ama mükemmel bir anlatım. İnsanın içine işliyor. Okudukça sayfalarda kendini kaybediyor. Ben hem Rüzgarda hem de Yağmurda kendimden bir parça buldum. Bazen birine hak verdim bazen diğerine. Hep en başından gitse konuşsa ne olurdu ki dedim. Bu kadar beklemeseydi. Benim sorumun cevabını Yağmur kitabın sonuna doğru yazdığı mektupta verdi. Bazen elindekinin değerini bilemezsin ve daha da önemlisi hep orada kalacak zannedersin.
Kitabın sonu bana göre biraz fazla aceleye gelmişti. O kadar acıdan sonra ne bileyim biraz hızlı bitti gibi sonu. Tabii kitabın aslında bir sonu yok. Ahmet Batman öyle güzel bitirmiş ki tadı damağında kalıyor insanın.
Çok sıcak çok içten çok hayattan bir kitap. Biraz fazla aşk dolu ama yine de çok sevimli. Çok üzgün ama çok hayatın içinden.
Ben çok beğendim ve okumayanlara kesinlikle tavsiye ederim.
"Hani bazen bazı şeyler bitmesin diye susarsınız ya, hani hayalini sevmek her şeyden daha mutlu eder sizi. Yanına gitseniz, hissettiklerinizi söyleseniz belki de tüm hayalleriniz bitecek. Belki de onun için yarattığınız dünyada, aslında onun hiç yeri olmadığını anlayacaksınız. İnsan korkuyor. "
Bu kitabı okumak için çok bekledim ben. Nedenini kendime bile doğru dürüst anlatamıyorum. Sadece doğru zamanı kovalayan birisiyim desem? Ve o zaman şimdiye tesadüf etti desem?
Kitap beni benden aldı resmen. Altı çizilesi o kadar cümle, üzerinde düşünülesi o kadar yönleri var ki, nerden başlanır, nerden bitirilir hiç bir fikrim yok. Sadece okuyun derim. Okuyun ve yaşamaya, zamanında hissettiklerinizi söylemeye acele edin, sevdiklerinizle hiç bir zaman küs ayrılmayın, hele bu sizi bu dünyaya getirenlerse.
Ahmet Batman'ı pek sevmiyorum.Sabah Uykum ve Soğuk Kahve kitaplarına olan nefretim geçmiş değil.Bu yüzden bu kitabı okumak istemiyordum; ancak elime geçince okuyayım dedim. Bu kitaptaki bazı cümleleri benzettim yazarın diğer kitaplarına. Evet, andırıyordu. Zaten aynı konu üzerinden üst üste kitaplar yazınca benzer/aynı cümleler çıkar. Rüzgar...Ah nasıl seviyor öyle...Kızın, Yağmur'un yaptıklarından sonra bile çok seviyor. O kızı, şımarık kızı nasıl seviyor? Annesiyle ilgili olan bölümlerde çok çok üzüldüm. Sonunu beğenmedim hiç. Nasıl olur? SPOİLER SPOİLER !!!! Yağmur'a nasıl döner? Hani annesi onun yüzünden kaybetmişti? O kadar görmezden geldi kız onu... Bence öyle olmamalıydı... SPOİLER BİTTİ!!!! İki verecektim kitaba.Anne olayı olmasaydı...
hikaye güzel... karşılıksız aşk kadar acı ve insanı tüketen bir şey yok. başımdan geçtiği için canım yana yana okudum. verdiği mesajlar çok güzel.. kafamı dinlendirmek amacıyla okuduğum bir kitabın bu kadar canımı yakacağını bilemezdim. edebi yönüne gelince; ne yazık ki seçici okurlara göre basit kalan bir uslup.
Kesinlikle okuduğum en güzel ve en akıcı kitaplardandı. Bir gün içinde bitti. Yazar tam ben sevdiğim şekilde cümleler kuruyor. Keşke daha çok kitapları olsaydıda okusaydım.
Seninle daha mutlu olurdum, bunu elbette biliyorum ama altını çizdiğim ve hayatıma kattığım bir cümle var benim: "Olmayınca olmuyor." Olmadık biz olmadık.