Kitabevi’nin seyahatnameleri üç kitabın; “Türk Denizcilerin İlk Amerika Seferi”, “Yüz Yıl Önce Güney Afrika” ve “Brezilya’da İlk Müslümanlar” bir şekilde yolları birbirleriyle kesişiyor.
Biri Başmühendis Faik Bey’in anlatımı, biri de Bağdatlı Abdurrahman Bey’in aktarımı olması sebebiyle ilk kitapla üçüncü kitap biraz çelişiyor gibi olsa da aslında herkes kendi zaviyesinden değerlendiriyor olayları. Faik Bey siyasi bir kriz çıkması endişesiyle karada olan Abdurrahman Bey’in dönmesini isterken o da İslam’a aç, bir şeyler öğrenmeyi umut eden insanları geri çevirmek istemiyor ve nihayetinde gemi yoluna devam ediyor, Abdurrahman Efendi de irşadına, bu kitapta mesela 28.sayfada kaptanın kalmasına izin verdiği yazılıyor, diğer kitapta başka türlü.
Aslında Brezilya’da Müslüman olanların kahır ekseriyeti Afrika’dan göç etmiş insanlar, gelenler zamanla başta bilen olmayınca unutuyor dini ve garip adetler, hurafeler uyduruyorlar. Daha da kötüsü bir Yahudi zamanında yaşadığı yerde biraz İslamiyet öğrenmiş, mürted gibi (burada Yahudiyken İslam davranıyor) hareket ederek manipüle ediyor halkı ve bunu bir adım öteye götürerek madden sömürüyor. Abdurrahman Efendi’nin gelişi bir anlamda bu sebepten de önemli, bir diğer yandan da yerel halk Osmanlı halkını yamyam sanıyor, tedirginlikle yaklaşıyor başta, sonra işin öyle olmadığı anlaşılınca sorun kalmıyor. Artık arkasında mürşid noktasına gelen kişiler ve hafızlar bırakarak dönüş yoluna koyulan Abdurrahman Efendi, çeşit çeşit yerler görerek memleketine dönüyor. Ne müthiş bir deneyim değil mi 😊