Jump to ratings and reviews
Rate this book

İstanbul'da İşgal Yılları

Rate this book
15 Mayıs günü Yunanlılar İzmir'e asker çıkarmış. Bu, o gün öğleden sonra dedikodu kabilinden söylenmeye başladı. 16 Mayıs tarihli gazetelerde bunun doğruluğu ortaya çıktı...

Dedikodular sürüp gidiyor: Yunanlar'ın asker çıkarması üzerine İzmir'de büyük bir ihtilal çıktığı, bizden 600 kadar ölü olduğu, bu miktardan fazla da Yunanlı öldüğü ve bu harekete 300 kadar kadının da katıldığı söyleniyor...

İki günden beri Yunanlar'ın Karadeniz kıyılarından bazı yerlere asker çıkaracağı söyleniyor. Düşmanın bu hareketleri karşısında İstanbul'da kollarım bağlı durmak, ne can sıkıcı durum. İlk imkanı bulunca o tarafa geçmeye kararlıyım...

Eylülün yedisi oldu. Bir haftadır sonsuz bir sevincin saadeti içindeyiz. Bütün endişe ve sıkıntıyı unuttuk. Hastalık, parasızlık, ıstırap, düşmanlık, gelecek endişesi, her şey, her şey unutuldu. Yalnız Anadolu Zaferi ve Yunan yenilgisi...

188 pages, Paperback

First published January 1, 2006

5 people are currently reading
107 people want to read

About the author

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
42 (36%)
4 stars
50 (43%)
3 stars
20 (17%)
2 stars
2 (1%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 18 of 18 reviews
Profile Image for Ferda Nihat Koksoy.
522 reviews30 followers
January 26, 2026
Okunmayı hak eden ve kolaylıkla okunabilen bir kitap, öneririm.

*

"İstanbul'un ilk işgal faciasını görmedim. Terhis edilerek buraya döndüğüm zaman, bize ait İstanbul'un bir sürü yabancı devlet tarafından işgal edilmiş olduğunu görmek, acı bir yara almaktı. Sonra Franchet d'Esperey'nin (Fransızların mareşal rütbeli komutanı) İstanbul'u fetheder gibi gelişi zehirli bir tesir yapmıştı. 16 Mart 1920 gününün sebepsiz yere kana bulanması (İngilizlerin Şehzadebaşı baskınıyla uyuyan askerleri kurşunlaması), Ferit Paşa hükümetinin kurduğu divanı harplerin birtakım günahsızlara karşı saçtığı zülum, sonra birtakım aydın kimselerin tutuklanıp Malta'ya sürülmeleri, parti kavgalarının alçakça ve vicdansızca sürdürülmesi, yani düşmanın işgali yetişmiyormuş gibi parti mensuplarının birbirlerine düşmeleri çekilir ıstırap değildi. Şimdi parti çekişmeleri durdu."

"Her tarafta bir karamsarlık vardı. İngiliz, Fransız ve İtalyan askerleri ve askeri polisleri sokaklarda dolaşıp duruyorlardı."

*

"1919'un ocak ayı geçti. Limandaki düşman gemileri eksilmiyor, artıyor gibi. İstanbul'u işgal eden galip devletlerden, en ziyade İngilizler düşmanlıklarını gösteriyorlar. Onlar nedense bizlere çok diş biliyorlar. Bu kızgınlığın içinde, Çanakkale mağlubiyeti de yer alıyor gibi geldi bana. Fransızlar, İtalyanlar o kadar düşmanca davranmıyorlar. İngilizlerin kurduğu polis teşkilatı, kanatlarını, bütün Hıristiyan toplulukların üzerine germiş durumda. Bundan dolayı Rumlar ve Ermeniler şımarmış halde."

"İstanbul adeta ikiye ayrılmıştı. Galata ve Beyoğlu tarafı artık bizden kopmuş, İngiliz, Fransız, İtalyan, Amerikalı ve Yunanlılarla enternasyonal bir memleket olmuştu."

"Yunan askeri Kordon'a çıkınca, hükümetin emriyle, İzmir valisi, askerlik kalem reisi ve daha bazı ileri gelenler karşılamaya çıkmışlar. Çünkü Yunanlılar dostça geliyorlarmış. Bu, ne biçim hükümet ki böyle emirleri veriyor.
Yaşamak bana acı ve karanlık görünüyor. Harpte ölseymişim daha hayırlı olacakmış sanıyorum. Hükümet, Yunanlılara karşı koymamayı söylemekte devam ediyor. Vilayetlere böyle tebligat yapmışlar. Notalarla, siyaset yollarıyla bu işleri düzelteceklermiş."

"İngilizler tarafından Malta'ya götürülenler ne olursa olsun, memleketimizin uyanık ve düşünür adamları. Onların, böyle hakaret edercesine götürülmesi bizim için ağır, manevi bir işkence ve aşağılanma. Alman-ların kucağına atılarak harbi açanlar ise, kaçmışlar.
Hürriyet ve İtilafçıların hırs ve kinle kararmış gözleri ise bu hareketi alkışlıyor. İttihatçıların vaktiyle Almanlara pek hırslı ve tapınırcasına bağlı durumları, bugün Almanların yerine İngilizleri koymak üzere, İtilafçılara geçti."

"İşittiğim dedikodulara ve bazı havadislere göre Mustafa Kemal Paşa ordu müfettişi olarak Samsun taraflarına gönderilmiş. Samsun'dan Havza'ya geçmiş. Güya o taraflarda Rumlarla Türkler arasında çatışma varmış, bunu önleyecekmiş. Havza'da bir nutuk vermiş halka. Neler söylemiş bilmiyorum. Yalnız İstanbul'daki hükümet taraftarı gazeteler bunu şiddetle tenkit ediyorlar. Herhalde hükümetin, "Yunan işgaline karşı gelmeyin, ben siyaset yoluyla bunu hallederim" fikrini tenkit etmiş olacak.
Halbuki bazı yerlerde müdafaa başlamış, işin ehemmiyetli tarafı dağlardan eşkıyalar inerek Yunanlılarla çarpışmaya başlamışlar."

"Dünkü gazetelerin yazılarından sezdiğim idare kısırlığı, bütün kabinede tamı tamına mevcut. Ama böyle zamanlarda kabinenin idare kabiliyetsizliği çok esef verilecek bir şey ise, onun böyle zayıf idaresini isteyenler de o derecede nefrete layık. Hakikaten bu memleket, iyi idarecilerden tamamen mahrum. Önümüzdeki zamanlar pek karanlık. Çalışılsa, milli istiklal elde edilse bile adamsızlık, yine bu memleketi felaketlere sürükleyecek."

"Bizim harbe girmemizin bu gaye için olmadığı Enver Paşa'nın veda yazısında açıklanmıştır. "Harbin kati neticesi Avrupa'da alınacak. O zamana kadar düşmanlarımızın, mümkün olduğu kadar fazla kuvvetini cephelerimizde tutmak"mış. Tuttuk tabii. Ama memleketimiz çiğnenirken niye Galiçya'ya, Romanya'ya, hatta Selanik cephesine kuvvetler gönderdik. Ruslar harpten çekilince neden biz de çekilmedik?"

"İngiliz Tarzı: Olay Çıkar, İşgal Et"

"Galata Köprüsü'ne çıktım. Bir İngiliz zırhlısı, köprünün Karaköy ucu yakınına gelmiş, ön ve arka taretlerdeki en büyük topları ve yan toplarını, Harbiye Nezareti'nin bulunduğu tarafa çevirmiş, tehdit edici bir durum almış. Bu hallerine içimden gülmek geldi. Burada bu duruma karşı koyacak kimse yok. Ne diye bu gösteriş? Limana girdiklerinden beri, şimdiye kadar İstanbul hükümeti emirlerinin altında. İstediklerini tutukluyorlar, götürüyorlar. Mâni olan yok buna burada."

"Allah zaten bu halkın da hükümetin de beyinlerine bir avuç çamur koymuş. Onlar kendilerini insana benzedikleri için adam sanıyorlar. Muhalifi de muvafıkı da öyle."

"Bütün fenalık ve felaket, sırf bu tufeyli (asa-lak) sınıftan, çalışmayan fakat "hamiyet ve vatan" diye çırpınan ve homurdanan bu madrabazlardan geliyor. Çalışan halk, bu, hamiyet ve vatan diye bağırıp halkı soyanların elinde oyuncak."


"Gazetelere uygulanan ağır sansür sonucu ülkede ne olup bittiğini doğru dürüst öğrenmek mümkün değildir. Hükümet yanlısı gazeteler resmi makamların istendiğini yazmakta, haberleri süzgeçten geçirmektedir. Meydan kulaktan dolma bilgilere, söylentilere kalmıştır. Anadolu’da toplanan kongreler, Kuvayı Milliye’nin yaptıkları, hatta İnönü ve Sakarya savaşları İstanbul’dan saklanmaya çalışılır."

"Ekim 1920'de Millicilerle Ermeniler arasında çarpışma başlamış. Sonuç resmi harbe varmış. Ermenistan da resmen harp ilan etmiş. Şimdi Kafkas cephesi harp halinde.
Kasım'da Kars'ın Milliciler tarafından alındığını ve Ermenilerin mütarekeye istekli olduklarını ve şartların da Brest-Litovsk Muahedesi şartlarına uygun olduğunu öğrendik (Gümrü Anlaşması). Bu, Anadolu hakkında büyük bir ümit yarattı. Kâzım Karabekir Paşa şöhretin zirvesine çıktı. Halkın sevincine hudut yok. Sanki son zaferi kazanmışız gibi."

"Lloyd George'un avam kamarasında söylediği, “Türkler bize müracaat etmediler ki tekliflerini inceleyelim, İzmir'i versek Edirne, Trakya diyecekler, yine boş durmayacaklar, entrikalarına devam edecekler" sözleri, düşünce kanaatinde bir sarsıntı ve yumuşama husule geldiğine delalet ediyor. "Asi bir general" ile müzakereye girişemeyeceğini ve resmen İstanbul hükümetini tanıdığını beyan ediyor. Bundan ümide düşen umumi efkar biraz seviniyor. Bizim halk da ne kadar saf. İngilizleri artık sarsılmakta olan ve temelleri çürümüş bulunan bir binaya benzeterek yakın zamanda yıkılacağını ümitle her an bu akıbeti beklerken, onlarda hasıl olan ufak bir yumuşama duygusunu büyük ümit ve sevinçle karşılıyor."

"Millicilerin meşhur kahramanı Ethem Bey'in (Çerkez) de, Hürriyet ve İtilafçıların Anzavur'u gibi, Yunanlılarla birleştiğini (26 Ocak 1921'de) ve Anadolu hükümetine ihanet ederek silah kullanmaya başladığını gazetelerde okudum. Yazık, şimdiye kadar Millicilere hizmet uğrunda bu kadar canlara kıyan bu adamın, bu hainliğe sapması neden acaba?"

"Sevres anlaşması henüz yürürlüğe girmediği halde, tabiyyet hükümlerinden kurtulmak için, birtakım hamiyetsiz ve cibilliyetsizler kazanç vergisi vermemek için tabiyyet değiştirmeye çalışıyor."

"Hep günahkârız. Bu günahımız, hangi beceriksizliğimizden, hangi kayıtsızlığımızdan ileri geliyor? Bu kadar acıyı çekmeye neden layık olduk ve hâlâ bunları neden çekiyoruz? Şüphe yok ki biz, mesut bir zamanın, yüzü gülen bahtlı çocukları değiliz. Alnımızda, temiz bir varlığın aynası yok."
Profile Image for Metin Yılmaz.
1,090 reviews128 followers
June 23, 2018
İstanbul yıllarca işgal altında kaldı. Fakat bu yıllarla ilgili bizlere hiç birşey öğretmediler. O zamanlar ne oldu? Kimler ne yaşadı? Hangi ülkeler hangi zulümleri gerçekleştirdi anlatmadılar. Sadece kahramanlıklarla dolu bir tarihi verdiler genç beyinlere. Böylesi bir eğitimden çıkan nesil, şimdi neler istiyor görüyorsunuz. Anlatılan kahramanlıklar zamanını istiyor, o zamanları getireceğiz diyor. Devlette buna göz yumuyor nereden ne kar edersem mantığı ile hiç ses çıkarmadan insanların kutuplaşmasına ses çıkarmıyor, tersine kendisi de bunu yapıyor.
Ne yazık çok öncelerden başladı ülkemiz kaybetmeye ve ne yazık çözümün merkezi olan eğitime hiç kimse önem göstermiyor, konuşulmuyor bile. Her geçen zama daha kötüye giden bir düzensizlik içinde kendi yok oluşumuzu hazırlıyoruz.
Okuyun, okutun diyorum ama kaç kişiye olursa olsun. Kurtulabilenler belki bir şeyleri düzeltebilir.
Profile Image for Duygu Arikan.
59 reviews4 followers
December 11, 2025
Bu güncede öyle bir anlatım var ki, sanki İsmail Hakkı bütün havadisleri bana mektupla gönderiyor. Her satırında hem şehrin içinde dolanıyor gibi okuyup, hem de bu insanın iç sesini duymuş gibi hissettim. Tarih değil de, bir dostun yazdığı bir mektup sanki.
146 reviews
May 22, 2023
Öncelikle bu tip otobiyografik-anıları özellikle benim de bolca ilgi duyduğum yakın Türk tarihine ait eserleri bugün sade ve anlaşılır bir Türkçe ile bize ulaştıran sorumlu yayıncı İş Bankası Kültür Yayınlarının hakkını teslim edelim.
Sunata Kafkasya ve Çanakkale cephelerinde bizzat bulunmuş ve işgal altında kalan İstanbulun havasını bizzat solumuş biri olarak bize çok çarpıcı anları anlatıyor. Özellikle Anadoluya geçmeyişinin pişmanlığını, Anadolu ve yurdun dört bir yanından gelen haberlerin geçliği ve güvenilmezliği, kendince kendi iç dünyasının kapılarını açtığı bölümleri ve bazı günümüz için de geçerli tespitleri oldukça etkileyiciydi. Mesela şu cümle bugün yazılmış sandım ama sanırım Ulusumuzun geçmeyen kanayan bir yarası olan bu cümleler 1921e ait.
"Bütün fenalık ve felaket sırf bu asalak sınıftan, çalışmayan fakat "hamiyet ve vatan" diye çırpınan ve homurdanan bu madrabazlardan geliyor. Çalışan halk, bu hamiyet ve vatan diye bağırıp halkı soyanların elinde oyuncak."
Gel de altına imza atma.
Dönemin yandaş basınının aldatmaları, kasıtlı yanlış haberler bu işte bugün. Dönemin devlet adamlarının vatan millet anlayışı ve bugün o kadar çok ders çıkarılacak nokta var ki.
Konuşma dili ile yazılmış oluşu, aile hayatını bir kenara atan bir "aman ben yıllar sonraya bir baş yapıt bırakayım" hevesinden uzak dili gerçekten son derece etkileyici.
Maaşını çok uzun süre hiç ya da olduğu gibi alamamış olması ise en reel sorunu aslında.
Keyifli okumalar ve ders çıkarmalar
Profile Image for Serdar Erenler.
169 reviews
Read
June 22, 2022
1. Dünya Savaşında farklı cephelerde savaştıktan sonra işgal altındaki İstanbul'a geri dönen bir hukuk öğrencisinin izlenimlerini okuduğumuz bu kitapta o dönemki İstanbul'da yaşanan yönetim zafiyetini, sansür ve baskıyı, halkın ümitsizliğini ve her şeye rağmen insanların yaşam mücadelesini görüyoruz.
Dönemin haber kaynaklarının yetersizliği ve ülkenin iç çekişmeleri de aktarılmış. Anadolu'daki savaş seyrinin Türklerin lehine dönmesinden sonra halkta yaşanan heyecanı okuyucuya hissettiren yazarın gönüllü olarak savaşa katılmak mı yoksa sorumlu olduğu insanların geçimini sağlamak mı ikilemi de kitabın etkileyici yerlerinden birisi olmuş. Anlatımın günlük tarzında olması anlatılanların daha içten olduğunu düşündürdü bana. İşgal İstanbul'unun o dönemde yaşayan insanlara hissettirdiklerini anlamak için okunması gerek diyebilirim.
Profile Image for Maide Karzaoğlu.
188 reviews19 followers
July 21, 2022
Saltanat’ın sonuna gelindiğinde İngiltere’ye kaçmak bir huydur bizde…
Profile Image for Furkan  BAYBURT.
8 reviews
November 25, 2021
İşgal yıllarınının nasıl geçtiğini, normal halk üzerinde ne gibi etkiler bıraktığını, Anadolu'da milli bilinç oluşuyorken İstanbul'da neler olup bittiğini bizzat bunları yaşamış birinin anılarından görebilmek güzeldi. Özellikle Cihan Harbi'nden dolayı yüksek tahsiline ara veren bir gencin yenilgiden sonra döndüğü İstanbul'da ne gibi sıkıntıların yaşandığını bizlere göstermesi ve bunu birinci ağızdan inceleyebilmek açısından bir genç olarak beni de etkilemiş oldu. Ancak çok da müthiş bir eser değildi. Anı defterine işlenmiş küçük notlardan müteşekkil bir kitap çok da ayrıntı beklemeyin derim. Ancak kısa ve öz olması bakımından da ayrıca değerlendirilmesi de gerekiyor. Okunumanızı tavsiye ederim.
Profile Image for Aslı.
124 reviews10 followers
June 10, 2023
Tarihsel olayları anı kitaplarından okumayı çok seviyorum. Hem olaylara içeriden bir bakış sağlıyor hem de oradaymışız ve tanık oluyormuşuz hissini veriyor. Hakkı Sunata'nın günlüklerinin üçüncüsüymüş, ben ilk bunu okumuş oldum. Ve gerçekten günlük, yani arada içsel bunalımları olduğu gibi geçiştirilen, detay verilmeyen durumlar da var. Bunu bilerek okumak lazım, antropolojik analizler, sosyolojik tespitler beklenmemeli. Ama genel politik çerçevenin günümüzdekinden pek de farklı olmadığını, kutuplaşmanın ta o dönemden geldiğini Sunata'nın yorumlarından anlıyoruz:

"Şu anlaşıldı ki, yahu ben öyle anladım ki: Bu memlekette fırkacılık duygusu ve hırsı, bütün memleket ve millet duygusunun üstünde. Bir İttihatçı yabancı bir devletin idaresi altına girmeyi kabule razı; tek, İtilafçılar idare başına geçmesin. Buna karşı İtilafçılar da, İttihatçıların hüküm sürmesindense İngilizlerin idaresini tercihe hazır. Ara yerde benim gibi birkaç budala, millet kaygısıyla elem ve endişe çekerek gözyaşı dökmekte."
Profile Image for Yalçın.
81 reviews
January 21, 2025
Bilge Criss’in kitabıyla İstanbul’un İşgal yılları ile ilgili tarihi bilgiler aldım. O dönemdeki sosyal hayat ile ilgili eksik kalan bilgileri ise bu kitapla tamamlayacağımı düşündüm. Kısmen de gerçekleşti. Günlüklerin yarısına yakını yazarın özel hayatı ile ilgili. Kalan yarısında da okuduğu, çalıştığı üniversite çevresindeki gözlem ve duyumları kaleme almış.

Her ne kadar o döneme göre oldukça güzel bir şekilde ve istikrarla bunları yazsa da o dönem yaşayan insanların hayatlarındaki değişimler, çevresel olaylar gibi konuları gözlemleyecek kadar halkın içinde olmamış. Eksik kalan kısım da burası.

Bununla birlikte anlatım, dil, akış adeta bir roman kıvamında.
Profile Image for Korcan Derinsu.
605 reviews438 followers
May 4, 2025
Daha önce okuduğum bu kitap İşgal İstanbul’uyla ilgili en sevdiğim kitap aynı zamanda. İsmail Hakkı’nın günlüğü şehrin de günlüğüne dönüşüyor bir noktadan sonra ve yazılanlardan az çok neler yaşandığını canlandırabiliyoruz. İsmail Hakkı’nın kendi öfkesinin, hırsının da dahil olmasıyla başka bir boyuta bürünüyor. Okurken kendimi kaptırdığım nadir kurgu dışı eserlerden. Çok güzel.
Profile Image for Özgür Göksu.
169 reviews
March 7, 2019
İstanbul'un işgal yılları sırasında kaleme alınmış çok kıymetli anılar. Bir çok kalburüstü Türk edebiyatçısından çok daha net ve özgün yazılmış... Konuya ilgi duyan herkesin okuması gereken bir kitap, çok rahat okunabiliyor.
Profile Image for DuyguDüzInsan.
55 reviews
June 24, 2022
1919’lar, Hakki Bey hukuk ogrencisi, Istanbul’da yasiyor. Gunluk tutmus, muthis bir gunluk, o gunlere dair ne varsa yazmis. Bugunu anlamak ve umutsuzluga kapilmamak icin okumanin sart oldugu kitaplardan.
8 reviews
August 31, 2022
Birinci Dünya Savaşı ile Lozan arasonda tutulmuş günlükler. Asker, memur, öğrenci genç bir adamın penceresinden İmparatorluğun son günleri.
Profile Image for Metin Gözaçar.
61 reviews7 followers
October 9, 2022
Çok önemli olaylarda günlük tutmanın faydaları
1.ağızdan o günkü hüzünleri sevinçleri anlatıyor.
Keşke birçoğumuz da böyle yapabilsek.
Profile Image for Murat Kutbay.
30 reviews
April 20, 2023
İşgal ve Türk halkının o dönemdeki psikolojini çok iyi hissettiriyor.
Profile Image for hande seven.
17 reviews
June 20, 2025
Kurtuluş savaşını anadoludaki hikayeler üzerinden okuruz ve biliriz genelde. O dönemde istanbulda yaşayanlarım ruh halini ve olanları 3. gözle anlatması açısından çok değerli bir anı kitabı.
Displaying 1 - 18 of 18 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.