Yaşayan en büyük hikayeci film yönetmenidir deniyordu kendisi için kitabın henüz başlarında. Artık değil. Elli dört yaşında, bin dokuz yüz seksen altı yılında hayata gözlerini yummuş yönetmenin röportajlarından derleme bir kitap "Şiirsel Sinema". Lirik şair babası Arseni'nin gölgesinde kalmadan, militan denecek ölçüde taşralı, doğal sürrealist, keşiş-şair bir yönetmen olarak kendisini sanat çevrelerine kabul ettirebilmiş, güçlü bir bireyselcilikle yirmi yıllık meslek yaşantısına yedi tane birbirinden önemli ve de değerli uzun metrajlı film sığdırabilmiş, rahat bir koltukta gevşemeye benzeyen "hoş" filmler yapmaktan kaçınmış, sanatın kurtarıcı ve dönüştürücü gücüne tüm kalbiyle inanan, sanatını yarı dinsel bir çağrı olarak gören, kendisinden üstün bir varlığın eseri olduğunu mütevazi bir farkındalıkla kabullenmiş, tekbenci, dindar, Rus milliyetçisi, insanın maneviyatını geliştirmediği takdirde toplumun çökeceğine kanaat getirmiş, sanatçıyı halkın sesi ve vicdanı olarak görmüş, bir tür altında sınıflandırılmaya dirençli hem avangard hem muhafazakar filmlerinde her zaman insanın kendi varoluşunun anlam arayışını anlatan karakterlere yer veren, sinemada açıklama yapmanın gereksiz olduğunu, izleyicinin duygularını etkilemenin esas olduğunu savunan, sinemayı, müzik ile şiir arasında bir yerde, bir sanat formu olarak görüp önemseyen, manevi ideallerine rağmen maddi dünyada sıkışıp kalmış, kendi kendisiyle mücadelesi hiç bitmeyecek gibi görünen, ruhun ölümsüzlüğüne inanan yönetmenin kadınlara bakış açısından, dünya görüşünün en ince ayrıntılarını gözler önüne seren konuşmalarının yanında, verdiği bilgilerle filmlerinde ne anlatmak istediğini derinden kavramamızı sağlayan yönetmenlerin yönetmeninin röportajlarından derlenmiş bir kaynak kitap var karşınızda. İlgilisine, ilgisizine, sürgüne düşmüş, kendisine karşı gerçek bir sorumluluk duygusu taşıyan ve varoluşa dair taşıdığı derin düşüncelerinin altında ezile ezile şu bölünmüş dünyada yaşamaya çalışan yönetmenin sıla'yı kelimelerle bu kadar kuvvetli bir şekilde anlatışına tanık olacaksınız hiç olmazsa.
"Sanatçı bir asalak gibi çocukluğuyla beslenir." Ayna