Sömürgecilik sorununa ve geçirmiş olduğu sürece eleştirel gözle bakmak, beş kıtanın son beş yüz yıllık tarihini gözden geçirmek, yalnız sömürenlerin değil sömürülenlerin de tarihini irdelemektedir. Daha düne kadar Batılı klasik tarihçiler için sömürü "ötekine" "uygarlık götürme" olarak gösterilmiştir. Oysa Avrupa kral ve kraliçelerinin yeni güç ve iktidar alanlarına ihtiyaçları vardı. Bilinmeyene yolculuk, efsanelerde ve masallarda işitilen, hep ağız sulandıran o görkemli hazineler, altın yollar, değerli madenler için başladı. Yeni yerlerin bulunması Batılı ülkelerin iştahlarını daha da kabarttı. Ve sermaye birikimi her geçen gün artan gücüyle, her sistemin dinamiğini oluşturan ve eş zamanlı olarak değerleri de yok eden yıkıcı bir süreci başlattı: Uygarlıkların talanı, kültürlerin yıkımı ve soykırımı... Geçmişten günümüze anlatılan uygarlık masallarına bugün artık kimse inanmıyor ve "avcı" tarafından yazılan tarihe eski kavramlarla bakmıyor. Amerika, Afrika, Asya yerlileri tüm bu tarihin nesneleri olarak kaldılar. Özne ise hep Batı'ydı. "Yeni Dünya Düzeni" ve "Globelleşme"nin bir fetiş haline getirildiği, "tek kutuplu" duruma gelmiş bir dünyada geçmişi hatırlamak, bugünlere nasıl gelindiğini anlamak için bu kitap klasikleşmiş, "değişen dünya koşullarında" da güncelliğini koruyan önemli bir kaynaktır.
E Yayınlarının Kasım 1975 baskısı Halim İnal çevirisini okudum.
Orijinali 1964’te yayınlanan kitap genel olarak Avrupalıların faili olduğu Amerika, Afrika ve Asya’daki sömürgecilik faaliyetlerini yarı bilimsel/akıcı bir üslupla anlatıyor.
Günümüzde pek çoğu artık bağımsızlaşmış halkların ve coğrafyaların nasıl acımasızca istismar edildiğini anlatan kitap kıta Avrupasının refahının gayriinsani kaynaklarına dair de fikir veriyor.
Bu kitabın, emperyalizm bağlamında son 70 yılın uluslararası siyasal panoramasını özetleyen sağlam bir önsözle yeni baskısının yapılması okurlar için kazanç olurdu.
Sömürgecilik tarihine dair oldukça aydınlatıcı bi eser. Ancak yazarın olaylara dair okuması biraz yanlı hissettirdi. Fanon gibi yazarların öncesi veya sonrası okumak, daha faydalı olabilir.