İtalyan yazar Erin Doom'un büyük sansasyon yaratan, 26 dile çevrilen ve popüler bir filme de uyarlanan romanı Gözyaşı Ustası, imkansız bir aşkın yıkıcı ve sürükleyici öyküsünü gözler önüne seriyor.
İMKANSIZ BİR AŞK, TEK BİR KESİNLİK: GÖZYAŞI USTASI'NA YALAN SÖYLEYEMEZSİN
"Peri masallarına hep inanmıştım. Her zaman bir tanesini yaşamayı ummuştum. Ve şimdi... İçindeydim. Sayfalar arasında yürüyordum, kağıt yollardan geçiyordum. Ama mürekkep damlıyordu. Yanlış peri masalına düşmüştüm."
Efsaneler Gözyaşı Ustası'ndan bahseder; cam gibi berrak gözlerinden kristal gözyaşları yaratma yeteneğine sahip solgun yüzlü tekinsiz bir zanaatkardan.
İnsana ait duyguların, ama özellikle aşkın, çok yoğun bir şekilde anlatıldığı bir roman. Filmini bu sene yaza girmeye yakın izlemiştim. Kitabı okuduğumda anladım ki kadro tam olması gerektiği gibi seçilmiş; özellikle Rigel ama film kitabın bir noktada eğilip bükülmesinden ibaret kalmış. Mesela duygular ve karakterler kitapta anlatıldığı gibi yansıtılmaya çalışılmış fakat bunu yaparken daha çok "belli noktalara" odaklanılmış veya olaylar/mekanlar değiştirilmiş, dolayısıyla kişilerin karakter gelişimi ve derinliği tam olarak yansıtılamamış ki çok kısa sayılmayacak bir film olduğu düşünüldüğünde bu durum biraz enteresan. Kitapta kendi adıma istediğim o derinliği bulabildim. Birçok noktadaki boşluğu kafamda doldurabildim. Filmdeki bu durum bir eksiklikten mi kaynaklanıyordu yoksa merak edilen noktaların keşfedilmesi için kitaba özellikle yapılan bir yönlendirme miydi, bilemiyorum. Benim genel olarak fikrim bir filmin kitabından daha iyi olamayacağı yönündedir ve her ne kadar bu kitaba yapılan eleştiriler arasında kesinlikle filminin daha iyi olduğu varsa da benim için değişen bir şey olmadı. Hâlâ kitabı seçiyorum. :)