Original bdg. 12,50 / 20,50 cm. In Turkish. 56 p. Editör : Ruken Kiziler Simdi Sevisme Vakti Çiplak heykeller yapmaliyim, Çirilçiplak heykeller Nefis rüyalariniz için Ey önümden geçen ak sakalli kasketli, Yirtik mintanindan adaleleri gözüken Dilenci Sana önce Siirlerin tadini Asklarin tadini Kitaplardan tattirmaliyim Resimlerden duyurmaliyim, resimlerden.. Simdi Sevisme Vakti *Yeis *Sicilya Ormanlari *Ceylâni Bahri *Arkadas *O ve Ben *Napoli *Mektup 1 *Mektup 2 *Bir Zamanlar *Sarap Içerek *Deli Çay *Bir Masa *Köprü *Marikula Dogur *Karli Hava *Söyliyemiyorum *Yari Belimiz
Sait Faik Abasıyanık (18 November 1906 - 11 May 1954) was one of the greatest Turkish writers of short stories and poetry. Born in Adapazarı, he was educated at the Istanbul Erkek Lisesi. He enrolled in the Turcology Department of Istanbul University in 1928, but under pressure from his father went to Switzerland to study economics in 1930. He left school and lived for three years in Grenoble, France - an experience which made a deep impact on his art and character. After returning to Turkey he taught Turkish in Halıcıoğlu Armenian School for Orphans, and tried to follow his father's wishes and go into business but was unsuccessful. He devoted his life to writing after 1934. He created a brand new language and brought new life to Turkish short story writing with his harsh but humanistic portrayals of labourers, fishermen, children, the unemployed, the poor. A major theme was always the sea and he spent most of his time in Burgaz Ada (one of the Princes' Islands in the Marmara Sea). He was an honorary member of the International Mark Twain Society of St. Louis, Missouri.
Sait Faik mostly published under the name Sait Faik, other pen names being Adalı ("Island dweller"), Sait Faik Adalı, and S. F..
There is an award for his name which is given every year on his death anniversary: Sait Faik Hikâye Armağanı
Sait Faik'in tek şiir kitabı. Öykülerindeki tadı mısralarında hissettim ve öykülerini okumayı ne çok özlediğimi farkettim. Keşke daha fazla şiir yazmış olsaydı da bizler de bu küçük kitapla yetinmek zorunda kalmasaydık.
Sana nasıl bulsam, nasıl bilsem, Nasıl etsem, nasıl yapsam da Meydanlarda bağırsam Sokak başlarında sazımı çalsam Anlatsam şu kiraz mevsiminin Para kazanmak mevsimi değil Sevişme vakti olduğunu... (s. 3)
Öykü gibi şiir yazacağına, şiir gibi öykü yazmaya ağırlık vermiş iyi ki de öyle yapmış. Şiirlerinin bazılarını öykü tadı vermesinden sonra daha net anladım ki Sait Faik öykü yazmak icin gelmiş bu dünyaya. Ama şiirlerini bu kadar beğeneceğimi ummazdım. Belki de kısacık olduğu icin bu etkiyi yaratmıştır.
Əsasən ətrafdakı əşyaların və məkanların təsvirini verərək hadisələrə emosionallıq qatan şairdir, özüm də müşahidəçi persona olduğumdan, sevdim, oxucunu yormadan irəliləyir şeirləri
Çıplak heykeller yapmalıyım. Çırılçıplak heykeller Nefis rüyalarınız için Ey önünden geçen ak sakallı kasketli, Yırtık mintanından adaleleri gözüken Dilenci Sana önce Şiirlerin tadını Aşkların tadını Kitaplardan tattırmalıyım Resimlerden duyurmalıyım, resimlerden... "Sait Faik Abasıyanık dilini sevdiğim bir şair/yazar oldu.
“Sana nasıl bulsam, nasıl bilsem, Nasıl etsem, nasıl yapsam da Meydanlarda bağırsam Sokak başlarında sazımı çalsam Anlatsam şu kiraz mevsiminin Para kazanmak mevsimi değil Sevişme vakti olduğunu...”
Açık söyleyeyim. Kitabın sonsözündeki Leylâ Erbil'in notunu okumak için elime aldım yeniden.. Sonra işte, hep olan oldu, sayfaların arasında yitip gittim. Faik'in öykücülüğünü şairliğinden çok daha fazla severim ama, diyor ya hani "sana dostluğumu içimden söküp, bahçene dikmeliyim.." öyle işte... Bir iki alıntı daha.. "İçim ona nehirlerin denize aktığı gibi akıyordu." "Sen varsın diye insanlar iyi."
Ezanlar, mevlütler, harpler; taburlar, kahramanlar Kafam alkolsüz, ellerim kelepçesiz, Seni bir akşam üstü, Sotiraki’nin gazinosundan Rakı kadehimle benim aramdan alıp Altın akşamlarına sarı çocukların tırmandığı Kuşların öttüğü ve yemişlerin yendiği ... Bir memlekete götüreceğim.
******
Meydanlarda bağırsam .... Anlatsam şu kiraz mevsiminin Para kazanmak mevsimi değil Sevişme vakti olduğunu
Pazartesi, salı, çarşamba, perşembe, cuma ve nihayet hafta sonu geliyor diye "tüketilen" günlerin anlamsızlığını yüzüne vurup irkilmeni sağlayan hediye ile gelen bir not; "hayat en güzel hediye"! Öyle mi gerçekten..? İçi sevgiyle dolu Sait Faik'e kalırsa öyle...
"Çıplak heykeller yapmalıyım, Çırılçıplak heykeller Nefis rüyalarınız için Ey önümden geçen ak sakallı kasketli, Yırtık mintanından adeleleri gözüken Dilenci Sana önce Şiirlerin tadını Aşkların tadını Kitaplardan tattırmalıyım Resimlerden duyurmalıyım, resimlerden...
Şu oğlan çocuğuna bak Fırça sallıyor Kokmuş manifaturacının ayağına Dörtyüzbin tekliğinden On kuruş verecek.
Seni satmam çocuğum Dörtyüzbin tekliğe. Ne güzel kaşların var Ne güzel bileklerin Hele ne ellerin var, ne ellerin
Söylemeliyim Yok Yok... meydanlarda bağırmalıyım, Bu küçük Güllerin buram buram tüttüğü Anadolu şehri kahvesinde Kiraz mevsiminin Sevişme vakti olduğunu.
Resimler seyrettirmeli, şiirler okutturmalıyım. Baygınlık getiren şiirler.
Kiraz mevsimi, kiraz Küfelerle dolu pazar. Zambaklar geçiriyor bir kadın. Bir kadın bir bakraç yoğurt götürüyor Sallıyor boyacı çocuğu fırçasını Belediye kahvesinde hakla o eski, o yalancı O biçimsiz bizans şarkısı.
Sana nasıl bulsam, nasıl bilsem Nasıl etsem, nasıl yapsam da Meydanlarda bağırsam Sokak başlarında sazımı çalsam Anlatsam şu kiraz mevsiminin Para kazanmak mevsimi değil Sevişme vakti olduğunu...
Bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını, Sonra oturup hüngür hüngür ağlasam Boş geçirdiğim bağırmadığım sustuğum günlere Mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğunun Oğlu bir şiir okusa Karacaoğlan'dan Orhan Veli'den Yunus'tan, Yunus'tan..."
Sait Faik Abasıyanık is recognized as one of the prominent short story writers in Turkish literature. With his unique narrative style and sensitive perspective, he delves deep into the human psyche, creating works that explore the inner world of individuals. His book "Şimdi Sevişme Vakti" brings together a selection of his finest stories, offering readers an unforgettable literary experience.
The Profound Inner Worlds of the Stories: "Şimdi Sevişme Vakti" compiles some of the most compelling examples of Sait Faik Abasıyanık's stories. In his works, the author focuses on the inner world of individuals and skillfully explores the emotional complexities of his characters. Readers bear witness to the characters' inner struggles and, in the process, embark on a journey into their own emotional worlds.
Bringing Nature and Istanbul to Life: Sait Faik Abasıyanık frequently reflects his love for Istanbul and nature in his works. In "Şimdi Sevişme Vakti," the intricate details in his portrayal of Istanbul and the surrounding natural landscapes draw readers into the stories. The settings in which the characters live and the environmental details enhance the atmosphere of the stories, immersing readers in that world.
Realistic Portraits of Characters: The characters in Sait Faik's stories mirror the lives of ordinary people. Their hopes, fears, joys, and sorrows deeply affect readers. The author's realistic and heartfelt character portraits enhance the impact of the stories. Readers easily empathize with the characters and find glimpses of their own experiences.
Simple yet Impactful Language: Sait Faik Abasıyanık tells his stories using a simple yet impactful language. He engages readers powerfully without complicating the events and emotional states. His straightforward and elegant style makes it easier for readers to focus on the content and ensures a smooth reading experience.
Themes that Question the Meaning of Life: In the stories found in the book "Şimdi Sevişme Vakti," Sait Faik Abasıyanık explores themes that question the meaning of life and take readers on an introspective journey into the human psyche. Universal emotions like love, loneliness, hope, and loss are explored, as well as social issues. This encourages readers to think deeply and develop a profound perspective on life.
In conclusion, Sait Faik Abasıyanık's "Şimdi Sevişme Vakti" offers readers an unforgettable literary experience by combining emotional intensity, the vivid atmosphere of nature and Istanbul, realistic character portraits, and impactful language. The author's quest to understand the human psyche places the book among the favorites of literature enthusiasts and ensures its enduring value as a timeless work.
Marikula Doğur İstemem eski rüyalardaki kadın resimlerini: Tombul ve beyaz. Bana bir taze dişin, yazın kumsalda kızarmış Tüyü altın bacağın yeter Ve tren yollarında tüten öğlelerin... Kışın şarap içtiğimiz kahvelerdeki Boyalı kadınlar rüyası. .. bitsin.
Ne su başlarında tavus tüyleri gibi çeşitli böceklerin hasreti Ne çayır içinde gülüşen çocukların yırtık mintanları Sen: Taze dişlerinde hıyar kokusu ... Ağzında olgun domateslerin çekirdeği, Karpuz ve erik.
Doldursun bütün bu sahili Marikula Çıplak dizlerinde ağları ördüğün zaman Birdenbire sancılanarak yapacağın çocuklar. Vapurlara seslenecekler Marikula: - Hey, kaptan dur! Marikula doğur! Her dokuz ay on günde ikizlerini Sandallar boş bekliyor. Balık yalnız tutulmuyor Marikula; Bacakları çevik çocuklarım sendedir! Doğur Marikula doğur!
Sait Faik'in şiirleri, Orhan Veli'nin şiirlerine benziyor bence; Orhan Veli'nin öyküleri de Sait Faik'in öykülerine. Türk Edebiyatı'nın bu iki büyük değeri kardeş bende.
Bir avuç şiiriyle yetiniyoruz, keşke daha çok şiir (de) yazsaymış Sait Faik; bir avuç öyküsüyle yetiniyoruz, keşke daha çok öykü (de) yazsaymış Orhan Veli.
Benim okuduğum kitabı İş Kültür, Haziran 2014'te 5.000 adet basmış. Bugün kitap 11. basımında, demek ki genç okuruna da ulaşmış, okunmuş. Ne güzel.
1953 Yenilik Yayınları baskısındaki Fethi Karakaş desenlerine İş Kültür de edisyonunda yer vermiş, iyi de etmiş, çünkü bu çizimler kitaba çok yakışmış.
İş Kültür'ün kitabın sonuna aldığı Leylâ Erbil'in küçük notuysa bence yerini yadırgamış.
Sait Faik Abasıyanık, öykücülüğü, gördüklerini kafasında öyküleştirmekte o kadar pratiklik ve başarı sağlamış biri ki, şiir yazma teşebbüslerinde de ilk anda sezilen şey yine öyküleştirme oluyor. Şiirlerinde ahenk, bütünlük yazık ki yok. İyi şiiri yazmak için epeyce sebat etmiş ama yakın çevresindeki şair arkadaşlarının yanında bir şiirini okuyup, kağıdı yırtıp atacak kadar da şiir yazamayışının farkındaymış bana kalırsa. Yazdığı şiirler uzadıkça, mısralar arası kopukluk hemen kendini gösteriyor. Şiir olmasından bağımsız, bir düz yazı metin gibi okuyacak olsak, yine Sait Faik Abasıyanık duyarlılığını, nahif isyanını görüyoruz, o ayrı. (İki yıldız, ismine hürmeten)
Sait Faik'in şiir kitabı. İsmini içerisindeki bir şiirden alıyor. Hatta Ezginin Günlüğü bu şiiri biraz farklı sözlerle şarkılaştırmıştır. Güzel şiirler barındırıyor. Ben kitaba ismini veren şiiri ve Yeis isimli şiirleri sevdim en çok. İnce, bir çırpıda biten bir kitap zaten. Hızlı okunuyor. Tabii her şiir kitabı gibi, okuduktan sonra kaldırıp kitaplığa koyulduğunda dönüp yeniden elimize alır mıyız bilemiyorum.
"nasıl etsem, nasıl yapsam da meydanlarda bağırsam" sözleri içimdeki karşıt hisleri ayaklandırıyor.
Sana nasıl bulsam, nasıl bilsem Nasıl etsem, nasıl yapsam da Meydanlarda bağırsam Sokak başlarında sazımı çalsam Anlatsam şu kiraz mevsiminin Para kazanmak mevsimi değil Sevişme vakti olduğunu...
Bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını, Sonra oturup hüngür hüngür ağlasam Boş geçirdiğim bağırmadığım sustuğum günlere Mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğunun Oğlu bir şiir okusa Karacaoğlan'dan Orhan Veli'den Yunus'tan, Yunus'tan...
Büyük hikayeci Sait Faik'in keske biraz daha şiire yönelseymis diye hayiflaniyorum. O kadar havada suzulen şiirler ki yakalamak icin caba sarfetsen yakalayamazsin vazgecsen yanina konarlar gibi. Romanciligi mi sairligimi diye soranlara sairligi derim kesinlikle. Çünkü siirleri de hikayeleri gibi bizi bize anlatiyor gibi. Ya da yazmamis da aklindan gecirmis gibi. Koprunun dusunmesini dusunen adam. buyuk insansin
Hep kısa hikayeleri ile tanıdığım ve hayranı olduğum Sait Faik, bu kez şiirleri ile karşıma çıktı. Yer yer hikayelerindeki lezzeti ve izleri taşıyan şiirleri, hikâyeleri kadar olmasa da beni memnun etti. Dönem itibari ile Garip akımından etkilenmiş bir hava da sezinlenmekte. Sonuç olarak Özdemir Asaf ve Orhan Veli arası fakat Sait Faik'in şahsına münhasır kelimeleri ile harmanlanmış bir tat bıraktı. Sait Faik'in farklı bir yanını görmek için deneyimlenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Mental yoğunluklarla dolu zamanlarda Sait Faik gibi sevdiğim yazarların, şairlerin şiirlerini öykülerini okumak beni çok ferahlatıyor ve özgür, hafif, çıplak ayaklarla zıplaya zıplaya yürüyen hale dönmeme yardımcı oluyor. Şimdi Sevişme Vakti şiiri nefisti. "Sana nasıl bulsam, nasıl bilsem, Nasıl etsem, nasıl yapsam da Meydanlarda bağırsam Sokak başlarında sazımı çalsam Anlatsam şu kiraz mevsiminin Para kazanmak mevsimi değil Sevişme vakti olduğunu"
*"Söylemeliyim, yok yok meydanlarda bağırmalıyım. Bu küçük güllerin buram buram tüttüğü Anadolu şehri kahvesinde kiraz mevsiminin sevişme vakti olduğunu." *"Sokak başlarında sazımı çalsam, anlatsam şu kiraz mevsiminin para kazanmak mevsimi değil, sevişme vakti olduğunu."