Şermin Yaşar’dan hem çocukları hem de yetişkinleri güldürürken düşündüren yepyeni bir hikâye! Berk, telefonunu bir an bile elinden bırakmak istemeyen bir çocuk. Annesi, babası, dedesi, babaannesi, halaları, amcaları, enişteleri… herkes ama herkes ondan aynı şeyi istiyor: “Artık bırak şu telefonu!” Derken, büyük bir doğum günü partisinde, tam da Koca Dede’nin 98. yaş gününde, olanlar oluyor: Telefonlar, Berk ve kuzenlerinin ellerine gerçekten yapışıyor! Tornavidalar, yağlar, hastane yolları işe yaramıyor. Çünkü mesele sadece bir telefon değil. Berk ve kuzenleri bu tuhaf durumdan kurtulmaya çalışırken, teknolojiyle kurdukları bağı, kendi alışkanlıklarını ve sorumluluklarını sorgulamak zorunda kalıyorlar. Mizahın, absürtlüğün ve içtenliğin bir araya geldiği bu hikâyede Şermin Yaşar, çağımızın çocuklarını çok iyi tanıyan gözlem gücüyle yine harika bir iş çıkarıyor. “Telefon mu bizim elimizde, yoksa biz mi onun elindeyiz?” Bu sorunun cevabını birlikte aramaya ne dersiniz?
"Oyuncu Anne" lakabıyla bilinen ve yazdığı ebeveynlik kitaplarıyla büyük bir ilgi kazanan Şermin Çarkacı, 2017 yılında medeni durum değişikliği sebebiyle babasının soyadı olan Yaşar soyadını kullanmaya başlamıştır.
Yazarın, Şermin Yaşar ismiyle yayımladığı ilk kitap "Tarihi Hoşça Kal Lokantası"dır.
Şu kitabı dinlerken kendimi 7 yaşındaki oğlumun yerine koydum, sanki bir tiyatro ekibi okuluma gelmiş de ben de hayranlıkla izliyorum gibi Ceyda Düvenci'nin muhteşem sesinden dinledim. Evi toplarken başladım, sonra işe oturdum, 2 saatte su gibi aktı geçti.
Şermin Yaşar hem çocuklara hem de yetişkinlere hitap edebilen ilginç bir yazar. Aslında cümle yapısı aynı ama hikayelerini öyle bir kurguluyor ki her yazdığında akıcı olabiliyor. Yavaş çalındığında hüzünlü, hızlı çalındığında neşeli Hababam Sınıfı müziği gibi.
Kalabalık Türk aile ortamı ve bayram hazırlığıyla başladı (ki bence Şermin Yaşar'ın kendi ailesi de kalabalık bir aile), çok göze sokmadan söyleyeceğini söyler şekilde, kıssadan hisse gibi çocukların telefon bağımlılığına değindi, nüktedan bir tavırla kapattı. Tavsiye ederim.
Kitabı kardeşime aldım ama sürekli tabletine baktığı için kitabı okumadı. Ben okudum çok da zevkliydi. Umarım kardeşim de bir gün okur da kitaptan ders çıkarır.
Açıkcası beğenmedim çizimlerle desteklenen ama basit bir kitap olmuş. Adı üstünde telefon bağımlılığına dikkat çekmek üzerine yazılmış çocuklar beğenebilir ama benim için yüzeysel ve saçmaydı
Ben kitabı gerçekten çok beğendim. Zaten Şermin Yaşar'ın kitapları harika oluyor ama bu mükemmeldi. Çocukların ellerine telefonlar yapışıyor ve başlarından geçen maceralar...
Ş. Yaşar’ın çocuklar için yazılmış görünümlü ama biz yetişkinleri de düşündüren kitaplarından birisi daha… En azından benim açımdan. Elimden telefonu düşürmediğim son yıllarda hem kitaptaki çocuklara hem kendime bol bol güldüm. (Kitabı bile halen buradan yorumluyor olmak da ayrı bir ironi :D ) Keyifli okumalar :)
Öncelikle çocuklar 11-12 yaşlarında olmasına rağmen anlatım dili tam olarak o yaşlardaki bir çocuğun konuşacağı şekilde değildi bence. Yer yer bir çocuğun bilmeyeceği kelimeler kullanılmış. Bazı yerlerde 4. sınıf günlüğümü okuyor gibi, bazı yerlerde ise 8. Sınıf günlüğümü okuyor gibi hissettim. İkisinin arasında bir dil ile yazılabilirdi bence. Yine de günümüzün sorunlarından biri olan teknoloji bağımlılığını bu şekilde öyküleştirmek ve çocuk diliyle yazmak çok faydalı olmuş
Yaşımızdan bağımsız ekran süremizin astronomik düzeyde arttığı bu dönemde, kitabı ablama manidar bir hediye olacağını düşünerek almıştım. İkimiz de keyifle okuduk. Hedefim tüm aileye okutmak.. 😅 Herkese teknolojiden uzak kalmadığımız ama dozunda kullandığımız, bol okumalı bir yıl dilerim.
çok güzel öneririm ben Şermin yaşar ve mert tugen 'i seviyorum o yüzden de iki sevdiğim yazar birleşince ayrı Bi güzel olmuş.bu kitapta öteki Şermin yaşasın kitaplarını ayrı güzel