Doksanlar Türkiyesi başka bir Türkiye’ydi, İstanbul da başka bir İstanbul’du. O kadar uzak bir geçmiş olmasa da bugünden bakıldığında toplumsal değişimleri fark etmek, hatırlamak, “Neydim, ne oldum?” diye düşünmek insanı üzüyor ve sarsıyor. Mehmet Tez bu kitapta bu dönüşümün küçük ama merkezi bir parçasını, İstanbul’un kalbindeki müzik evrenini hafızamızı uyandıracak ayrıntılarla anlatıyor. İstiklal sadece bu müzik evreninin, insanlarının kesiştiği fiziki bir alan değil, aynı zamanda belli bir kültürün, auranın, kimliğin ortaya çıktığı bir damardı. Kitabın kahramanı ve benim alter ego olarak okuduğum arkadaşı bu damarı ve içindeki akışkanlığı çok güzel gösteriyor.
Oğuz Atay göndermeleri yerinde, ama onlar olmadan da hikaye okuru içine çekiyor. Canım İstanbul, bugün herhangi bir turistik kentin alışveriş caddesine dönüşmüş, baştan aşağı tatlı şerbetine bulanmış haliyle turistlerin görülecek yerler listesinde tik atılacak bir yere indirgenmiş durumda. Eski günleri hatırlamak adına okumalı Selim’in hayatını.