Öncelikle puan vermemdeki tek sebep puanlama ortalamasına dahil olmasını istemem.
%50’de bırakıyorum, çünkü daha fazla tahammülüm kalmadı, hayat böyle çöp bir “şeye” vakit ayırmak için fazla kısa. Ömrümden haddinden fazlasını verdim zaten, yeter.
Resmen beni “okuyamama” durumuna soktu bu saçmalık. Kanser eden cümleler, kanser hücresi karakterler. Delirdim ya okurken, vallahi düşündükçe geriliyorum. Kitabı değil rafımda görmek, adını duyunca bile sinir tepeme geliyor (kadim dostuma sürekli hatırlattığı için teşekkürler). Kitap ne akıyor ne ilgi çekici, LEŞ.
Bu kitabı özetleyecek olursam, kitabın 238. sayfasında güzel bir cümle var ki bu da kitaptaki tek düzgün cümle:
“...Aysun, kendisine pek de ilginç gelmeyen Deniz’in bu entelektüel özentisi konuşmasının üzerine sıkılarak...”
Bütün bir kitap ENTELEKTÜEL ÖZENTİSİ CÜMLELERLE SAÇMA SAPAN FELSEFE YAPTIM SANAN ANDAVALLARLA DOLU! Biri öksürse diğeri onun üstüne kitap yazacak, öyle abartılı cümleler. Hayır felsefi falan da değil, şu “kitap”taki cümlelere felsefi diyen Allah aşkına gitsin adam gibi bir felsefe kitabı okusun, açsın Youtube’da felsefe oturumlarını falan izlesin ya da en basiti Google’a “felsefe nedir” yazıp bir aratsın bu nedir??
Karakterlerin hepsi AŞIRI DERECEDE itici ve yapmacık. İğrençler ya gerçekten, belki çocukça bir cümle ama böyle acayip irrite edici herkes. Hepsi burnu havada, herkeste böyle bir kaprisler bir küstahlıklar, kibirler. Kimsin abi? Kimsiniz cidden? Kıçı kırık bir tv programcısı psikolog (bu kadar kaprisli birinden de nasıl bir yardım umulur bilemiyorum saatine 583774 dolar verip!!), bir tane müzisyen hoca kendini Gandhi falan sanıyor, aptal bir dansçı kız (diziden bildiğim kadarıyla o da yürüyen bir kibir topu zaten), bir tane magazinci aptal bir kadın kendini sektörün tanrıçası sanıyor ama sadece takıntılı bir ruh hastası olduğunun farkında değil falan falan falan. Yanın yanı karakterler bile itici, böyle bir yetenek olamaz, bir tane düzgün adam yok.
Sürekli bir bulunduğu ülkenin her şeyini eleştiri hali, bir aşağılamalar. Ya yürüyün gidin İsviçrenize, Amerikanıza o zaman arkadaş ne tatava yaptın be. Duru aptalı yanlışlıkla ekonomik olarak düşük halli bir mahalleye gidiyor uzaylı görmüş gibi bir haller hareketler, şallarla örtünmeye çalışmalar, insanlardan kaçmalar KİMSİN ABİ SEN MONACO PRENSESİ FALAN MI?? Hayır mı ya bu ne abartı böyle?! Bununla biter mi, HAYIR. Oradaki “garibanlar” da bunu huri falan sanıyor geri kaçınca WTF??????? Ne bu? Siz marjinal, entelektüel cart curt geri kalan da şey mi elbiseli bir kızı BİLE huri zannedebilecek kadar mağaradan çıkma? Mal çünkü herkes, görmemiş cahil, bunlar olağanüstü. Kaymak tabaka bu kitaptaki herkes. Değilse de üst düzey bir zekaya sahip. Olabilecek her konuda üst düzeyler, farklılar, muhteşemler, herkesi eleştirebilecek ermiş noktadalar. Ya bir siktir git ya.
Onun dışında yazar ablamız seksist bir dil kullanma işini tam anlayamamış herhalde. Olabilecek her türlü durumu cinsel örnekler üzerinden anlatacağım diye bu kadar yırtınıldığını erotik bir kitapta bile göremezsiniz, bu fiyaskoya şahit olmak isterseniz sizi şöyle kitabın sayfalarına doğru alalım diyeceğim de paranızı bu kitaba vereceğinize yakın, emin olun daha fazla verim alırsınız. Mesela şey gibi, kağıtların yanabildiğini öğrenirsiniz! Bir de berbat bir imla söz konusu, editörler bile kitabı okumaya tahammül edemedi herhalde. Yazım kuralıdır, noktalama işaretleridir... Ya dur, ne büyük beklentiye girdim durduk yere. Bir de dünyaları isteseydim, pes. Affedersiniz.
Hee, bir de şey var, skpgeoskdkglw tövbe yarabbim. Bu kadar zorlama bel altı bir dilden sonra “sevişmek” yerine “çiftleşmek” demek?? AHCLRPAJDJHŞEPWKDKGL la havle vela. Ulan ne kadar enteresan bir dil kullandın sen öyle, helal be, çiftleşmek demek, ya sabır. Gerzek gerzek tabirler kitabın her yerinde mevcut, aklımda tutmak gibi bir hata yapmadım çok şükür.
Bu kitabı “kişisel gelişim” türü adı altında pazarlamışlar bildiğim kadarıyla. Öncelikle ilgimi çeken bir tür olmamakla birlikte okumuşluğum da yok ama BUNUN ÖYLE BİR ŞEY OLMADIĞI KESİN. İki zorlama cümleyle kişisel gelişim oluyorsa 11 yaşındaki kuzenimin yazacağı herhangi bir şeyin bu kitaptan daha fazla satması gerekir, biz çalışmalara başlayalım.
Şunu basmak için kesilen ağaçlara yazık, sonra da verilen paralara yazık, ayrılan zamana yazık. Bu kitap ve siz arasında olabilecek her şeye YAZIK. Kitaplıkta da görmemek için muhtemelen başka bir yere fırlatıp atacağım, kitaplığımda kaplayacağı yere YAZIK. İyi ki önceden diğer kitapları da almak gibi bir gaflette bulunmamışım, bir kitapla yine ucuz yırttım.
Yazarın kendisi de yalan üzerine kurulu bir tahsille kendini piyasaya sürmüş sanırım, işin pek magazin kısmıyla ilgilenmemekle birlikte, fiyasko üstüne fiyasko şaşırtmıyor.
Zamanında diziyi izliyordum ki (kitabı merak sebebim de bu) dizi de abartılacak bir şey değildi, oyuncu kadrosu dışında onu izlemek de iç karartıcıydı, kitap daha da beter. Abartmıyorum, hayatımda ilk kez bir kitabı geri dönmemek üzere bırakıyorum, ruh sağlığım buradaki vıttırı vızık iki cümleyi okumaya “çalışmaktan” çok daha değerli.
Almayın. Eğer aldıysanız ve amacınız yeni bir intihar yolu aramaksa ancak o zaman okumaya çalışın. İnsanın bu cümlelere maruz kalmaktansa gözlerini oyası, beynini yerinden söküp atası geliyor, o konuda tavsiye ederim.
Kendinizi sevmiyorsanız bu kitap tam da size göre. Ama eğer birazcık da olsa kendinize bir saygınız varsa o kitabı aldığınız gibi geridönüşüme fırlatırsınız. Hem anlık bir stres atmış hem de onu dünyaya daha faydalı bir hale getirmeye vesile olmuş olursunuz. Şahsen ben öyle yapacağım.