Efsanevi sanatçı Afet Hanım’ın hastaneye kaldırılmasıyla başlayan hikâye, okuru aile bağlarının derinliklerine, yıllarca saklanmış sırların açığa çıkışına ve bireysel yasın dönüştürücü gücüne davet ediyor. Gülsel Ceren Güneş’in yeni romanı, üç kuşak kadının taşıdığı acıların ve yalnızlıkların birbirine nasıl zincirlenebildiğini çarpıcı bir dille anlatıyor.
Romanın merkezinde, torun Nurperi bulunuyor. Henüz kendi kaybını kabullenememişken, hastane odasında karşılaştığı suskunluklar ve itiraflar onu derin bir hesaplaşmaya sürüklüyor. Annesinin çocukluğunu şekillendiren sevgisizlik, anneannesinin kalabalıklar arasındaki yalnızlığı ve yıllar boyunca dile getirilmeyen sırlar birer birer yüzeye çıkıyor. Nurperi’nin sırtındaki yük artık sadece kendi kayıplarının değil; geçmişin acımasız hesaplaşmalarının da ağırlığıdır.
Roman, “ölüm” kavramını yalnızca biyolojik bir sona indirgemeden, ardında bıraktığı gölgeleri, açığa çıkan sırları ve dönüşen ilişkileri anlatıyor. Çünkü kimi ölümler yalnızca birini almaz; yıllardır susulmuş ne varsa ardından sürükler.
Afet Hanım, sahnelerin alkışlarla coşan, izleyicilerin hafızalarına kazınan efsanevi bir sanatçıdır. Ancak roman, ışıkların söndüğü, perde kapandığı anlarda sahneden geriye kalanı da sorgulatıyor. Şöhretin parıltısının ardındaki yalnızlık, aile içindeki çatışmalar ve bedeli ağır seçimler, torunu Nurperi’nin gözünden yeniden şekilleniyor.
Basının hastane önünde bekleyişi, meraklı bakışları ve kimi zaman acımasız yorumları ise içeride yaşanan yangını daha da körüklemekten öteye gitmiyor. Böylece roman, bireysel hikâyeyi toplumsal gözlemin ve medyanın müdahaleci etkisiyle harmanlıyor.
Nurperi’nin önünde bir yol ayrımı vardır artık. Çünkü bir kez bakış açınız değiştiğinde hiçbir şey eskisi gibi kalmaz. Her seçim mutlaka bir bedel ister. Romanın son sayfalarında okur, yalnızca Nurperi’nin değil, kendi hayatının da aynasına bakıyor: “Ben kendi hikâyemde nerede duruyorum?”
Gülsel Ceren Güneş, 1989 yılında doğdu. TED Ankara Koleji ve Başkent Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra bir süre yeminli tercüman olarak çalıştı. Ardından Curtin University'de Dijital Pazarlama üzerine yüksek lisans yaptı ve Amerikan Pazarlama Birliği'ne üye oldu. Öyküleri çeşitli kolektif kitaplarda ve dergilerde yayımlandı. "Karakalem" isimli bir öykü kitabı ve “Önden Üç Bilet” adında bir romanı var. Edebiyat Haber, Litera Edebiyat gibi mecralarda edebiyat eleştirileri yazıyor.
Çok iyi bir ilk roman. Hatta çok iyi bir roman. İlk’lerden daha azını bekliyoruz belki de:) Kuşak hikayesi, kadın, evlilik, aile zihin ve bugün birleşmiş. Akıcı, vurucu ve son derece samimi. İçtenlikle tavsiyedir.
Bir solukta okunan ama insanın aklından çıkmayan bir roman. Kuşaklar arası sırlar ortaya döküldükçe kendi ailemdeki konuşulmayanları düşündüm. Karakterlerin yaşadığı acılarla özdeşleşirken, Gülsel Ceren Güneş’in yalın ve dokunaklı anlatımı kitabı zihnimde yaşamaya devam ettirdi.