Jump to ratings and reviews
Rate this book

Çağdaş Zihin Felsefesi Tartışmaları

Rate this book
Çağdaş Felsefe Tartışmaları dizisi, okuru güncel felsefeyle tanıştırmayı ve akademik çalışmalarda çerçeve sunacak bir başvuru kaynağı olmayı amaçlıyor. Dizideki her bir kitap, ilgili alanın güncel sorunlarını tanıtmasının yanı sıra belirli bir konu bağlamında yazarının kendine özgü problematiğini de ortaya koyuyor. Bu bakımdan dizi, bütünlüklü bir bakış sunan özgün eserlerden oluşuyor. Özgüç Güven Çağdaş Zihin Felsefesi Tartışmaları’nda son elli yılda zihne ilişkin öne çıkan tartışmaları ele alıyor. Kitapta kapsamlı bir içerik ve özlü bir anlatımla, konu edilen her bir düşünür öne çıkan temel tartışması üzerinden değerlendiriliyor. Düşünürlerin kavramları, temel öncülleri ve ulaştıkları sonuçlar kendilerine özgü konumunu ayırt edecek biçimde açıklanıyor. Ele alınan kuramların eleştirilerine de yer veren eser, zihin üzerine Türkçe düşünmek isteyenler için önemli bir başvuru kaynağı.

315 pages, Paperback

First published January 1, 2024

1 person is currently reading
2 people want to read

About the author

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
1 (50%)
4 stars
1 (50%)
3 stars
0 (0%)
2 stars
0 (0%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 of 1 review
Profile Image for Iris Aurelia.
30 reviews1 follower
March 17, 2026
Crick ve Koch beynin ön kısmındaki sinirsel etkinliğin bilinçsiz olduğunu öne sürer." Bu bağlamda onlara göre insanlar düşüncelerin doğrudan bilincinde değildirler, bunun yerine imgelemlerindeki duyusal tasarımların bilincindedirler." Crick ve Koch'a göre bilincin sinirsel karşılığı bulunduğunda zihin durumlarının niteliksel özelliklerine ilişkin tartışmalara da ışık tutulacaktır. Anlaşılacağı üzere Crick ve Koch bilince sinirsel yapıda karşılık gelen bir bağlaşık olduğunu varsayarak indirgemeci bir konumdadır. Bilinci açıklamak için beyin ve ilgili sinirsel yapıların nasıl çalıştığını bilmek yeterlidir. Burada sorulması gereken soru bilinç için ne ölçüde bir sinirsel yapının yeterli olduğudur? Crick ve Koch'un bilincin sinirsel temellerini anlamaya yönelik çalışmaları bilincin 1980'li yıllarla birlikte yeniden bilimin konusu durumuna gelmesini sağlamıştır. Bu açıdan Crick ve Koch bilinci sinir bilimsel karşılıklar açısından anlamaya çalışmanın öncüleri durumundadırlar.

Tononi "Her deneyim için düşünülebilecek dolaysız özellikler var mı?" sorusunu ortaya atar. Bu sorunun yanıtı olarak bulduğu özelliklere “bilinç aksiyomu" adını verir. Tononi beş bilinç aksiyomu olduğunu savunur.

Dennett, kartezyen Tiyatroya karşı çoklu taslaklar modelini öne sürer:
Çoklu taslaklar modeline göre, algının tüm çeşitleri aslında, düşüncenin veya zihinsel etkinliğin tüm çeşitleri duyusal girdilerin yorumlanması ve detaylandırılmasına ilişkin çok yönlü işlemlerle paralel olarak beyinde gerçekleştirilir. Sinir sistemine giren veri sürekli "editoryal düzenleme" altındadır.

Penrose hesaplamalı olmayan fizikselci bir temelde bilinci anlamak ister. Böyle bir fiziksel düzey onun açısından kuantumda bulunur. Bundan dolayı bilinç kuantum düzeyinde gerçekleşen etkinliklerle ilişkili olmalıdır. Bu bakımdan klasik fizik ile kuantum fiziği arasındaki boşluğun giderilmesi ile hesaplamalı bir etkinlik olmayacak biçimde bilincin anlaşılabileceğini varsayar. Başka deyişle Penrose'a göre kuantum dünyası ile olağan dünyanın bağı fiziksel olarak kurulduğunda bilince yol açan etkinliklerin de açıklaması sunulabilecektir. Bu yeni fizik beyinde kuantum düzeyinde işlerin nasıl sürdürüldüğünün açıklamasını verecektir.

Nörofenomenolojik yaklaşım belirli bir deneyimin fenomenolojik yanını, Husserlci, Merlau-Pontyci ve Budist fenomenoloji geleneklerinin bileşimini içeren bir araştırmayla o deneyimin bilişsel bilimlerdeki durumunu ili kilendiren bir bakış açısıdır. Belirli bir deneyimde olmanın içsel doğası fenomenolojik indirgeme yoluyla araştırılır. Bu araştırma o deneyimin sinirsel karşılıkları hesaba katılarak yapılır. Söz gelimi zaman bilincinin nörofenomenolojisi araştırılırken "Şimdi nedir", "Şu anı nasıl deneyimliyorsunuz?" "Bu deneyimin doğası nedir?" türünde sorularla başlanır. Böylece fenomenoloji herhangi bir deneyime ilişkin gelişigüzel bir değerlendirmenin yeterli olmadığını ortaya koyar

Ortaya koymaya çalıştığımız gibi çağdaş zihin felsefesinin son elli yılının önemli bir kesiti bilinç üstüne yapılan tartışmalardan oluşur. Bilincin fiziksel yapılardan türetilebileceğini öne sürenler ile bu türetimin bütünüyle bilinci açıklamaya yetmeyeceğini savlayanlar tartışmanın ana taraflarıdır.

Displaying 1 of 1 review